İçeriğe geç
Giriş yap
0

Haçova Meydan Muharebesi (24–26 Ekim 1596): Eğri'den sonra Mezőkeresztes ovasında üç gün

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt14 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Haçova Meydan Muharebesi, 24–26 Ekim 1596 tarihleri arasında bugünkü kuzey Macaristan'daki Mezőkeresztes köyü yakınlarında, Osmanlı ordusu ile Habsburg ve Erdel kuvvetlerinden oluşan birleşik ordu arasında yapıldı. Osmanlı tarafında ordunun başında III. Mehmed bulunuyordu; Kanuni'nin 1566 Zigetvar seferinden bu yana, yani otuz yıl sonra ilk kez bir padişah bizzat sefere çıkmıştı. Macarca adı "Haç ovası" anlamına gelen Keresztes'in Türkçe karşılığı olan Haçova, savaşın Türk kaynaklarındaki adı oldu.
1596 Haçova (Mezőkeresztes) Muharebesi'ni gösteren çift sayfa Osmanlı minyatürü
1596 Haçova (Mezőkeresztes) Muharebesi'ni gösteren çift sayfa Osmanlı minyatürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Uzun Savaş'ın arka planı

Avusturya topraklarından Osmanlı sınırına akın yapan Uskoklar, 1568'den beri barış hâlindeki iki devletin ilişkisini gerdi. Bosna Valisi Telli Hasan Paşa'nın Hırvatistan'a akınları da dengeleri zorluyordu. Hasan Paşa'nın 29 Haziran 1593'te Kulpa (Sisak) önlerinde ölmesi ve kuvvetlerinin dağılması üzerine Osmanlı Devleti 4 Temmuz 1593'te Avusturya'ya savaş açtı. Böylece Batı kaynaklarında "Uzun Türk Savaşı", Türk tarihçiliğinde 1593–1606 Osmanlı-Avusturya Savaşı diye anılan dönem başladı.

İlk yıllar karışık geçti. Koca Sinan Paşa komutasındaki ordu Veszprém ve Várpalota'yı geri aldı ama İstolni Belgrad (Székesfehérvár) önünde başarısız oldu. 1 Ekim 1593'te Avusturya, 1533'ten beri ödediği yıllık haracı kestiğini bildirdi. 1594'te Yanıkkale (Győr) alındı; buna karşılık 1595'te Erdel, Eflak ve Boğdan voyvodalıklarının Osmanlı'ya karşı Habsburg tarafına geçmesi cepheyi zorladı. 2 Eylül 1595'te Estergon Habsburg kuvvetlerinin eline geçti.

Padişahın sefere çıkışı ve Eğri

Ordu 23 Haziran 1596'da İstanbul'dan çıktı; Edirne, Filibe, Sofya ve Niş üzerinden 9 Ağustos'ta Belgrad'a vardı, 20 Ağustos'ta Sava'yı geçti. Salankamen'de toplanan savaş meclisi, Habsburg Avusturyası ile Erdel arasındaki yolları denetleyen Eğri (Eger, Erlau) kalesinin kuşatılmasına karar verdi. Eğri, 1552'deki kuşatmaya dayanmış ve 1566'da Zigetvar tercih edildiği için kuşatılmamıştı.

Bu sırada Habsburg kuvvetlerinin Hatvan kalesini aldığı ve içindeki Osmanlı halkını kadın ve çocuklarla birlikte öldürdüğü haberi geldi. Eğri kuşatması 21 Eylül'de başladı ve kale 12 Ekim 1596'da teslim oldu. Araştırmamız, Hatvan'daki katliama misilleme olarak kale savunucularının öldürüldüğünü de gösteriyor. Türk literatürü kuşatmanın başlangıcını 24 Eylül olarak verir; iki kaynak bitiş tarihinde birleşir.
Dikkat: yanlış bilinen
Kaynaklar arasındaki farklar: Türk literatürü Eğri kuşatmasının başlangıcını 24 Eylül, Batı literatürü 21 Eylül 1596 olarak verir. Asıl muharebenin günleri için de iki kullanım vardır: Türk literatürü 24–26 Ekim'i, Batı literatürü savaşın 24–26 Ekim arasında yapıldığını söyledikten sonra iki ordunun asıl çarpışmasını 25–26 Ekim olarak anlatır. 24 Ekim'deki ilk karşılaşma Cafer Paşa'nın öncü birliğiyle yapılan çatışmadır. Bu konuda olay tarihi, sonucu belirleyen gün olan 26 Ekim 1596 olarak işlenmiştir.

Ovaya iniş

Eğri'nin düşmesinden kısa süre sonra Arşidük III. Maximilian ile Erdel Prensi Zsigmond Báthory'nin ortak komutasındaki ordunun yaklaştığı haberi geldi. Sadrazam Damat İbrahim Paşa başkanlığındaki savaş meclisi, ordunun kaleden çıkıp uygun bir arazide karşı tarafı karşılamasına karar verdi; padişah ise başlangıçta İstanbul'a dönülmesinden yanaydı ve güçlükle ikna edildi. Aynı anlatım karşı ordunun 10.000 Avusturyalı, 4.000 Alman, 3.000 reiter (zırhlı süvari), 13.000 Macar hafif süvarisi ve 10.000 Erdelli ile birlikte on beş Avrupa ülkesinden gelen birliklerle toplam 55.000 kişi olduğunu yazar.

Karşı ordunun sayıca zayıf olduğunu düşünen sadrazam, 22 Ekim'de en yakındaki Cafer Paşa'ya saldırı emri verdi. Rumeli Beylerbeyi Veli Paşa emre uymayınca elindeki 4.500 askerle yürüyen Cafer Paşa ağır kayıp verip çekildi. Bunun üzerine asıl ordu bataklık geçitlerden ilerleyerek Mezőkeresztes ovasına indi ve 25 Ekim'de mevzilendi.
Ek bilgi
Yabancı bir tanıklık: Batı literatürü, İngiltere'nin İstanbul elçisi Edward Barton'ın raporuna dayanarak Osmanlı ordusunda Kırım Tatar yardımcı kuvvetlerinin çok yüksek sayıda savaştığını aktarır. Barton seferde padişahın maiyetinde bulunmuş bir diplomattı. Araştırmamız da ilk günkü çatışmalarda kirimKırım Hanı Fetih Giray ile Ağaoğlu (Cağaloğlu) Sinan Paşa'nın komutasındaki öncülerin karşı tarafa yaklaşık 6.000 kişilik kayıp verdirdiğini gösteriyor. Türk literatürünün Kuyucu Murad Paşa bahsine göre o sırada Diyarbekir beylerbeyi olan Murad Paşa da Cağalazade Sinan Paşa ve Fetih Giray'la birlikte öncü kuvvetler arasında yer aldı ve muharebede büyük yararlılık gösterdi.
Seyyid Lokman'ın III. Mehmed'in Macaristan seferini anlatan eserinden Haçova Muharebesi minyatürü (İstanbul, 1600 dolayı)
Seyyid Lokman'ın III. Mehmed'in Macaristan seferini anlatan eserinden Haçova Muharebesi minyatürü (İstanbul, 1600 dolayı)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: 1600 artist, Seyyid Lokman. Dosya sayfası

İkinci gün: siperler ve çadırlar

Habsburg-Erdel ordusu eski, yıkık bir kilisenin çevresinde siperlere yerleşmişti ve Osmanlı saldırılarını tüfek ateşi ve yaklaşık 100 topla geri püskürttü. Topun ve tüfeğin yoğun biçimde kullanıldığı bu savaşta ikinci gün Osmanlı ordusu yenilmiş görünüyordu. Karşı ordu Osmanlı merkezini yararak padişahın otağına ve hazine sandıklarının bulunduğu çadırlara kadar ilerledi. Osmanlı tarihçisi İbrahim Peçevi'nin anlatımına göre hazineyi koruyan yeniçeri ve süvariler öldürüldü, ilerleyen askerler sandıkların üzerine bayraklarını diktiler.

III. Mehmed otağa çekildi, sadrazam da ordunun geri çekilmesini telkin etti. Bu noktada iki gelişme sonucu değiştirdi. Birincisi, padişahın hocası Hoca Sadeddin Efendi'nin savaşa devam edilmesi yönündeki ısrarıdır; Batı literatürü de padişahın meydandan çekilmek istediğini, hocasının görüşünü sorduğunu ve onun savaşın sonuna kadar sürdürülmesini önermesi üzerine bu emri verdiğini yazar.

İkincisi, karşı ordunun bir bölümünün savaşı bırakıp yağmaya girişmesidir. Osmanlı ordugâhının seyisleri, aşçıları, çadırcıları ve devecileri ellerine geçirdikleri kepçe, odun kütüğü, çadır tokmağı, keser ve baltalarla yağmacılara saldırdı. Araştırmamız bu yüzden savaşın literatürde "Kepçe Kazan Savaşı" diye de anıldığını gösteriyor. Şaşıran yağmacıların geri çekilmesi cephedeki Osmanlı birliklerinin moralini yükseltti; Osmanlı topçusunun yoğun ateşi ve süvarinin kanattan kuşatmasıyla Habsburg-Erdel ordusu dağıldı.

Sonuç ve kayıplar

Geri çekilirken bataklığa saplanan karşı ordu yaklaşık 20.000 asker kaybetti ve imparatorluk armalı yaklaşık 100 top Osmanlı'nın eline geçti. Osmanlı ordusu da ağır kayıp verdiği için Maximilian'ı takip etmedi. Araştırmamız da Osmanlı ordusunun karşı tarafı bozguna uğrattığını, fakat kendi kayıpları yüzünden zaferden yararlanamadığını gösteriyor.

Bu muharebe Avrupa'da Osmanlı ordusunun meydan savaşında kazandığı son büyük zafer olarak anılır. Mevsimin ilerlemiş olması ileri harekâtı durdurdu; savaş sonraki yıllarda Osmanlı aleyhine dönerek 1606'ya kadar sürdü ve Zitvatorok Antlaşması ile bitti.
Dikkat: yanlış bilinen
Avusturya sarayının gözünden: İmparator II. Rudolf'un Prag'daki saray ressamı Hans von Aachen, 1603–1604'te Mezőkeresztes muharebesini konu alan bir alegori resmi yaptı. Resim, Rudolf'un sarayı için Uzun Savaş'ın olaylarını anlatan bir dizinin parçasıdır ve Habsburg tarafının bu ağır yenilgiyi bile kendi imgeleri içinde yorumlama çabasını gösterir. Osmanlı tarafında ise savaş, Seyyid Lokman'ın III. Mehmed'in Macaristan seferini anlatan eserinde ve "Eğri Fatihi" unvanıyla anılan padişahın zafer alayı minyatürlerinde yer aldı. Aynı olayın iki saray tarafından ayrı ayrı kayda geçirilmesi, olayın iki başkentteki etkisini birlikte gösterir.
Rudolf II'nin saray ressamı Hans von Aachen'ın 1603–1604 tarihli Mezőkeresztes alegorisi
Rudolf II'nin saray ressamı Hans von Aachen'ın 1603–1604 tarihli Mezőkeresztes alegorisiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Hans von Aachen. Dosya sayfası

Muharebenin ardından

Zafer III. Mehmed'e "Eğri Fatihi" unvanını kazandırdı. Ancak savaşın kötü yönetilmesi ve Rumen voyvodalıklarındaki isyanın yayılması sonraki yıllarda cephenin Osmanlı aleyhine dönmesine yol açtı. Aynı dönemde 1578–1590 Osmanlı-Safevî Savaşı'nın yükü ve Amerika'dan Avrupa'ya akan gümüşün yol açtığı fiyat artışları Osmanlı maliyesini zorlarken, Anadolu'daki Celâlî isyanları da büyüdü. Haçova'dan sonra yapılan askerî yoklamada savaştan kaçtığı belirlenen çok sayıda askerin dirliklerinin elinden alınması, kaçanların Anadolu'ya geçip Celâlî gruplarına katılmasına yol açtı; Türk literatürünün Celâlî isyanları bahsi Cigalazade Sinan Paşa'nın 1596 yoklaması sırasında Anadolu'ya kaçan 30.000 kişiden söz eder.
Tarih notu
Kronoloji:
29 Haziran 1593: Telli Hasan Paşa Kulpa önlerinde ölür.
4 Temmuz 1593: Osmanlı Devleti Avusturya'ya savaş açar.
2 Eylül 1595: Estergon Habsburg kuvvetlerine geçer.
23 Haziran 1596: III. Mehmed İstanbul'dan sefere çıkar.
12 Ekim 1596: Eğri teslim olur.
22–24 Ekim 1596: Cafer Paşa'nın öncü birliği yenilir.
25–26 Ekim 1596: Mezőkeresztes ovasında asıl muharebe; Habsburg-Erdel ordusu dağılır.
11 Kasım 1606: Zitvatorok Antlaşması.

Haçova neyi değiştirdi?

Haçova, savaşın ilk anlarında kaybedilmiş görünen bir muharebenin ani bir karşı hücumla kazanılmasıyla bilinir. Bize göre bu zafer, Uzun Savaş'ın genel tablosunu değiştirmedi; ama Osmanlı ordusunun meydan muharebesinde hâlâ ağır sonuçlar doğurabileceğini gösterdi. Zaferin ardından gelen cezalar ve firarlar ise Anadolu'daki karışıklıkları besleyen bir etken oldu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap