Bir sadrazam torunu Ankara'da
Yusuf Hikmet Bayur, Osmanlı'nın son büyük sadrazamlarından Kıbrıslı Kâmil Paşa'nın torunuydu. Ama hayatını, dedesinin hizmet ettiği imparatorluğun yerine kurulan Cumhuriyet'in içinde geçirdi. Lozan'da Türk heyetine danışmanlık yaptı, iki kez Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri oldu, Maarif Vekili olarak 1933 üniversite reformunun ilk yılını yönetti ve Türk inkılabının tarihini on kitaplık bir eserde anlattı. Hayatının ikinci yarısında ise siyasi muhalefetin en tanınmış isimlerinden biri oldu.
Galatasaray'dan Sorbonne'a
Hikmet Bey 1891'de İstanbul'da doğdu. Babası, Kâmil Paşa'nın oğlu Haşmet Bey'di. Mekteb-i Sultani'yi, yani Galatasaray Lisesi'ni bitirdi. Yükseköğrenimini Fransa'da, Paris Üniversitesi'nin fen fakültesinde tamamladı. Türkiye'ye döndükten sonra 1914-1920 yıllarında Galatasaray'da öğretmenlik yaptı.Batı dillerine ve diplomasi dünyasına hâkim olması, ona sonraki yıllarda Ankara'da önemli bir yer açtı. Milli Mücadele başladığında Anadolu'ya geçti ve Salihli cephesinde Kuva-yı Milliye saflarında bulundu. Batı Anadolu'daki bu ilk direniş hatları, Yunan ilerleyişine karşı düzenli ordunun kurulmasından önceki aylarda en önemli savunma çizgisiydi.
Tarih notu
1891: İstanbul'da doğar
1914-1920: Galatasaray'da öğretmen
1 Ekim 1920: Hariciye'de siyasi işler genel müdürü
1921-1923: Londra ve Lozan konferanslarında Türk heyetine danışmanlık
1925: Belgrad'da siyasi temsilci
1927-1928: Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
1928-1931: Kabil büyükelçisi
1932-1933: İkinci kez Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
1933-1934: Maarif Vekili
1940-1967: Türk İnkılabı Tarihi'nin ciltleri yayımlanır
1948-1952: Millet Partisi'nin kurucusu ve genel başkanı
6 Mart 1980: İstanbul'da hayatını kaybeder
1914-1920: Galatasaray'da öğretmen
1 Ekim 1920: Hariciye'de siyasi işler genel müdürü
1921-1923: Londra ve Lozan konferanslarında Türk heyetine danışmanlık
1925: Belgrad'da siyasi temsilci
1927-1928: Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
1928-1931: Kabil büyükelçisi
1932-1933: İkinci kez Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri
1933-1934: Maarif Vekili
1940-1967: Türk İnkılabı Tarihi'nin ciltleri yayımlanır
1948-1952: Millet Partisi'nin kurucusu ve genel başkanı
6 Mart 1980: İstanbul'da hayatını kaybeder
Salihli'den Ankara'ya
Salihli, Alaşehir ve Ödemiş çevresindeki milli müfrezeler 1919 yazında kurulmuştu. Yerel halk, eski askerler ve gönüllüler bu müfrezelerde birlikte savaşıyordu. Hikmet Bey gibi İstanbul'dan gelen eğitimli gençler, bu hatlarda hem cephe görevi yaptı hem de Ankara ile yazışmaları yürüttü. Kısa süre sonra onun dil bilgisi daha çok ihtiyaç duyulan bir alana, diplomasiye yönlendirildi.Ankara'nın Hariciyesinde
Büyük Millet Meclisi açıldıktan sonra Ankara hükümetinin bir dış işleri teşkilatına ihtiyacı vardı. 1 Ekim 1920'de Hikmet Bey, Hariciye'de siyasi işler genel müdürlüğüne getirildi. Yeni kurulan bu teşkilat, Moskova'dan Paris'e uzanan diplomatik temasları yürütüyor, gelen notaları inceliyor, heyetlerin hazırlığını yapıyordu.Hikmet Bey, 1921'deki Londra Konferansı'na ve 1922-1923'te Lozan Konferansı'na giden Türk heyetlerinde danışman olarak bulundu. Lozan'da İsmet Paşa'nın heyeti, aylarca süren görüşmelerde hukukçulardan, tarihçilerden ve dil bilen uzmanlardan oluşan geniş bir kadroyla çalıştı. Hikmet Bey bu kadronun Fransızcaya hâkim, Avrupa diplomasisini tanıyan üyelerindendi.

Belgrad, Çankaya ve Kabil
Lozan'dan sonra Londra büyükelçiliğinde müşavir olarak görev yaptı, 1925'te Belgrad'a siyasi temsilci olarak gönderildi. 1927'de Ankara'ya çağrıldı ve Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri oldu. Bu görev, onu Atatürk'ün günlük çalışma düzeninin tam merkezine yerleştirdi. Cumhurbaşkanına gelen yazışmalar, ziyaretçi kabulleri ve devlet işlerinin Çankaya'daki takibi genel sekreterliğin sorumluluğundaydı.1928'de Afganistan'a büyükelçi olarak atandı. Kabil'deki görevi, Afganistan'ın iç karışıklıklar yaşadığı ve Kral Amanullah Han'ın tahttan çekildiği çalkantılı bir döneme denk geldi. Türkiye ile Afganistan arasındaki dostluk, 1921'deki antlaşmadan bu yana sürüyordu; Hikmet Bey'in görevi, bu ilişkiyi zor koşullarda korumaktı. 1932'de yeniden Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri oldu.
Ek bilgi
Hikmet Bayur'un Kabil yılları, onun ilgisini Orta Asya ve Hindistan tarihine yöneltti. Sonraki yıllarda Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi'nde Hint tarihi ordinaryüs profesörü oldu ve üç ciltlik bir Hindistan tarihi yazdı. Bir diplomatın görev yerinde tanıdığı bölgeyi sonra akademik çalışmalarına taşıması, dönemin aydınları arasında az rastlanan bir örnektir.
1933'te Maarif Vekili
1933'te Manisa'dan milletvekili seçilen Hikmet Bey, Ekim 1933'te İsmet Paşa hükümetinde Maarif Vekili oldu. Bu tarih, Darülfünun'un kapatılıp İstanbul Üniversitesi'nin kurulduğu üniversite reformunun hemen ertesine denk geliyordu. Almanya'dan ayrılmak zorunda kalan çok sayıda bilim insanı Türk üniversitelerinde göreve başlıyordu. Yeni üniversitenin ilk yılının düzenlenmesi, Hikmet Bey'in bakanlığının önemli işlerinden biri oldu.Bakanlığı Temmuz 1934'e kadar sürdü. Aynı dönemde üniversitelere zorunlu ders olarak konulan Türk inkılap tarihi derslerini okutmakla da görevlendirildi. Bu dersler, Cumhuriyet'in kendi kuruluş hikâyesini genç kuşaklara anlatma çabasının bir parçasıydı.
On kitaplık bir inkılap tarihi
Hikmet Bayur'un en önemli eseri, 1940'tan 1967'ye kadar yayımlanan "Türk İnkılabı Tarihi"dir. Üç cilt ve on kitaptan oluşan bu eser, adının aksine Cumhuriyet'in devrimlerinden çok, Osmanlı'nın son yüzyılını, II. Meşrutiyet'i, Trablusgarp ve Balkan savaşlarını ve Birinci Dünya Savaşı'nı ayrıntılı biçimde ele alır. Yazar, Türk inkılabının köklerini anlamak için bu dönemin bilinmesi gerektiğini düşünüyordu.Eser, Osmanlı ve yabancı arşiv belgelerine, diplomatik yazışmalara ve dönemin basınına dayanan geniş bir çalışmadır. Bugün de son dönem Osmanlı tarihi üzerine çalışan araştırmacıların başvurduğu başlıca kitaplardan biri sayılır. Bunun yanında "Türkiye Devleti'nin Dış Siyasası" ve "Atatürk, Hayatı ve Eseri" adlı kitapları da vardır.

Dikkat: yanlış bilinen
"Türk İnkılabı Tarihi" adıyla birden fazla kitap vardır. Hikmet Bayur'un eseri, aynı adı taşıyan ders kitaplarıyla ve başka yazarların özetleriyle karıştırılmamalıdır. Bayur'un eseri, 1940-1967 arasında Türk Tarih Kurumu tarafından yayımlanan çok ciltli bir çalışmadır.
Muhalefet yılları
Hikmet Bayur 1935, 1939 ve 1943'te yeniden Manisa milletvekili seçildi. 1946'da Cumhuriyet Halk Partisi'nden ayrıldı. 1948'de Mareşal Fevzi Çakmak ile birlikte Millet Partisi'ni kurdu ve partinin genel başkanlığını yaptı. Kudret gazetesinin başyazılarını yazdı. 1952'de partiden ayrıldı ve 1954 ile 1957 seçimlerinde 1950'lerin iktidar partisinin listesinden bağımsız Manisa milletvekili olarak Meclis'e girdi.1960'tan sonra siyasetten tamamen çekildi ve tarih çalışmalarına döndü. 6 Mart 1980'de İstanbul'da hayatını kaybetti.