İçeriğe geç
Giriş yap
0

Abdurrahim Tuncak (1908-1998): Akaretler'de büyüyen çocuk, Berlin'de mühendis, EGO'da bir ömür

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Atatürk'ün manevi çocukları denince çoğunlukla Afet İnan, Sabiha Gökçen ya da Ülkü Adatepe akla gelir. Bu listenin en eski ve tek erkek ismi ise Abdurrahim Tuncak'tır. 1908'de doğan ve 10 Ağustos 1998'de ölen Tuncak, çocukluğunu Zübeyde Hanım'ın yanında geçirdi, Atatürk'ün desteğiyle Berlin'de elektrik mühendisi oldu ve bütün çalışma hayatını Ankara'nın elektrik ve gaz işletmesinde geçirdi. Abdurrahim'in hayatını nüfus kaydı, okul yılları ve meslek hayatıyla birlikte izledik; Atatürk araştırmacısı Ahmet Gürel de 19 Ocak 2026'da Cumhuriyet gazetesinde bu hikâyeye yeni ayrıntılar ekledi.

Nereden geldi? Kaynaklardaki iki anlatım

Yaygın anlatıma göre Abdurrahim, Mustafa Kemal'in Birinci Dünya Savaşı'nda Kafkas cephesinde görev yaptığı sırada tanıdığı ve İstanbul'a getirdiği Vanlı bir çocuktur. Nüfus kâğıdında doğum yeri Diyarbakır olarak yazılıdır, ancak orada doğduğu kesin değildir. Ahmet Gürel ise "Zübeyde" adlı çalışmasına dayanarak Mustafa Kemal'in Abdurrahim ile Diyarbakır'da karşılaştığını yazar.

Tuncak gerçek anne ve babasını hiçbir zaman öğrenemedi. Röportajlarında anlattığı rivayete göre babası bir memurdu. Tayin edildiği Diyarbakır'da annesini akrep soktu ve annesi öldü. Babası onu İstanbul'a getirdi, hemen ardından askere alınıp cepheye gönderildi ve bir daha dönmedi.
Dikkat: yanlış bilinen
Çocukluğun başlangıcı konusunda kaynaklar ayrışır. Yaygın anlatım "Vanlı" ve "Kafkas cephesi" der, nüfus kaydı Diyarbakır'ı gösterir, Gürel karşılaşmayı Diyarbakır'a koyar. Tuncak'ın kendi aktardığı akrep anlatımı da "rivayete göre" diye başlar. Bu yüzden doğum yeri ve ailesi hakkında kesin bir hüküm vermek mümkün değildir. Kesin olan, Mustafa Kemal'in onu İstanbul'daki ailesine emanet ettiğidir.
Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde Hanım
Mustafa Kemal'in annesi Zübeyde HanımGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: The original uploader was Бабек at Russian Wikipedia. Dosya sayfası

Akaretler'deki ev ve Zübeyde Hanım

Tuncak'ın kendi anlatımına göre en eski anısı Akaretler'deki evde, Zübeyde Hanım'ın kucağında olduğudur. Ona sonradan anlatılana göre Mustafa Kemal Paşa bir gün onu eve getirmiş ve "Bu çocuğu biz yetiştireceğiz" diyerek Zübeyde Hanım'a teslim etmişti. Tuncak bu konuda bunun dışında bir bilgisi olmadığını da söyler.

İlk çocukluk yılları Zübeyde Hanım ve Makbule Hanım'ın yaşadığı Akaretler ve Şişli'deki evlerde geçti. Mustafa Kemal Filistin cephesindeyken Zübeyde Hanım ile birlikte onu görmeye gittiler. 16 Mayıs 1919'da Mustafa Kemal İstanbul'dan Anadolu'ya geçmek üzere ayrılırken, Abdurrahim de onu Akaretler'deki evden ailenin diğer fertleriyle birlikte uğurladı.

Çankaya, Göztepe ve yeniden Ankara

Kurtuluş Savaşı sürerken Abdurrahim, Mustafa Kemal'in başyaveri Salih (Bozok) Bey'in oğluyla birlikte Ankara'ya gitti. Çankaya Köşkü'nde yaşadı, köşke yakın bir ilkokulda ve ardından Sanayi Mektebi'nde okudu. Mustafa Kemal'in Latife Hanım ile evlenmesinden sonra iki yıl İzmir Göztepe'de, Latife Hanım'ın babası Muammer Bey'in köşkünde kaldı ve okula orada devam etti. Yaz tatillerinde Ankara'ya gidip Çankaya'da kalıyordu.

Anlatılana göre Latife Hanım Ankara'dan ayrılıp İzmir'e döndükten sonra Mustafa Kemal, kayınpederine emanet ettiği Abdurrahim'i yeniden Çankaya'ya aldırdı. O sırada Mithatpaşa Meslek Lisesi'nin orta kısmında okuyan Abdurrahim, liseyi Ankara'da bitirdi.
Beşiktaş'taki Akaretler sıra evleri
Beşiktaş'taki Akaretler sıra evleriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Celaler. Dosya sayfası

Grenoble yerine Berlin

Liseden sonra Fransa'da Grenoble Üniversitesi'ne gitmesi düşünülüyordu. Bu hazırlık için İstanbul'a gönderildi, Fransızca ve matematik dersleri aldı, Silahtarağa Elektrik Fabrikası'nda staj yaptı. Bir süre sonra Mustafa Kemal'in isteğiyle Fransızcayı bırakıp Almanca öğrenmeye başladı. Bir anlatıma göre Mustafa Kemal onu yanına çağırıp "Okuman için seni Almanya'ya gönderiyorum" dedi. 1929'da Berlin Teknik Üniversitesi'ne mühendislik okumaya gitti. Masraflarını Atatürk karşıladı.

1934'te Soyadı Kanunu çıktığında, bir Türk komutanının adı olan Tuncak'ı soyadı olarak aldı. Elektrik mühendisliğini bitirdikten sonra AEG firmasında staj yaptı. 1937'de, Türkiye'ye dönmesinden kısa süre önce, Savarona yatının Atatürk'e hediye edilmek üzere Türk hükûmetince satın alınması görüşmelerinde tercümanlık yaptı.
Ek bilgi
Bir anıya göre Berlin'de staj yaparken Salih Bozok'un hastalanıp bir hastaneye kaldırıldığını duydu ve onu ziyarete gitti. Odada İktisat Vekili Celal (Bayar) Bey ile karşılaştı. Celal Bey ona Türkiye'ye döndüğünde iş vermeyi önerdi. Tuncak dönüşte Celal Bey'e teşekkür etti, ancak teklifi kabul etmedi ve kendi mesleğinde iş aramayı seçti.

EGO'da bir meslek hayatı

Türkiye'ye döndükten sonra AEG'nin işlettiği Ankara Elektrik, Gaz ve Otobüs İşletmesi'nde (EGO) elektrik mühendisi olarak çalışmaya başladı ve emekli olana kadar aynı yerde görev yaptı. Tuncak kendi sözlerinde, kendi bulduğu işe girdiğini, başka hiçbir yerde çalışmadığını ve EGO'dan emekli olduğunu anlatır. Tuncak, manevi evlat olmasından hayatı boyunca yararlanmak istemedi ve sonradan tanıştığı kişilere bu durumdan söz etmedi.

Tuncak'ın Atatürk'e dair hatıraları uzun yıllar kamuoyunca bilinmedi. UNESCO'nun Atatürk Yılı ilan ettiği 1981'de gazeteci Mete Akyol ile beş ay süren görüşmelerden sonra hazırlanan röportaj, Milliyet gazetesinde 15 gün süren bir dizi olarak yayımlandı. Gürel, Tuncak'ın şu sözünü aktarır: "Atatürk, gençliğe hitabesiyle, Cumhuriyeti ve vatanı bütün Türk gençliğine emanet ettiğine göre, gerçekte biz hepimiz, onun manevi evlatlarıyızdır."
İstanbul Boğazı'nda Savarona yatı
İstanbul Boğazı'nda Savarona yatıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Alexxx1979. Dosya sayfası
Tarih notu
1908: Doğum. 1919 öncesi: Akaretler ve Şişli'de Zübeyde Hanım'ın yanında. 16 Mayıs 1919: Mustafa Kemal'i Akaretler'den uğurlama. Kurtuluş Savaşı yılları: Çankaya ve Sanayi Mektebi. 1923 sonrası: İki yıl Göztepe'de. 1929: Berlin Teknik Üniversitesi. 1934: Tuncak soyadı. 1937: Savarona görüşmelerinde tercümanlık, ardından EGO. 1981: Milliyet'teki 15 günlük röportaj dizisi. 10 Kasım 1986: Başkent Üniversitesi'nde fotoğraf koleksiyonu sergisi. 10 Ağustos 1998: Ölüm. 13 Ağustos 1998: Bebek Camii'nde cenaze namazı, Ortaköy Mezarlığı'na defin.

Bağlıca'daki Atatürk Evi

Tuncak, 10 Kasım 1986'da Başkent Üniversitesi Bağlıca Kampüsü'nde Rektörlük binasının bir salonunda, üniversiteye hediye ettiği Atatürk fotoğrafları koleksiyonunu sergiledi. Daha sonra Mustafa Kemal Paşa'nın bavul ve bornoz gibi bazı özel eşyalarını da bağışladı. Üniversite, bu eşyaları sergilemek için 1998'de kampüste ailenin İstanbul'da yaşadığı Akaretler'deki evin bir benzerini yaptırdı ve "Abdurrahim Tuncak Atatürk Evi Müzesi" adıyla açtı. Tuncak'ın cenazesi 13 Ağustos 1998'de Bebek Camii'nde kılınan öğle namazının ardından Ortaköy Mezarlığı'na defnedildi.

Abdurrahim Tuncak'ın hayatı, Atatürk'ün manevi evlatlarına gösterdiği ilginin uzun vadeli bir sonucu olarak okunabilir. Akaretler'de büyüyen bir çocuğun yurtdışında mühendislik eğitimi alıp kamu hizmetinde çalışması, Cumhuriyet'in eğitimli kadrolar yetiştirme hedefinin kişisel bir örneği. Bizce Tuncak'ın Atatürk'ten kalan eşyaları bir üniversiteye bağışlaması ise kişisel hatıraları kamu hafızasına dönüştüren anlamlı bir karar. Böylece özel bir aile tarihi, öğrencilerin ve ziyaretçilerin ulaşabildiği bir müzeye dönüştü.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap