Aralık 1929: Bir cemiyet ve bir hafta
Türkiye'de her yıl 12-18 Aralık arasında okullarda bir hafta kutlanır. Bugünkü resmî adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olan bu hafta, kuşaklar boyunca Yerli Malı Haftası adıyla bilindi. Çocuklar okula meyve, kuruyemiş ve evde yapılmış yiyecekler getirir, tutumluluk üzerine şiirler okunur. Bu geleneğin kökü, 1929'un Aralık ayında Ankara'da kurulan bir cemiyete uzanıyor.14 Aralık 1929'da Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti kuruldu. Cemiyetin amacı, israfla mücadele etmek, halkı tutumlu yaşamaya alıştırmak ve yerli malların üretimini ve kullanımını artırmaktı. Gazi Mustafa Kemal cemiyeti himayesine aldı ve cemiyete ilk üye olarak yazıldı. Bu yazıda cemiyetin hangi şartlarda doğduğunu, ne yaptığını ve bıraktığı mirası anlatıyoruz.

1929: Çifte bir sıkıntı
1929, Türkiye ekonomisi için zor bir yıldı. Lozan Antlaşması'nın ekindeki ticaret sözleşmesi, Türkiye'nin gümrük vergilerini beş yıl boyunca 1916 tarifesine bağlı tutmasını öngörüyordu. Bu süre 1929'da doldu ve Türkiye, yerli üretimi korumak için yeni bir gümrük tarifesini yürürlüğe koydu. Yeni tarife yürürlüğe girmeden önce tüccarlar, yüksek vergiden kaçmak için büyük miktarda mal ithal etti. Bu ithalat dalgası, dış ticaret dengesini bozdu ve Türk lirasının değerini düşürdü.Aynı yılın Ekim ayında New York borsasında başlayan çöküş, kısa sürede bütün dünyayı saran büyük bir ekonomik bunalıma dönüştü. Türkiye'nin en önemli ihraç ürünleri olan tütün, üzüm, incir ve pamuk gibi tarım ürünlerinin fiyatları dünya piyasalarında hızla düştü. Bu durum, köylünün gelirini ve devletin döviz kazancını azalttı. Ayrıca Türkiye, Osmanlı borçlarının taksitlerini ödemeye 1929'da başlamıştı. Bütün bu gelişmeler, döviz harcamasını azaltmayı ve yerli üretime yönelmeyi zorunlu kılıyordu.
Tarih notu
1923: İzmir İktisat Kongresi. 1929: Lozan'daki gümrük kısıtlamalarının sona ermesi ve yeni gümrük tarifesi. Ekim 1929: New York borsasının çöküşü. 12 Aralık 1929: Başvekil İsmet Paşa'nın Meclis'te millî iktisat ve tasarruf konuşması. 14 Aralık 1929: Cemiyetin kuruluşu. 16 Aralık 1929: Amaçların belirlenmesi. 1946: Yerli Malı Haftası adı. 1983: Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası.
İsmet Paşa'nın konuşması ve cemiyetin kuruluşu
12 Aralık 1929'da Başvekil İsmet Paşa, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde millî iktisat, yerli malı ve tutumluluk üzerine bir konuşma yaptı. Konuşmada, ülkenin ekonomik bağımsızlığının ancak yerli üretimin artırılması ve israfın önlenmesiyle korunabileceği vurgulandı. Bu konuşma, iki gün sonra kurulan cemiyetin hareket noktası oldu.Cemiyetin kurucuları arasında Meclis'in önde gelen isimleri vardı. Başkanlığa Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Kâzım Özalp getirildi. Meclis Başkanvekili Hasan Saka, İzmir milletvekilleri Mustafa Rahmi Köken ve Celâl Bayar, Kırklareli milletvekili Fuat Umay, Sinop milletvekili Yusuf Kemal Tengirşenk ve Kütahya milletvekili Besim Atalay kurucu üyeler arasındaydı. Ziraat Bankası Genel Müdürü Ahmet Şükrü Ataman ile Emlâk ve Eytam Bankası Genel Müdürü Hakkı Saffet Tarı da kurucular arasında yer aldı. Cemiyetin ilk genel sekreteri Mustafa Rahmi Köken oldu.

Bütün milletvekilleri üye
15 Aralık 1929'da duyurulan cemiyet nizamnamesi, üyelerin görevini yerli ürünleri kullanmak ve vatandaşları bu konuda teşvik ederek millî tasarrufa alıştırmak olarak tanımlıyordu. Bütün milletvekilleri cemiyetin doğal üyesiydi. Ayrıca isteyen herkes cemiyete üye olabilirdi. Cemiyetin taşrada şubeleri açıldı ve kısa sürede ülke çapında bir teşkilat kuruldu.16 Aralık 1929'da toplanan kurul, cemiyetin amaçlarını dört başlık altında belirledi. Birincisi, halkı israfla mücadeleye, hesaplı ve tutumlu yaşamaya alıştırmaktı. İkincisi, yerli malları tanıtmak, sevdirmek ve kullandırmaktı. Üçüncüsü, yerli malların miktarını artırmak, kalitelerini yabancı benzerlerinin düzeyine çıkarmak ve fiyatlarını ucuzlatmaktı. Dördüncüsü ise yerli malların satışını artırmaktı.
Ek bilgi
Kâzım Özalp, 1880'de Köprülü'de, bugünkü Kuzey Makedonya'daki Veles'te doğdu. Millî Mücadele'de Balıkesir ve Batı Anadolu cephesinde görev yaptı. 1924-1925 ve 1935-1943 arasında Millî Müdafaa Vekili, 1924-1935 arasında da Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı oldu. 1968'de Ankara'da öldü.
Yerli Malı Haftası
Cemiyetin bugüne ulaşan en önemli etkinliği, her yıl Aralık ayında düzenlenen tasarruf ve yerli malları haftasıydı. Bu haftada gazeteler yerli malların tanıtımına sayfalar ayırdı, mağazalar yerli ürünlerle vitrin düzenledi, okullarda konferanslar ve sergiler yapıldı. Kumaştan gıdaya, ayakkabıdan ev eşyasına kadar yerli ürünler halka tanıtıldı. Haftanın sloganları ve afişleri, Türkiye'nin dört bir yanına dağıtıldı.Hafta, 1946'dan itibaren Yerli Malı Haftası adıyla kutlanmaya başladı. 1983'te adı Tutum, Yatırım ve Türk Malları Haftası olarak değiştirildi. Bugün de 12-18 Aralık arasında okullarda kutlanmaya devam ediyor. Haftanın tarihi, 12 Aralık 1929'daki Meclis konuşmasına dayanıyor.

Devletçiliğe giden yol
Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti, 1930'ların ekonomi politikasının bir habercisiydi. 1923'teki İzmir İktisat Kongresi'nde özel girişimin desteklenmesi kararlaştırılmıştı. Ama 1929 bunalımı, özel girişimin tek başına sanayileşmeyi sağlayamayacağını gösterdi. 1930'ların başında Türkiye, devletin ekonomide etkin rol oynadığı devletçilik politikasına yöneldi. 1933'te Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı hazırlandı ve Sümerbank gibi kurumlar kuruldu.Cemiyetin yerli malı kampanyaları, bu sanayileşme hamlesinin toplumsal desteğini oluşturdu. Kayseri ve Nazilli'de kurulan basma fabrikaları, Ereğli'deki bez fabrikası ve diğer yeni tesisler, cemiyetin "yerli malı kullan" çağrısına cevap veren ürünler üretti. Böylece tüketici ile üretici arasında bir köprü kuruldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Yerli malı kampanyası, yabancı ülkelere ya da yabancı ürünlere karşı bir düşmanlık kampanyası değildi. Kampanyanın amacı, ödemeler dengesini korumak, israfı azaltmak ve yerli üretimi teşvik etmekti. Türkiye, aynı yıllarda birçok ülkeyle ticaret anlaşmaları imzalamaya ve dış ticaretini sürdürmeye devam etti.
Tasarrufun okul sıralarına inişi
Millî İktisat ve Tasarruf Cemiyeti'nin hikâyesi, bir ekonomik bunalımın toplumsal bir alışkanlığa nasıl dönüştüğünü gösteriyor. 1929'da Türkiye, bir yandan dünya bunalımının etkisini, bir yandan da Lozan'ın gümrük kısıtlamalarının sona ermesinin yarattığı ithalat dalgasını yaşıyordu. Bu iki sıkıntının karşısında devletin elindeki araçlar sınırlıydı. Cemiyet, bu sınırlı araçlara toplumun katılımını ekledi.Cemiyetin en kalıcı başarısı, tasarruf fikrini okul sıralarına indirmesi oldu. Bugün Yerli Malı Haftası'nda okula fındık ya da kuru üzüm getiren bir çocuk, 1929'da Meclis'te yapılan bir konuşmanın mirasını taşıyor. Bu çocuk, büyük olasılıkla o konuşmayı ve cemiyeti bilmiyor. Ama haftanın arkasındaki fikir, yani tutumluluğun ve yerli üretimin bir ülkenin bağımsızlığıyla ilişkili olduğu fikri, kuşaklar boyunca aktarılmaya devam ediyor. Bir ekonomik bunalımın ortasında kurulan bir cemiyet, doksan yılı aşan bir gelenek bıraktı. Bu, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki kurumların toplumsal hayata ne kadar derin işlediğinin bir örneği olarak görülebilir.