İçeriğe geç
Giriş yap
0

Colmar von der Goltz Paşa (1843-1916): Harbiye'nin hocasından Bağdat'ta ölen mareşale

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Bir neslin hocası

Colmar von der Goltz, Osmanlı ordusunun son kuşağını yetiştiren yabancı subayların en tanınmışıydı. 1883'te İstanbul'a geldiğinde kırk yaşındaydı ve Prusya ordusunun parlak kurmaylarından biri sayılıyordu. Osmanlı topraklarında geçirdiği on iki yıl boyunca askerî okulları yeniden düzenledi, kurmay eğitimini değiştirdi ve yüzlerce genç subayın yetişmesinde iz bıraktı. Mustafa Kemal'in Harbiye'ye girdiği yıllarda okulun müfredatında Goltz'un etkisi hâlâ açıkça hissediliyordu.

Goltz'un Osmanlı ile ilişkisi bu on iki yılla da sınırlı kalmadı. Meşrutiyet'ten sonra yeniden geldi, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunda mareşal olarak görev yaptı ve 1916'da Bağdat'ta hayatını kaybetti. Hayatının son günleri, Kut'ül-Amare kuşatmasının en kritik haftalarına denk geldi.
Colmar von der Goltz Paşa, 1910 dolayları
Colmar von der Goltz Paşa, 1910 dolaylarıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ottoman Military Archives. Dosya sayfası

Prusya kurmay okulundan

Colmar von der Goltz, 1843'te Doğu Prusya'da doğdu. Genç yaşta orduya katıldı, 1866 Avusturya ve 1870-1871 Fransa savaşlarında savaştı. Savaştan sonra Prusya Büyük Genelkurmayı'nın tarih bölümünde çalıştı ve askerî yazarlığıyla ün kazandı. 1883'te yayımladığı "Silahlı Millet" adlı eseri, modern savaşın bütün bir milletin seferber edilmesini gerektirdiğini savunuyordu.

Bu kitap, Osmanlı subayları arasında da derin bir etki bıraktı. Türkçeye "Millet-i Müsellaha" adıyla çevrildi ve askerî okullarda okutuldu. Kitabın ana fikri, ordunun yalnızca askerlerden değil, bütün toplumdan güç alması gerektiğiydi. Bu düşünce, sonraki yıllarda Jön Türk subaylarının siyasi ve askerî görüşlerini de şekillendirdi.
Tarih notu
1843: Doğu Prusya'da doğar
1870-1871: Fransa'ya karşı savaşır
1883: "Silahlı Millet" yayımlanır; Osmanlı hizmetine girer
1883-1895: Osmanlı askerî okullarını yeniden düzenler
1909: Meşrutiyet'ten sonra yeniden İstanbul'a gelir
1914: Padişahın yaveri olarak İstanbul'a döner
1915: Irak'taki 6. Ordu'nun komutanı
19 Nisan 1916: Bağdat'ta hayatını kaybeder
29 Nisan 1916: Kut'ta İngiliz garnizonu teslim olur

İstanbul'daki on iki yıl

Sultan II. Abdülhamid, 1878 yenilgisinden sonra ordusunu yeniden yapılandırmak için Almanya'dan yardım istemişti. Goltz, bu amaçla İstanbul'a gönderilen Alman askerî heyetinin en etkili üyesi oldu. Görevi, askerî okulların eğitim programını düzenlemekti. Harbiye ve Erkân-ı Harbiye mekteplerinin ders programları onun önerileriyle değişti; kurmay eğitimi daha sistemli bir hâle getirildi.

Goltz, ders kitapları yazdırdı, sınav sistemini düzenledi ve okulların yönetimine doğrudan katıldı. Osmanlı subaylarını Almanya'ya eğitime göndermek de onun döneminde yaygınlaştı. Esat Paşa (Bülkat) gibi daha sonra büyük komutanlar olacak subaylar, bu programla Almanya'da eğitim gördü.

Ancak Goltz'un önerilerinin hepsi kabul görmedi. Sultan, ordunun fazla güçlenmesinden ve siyasete karışmasından çekiniyordu. Büyük manevralar yapılmasına, ordunun modern silahlarla donatılmasına yönelik öneriler çoğu zaman sonuçsuz kaldı. Goltz, 1895'te Almanya'ya döndüğünde, yaptığı işlerin bir kısmının yarım kaldığının farkındaydı.

Meşrutiyet'ten sonra dönüş

1908'de Meşrutiyet ilan edildiğinde, Goltz'un eski öğrencilerinin birçoğu orduda önemli yerlere gelmişti. Yeni yönetim, ordunun yeniden düzenlenmesi için Goltz'u davet etti. 1909'dan itibaren Goltz, birkaç kez İstanbul'a gelerek askerî reformlara danışmanlık yaptı. Rumeli'deki manevraları izledi, Manastır'da ve başka garnizonlarda incelemeler yaptı.

Goltz'un bu dönemdeki önerileri arasında, Balkanlar'daki savunma planlarının gözden geçirilmesi de vardı. Yanya'daki Bizani tahkimatı da onun önerileri doğrultusunda güçlendirilmişti. Balkan Savaşı'nda bu tahkimat, aylarca süren bir direnişin dayanağı oldu.
Goltz Paşa'nın 1909'da manevralar için Manastır'a gelişi
Goltz Paşa'nın 1909'da manevralar için Manastır'a gelişiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Goltz, Osmanlı ordusundaki hizmeti sırasında "Goltz Paşa" olarak tanındı ve Osmanlı rütbesi aldı. Türkçeyi bir ölçüde öğrendiği, öğrencileriyle yakın ilişkiler kurduğu anlatılır. Osmanlı subay kuşakları arasında ona duyulan saygı, onu Almanya'da da Osmanlı'nın en iyi tanıyan askerlerden biri hâline getirdi.

Birinci Dünya Savaşı'nda

Birinci Dünya Savaşı başladığında Goltz, Belçika'nın askerî valisi olarak görev yapıyordu. Kısa süre sonra İstanbul'a gönderildi ve padişahın yaveri olarak görevlendirildi. 1915'in başlarında İstanbul ve Boğazlar'ın savunmasını üstlenen 1. Ordu'nun komutanlığını yürüttü. Ardından Irak cephesine gönderildi ve 6. Ordu'nun komutanı oldu.

Irak'ta durum kritikti. General Townshend komutasındaki İngiliz kuvvetleri, Bağdat'a doğru ilerlemiş, ancak Kasım 1915'te Selman-ı Pak'ta durdurulmuştu. Geri çekilen İngilizler, Kut'ül-Amare'de kuşatma altına alındı. Goltz, kuşatmanın sürdürülmesini ve İngilizlerin yardım kuvvetlerinin durdurulmasını yönetti.

Bağdat'ta ölüm

1916'nın baharında Kut'taki İngiliz garnizonu açlıkla mücadele ediyordu. İngiliz yardım kuvvetleri, kuşatmayı kırmak için defalarca saldırdı, ancak başarılı olamadı. Tam bu sırada Goltz hastalandı. Bağdat'ta salgın hastalıklar yaygındı; Goltz da tifüse yakalandı ve 19 Nisan 1916'da hayatını kaybetti.

Goltz'un ölümünden on gün sonra, 29 Nisan 1916'da Kut'taki İngiliz garnizonu teslim oldu. Goltz, yönettiği kuşatmanın sonucunu göremedi. Teslim alma töreni, Halil Paşa'nın komutasında yapıldı. Goltz'un cenazesi İstanbul'a getirildi ve Tarabya'daki Alman büyükelçiliği yazlığının bahçesine gömüldü.
Goltz Paşa'nın cenaze töreni, 1916
Goltz Paşa'nın cenaze töreni, 1916Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Ölüm nedeni: Goltz'un tifüsten öldüğü yaygın olarak kabul edilir; zehirlendiğine dair söylentiler belgelerle desteklenmez.
2. Rütbe: Goltz, Osmanlı ordusunda mareşal rütbesine kadar yükseldi.
3. Kut: Kut'taki teslim, Goltz'un ölümünden sonra, Halil Paşa'nın komutası sırasında gerçekleşti.

Tarabya'daki mezar

Goltz'un mezarı bugün de Tarabya'daki Alman yazlık rezidansının bahçesinde bulunuyor. Bu bahçe, Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı topraklarında hayatını kaybeden bazı Alman askerlerinin de gömüldüğü bir yer. Mezar, Türk-Alman askerî ilişkilerinin uzun tarihini hatırlatan bir anıt niteliği taşıyor.

Bize kalırsa Goltz'un Türk tarihindeki yeri, savaş alanlarındaki başarılarından çok, yetiştirdiği subaylarla ölçülmeli. Onun düzenlediği okullardan geçen kuşak, Balkan Savaşları'nda, Çanakkale'de ve sonunda Milli Mücadele'de savaştı. Bu subayların bir kısmı, Osmanlı'nın yıkılışından sonra yeni bir devletin kurucuları arasında yer aldı.

Silahlı millet fikrinin dönüşümü

Goltz'un "silahlı millet" fikri, Milli Mücadele'de beklenmedik bir biçimde hayat buldu. Ordunun dağıtıldığı, silahların teslim edildiği bir ortamda Anadolu halkı, gönüllü birlikler kurarak direnişe katıldı. Kuva-yi Milliye'den düzenli orduya geçiş, halkın bütün imkânlarıyla savaşa katılmasını gerektirdi. Tekalif-i Milliye emirleri, bu katılımın en somut örneğiydi. Goltz'un kitabında anlattığı topyekûn seferberlik, Anadolu'da onun hiç öngörmediği bir bağımsızlık savaşının aracı oldu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap