İçeriğe geç
Giriş yap
0

677 sayılı kanun (30 Kasım 1925): Tekke, zaviye ve türbelerin kapatılması ve 1950'deki değişiklik

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
30 Kasım 1925'te TBMM'de kabul edilen 677 sayılı kanunun tam adı uzundur: "Tekke ve Zaviyelerle Türbelerin Seddine ve Türbedarlıklar ile Bir Takım Unvanların Men ve İlgasına Dair Kanun". Kısaca tekke ve zaviyelerin kapatılması diye anılır. Kanun 13 Aralık 1925 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bu konuda kanunun ne getirdiğini, nasıl çıktığını ve sonraki yıllarda nasıl değiştiğini anlatıyoruz.

Kanun ne getirdi?

Kanun, bütün tarikatlarla birlikte şeyhlik, dervişlik, müritlik, dedelik, seyitlik, çelebilik, babalık, emirlik, halifelik gibi unvan ve sıfatların kullanılmasını, bunlara ait hizmetlerin yapılmasını ve bu unvanlara ait kıyafetlerin giyilmesini yasakladı. Falcılık, büyücülük, üfürükçülük, gaipten haber verme ve murada kavuşturma amacıyla muskacılık da aynı yasağın içindeydi.

Türbeler konusunda da açık bir hüküm vardı: Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde padişahlara ait olan ya da bir tarikata çıkar sağlamaya yönelik bütün türbeler kapatıldı, türbedarlıklar kaldırıldı. Yasaya aykırı davrananlara para ve hapis cezası öngörüldü.
Tarih notu
Kanunun yolu:
- Şubat-Nisan 1925: Şeyh Said İsyanı.
- 30 Ağustos 1925: Mustafa Kemal'in Kastamonu konuşması.
- 2 Eylül 1925: Tekke ve zaviyeleri kapatan Bakanlar Kurulu kararnamesi.
- 30 Kasım 1925: 677 sayılı kanun TBMM'de kabul edilir.
- 13 Aralık 1925: Resmî Gazete'de yayımlanır.
- 5 Mart 1950: 5566 sayılı kanunla bazı türbelerin açılmasına izin verilir.
- 1990: 3612 sayılı kanunla onay yetkisi değişir.
Konya'daki Mevlana Müzesi
Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Murat Özsoy 1958. Dosya sayfası

Kanunun hazırlanması: Kararnameden kanuna

Türkçe Vikipedi, kanunun çıkmasında Doğu Anadolu'daki Şeyh Said İsyanı'nın hızlandırıcı bir rol oynadığını yazar. Ankara İstiklal Mahkemesi de tekke ve zaviyelerin kapatılması için hükûmete başvurdu.

Mustafa Kemal, 30 Ağustos 1925'te Kastamonu'da yaptığı konuşmada yönünü açıkça belli etti: "Ölülerden medet ummak, medeni bir cemiyet için şindir (lekedir). Efendiler ve ey millet, biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve mensuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır."

Cumhurbaşkanı Ankara'ya döner dönmez 2 Eylül 1925 tarihli bir hükûmet kararnamesiyle tekke ve zaviyelerin kapatılmasına karar verildi. Ancak kararname bir ceza hükmü içermiyordu. Ceza yaptırımı getiren kanun, Konya milletvekili Refik Bey (Koraltan) ve beş arkadaşının önerisiyle Meclis'e sunuldu ve 30 Kasım 1925'te kabul edildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Bu konuda sık yapılan bir hata, tekkelerle ilgili 1927 tarihli olduğu söylenen uzun bir konuşma metninin Atatürk'e mal edilmesidir. Bu metnin Atatürk'e ait olmadığı forumdaki ayrı bir konuda kaynaklarıyla anlatıldı. Atatürk'ün bu konudaki doğrulanmış sözü, yukarıda aktardığımız 30 Ağustos 1925 Kastamonu konuşmasıdır. Ayrıca kanunun yalnız tarikatları değil, falcılık ve büyücülük gibi uygulamaları da yasakladığı çoğu zaman gözden kaçar.
Mevlana Müzesi avlusu, Konya
Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası

Mevlana Dergâhı'ndan müzeye

Kapatılan yapıların en tanınmışı Konya'daki Mevlana Dergâhı'dır. Dergâh ve türbe, kanundan sonra müzeye dönüştürüldü ve bugünkü Mevlana Müzesi'nin ilk adımı bu dönüşümle atıldı. Görsellerde müzenin bugünkü hâli görülüyor. Bu örnek, kanunun sonuçlarının yalnız kapatma ile sınırlı kalmadığını, bazı yapıların farklı bir işlevle korunduğunu da gösterir.

1950: Türbelerin bir kısmı yeniden açılıyor

Kanunda değişiklik fikri ilk kez 1947'de CHP'nin VII. Kurultayı'nda gündeme geldi. Programın milliyetçilik maddesi üzerine söz alan Hamdullah Suphi Tanrıöver, gençlere milliyet duygusu verilmesi için türbelerin onarılıp açılmasını önerdi. Değişiklik tasarısı 21 Ocak 1950'de Başbakan Şemsettin Günaltay tarafından Meclis'e sunuldu ve geniş bir uzlaşmayla 5 Mart 1950'de kanunlaştı.

Yeni düzenleme, türbelerin bir bölümünün Millî Eğitim Bakanlığı onayıyla açılmasına imkân verdi. İlk olarak İstanbul'da Koca Mustafa Reşit Paşa türbesi, ardından Gazi Osman Paşa türbesi açıldı. Bunları Barbaros Hayreddin Paşa, Kanuni Sultan Süleyman ve Yavuz Sultan Selim'in türbeleri, Bursa'da Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri ve Yeşil Türbe izledi. Mimar Sinan'ın türbesi, Fatih Sultan Mehmet'in türbesi, Bolayır'da Gazi Süleyman Paşa ve Akşehir'de Nasreddin Hoca türbeleri de ilk aşamada açılanlar arasındaydı. 1990'da çıkan 3612 sayılı kanunla türbelerin açılması için Kültür Bakanlığı'nın onayı yeterli görüldü.
Ek bilgi
677 sayılı kanun, 1982 Anayasası'nın 174. maddesinde sayılan "inkılap kanunları" arasındadır. Bu madde, sayılan kanunların Anayasa'ya aykırı olduğu yönünde yorumlanamayacağını belirtir. Aynı listede Tevhid-i Tedrisat Kanunu, Şapka Kanunu, Medeni Kanun'un evlenme hükmü, Harf Kanunu, Soyadı Kanunu ve 2596 sayılı kıyafet kanunu da yer alır.
Değerlendirme

677 sayılı kanun, laikleşme sürecinin hilafetin kaldırılması ve Tevhid-i Tedrisat'tan sonraki adımlarından biridir. Devlet, dinî örgütlenmeyi resmî kurumlar dışında tanımadı. Kanunun 1950'de yumuşatılması ise uygulamanın zaman içinde yeniden tartışıldığını ve türbelerin bir kısmının tarihî eser olarak ziyarete açıldığını gösterir. Bugün açık olan pek çok türbe, bu 1950 değişikliğinin sonucudur.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap