İçeriğe geç
Giriş yap
0

Hüsrev Gerede: Samsun kafilesinden Misak-ı Millî'ye, Tahran'dan Tokyo ve Berlin'e

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bandırma'daki kurmaylardan biri

16 Mayıs 1919'da İstanbul'dan Samsun'a doğru yola çıkan Bandırma vapurunda, Dokuzuncu Ordu Müfettişi Mustafa Kemal Paşa'nın yanında küçük bir kurmay heyeti vardı. Bu heyetin istihbarat ve siyasi işlerden sorumlu subayı Binbaşı Hüsrev Bey'di. Sonraki yıllarda Gerede soyadıyla tanınacak olan Hüsrev Bey, Milli Mücadele'nin ilk aylarının yazı işlerinde, Meclis-i Mebusan'daki Misak-ı Millî oylamasında, Bolu ayaklanmasındaki zor bir görevde ve Cumhuriyet'in ilk elçilikleri arasında hep karşımıza çıkar.
Hüsrev Gerede
Hüsrev GeredeGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Edirne'den Erzurum'a, Harbiye'den kurmaylığa

Hüsrev Bey, 1880'lerin ortasında Edirne'de doğdu. Babası Ferik Mehmed Ali Paşa'ydı. Babasının görev yeri nedeniyle çocukluğunun bir bölümü Erzurum'da geçti. Babasını kaybedince asker olmaya karar verdi, Harbiye'yi bitirdi ve 1908'de kurmay yüzbaşı olarak Erkân-ı Harbiye'den mezun oldu.

Balkan Savaşı'nda tümen kurmaylığı yaptı, savaştan sonra Trakya sınırını belirleyen komisyonda görev aldı. 1914'te Atina'da askerî ataşe oldu. Birinci Dünya Savaşı'nda Genel Karargâh'ın haber alma şubesinde ve Kafkas Cephesi'nde çalıştı. 1918'de Trabzon'da Kafkas temsilcileriyle yapılan barış görüşmelerine katılan heyette yer aldı. Mondros Mütarekesi imzalandığında Erzurum'daki 15. Kolordu'nun kurmay başkanlığına atanmıştı.
Tarih notu
1908: Kurmay yüzbaşı olarak mezun olur
1914: Atina askerî ataşesi
1918: Trabzon'daki Kafkas barış görüşmeleri
16-19 Mayıs 1919: Mustafa Kemal Paşa ile Samsun'a gider
1919: Erzurum ve Sivas kongrelerinde Heyet-i Temsiliye kâtipliği
28 Ocak 1920: Misak-ı Millî'yi imzalayan Trabzon mebuslarından
1920: Bolu yöresinde Heyet-i Nasiha başkanı
1924: Budapeşte elçisi
1930-1934: Tahran büyükelçisi
1936: Tokyo büyükelçisi
1939-1942: Berlin büyükelçisi
Mart 1962: İstanbul'da hayatını kaybeder

Mütareke İstanbul'unda bir sansür memuru

Mütarekeden sonra Hüsrev Bey, Bâb-ı Âli'de kurulan karma basın sansür heyetine atandı. Bu heyet, İtilaf devletlerine karşı yayın yapılmasını önlemekle görevliydi. Fransız komutanı Franchet d'Espèrey'in İstanbul'a beyaz bir at üzerinde girişini anlatan Süleyman Nazif'in "Kara Bir Gün" başlıklı yazısı, Hüsrev Bey'in sansürden geçirmesiyle yayımlandı. Bu yazı, işgal kuvvetlerinin tepkisini çekti ve Hüsrev Bey sansür heyetinden ayrılmak zorunda kaldı.

Ardından bir gazete çevresinde işgale karşı yazılar yazdı ve Erzurum'a giderek Kâzım Karabekir Paşa ile görüştü. Dönüşte Şişli'de Mustafa Kemal Paşa ile buluştu. Mustafa Kemal Paşa, Dokuzuncu Ordu Müfettişliği heyetinde görev almasını önerdi ve Hüsrev Bey bu teklifi kabul etti.

Samsun'dan Ankara'ya

19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkan heyette Hüsrev Bey istihbarat ve propaganda işlerini üstlendi. Havza ve Amasya'da hazırlanan genelgelerin yazımında, Erzurum ve Sivas kongrelerinin ardından kurulan Heyet-i Temsiliye'nin yazı işlerinde çalıştı. Heyet-i Temsiliye Ankara'ya geldiğinde, Mustafa Kemal Paşa'nın karargâh olarak kullandığı Ziraat Mektebi binasında görevini sürdürdü.

1919 seçimlerinde Heyet-i Temsiliye'nin desteğiyle Trabzon'dan mebus seçildi ve İstanbul'a gitti. Misak-ı Millî metnini Meclis'e ulaştırma görevi ona verilmişti. Meclis-i Mebusan'ın 28 Ocak 1920'deki kapalı toplantısında kabul edilen Misak-ı Millî'yi imzalayanlar arasında o da vardı. 16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edilip Meclis dağıtılınca Anadolu'ya geçti ve Büyük Millet Meclisi'ne katıldı.
Ek bilgi
Gerede soyadı, Hüsrev Bey'in 1920'deki Bolu ayaklanması sırasında Gerede yöresinde yaşadıklarına atıftır. Meclis'in gönderdiği Heyet-i Nasiha'nın başında bulunan Hüsrev Bey, Gerede'de ayaklanmacıların eline düştü ve yaklaşık iki ay Düzce'de tutuldu. Soyadı Kanunu çıktıktan sonra bu soyadı ona Atatürk tarafından verildi.

Meclis kürsüsünde cephe haberleri

Sakarya Meydan Muharebesi sırasında Hüsrev Bey cephede değil, Meclis'teydi. Hem subay hem mebus olduğu için Başkomutanlık'tan gelen harp tebliğlerini Meclis kürsüsünde okumak ona düştü. Her gün aldığı haberleri kürsüden açıkladı ve çizimlerle cephenin durumunu anlattı. Savaşın en kritik günlerinde Meclis'in cepheden kopmamasında bu düzenli bilgilendirmenin önemli bir payı vardı. Londra Konferansı'na giden Ankara heyetinde de yer aldı.
Hüsrev Bey (Gerede)
Hüsrev Bey (Gerede)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Cumhuriyet'in ilk elçilerinden

Cumhuriyet ilan edildikten sonra Ankara, yurt dışında kendi temsilcilerini atamaya başladı. Hüsrev Bey 1924'te Budapeşte'ye orta elçi olarak gönderildi. Ardından Sofya'da görev yaptı. Bulgaristan'da Türk okullarında yeni Türk harfleriyle öğretimi kısıtlayan bir karar alındığında, Bulgar başbakanıyla yaptığı görüşmeler sonucunda bu karardan vazgeçildi.

1930'da Tahran'a büyükelçi olarak atandı. Ağrı ayaklanması sırasında iki ülke arasında sınır sorunu çıkmıştı. Hüsrev Bey bu sorunun çözümünde etkin rol oynadı ve 1932'de imzalanan sınır anlaşmasıyla iki ülke arasındaki gerginlik giderildi. 1934'te İran Şahı Rıza Pehlevi'nin Türkiye ziyaretinin hazırlıklarını yürüttü ve Şah'a eşlik eden heyette bulundu.

Tokyo ve Ertuğrul'un hatırası

1936'da Tokyo'ya büyükelçi olarak gitti. Bu görevi sırasında 1890'da Japonya kıyısında batan Ertuğrul firkateyninin şehitleri için Kuşimoto'da yapılan anıt çalışmaları gerçekleşti. Japonya'daki Türk öğrencilerle de yakından ilgilendi.

Savaş yıllarında Berlin

Hüsrev Gerede 1939 yazında Berlin'e atandı ve İkinci Dünya Savaşı'nın ilk günlerinde Almanya'ya vardı. Savaş boyunca Türkiye'nin tarafsızlığını korumaya çalışan Ankara'nın Berlin'deki sesi oldu. 18 Haziran 1941'de imzalanan Türk-Alman Saldırmazlık Antlaşması'nın hazırlanmasında rol aldı. 1942'de görevinden alındı.
1918 Trabzon görüşmelerinde Osmanlı ve Kuzey Kafkasya temsilcileri
1918 Trabzon görüşmelerinde Osmanlı ve Kuzey Kafkasya temsilcileriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Hüsrev Gerede'nin doğum yılı 1884 ve 1886 olarak iki farklı biçimde anılır; ölüm günü için de birbirine yakın iki tarih dolaşır. Bu nedenle burada yalnız kesinliği tartışmasız yıllar ve görev tarihleri öne çıkarıldı.

Son yıllar

Savaştan sonra Rio de Janeiro'da büyükelçilik yaptı ve 1949'da emekli oldu. Oğlu Faruk Gerede'yi 1950'de yaşanan bir patlama kazasında kaybetti. Son yıllarında anılarını yazdı; bunların Tahran yıllarını anlatan bölümü onun sağlığında yayımlandı. Yugoslavya'dan Türkiye'ye göç eden ailelerin oradaki mülkleriyle ilgili haklarını korumak için kurulan bir cemiyetin başkanlığını da üstlendi. Mart 1962'de İstanbul'da hayatını kaybetti ve Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Nişantaşı'nda yaşadığı cadde bugün onun adını taşıyor.

Kongre kâtipliğinden büyükelçiliğe uzanan çizgi

Hüsrev Gerede'nin hayatı, Milli Mücadele'nin kâğıt üzerindeki emeğinin ne kadar önemli olduğunu hatırlatıyor. Genelgeler yazıldı, kongre kararları temize çekildi, Misak-ı Millî Meclis'e taşındı; bütün bunların arkasında Hüsrev Bey gibi kurmayların sessiz çalışması vardı. Aynı kişinin sonra Tahran'da bir sınır sorununu çözmesi, Berlin'de savaşın ortasında tarafsızlık için çalışması, Cumhuriyet'in diplomasisini Milli Mücadele kadrolarının nasıl taşıdığını da gösteriyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap