Ankara'nın bugün bir ilçe ve semt adı olarak bilinen Abidinpaşa'sı, adını bir köşkten alır. Bu köşk, Millî Mücadele'nin en sıkışık günlerinde orduya genç subay yetiştiren bir okula ev sahipliği yaptı. Mustafa Kemal Paşa okulun kuruluşunu buradaki öğrencilerin önünde emretti, ilk mezunların diploma töreninde uzun bir konuşma yaptı ve okulun şeref defterine kısa bir not düştü.
Kaynaklar
Belge: Abidinpaşa Köşkü — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Sadık ERDAŞ. Tarih: 5 Ekim 2024.
Ankara Valisi Abidin PaşaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Valinin köşkü
Köşk, 1886-1894 yıllarında Ankaravaliliği yapan ve şehrin imarında önemli işler gören Abidin Paşa tarafından yaptırıldı. İmparatorluğun son döneminde Ankara'da yapılan Ankara Sultanisi, Hamidiye Sanayi Mektebi ve Gureba Hastanesi gibi yapıların çağdaşıdır. 1912'de Ankara'da açılan Jandarma Karakol Kumandanları Mektebi bu köşkte çalışmaya başladı. Bina bu yüzden elden geçirildi ve zamanla yetersiz kalınca çevresine yeni yapılar eklendi.
İstanbul'dan kaçan öğrenciler
16 Mart 1920'de İstanbul resmen işgal edildi ve pek çok resmî binaya el konuldu. Harp Okulu ve Kuleli Askerî Lisesinin bazı öğrencileri Ankara'ya kaçtı. Onlara önce Cebeci Hastanesinin o zaman tek katlı olan bir pavyonu verildi. Yeni gelenlerle sayıları yüze çıktı. Cepheler ise genç subay bekliyordu.
Mustafa Kemal Paşa24 Haziran 1920'de kalabalık bir heyetle öğrencileri görmeye geldi. Yanında İcra Vekilleri Reisi ve Müdafaa-i Milliye Vekili Fevzi Paşa, Ali Fuat Paşa ve babası Nafia Vekili İsmail Fazıl Paşa, Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekili Albay İsmet Bey, Hamdullah Suphi Bey, bazı mebuslar ve komutanlar vardı. Yaveri Yüzbaşı Rüsuhi Bey'e "Ankara Zâbit Namzetleri Talimgâhı"nın hemen kurulması emrini verdi. Öğrencilere vatanın durumunu anlattı. En kısa zamanda subay olarak cephelere gideceklerini ve düşmanla çarpışacaklarını söyledi.
Böylece okul Abidinpaşa Köşkünde kuruldu. Öğrenciler köşkün odalarına yerleşti. Bina okul olarak yapılmadığı için ilk günlerde yerlerde ve barakalarda ders gördüler. Mevcut 250'ye çıktı ve İstanbul'dan kaçanlar geldikçe arttı.
1 Temmuz 1920: açılış
Okul resmî adıyla "Sınıf-ı Muhtelife Zâbit Namzetleri Talimgâhı" olarak 1 Temmuz 1920'de açıldı. Açılışa Mustafa Kemal Paşa ile birlikte Fevzi (Çakmak), Refet (Bele) ve Kâzım (İnanç) Paşalar ve bazı milletvekilleri katıldı. Tarih dikkat çekicidir: Meclis açılalı iki ay olmuştu ve Yunan ordusunun Batı Anadolu'daki yaz taarruzu başlamıştı. Mustafa Kemal Paşa, Azerbaycan elçisi İbrahim Abilov ve hükümet üyeleri, Ankara 1921Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
İlk mezunlar ve uzun konuşma
Dört aylık eğitimin ardından ilk devrenin diploma töreni yapıldı. Okul komutanı ve birincilikle mezun olan Edirneli Enver Efendi konuştuktan sonra Büyük Millet Meclisi Reisi söz aldı. Konuşmaya Batı'nın Türkiye'yi parçalama kararını anlatarak başladı:
[alinti]Efendiler; Garbın hiçbir vakit afv edemeyeceğimiz zalimleri, memleketimiz Türkiye'yi parçalamak, bu topraklarda yaşayan milletimizin haysiyetini, istiklâlini pây-mâl etmek için verdikleri asırlık kararı en nihayet mevki-i tatbîke koyarken milletimiz, bu gün cihana şâmil inkılâbat ve ihtilâlat içinde mevcudiyetini muhafaza lüzumuna kanidir.[/alinti]
Ardından milletin bu tehdit karşısında ayaklandığını ve bunun sonucu olarak Ankara'da Büyük Millet Meclisinin kurulduğunu söyledi. "Hainlerden bahsetmek istemem" diyerek İstanbul'daki karşı cepheye kısaca değindi. Bütün milletin yeni yönetimi güçlendirmek için çalıştığını, bunun en açık örneğinin de karşısındaki gençler olduğunu ekledi. Meclisin ve milletin mücadelede mutlaka başarılı olacağından emindi ve bunun araçlarının hazır olduğunu söyledi. Sonra sözü orduya ve subaya getirdi:
[alinti]Ordumuz hayat ve haysiyet mücadelesinde milletin ve milletin gayelerinin yegâne istinatgâhıdır. Ordu kendisine teveccüh eden bu vazife-i mübeccelesinde bihakkın muvaffak olabilmesi için lâzım gelen evsafın birincisi, demir gibi bir inzibattır. Orduda inzibatın yegâne vasıta-i tecellisi, münevver, kahraman, fedakâr zâbitandır.[/alinti]
Mustafa Kemal, öğrencilerin başlarında subayları ve öğretmenleriyle Ankara'ya gelerek "fedakârlığın maddî bir misalini" verdiklerini söyledi. Bu koşullarda, bu heyecanlarla yetişen genç subayların istiklal için daha kuvvetli ümitler vereceğini ekledi. Töreni "debdebesiz" diye niteledi ve okul müdürünü ve çalışma arkadaşlarını Meclis adına kutladı.
Şeref defterindeki cümle
Aynı gün okulun şeref defterine şunu yazdı:
[alinti]TürkiyeBüyük Millet Meclisi Hükûmeti, ya istiklâl ya ölüm ahdiyle yetişen ilk istiklâl zabitanının ordu ve milletimize takdim ve tevdî olunduğunu görmekle bahtiyarım.[/alinti]
Deftere Fevzi Paşa ve Şer'iye ve Evkaf Vekili Mustafa Fehmi Efendi de yazdı. Törende bulunan Azerbaycan elçisi Abilof, Ukrayna elçisi Frunze ve Ukrayna genelkurmay başkanı Andre de günün anlamına uygun notlar bıraktı. Bir subay okulunun mezuniyet defterinde yabancı elçilerin imzaları, Ankara'nın o yıllardaki diplomatik çevresini de yansıtır.
Ek bilgi
"İstiklâl zabitanı": Şeref defterindeki ifade, bu mezunları İstanbul'daki Harbiye'nin devamı olarak değil, yeni bir başlangıç olarak sunar. "İlk istiklâl zabitanı" sözü, Meclis Hükûmetinin kendi yetiştirdiği ilk subaylar olduklarını vurgular.
Mustafa Kemal Paşa, Ankara, 5 Ocak 1922Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Fevzi Paşa'nın teftişi: kaputsuz erler
28 Aralık 1920'de okulu denetleyen Fevzi Paşa'nın raporu, sadece okulun değil ordunun genel durumunu da gösterir:
[liste][*]Öğrencilere hiç elbise verilmemişti; kaputlar vücutlarına uymuyordu, yatakları perişandı. Okula iki terzi er ve bir dikiş makinesi verilmesi istendi.
[*]Öğrencilere birer manevra kayışı ile portatif kazma ve kürek verilecekti.
[*]Koğuşların ve barakanın eksik kiremitleri tamamlanacaktı.
[*]Okula hizmet eden 58 erin hiçbirinin kaputu yoktu.[/liste]
Kaynaklarda fark
Ad karışıklığı: Okulun adı kaynaklarda "Sınıf-ı Muhtelife Zâbit Namzetleri Talimgâhı", "Ankara Zâbit Namzetleri Talimgâhı" ya da kısaca "Abidinpaşa Talimgâhı" olarak geçer. Bunlar aynı kurumdur. 1936'da Ankara'ya taşınan Harbiye ile de karıştırılmamalıdır: Abidinpaşa'daki talimgâh 1 Nisan 1923'te Harp Okuluna dönüştürüldü, ama okul Eylül 1923'te İstanbul'a taşındı.
Ek bilgi
Okulun kalabalık misafirleri: Talimgâhla Hükûmet, Müdafaa-i Milliye Vekâleti ve Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekâleti yakından ilgilendi. Fevzi Paşa'nın raporundaki eksiklikler hızla giderilmesi istenen maddeler olarak sıralanmıştı. Kaput, kazma ve kiremit gibi sıradan kalemler, Millî Mücadele ordusunun en küçük ihtiyacının bile devletin en üst kademesinde ele alındığını gösterir.
Boşalan köşk
Harp Okuluİstanbul'a gidince köşk boşaldı. 1933 tarihli bir arşiv belgesi, binanın o yıllarda orduya ait olduğunu ve burada bir gaz sığınağı yapılmaya çalışıldığını gösterir. Bugün köşk Çankaya Belediyesinin elindedir ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından korunması gereken kültür varlığı olarak tescil edilmiştir.
Abidinpaşa Köşkü'nün Millî Mücadele'deki yeri
Abidinpaşa Köşkü, Ankara'nın Millî Mücadele mekânları arasında az anılanlardandır. Meclis binası, Taşhan ya da Çankaya Köşkü kadar bilinmez. Oysa cephelere giden genç subayların bir kısmı bu köşkün odalarında ve barakalarında, yerde oturarak ders gördü. Mustafa Kemal'in burada söyledikleri, Millî Mücadele'nin askerî tarafını kısaca özetler: ordu milletin dayanağıdır, ordunun dayanağı da subaydır.