İçeriğe geç
Giriş yap
0

29 Ekim 1923: 364 sayılı kanun ve altı maddelik değişiklik

Eski Harita başlattı0 Yanıt20 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Cumhuriyet hukuken bir anayasa değişikliğiyle ilan edildi. 29 Ekim 1923'te TBMM, Mustafa Kemal'in hazırladığı teklifi kabul etti.

Kanunun resmî adı uzun: "29 Teşrinievvel 1339 tarih ve 364 sayılı Teşkilât-ı Esasiye Kanununun Bazı Mevaddının Tavzihan Tadiline Dair Kanun". 1921 anayasasının 1, 2, 4, 10, 11 ve 12. maddeleri değişti.
Resimli Gazete'nin 3 Kasım 1923 tarihli cumhuriyetin ilanı sayısı
Resimli Gazete'nin 3 Kasım 1923 tarihli cumhuriyetin ilanı sayısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Resimli Gazete. Dosya sayfası

Birinci maddenin yeni hâli şöyleydi:
Hâkimiyet, bilâkaydü şart Milletindir. İdare usûlü halkın mukadderatını bizzat ve bilfiil idare etmesi esasına müstenittir. Türkiye Devletinin şekl-i Hükûmeti, Cumhuriyettir.
Ek bilgi
Değişiklikle cumhurbaşkanlığı makamı kuruldu. Cumhurbaşkanını TBMM kendi üyeleri arasından seçecekti. Hükûmetin kuruluşu da değişti: Meclis hükûmeti sisteminden parlamenter sisteme geçildi.

Cumhuriyet fikri nereden geliyordu?

Mesele uzun bir geçmişe dayanıyor. Osmanlı Devleti 1876'ya kadar mutlak monarşiyle yönetildi. Tanzimat'la birlikte cumhuriyet düşüncesinden söz edilmeye başlansa da Osmanlı aydınları meşrutiyeti yeterli gördü; daha ileri gidilmedi. Devlet 1876-1878 ve 1908-1918 arasında meşrutiyetle yönetildi. Millî Mücadele ise ilk yıllarından itibaren yönetimde halk iradesinin egemen olacağını açıkça ilan etti: "Ulusal kuvvetleri etkin ve ulusal iradeyi egemen kılmak esastır" kararı bu anlayışın ifadesiydi.
Doğrusu
Bu kararın tarihi kimi zaman "Erzurum Kongresi'nin ardından 23 Temmuz 1919 tarihinde yayımlanan bildiri" olarak anılıyor. Oysa Erzurum Kongresi 23 Temmuz'da açıldı, beyanname 7 Ağustos 1919'da yayımlandı. Aynı ilke Sivas Kongresi beyannamesinde de "Kuvâ-yi Milliye'yi etkili ve millî iradeyi hâkim kılmak esastır" biçiminde yer alıyor. Tarihi aktarırken bu farkı göz önünde tutmak gerekir.

1921 anayasasının bıraktığı boşluk

23 Nisan 1920'de toplanan meclisin başkanı aynı zamanda hükûmetin ve devletin başı olarak görevlendirilmişti. 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilât-ı Esâsîye Kanunu egemenliğin millete ait olduğunu ilan etti. 1 Kasım 1922'de saltanat kaldırıldı. Ama anayasa devletin yönetim biçimini de başkentini de ilan etmemişti. Birinci meclis seçimlerin yenilenmesine karar verip 1 Nisan 1923'te dağıldı; yeni meclis toplanana kadar Mustafa Kemal'in direktifiyle yeni bir anayasa tasarısı için hazırlıklar başladı.
Kaynaklarda fark
Birinci meclisin üye sayısı farklı biçimlerde veriliyor. Bir hesapta "olağanüstü yetkilerle donatılmış 390 kişilik meclis" deniyor. Bir başka hesap ise 349 seçilmiş ve 88 İstanbul'dan gelen mebusla toplamı 437, istifalardan sonra Birinci Dönem'in toplamını 403 olarak veriyor. Rakamlar farklı sayım yöntemlerinden doğuyor olabilir; ayrıntıda ikinci hesabı izliyoruz.

1923 başında Mustafa Kemal ne diyordu?

Saltanatın kaldırılmasından sonra Mustafa Kemal'in cumhuriyet konusundaki sözlerinin zamanla değiştiğini üç konuşma gösteriyor:
  • 15 Ocak 1923, Eskişehir: Kuvvetler ayrılığı yerine kuvvetler birliğine dayanan bir hükûmet kurduklarını söyledi ve "bizim şer'i hükümlerimizde belli bir hükûmet şekli ifadesi yoktur" diye ekledi. Bu konuşmada cumhuriyete karşı çıkıyordu.
  • 19 Ocak 1923, İzmit: "Bizim hükûmetimiz Fransa veya Amerika cumhuriyetlerine de benzemez. Bizim hükûmetimiz bir halk hükûmetidir. Tam bir şura hükûmetidir. Yeni Türkiye devletinde saltanat milletindir…"
  • 2 Şubat 1923, İzmir: Cumhuriyetle meşruti saltanat arasında "çok ufak bir fark" gördüğünü söyledi.
Bu sözler, meclis hükûmeti sisteminin savunulduğu ve muhalefetin güçlendiği bir dönemde söylendi.

Neue Freie Presse ve Ankara'nın başkent oluşu

Mustafa Kemal, cumhuriyetin ilan edileceğini ilk kez Eylül 1923'te Avusturya'nın Neue Freie Presse gazetesinin muhabiri Josef Hans Lazar'a verdiği demeçle açığa vurdu. Başkent sorusuna cevabı şöyleydi: "Yeni Türkiye'nin payitahtı meselesine gelince, bunun cevabı kendiliğinden zahir olur: Ankara Türkiye Cumhuriyeti'nin payitahtıdır." Demecin Türkçe metni 27 Eylül 1923'te Hâkimiyet-i Milliye gazetesinde yayımlandı.
Kaynaklar
Belge: Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, Cilt II, s. 283 — "Cumhuriyet'in İlanı Sürecinde, Doğululuk ve Batılılık Konusunda Neue Freie Presse Muhabirine Verdiği Demeç". Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı. Derlemedeki tarih: 27 Eylül 1923 (Hâkimiyet-i Milliye, 27 Eylül 1923, No. 926, s. 1).
Ekim 1923'te İsmet Paşa ve bir grup mebus, Ankara'nın hükûmet merkezi olarak kabul edilmesi için bir kanun teklifi verdi. 13 Ekim 1923'te kabul edilen tek maddelik yasayla Ankara devletin başkenti oldu. Bu yasa, devlet merkezinin İstanbul olacağına dair tartışmalara son verdi.

Hükûmet bunalımı

Meclis hükûmeti sisteminde her bakan meclis tarafından tek tek seçiliyordu. Bu, birbiriyle uyumsuz kişilerin aynı hükûmette toplanmasına ve her bakanlık için uzun tartışmalara yol açıyordu. Zayıflık 23-25 Ekim'de açıkça görüldü. İcra Vekilleri Heyeti Başkanı ve aynı zamanda Dahiliye Vekili olan Fethi Bey Dahiliye Vekilliğini bırakınca meclis, Fethi Bey'in önerdiği Ferit (Tek) Bey yerine Erzincan mebusu Sabit Bey'i seçti. Meclis İkinci Başkanı Ali Fuat Bey'in yerine de önerilen Yusuf Kemal Bey yerine Rauf Bey seçildi; iki seçimi de Mustafa Kemal'e muhalif mebuslar kazandı.
Kaynaklarda fark
Bu adımların tarihleri ve gerekçeleri iki biçimde anlatılıyor. Bir anlatımda hükûmetin zayıflığı "23 Ekim'de" ortaya çıkıyor ve Mustafa Kemal 25 Ekim akşamı hükûmeti Çankaya'da topluyor. Ötekinde Fethi Bey 25 Ekim'de İçişleri Bakanlığını bırakıyor, Ali Fuat Paşa ordu müfettişliğine atandığı için ayrılıyor ve Mustafa Kemal 26 Ekim'de, Fevzi Paşa dışında hükûmetin istifa etmesini istiyor.
Mustafa Kemal'in istediği istifa gerçekleşti ve istifa eden vekillerin yeniden seçilirlerse görevi kabul etmemesi kararlaştırıldı. 27 Ekim'de Vekiller Heyeti'nin istifası mecliste okundu. Muhalefetin yeni hükûmet kurma çabası sonuç vermedi; yeni bakanların 29 Ekim'de seçileceği duyuruldu.

28 Ekim gecesi Çankaya'da

28 Ekim akşamı Mustafa Kemal Çankaya Köşkü'nde İsmet Paşa, Fethi Bey, Kâzım Paşa (Özalp), Kemalettin Sami Paşa, Halit Paşa, Rize mebusu Fuat Bey ve Afyon mebusu Ruşen Eşref Bey'i yemekte ağırladı. Kabine bunalımından çıkış yolunu konuştu ve misafirlerine "Yarın Cumhuriyet ilan edeceğiz" dedi. Misafirler ayrıldıktan sonra İsmet Paşa'yı alıkoydu; ikisi birlikte Teşkilât-ı Esasiye Kanunu'nda gerekli değişikliği sağlayacak tasarıyı hazırladı.
Tarih notu
29 Ekim 1923, Pazartesi:
- Sabah: Halk Fırkası Grubu kabine sorununu görüşmeye başladı; çıkmaz üzerine Mustafa Kemal görevlendirildi.
- Bir saat sonra: Mustafa Kemal kürsüde yönetim biçiminin cumhuriyet olarak tescil edilmesini önerdi; teklif grupta önce bütünü, sonra maddeleri okunarak kabul edildi.
- 18.45: TBMM Genel Kurulu toplandı.
- 20.30: Anayasa Komisyonu'nun raporu kabul edildi, cumhuriyet ilan edildi.
- Ardından: Cumhurbaşkanlığı seçimi; 158 oyun tamamı Mustafa Kemal'e.

Genel kuruldaki oturum

Meclis başka konularla meşgulken teklif Kanun-ı Esasî Encümeni tarafından usulen incelendi ve tutanağı hazırlandı. Kanun, birçok konuşmacının "Yaşasın Cumhuriyet!" sesleriyle alkışlanan konuşmalarıyla kabul edildi. Ardından cumhurbaşkanlığı seçimi yapıldı ve oylamaya katılan 158 mebusun tamamının oyuyla Gazi Mustafa Kemal Türkiye'nin ilk cumhurbaşkanı seçildi.
Doğrusu
Mustafa Kemal'in hangi seçim bölgesinin mebusu olarak seçildiği iki biçimde geçiyor: "Ankara Milletvekili" ve "Balâ milletvekili". Bu farkın nedeni açık değil.

Değişikliğin anlamı

Daha geniş anlamıyla olay, Atatürk Devrimleri'nin bir parçası, diğer reformların önünü açan bir siyasal inkılaptır. Değişiklikle cumhurbaşkanlığı makamı kuruldu, cumhurbaşkanının TBMM tarafından kendi üyeleri arasından seçilmesi öngörüldü ve meclis hükûmeti sisteminden parlamenter sisteme geçildi. Böylece Ekim 1923'teki bunalımı doğuran yapı, yani bakanların tek tek meclis tarafından seçilmesi, ortadan kalktı. Halifelik ise dört ay daha yerinde kaldı ve 3 Mart 1924'te kaldırıldı.

Adı konulmamış bir yapıya isim vermek

29 Ekim 1923'teki değişiklik, aslında var olan bir durumun adını koymaktı. 1921 anayasası egemenliği millete vermiş, meclis hükûmeti kurmuştu; ama devletin yönetim biçimi ve başkenti açıkça yazılmamıştı. Bu boşluk, saltanatın kaldırılmasından sonra daha da belirgin hâle geldi ve bir yıl içinde doldurulması kaçınılmaz oldu.

Mustafa Kemal'in sözlerinin zaman içindeki değişimi, bu sürecin ne kadar dikkatli yönetildiğini gösteriyor. 1923 başında cumhuriyete karşı çıkar gibi konuşan biri, aynı yılın sonbaharında onu ilan etti. Bunu tutarsızlık olarak okumak yerine kamuoyunu ve meclisi adım adım hazırlayan bir taktik olarak görmek daha akla yatkın. Neue Freie Presse'e verdiği demeçte Ankara'nın başkent olduğunu açıkça söylemesi ve bu demecin yurt içinde ve dışında büyük yankı uyandırması da aynı hazırlığın parçası.

Hükûmet bunalımı ise son adımı mümkün kıldı. Bakanların seçimiyle ilgili sistemin uyumsuz kişileri aynı kabinede toplaması, işlemez bir tablo yaratmıştı. 28 Ekim gecesi Çankaya'da alınan karar ve ertesi gün meclisteki oturum, bu tıkanıklığın cumhuriyetle çözülmesi anlamına geliyordu. Tarihlerdeki ve seçim bölgesindeki küçük ayrılıklar, olayın akışını değiştirmiyor; ama bu kadar hızlı ilerleyen günlerde kayıtların neden farklılaştığını anlamamızı kolaylaştırıyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap