İçeriğe geç
Giriş yap
0

İstiklal Yolu: İnebolu'dan Ankara'ya kağnılarla taşınan cephane (1920-1922)

Arda Yamaçlı başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Arda YamaçlıKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kuşatılmış bir hükümetin tek kapısı

1920 baharında Ankara'da Büyük Millet Meclisi açıldığında, Anadolu hareketi her yönden kuşatılmış durumdaydı. İstanbul işgal altındaydı, Batı Anadolu'da Yunan ordusu ilerliyordu, güneyde Fransızlarla çatışmalar sürüyor, doğuda Ermeni cephesi açıktı. Demiryolları ve limanların çoğu itilaf devletlerinin denetimindeydi. Yeni kurulan düzenli ordunun silaha, cephaneye, ilaca ve giyim malzemesine ihtiyacı vardı; ancak bu malzemenin Anadolu içlerine ulaştırılabileceği güvenli yollar son derece azdı.

Karadeniz kıyısındaki küçük İnebolu limanı, bu koşullarda Ankara'nın dış dünyaya açılan en önemli kapısı haline geldi. İnebolu, İstanbul'dan gizlice kaçırılan cephanenin, Sovyet Rusya'dan gelen yardımların ve Anadolu'ya geçen gönüllülerin indiği limandı. Buradan Kastamonu, Ilgaz ve Çankırı üzerinden Ankara'ya uzanan yaklaşık üç yüz kilometrelik kara yolu, Millî Mücadele'nin can damarı oldu. Bu yol, sonradan İstiklal Yolu adıyla anıldı.
İnebolu'nun iç kesimlerinden bir görünüm
İnebolu'nun iç kesimlerinden bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Dosseman. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgali; 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılışı; 1920-1922 İnebolu limanının cephane ve yardım taşımacılığının merkezi olması; 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması; 1921 Sovyet yardımlarının Karadeniz üzerinden gelmeye başlaması; 1922 Büyük Taarruz; 1924 Mustafa Kemal'in İnebolu ziyareti; 1925 Kastamonu gezisi.

İstanbul'dan cephane kaçırma

İnebolu'ya ulaşan malzemenin önemli bir kısmı, işgal altındaki İstanbul'dan gizlice kaçırılıyordu. İstanbul'da Millî Mücadele'yi destekleyen gizli örgütler, işgal kuvvetlerinin denetimindeki depolardan silah, cephane, top parçaları ve askerî malzeme alıp kayıklarla ve küçük gemilerle Karadeniz kıyısına taşıyordu. Bu işlerde Karakol Cemiyeti, Mim Mim Grubu ve diğer gizli gruplar görev aldı. İşgal kuvvetlerinin devriye gemilerinden kaçarak Karadeniz'e açılan kayıkçılar, büyük tehlikeleri göze alıyordu.

Bu kaçakçılık faaliyetinin ölçeği zamanla genişledi. Osmanlı ordusunun terhis edilmesi sırasında depolara konan silahların bir kısmı, gizlice Anadolu'ya geçirildi. Bazı subaylar, görevli oldukları depolardan malzeme çıkararak bu ağa destek verdi. İnebolu'ya gelen cephanenin büyük kısmı, bu gizli faaliyetlerin ürünüydü.

Sovyet yardımları ve Karadeniz yolu

1921'de Moskova Antlaşması'nın imzalanmasıyla Sovyet Rusya'dan gelen yardımlar da Karadeniz üzerinden Anadolu'ya ulaşmaya başladı. Bu yardımlar arasında altın, tüfek, makineli tüfek, top ve cephane bulunuyordu. Yardımların bir kısmı Trabzon ve Samsun limanlarına, bir kısmı ise İnebolu'ya indirildi. Yunan donanmasının Karadeniz kıyılarını zaman zaman bombalaması, bu limanların güvenliğini tehdit ediyordu. İnebolu da 1921'de Yunan savaş gemileri tarafından bombalandı; ancak limanın işleyişi durdurulamadı.

İnebolu'ya indirilen malzeme, limanda bekleyen kayıkçılar ve hamallar tarafından karaya çıkarılıyor, ardından kağnılara, at arabalarına ve develere yüklenerek iç bölgelere taşınıyordu. Limandaki halk, gece gündüz çalışarak bu taşımacılığın aksamasını önledi.
Kastamonu kalesinden şehir merkezinin görünümü
Kastamonu kalesinden şehir merkezinin görünümüGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Barış37. Dosya sayfası
Ek bilgi
İnebolu'dan Ankara'ya uzanan güzergâh, İnebolu, Küre, Kastamonu, Ilgaz, Çankırı ve Kalecik üzerinden geçiyordu. Yolun en zorlu kesimi, kışın karla kapanan Ilgaz Dağları'nın geçitleriydi. Bu geçitlerde kağnılar ve hayvanlar zaman zaman günlerce mahsur kalıyor, taşıyıcılar soğuk ve yorgunlukla mücadele ediyordu.

Kağnılar, kadınlar ve köylüler

İstiklal Yolu'nun en bilinen simgesi, cephane taşıyan kağnılar ve bu kağnıları süren köylü kadınlardır. Erkeklerin çoğu cephede ya da askerlik çağında olduğu için, yolun geçtiği köylerdeki kadınlar, yaşlılar ve çocuklar taşımacılığa katıldı. Kadınlar, kağnılarına yükledikleri cephane sandıklarını köyden köye taşıyor, bir sonraki menzil noktasına teslim ediyordu. Kağnıların gıcırtısı, Kastamonu ve Çankırı yollarında yıllarca hatırlanan bir ses oldu.

Bu taşımacılık, menzil teşkilatı adı verilen bir sistemle örgütlenmişti. Yol boyunca belirli aralıklarla menzil noktaları kurulmuş, her noktada taşıyıcılar değiştirilerek yükün kesintisiz ilerlemesi sağlanıyordu. Menzil noktalarında taşıyıcılara yiyecek ve barınak sağlanıyor, hayvanların bakımı yapılıyordu. Bu sistem sayesinde cephane, haftalar içinde İnebolu'dan Ankara'ya ve oradan cephelere ulaşabildi.

Kastamonu'nun rolü

Kastamonu, İstiklal Yolu'nun en önemli ara durağıydı. Şehir, İnebolu'dan gelen malzemenin toplandığı, depolandığı ve Ankara'ya sevk edildiği bir merkez işlevi gördü. Kastamonu'daki askerî ve mülki yetkililer, yolun güvenliğini sağlamak ve taşımacılığı düzenlemek için yoğun bir çaba gösterdi. Şehrin halkı da bu çabaya katıldı; kadınlar askerler için çamaşır dikti, çorap ördü, erzak hazırladı.

Kastamonu, aynı zamanda Millî Mücadele'nin basın faaliyetleri açısından da önemliydi. Mehmet Âkif Ersoy, 1920'de Kastamonu'da halka hitaben vaazlar vererek Millî Mücadele'ye desteği artırmaya çalıştı. İstiklal Marşı'nı basan Açıksöz gazetesi de bu şehirde yayımlanıyordu. Yol üzerindeki bu şehir, hem cephanenin hem de fikirlerin Anadolu'ya yayıldığı bir merkez oldu.
Kaynaklarda fark
İstiklal Yolu, Millî Mücadele'nin tek ikmal yolu değildir. Malzeme Trabzon ve Samsun limanlarından da iç bölgelere taşındı; güneyde ve doğuda da farklı ikmal hatları kullanıldı. Ancak İstanbul'a yakınlığı ve Ankara'ya ulaşımının görece kısa olması nedeniyle İnebolu-Ankara güzergâhı, özellikle İstanbul'dan kaçırılan cephanenin taşınmasında en çok kullanılan yol oldu.

Yolculuk eden insanlar

İstiklal Yolu yalnızca cephanenin değil, insanların da yoluydu. İstanbul'dan kaçarak Anadolu'ya geçmek isteyen pek çok subay, asker, aydın ve gazeteci, gizlice bindikleri motor ve kayıklarla İnebolu'ya ulaştı; oradan Kastamonu üzerinden Ankara'ya yöneldi. Yolculuk, günlerce süren yorucu bir serüvendi; yolcular at sırtında ya da yaya olarak dağları aşıyor, köylerde ve hanlarda konaklıyordu. İnebolu'ya ilk ayak basanlar, limanda kurulan karşılama ve sevk bürolarında kaydediliyor, ardından görev yerlerine gönderiliyordu.

Bu yolculukların anıları, Millî Mücadele hatıratlarında sık sık yer alır. Anılarda İnebolu ve Kastamonu yolları, Anadolu'nun yoksulluğu ile direniş iradesinin bir arada görüldüğü yerler olarak anlatılır. Yol boyunca karşılaşılan köylüler, kağnı süren kadınlar ve menzil noktalarındaki görevliler, Millî Mücadele'nin halk tarafından nasıl taşındığını gösteren tanıklar olarak hatırlanır.

Mustafa Kemal'in 1925 yolculuğu

Savaştan üç yıl sonra, Ağustos 1925'te Mustafa Kemal Kastamonu ve İnebolu'ya bir gezi yaptı. Ankara'dan Çankırı ve Kastamonu üzerinden İnebolu'ya uzanan bu yolculuk, Millî Mücadele yıllarında cephanenin taşındığı güzergâhın tersine bir geçişti. Gazi, yol boyunca köylülerle konuştu, Kastamonu'da halka hitap etti ve İnebolu'da Millî Mücadele'deki fedakârlıkları hatırlattı. Bu gezi, şapka ve kıyafet inkılabının ilan edildiği gezi olarak da bilinir; İnebolu'da yaptığı konuşmada yeni kıyafetin anlamını anlattı. Böylece cephanenin taşındığı yol, Cumhuriyet'in yeni toplum düzeninin de ilan edildiği bir güzergâh haline geldi.

İnebolu halkı, Millî Mücadele'deki fedakârlığı nedeniyle İstiklal Madalyası ile onurlandırılan yerleşimler arasındadır. Limanın hamalları, kayıkçıları ve kağnıcıları, bu madalyanın gerçek sahipleri olarak anılır.

Anma ve hafıza

İstiklal Yolu'nun hatırası, Cumhuriyet döneminde çeşitli biçimlerde yaşatıldı. İnebolu'da ve yol boyunca anıtlar dikildi, kağnı heykelleri yapıldı. Her yıl düzenlenen İstiklal Yolu yürüyüşleri, gençlerin bu tarihî güzergâhı yürüyerek Millî Mücadele'nin zorluklarını anlamasını amaçlar. Yolun geçtiği köylerde yaşlıların anlattığı hikâyeler, kuşaktan kuşağa aktarılarak yerel hafızada canlılığını korudu.
Çankırı ile Kastamonu arasındaki Ilgaz Dağları
Çankırı ile Kastamonu arasındaki Ilgaz DağlarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Murat Özsoy 1958. Dosya sayfası

Cephanenin ve iradenin geçtiği yol: değerlendirme

İnebolu'dan Kastamonu ve Çankırı üzerinden Ankara'ya uzanan İstiklal Yolu, Millî Mücadele'nin kuşatılmış yıllarında Ankara hükümetini ayakta tutan ikmal hatlarının başında gelir. İstanbul'dan kaçırılan cephane ve Sovyet yardımları, bu yolda kağnılarla, hayvanlarla ve insan sırtında taşınarak cephelere ulaştı. Limanda çalışan hamallardan kağnı süren köylü kadınlara, menzil görevlilerinden yolu kullanan aydınlara kadar binlerce insanın emeği, bu yolu Millî Mücadele'nin halkla birlikte kazanıldığının en somut tanıklarından biri haline getirdi.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap