20 Mayıs 1923'te Nazilli'ye kısa bir telgraf geldi: "Nazilli'de İzmirMebus-u Muhteremi Hacı Süleyman Efendiye, Namzetlikten sarf-ı nazar buyurmaklığınızı kaydettik. Siz, bizim her zaman ve her vaziyette samimi bir mefkûre arkadaşımızsınız. Afiyetinizi temenni ederim efendim. Gazi Mustafa Kemal." Telgrafın muhatabı, ikinci dönem seçimlerinde aday olmayacağını bildiren bir kadı diplomalı müderris, eski Meclis-i Mebusan üyesi ve Birinci Meclis'in eğitim konusunda en çok konuşan mebuslarından biriydi. Nazilli'den Aydın ve İzmir mebusu Hacı Süleyman (Bilgen) EfendiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Müftüzade bir medrese mezunu
Hacı Süleyman Efendi Nazilli'de doğdu. Doğum yılı TBMM kayıtlarında iki farklı biçimde geçer: 2023'te yayımlanan 1908Meclis-i Mebusan Albümü'nde 1857, 2010'da basılan TBMM Albümü'nde 1855. Babası Müftü Hocazade Halil Efendi, annesi Hatice Hanım'dı. Arapça, Farsça, Fransızca ve Rumca biliyordu; beş çocuk babasıydı. Soyadı Kanunu'ndan sonra ailesi Bilgen soyadını aldı.
İlk ve orta öğrenimini Nazilli'de bitirdikten sonra İstanbul'a gitti, bir yandan da ticaretle uğraştı. 1880'de Nuruosmaniye Medresesi'nden kadılık diplomasıyla mezun oldu, Nazilli'ye dönüp aile işlerini ve ilmî çalışmalarını sürdürdü.
Tek önergeli bir Meşrutiyet mebusu
1908 seçimlerinde Nazilli'de müderrislik yaparken 103 oy aldı ve Aydın'ın üç mebusundan biri oldu. Kimi yayınlar onu sık sık önerge veren çok etkin bir mebus olarak anlatır; Meclis tutanaklarında ise verdiği tek önerge, emlak ve aşar vergisinden ayrılan maarif hissesiyle ilgilidir.
Doğrusu
İstifa mı, izin mi? Mebusluğundan kısa süre sonra istifa etti ve yerine İsmail Sıtkı Efendi seçildi. Ne var ki istifası kabul edilmedi, izinli sayıldı. 21 Mart 1909 tarihli istifa dilekçesini Nazilli'den Meclis-i Mebusan Başkanlığı'na gönderdi ve II. Meşrutiyet dönemini memleketinde, kütüphanesini genişleterek ve hayır işleriyle geçirdi.
Nazilli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti
Yunan ordusu 3 Haziran 1919'da Nazilli'yi işgal etti. Hacı Süleyman Efendi; Pirlibeyli Mehmet Bey, Sultanoğlu Sadık, Arap Yüzbaşı, Nazilli MüftüsüSalih Efendi ve Giritli İsmail Hakkı Bey ile Nazilli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'ni kurarak halkı direnişe çağırdı. Yunanlılar 20 Haziran 1919'da Nazilli'den çekilince kurulan Nazilli Heyet-i Milliyesi, Kuva-yı Milliye hareketini Aydın ve çevresinde örgütledi. Heyetin başkanı Giritli İsmail Hakkı Bey'di; Süleyman Efendi'nin yanında Mollaoğlu Hasan, Palamutçu İbrahim, tüccar Ali Haydar, Müftü Salih Efendi ve Sultanoğlu Sadık Bey üyeydi. Nazilli ve Büyük Menderes ovasıGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Erdalkara. Dosya sayfası Haziran 1919'da Nazilli'nin dağ köyü Dereköy'de Rauf (Orbay) Bey ile görüştü ve Demirci Mehmet Efe'nin dağdan inip millî saflara katılmasının yollarını aradı. Efe'nin en önemli şartı güvendi; bunun için Süleyman Efendi'nin oğlu Ragıp Bey'in rehin olarak kendisine verilmesini istedi. Bu riskli öneri kabul edildi ve Mehmet Efe eşkıyalığı bırakıp Millî Mücadele'ye katıldı. Süleyman Efendi Çine, Köşk ve Söke cephelerinin örgütlenmesinde de etkili oldu.
Üç Nazilli Kongresi
Batı Anadolu'da dağınık çalışan millî heyetlerin düzenli bir yapıya kavuşmasında Nazilli kongrelerinin payı büyüktür. Süleyman Efendi, bölgedeki komutanlarla birlikte 6-9 Ağustos 1919'daki I. Nazilli Kongresi'nin toplanmasına öncülük etti. Kongre şunları kararlaştırdı:
[liste]
[*]Savaştan etkilenen halkın ihtiyaçlarının karşılanması.
[*]Millî Mücadele'ye para ve mal bağışı, Kuva-yı Milliye'ye gönüllü katılımın artırılması.
[*]Silah, cephane ve erzak ihtiyacının temini.
[*]Askere alma, iç güvenlik, vergi toplama ve düşmanla savaşma gibi merkezî hükümet görevlerinin bir kısmının üstlenilmesi.
[/liste]
Mustafa Kemal Paşa onun çabalarını Erzurum Kongresi sırasında Rauf Bey'den duydu; tanışıklık Sivas Kongresi'nde başladı ve üç yıl süren bir fikir ve mücadele arkadaşlığına dönüştü. 19-20 Eylül ve 6 Ekim 1919'daki II. ve III. Nazilli kongrelerinde de emeği vardı; bu kongreler Sivas kararlarının bölgede benimsenmesini sağladı.
Birinci Meclis'te öğretmen maaşları ve kız çocukları
23 Nisan 1920'de açılan TBMM'ye İzmirmebusu olarak girdi; Şer'iyye, Maarif ve Defter-i Hakani encümenlerinde çalıştı. Meclisteki ilk önergesi "Muhasebe-i Hususiyelerin Lağvına Dair" başlığını taşıyordu ve uzun süredir maaş alamayan öğretmen ve hizmetlilerin durumunu gündeme getiriyordu. Önerge üzerine yaptığı konuşmada kırsaldaki eğitim sorununa ve kız çocuklarının okumasına özellikle değindi:
[alinti]Erkeklerin okuması ne kadar lazımsa kızların okuması da o nisbette mühimdir ve belki daha önemlidir. Kadınları yüksek mertebede bulunan bir milletin, bir kavmin arkası hiçbir vakit yere gelmez.[/alinti]
Bir başka konuşmasındaki şu sözleri tepki görmedi, tersine alkış aldı: "İnsanlar, fikrî bir terbiye görmedikçe hiçbir işe yaramazlar. Bugün köylerde ufak ufak mektep yapmak, şehirde büyük büyük cami yapmaktan daha hayırlıdır."
18 Eylül 1920'de yedi maddelik bir önerge daha verdi. Kız ve erkek ilk mekteplerinin maarif müdürlükleri bünyesinde yönetilmesini, kazalarda okul inşası ve öğretmen maaşlarıyla mülkî amir başkanlığında belediye üyeleri, müftü, sandık emini ve doktordan oluşan bir komisyonun ilgilenmesini, eğitim ödemelerinin Ziraat Bankası aracılığıyla yapılmasını istiyordu. Önerge, Maarif VekiliRıza Nur'un hazırlamakta olduğu kanun kapsamında ele alınmak üzere havale edildi ama kanunlaşmadı. Aynı gün ilkokulların halkın seçeceği bir kurulca yönetilmesini, müfredatın ise merkezî hükümetçe belirlenmesini savundu.
Ek bilgi
Meclisteki bilançosu: Birinci Meclis'te bir önerge ve bir teklif verdi, bunların dışında beş kez söz alarak görüşlerini paylaştı. Yabancı dil bilgisi sayesinde Avrupa'daki gelişmeleri izliyor, Türkiye'nin sorunlarına daha geniş bir pencereden bakabiliyordu. Ülkenin geri kalmışlığına ve köylerdeki aşiret ve ağalık düzenine karşı duruşu, kooperatifleşmeye verdiği önem, eğitime getirdiği yeni yaklaşımlar ve öğretmenlik mesleğine duyduğu sevgi, onu fikirlerine saygı duyulan bir mebus yaptı.
Bu tablo, Birinci Meclis'teki din görevlisi mebusların tek tip olmadığını da gösterir. Şer'iyye Encümeni üyesi bir müderris, cami yerine köy mektebini öne alan, kızların okumasını erkeklerinkinden belki daha önemli sayan ve okul yönetimini halkın seçeceği kurullara bırakmak isteyen bir program savunabiliyordu. Önerileri kanunlaşmadı; fikirleri ise 1921 Maarif Kongresi'nde dile getirilen millî eğitim ilkeleriyle aynı yöndeydi. Osmanlı Bankası'nın Nazilli şubesiGörsel: Wikimedia Commons, No restrictions, yazar: SALTOnline. Dosya sayfası
Reddedilen vekillik
Meclisteki çalışmaları onu öne çıkardı. 1922'de Şer'iye ve Evkaf Vekili seçimi için Abdullah Azmi Efendi (Eskişehir) ve Musa Kâzım Efendi (Konya) ile birlikte aday gösterildi; kendisini önerenlere teşekkür ederek görevi kabul etmedi. AnkaraMüftüsüMehmet Rıfat Efendi'nin kaleme aldığı Ankara Fetvası'nı imzalayan din görevlileri arasındaydı. İkinci dönem için aday olmadı ve 20 Mayıs 1923 telgrafı bunun üzerine geldi.
5 Ekim 1923'te geçirdiği bir kaza sonucu 68 yaşında öldü ve Nazilli Eğriboyun Mezarlığı'ndaki aile kabristanına gömüldü. Mezarı Nazilli'nin kurtuluş günü törenlerinde ziyaret edilir; kent meydanında anıtı vardır. Hatırasını yaşatmak için Türk Ocakları Nazilli Şubesi her yıl "Hacı Süleyman Efendi Türk Kültürüne Hizmet Ödülleri" verir; bu ödüllerin on ikincisi 2022'de sahibini buldu. 1973'te İzmir Buca'da açılan bir okula Süleyman Bilgen İlkokulu adı verildi; torunları okulun laboratuvar ve atölye donatımına katkıda bulundu.
Mektepçi bir müderris
Hacı Süleyman Efendi'nin önemi, bir medrese mezununun Millî Mücadele'de hem bölgesel örgütçü hem de eğitim reformcusu olabilmesindedir. Oğlunu rehin vererek bir efeyi millî saflara kazandırdı, kongreleri örgütledi, Meclis'te öğretmen maaşlarını, köy okullarını ve kızların eğitimini savundu.