İçeriğe geç
Giriş yap
0

Saffet Arıkan (1887-1947): CHP'nin "üçüncü adamı", "Ata Türk" hitabı ve köy eğitmenlerinin bakanı

Gece Kâtibi başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Gece KâtibiKonu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Saffet Arıkan hiç anı yazmadı. Kurmay subaylıktan CHP Genel Sekreterliğine, Kültür Bakanlığından Millî Savunma Bakanlığına ve savaş yıllarının Berlin Büyükelçiliğine uzanan hayatı, başkalarının hatıraları ve resmî kayıtlar üzerinden izlenebiliyor. Atatürk'ün çevresinde gösterişten kaçan, ama soyadından köy eğitmenlerine birçok kararın arkasında duran bir isimdi.
Kaynaklar
Belge: Saffet Arıkan (1887-1947) — Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı (Atatürk Ansiklopedisi), Atatürk Ansiklopedisi maddesi — yazar: Esra Müjgan KARATAŞ. Tarih: 30 Ekim 2025.
Saffet Arıkan; CHP Genel Sekreteri, Kültür ve Millî Savunma Bakanı
Saffet Arıkan; CHP Genel Sekreteri, Kültür ve Millî Savunma BakanıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Erzincan'dan Yemen'e, Çanakkale'den Bakü'ye

26 Kasım 1887'de Erzincan'da doğdu; bazı kaynaklarda 1888 yazılsa da askerî kayıtlarda Rumi 1302 geçer. Nüfus kaydında adı Mustafa Safvet'ti. Erzincan'ın köklü ailelerinden Cıngıllıoğulları'na mensuptu; amcası alay beyi olduğu için aile Alaybeyoğulları diye de anılırdı. 14 Aralık 1904'te Mekteb-i Harbiye'ye girdi ve 13 Ağustos 1910'da kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.

1911'de Yemen'e, Hudeyde'ye gönderildi ve orada Salih (Omurtak) ve İsmet (İnönü) ile birlikte çalıştı. Birinci Dünya Savaşı'nda 14. Tümen kurmayı olarak Çanakkale'de Kerevizdere muharebelerinde bulundu, sonra 6. Ordu kurmayı olarak Bağdat'a gitti ve 18. Kolordu kurmay başkanı oldu. Alman birliklerinin Batı Cephesi'nde staj yaptı, Bakü'nün alınışında oradaydı. Ekim 1918'de Sadrazam ve Harbiye Nazırı İzzet Paşa'nın başyaveri oldu.

Millî Mücadele: Garp Cephesi'nden Moskova'ya

İstanbul'un 16 Mart 1920'de işgalinden üç gün sonra Ankara'ya geldi. Ali Fuat Paşa ile Anzavur harekâtını yönetmek için Bursa'ya, sonra Düzce-Bolu isyanı bölgesine gitti. 26 Haziran-1 Aralık 1920 arasında Garp Cephesi kurmay başkanıydı. 14 Aralık 1920'de Moskova ateşemiliterliğine atandı.
Ek bilgi
Bir milyon ruble: 16 Mart 1921 Moskova Antlaşması'ndan sonra Rusya'nın yaptığı beş milyon rublelik yardımın bir milyonuyla Almanya'dan uçak ve malzeme alınmasına karar verildi. Para Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey tarafından Sefir Ali Fuat Paşa ile Ateşemiliter Saffet Bey'e teslim edildi. Saffet Bey Almanya'ya geçip çalışmalarını sürdürdü ve 1923'te yurda döndü.

"Üçüncü adam": CHP Genel Sekreteri

1923'te İzmit mebusu oldu; sonraki dönemlerde çoğunlukla Erzincan'dan seçildi. 23 Ekim 1923'te Dahiliye Vekâleti'ne sunulan Halk Fırkası kuruluş dilekçesinde kurucular arasındaydı. 5 Ocak 1925-10 Mayıs 1931 arasında CHP Genel Sekreteri oldu. O yıllarda bu makam Genel Başkanlık ve Genel Başkan Vekilliğinden sonra üçüncü sıradaydı; Arıkan bir bakıma "üçüncü adam" olarak görüldü. 1 Mart 1926'da kendi isteğiyle askerlikten ayrılmıştı.

1927'de Radikal-Sosyalist Antant'ın Karlsruhe'deki kongresine gözlemci olarak katıldı ve Türkiye'de ilköğretimin parasız, zorunlu ve laik olduğunu anlattı. 1928'de Latin harflerini kabul eden komisyondaydı ve Cemil Uybadın ile Ali Çetinkaya ile birlikte "Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun" önergesini verdi.
Saffet Bey (Arıkan), Bahriyeli İsmail Hakkı Bey'in çektiği fotoğraf
Saffet Bey (Arıkan), Bahriyeli İsmail Hakkı Bey'in çektiği fotoğrafGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bahriyeli Ismail Hakki Bey (1863-1926). Dosya sayfası

"Ata Türk" hitabı

1934'te Dil Tetkik Cemiyeti başkanı olan Arıkan, 26 Eylül Dil Bayramı için bir nutuk hazırladı. Kardeşi Baha Arıkan'ın 26 Kasım 1949'da Ulus'ta yayımlanan yazısında anlattığı üzere taslakta şu cümle vardı: "Bugün, Büyük Önderimiz Ata Türk Mustafa Kemal'in, büyük budunumuza armağan ettiği bayramlardan birini yaşıyoruz." Gazi metni düzeltmiş ama "Ata Türk" hitabına dokunmamıştı. Afet İnan da Baha Arıkan'a, Gazi'nin kelime üzerinde çok durduğunu ve "fazla iddialı" bulduğunu, ama beğendiğini doğrulamıştı.
Doğrusu
Türkata mı, Atatürk mü? Falih Rıfkı Atay "Çankaya"da soyadının "biraz yardımla" Arıkan'ın armağanı olduğunu, onun bulduğu biçimin "Türkata" olduğunu yazar. Halk bilimci Mehmet Şakir Ülkütaşır ise "Atatürk" biçimini Naim Hazım Onat'a bağlar. Onat 3 Aralık 1949'da Ulus'ta yazdığı yazıda, Atatürk'ün sofrada Arıkan'ı göstererek "Beyefendinin armağanlarıdır" dediğini aktardı. Arıkan'ın taslakta baştan "Ata Türk" kullandığını gösteren veriler, Onat'a atfedilen anlatıyı zayıflatıyor.

Kültür Bakanı: çavuşlardan eğitmen

10 Haziran 1935'te bakanlığa geldiği gün çıkan 2773 sayılı kanunla Maarif Vekâleti'nin adı Kültür Bakanlığı oldu. "Şeflerim emretti, şimdi geldim, göreve başladım" dedi ve pedagoji uzmanı olmadığını açıkça söyledi. Atatürk, okulsuz köylere öğretmen bulunamamasından yakınan Arıkan'a ordunun yetiştirdiği zeki çavuşlardan yararlanmayı önerdi: "bunlara eğitmen kursu diyebilirsiniz." 11 Haziran 1937 tarihli 3238 sayılı Köy Eğitmenleri Kanunu bu fikirden doğdu. Uygulamada Arıkan'ın göreve getirdiği İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç büyük emek verdi. 26 Mayıs 1938'de Arıkan, eğitmenlerin köylerde binlerce yetişkini ve 18-19 bin çocuğu okuttuğunu bildirdi.

Fikrin ilk işaretlerini Eylül 1935'te gazeteci Ahmet Ağaoğlu ile görüşmesinde vermişti: şehirde yetişen öğretmenler köye istemeyerek gidiyor, sonra oradan kurtulmayı nimet sayıyordu. Köy öğretmeninin kafası gereksiz teorilerden uzak, köylünün günlük ihtiyaçlarına cevap verecek pratik bilgilerle donatılmalıydı. Projeyi ilk kez 26 Mayıs 1936'da Meclis'teki bütçe görüşmelerinde açıkladı. Kanunla, askerliğini çavuş olarak yapan gençler Eğitim ve Ziraat bakanlıklarının tarıma elverişli okul ve çiftliklerinde açılan 6-7 aylık kurslarda yetiştirilecekti. Sonraki yıllarda eğitmenlerin genel kültürünün zayıf olduğu, köylüyle şehirlinin farklı eğitim almasının eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı yolunda eleştiriler de geldi. Yine de 1940'ta açılan Köy Enstitülerinin yolunu bu kurslar açtı.

Yakın dostu Cevat Dursunoğlu'nun anlattığına bakılırsa Batı müziğiyle ilk kez Yemen'de tanışmış, Avrupa'da bu müziğe derin bir ilgi duymuştu. Bakanlığının ilk haftalarında Ankara'ya gelen Hindemith'le saatlerce görüşüp kurulacak konservatuvarın esaslarını birlikte hazırladı.

Dönemi üniversite ve sanat alanında da yoğundu: doçentlik kadroları, Ankara'da Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (9 Ocak 1936'da öğretime başladı), Siyasal Bilgiler Okulu'nun Ankara'ya taşınması, Ankara Devlet Konservatuvarı, Paul Hindemith ve Carl Ebert'in davet edilmesi, devletin ressamlardan tablo satın alması, Belleten dergisinin çıkarılması ve Alacahöyük kazıları. Görevini Aralık 1938'de tansiyon sorunu yüzünden Hasan Âli Yücel'e bıraktı.

Refah şilebi

5 Nisan 1940'tan itibaren Millî Savunma Bakanıydı. İngiltere'de teslim alınacak denizaltılar için 200 kişilik ekibi taşıyan Refah şilebi 23 Haziran 1941 gecesi Mersin açıklarında milliyeti belirsiz bir denizaltı tarafından torpillendi; 168 kişi şehit oldu, 32 kişi kurtuldu. Arıkan 4 Temmuz'da Meclis'te açıklama yaptı. Meclis bakanlar hakkında soruşturmaya gerek görmedi ve CHP grubundaki güven oylamasında 223 milletvekilinden 209'u Arıkan'a güvenoyu verdi; yine de Arıkan ve Ulaştırma Bakanı Cevdet Kerim İncedayı istifa etti. Fevzi Çakmak'ın ısrarıyla açılan davada 13 Ocak 1944'te beraat ettiler.
Berlin Büyükelçisi Saffet Arıkan, Ağustos 1942
Berlin Büyükelçisi Saffet Arıkan, Ağustos 1942Görsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: https://audiovis.nac.gov.pl/. Dosya sayfası
Ek bilgi
Berlin'de bir kurmay: 1 Ağustos 1942-17 Mart 1944 arasında Berlin Büyükelçisi oldu. İtimatnamesini verdikten sonra, Osmanlı ordusunda maiyetinde çalıştığı General von Seeckt'in kabrine çelenk koymayı planladı. İngiliz müsteşar Helm'in 1942 raporu onu çok yönlü bir diplomat sayıyor, Alman yanlısı olduğundan şüphe ediyor ama "Almanların gözünü boyama kabiliyetine" sahip olduğunu yazıyordu.

Ölüm ve kardeşin cevabı

26 Kasım 1947'de, 60. doğum gününde İstanbul'da evinde ölü bulundu; Eyüp'te toprağa verildi. Evlenmemişti; emekli maaşı annesine bağlandı. Ölümü hakkında intihar ve zehirlenme söylentileri çıktı. Son gece yanında olan Baha Arıkan bunları kesinlikle reddetti; ağabeyinin sabaha karşı, kendisinin giyindiği on dakika içinde kalp durmasıyla öldüğünü yazdı.

Kurmayın sessiz izleri

Süleyman Edip Balkır onu "tam bir kurmay" diye anlattı; Hilmi Uran ufak tefek, zarif, onurlu ve parti yönetimini beklenmedik sertlikte eleştirebilen biri olarak hatırladı. Arıkan'ın izi kanun numaralarında, köy eğitmenlerinde, bir konservatuvarda ve bir Dil Bayramı taslağındaki iki kelimede duruyor.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap