Arap Yarımadası'nın güneybatısında, deniz seviyesinden yaklaşık iki bin üç yüz metre yükseklikteki bir yaylada kurulan San'a, dünyanın sürekli yerleşim görmüş en eski şehirlerinden biri olarak kabul edilir. Çok katlı kerpiç ve taş kule evleri, beyaz alçı süslemeli pencereleri ve kalabalık çarşılarıyla San'a, kendine özgü bir şehir dokusuna sahiptir. Osmanlı Devleti, Yemen'de iki ayrı dönem boyunca hüküm sürdü: birinci dönem on altıncı yüzyılın ortalarından 1635'e kadar, ikinci dönem ise 1872'de San'a'nın yeniden alınmasından Birinci Dünya Savaşı'nın sonuna kadar sürdü. Bu yazıda San'a'nın tarihini, Osmanlı'nın Yemen'deki iki dönemini, şehrin mimarisini ve Anadolu'da derin izler bırakan Yemen hatırasını ele alıyoruz.
Kaynaklar
Belge: YEMEN — TDV İslâm Araştırmaları Merkezi (TDV İslâm Ansiklopedisi), TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 43, s. 406-412 — müellif: İdris Bostan. Tarih: 2013.
San'a'nın eski şehrindeki kule evlerGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 2.0, yazar: Rod Waddington from Kergunyah, Australia. Dosya sayfası
Kadim bir şehir
San'a, İslam öncesi dönemde Güney Arabistan krallıklarının önemli merkezlerinden biriydi. Şehirde yükselen ve efsanelere konu olan Gumdan Sarayı, bu dönemin en ünlü yapısı olarak anılır. Yedinci yüzyılda Yemen halkı İslam'ı kabul etti. İslam geleneğinde Hz. Peygamber zamanında inşa edildiği kabul edilen San'a Ulu Camii, İslam dünyasının en eski camileri arasında sayılır. Sonraki yüzyıllarda San'a, farklı hanedanların yönetiminde bir ilim ve ticaret merkezi olarak gelişti. Yemen'de uzun yüzyıllar boyunca Zeydî imamlar dinî ve siyasi bakımdan etkili oldu; özellikle yayla bölgesinde imamların otoritesi güçlüydü.
Birinci Osmanlı dönemi
On altıncı yüzyılın başında Portekizliler Hint Okyanusu'na girmiş ve Kızıldeniz'e yönelmeye başlamıştı. Mısır'ın 1517'de Osmanlı yönetimine girmesiyle birlikte, Kızıldeniz'in ve Hicaz'ın güvenliği Osmanlı'nın sorumluluğuna geçti. 1538 yılında Hadım Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı donanması Hint seferi sırasında Aden'i aldı. Ardından Yemen'in iç bölgelerine doğru ilerleyen Osmanlı kuvvetleri, 1547 yılında Özdemir Paşa komutasında San'a'yı ele geçirdi. Yemen, bir beylerbeyilik olarak yönetilmeye başlandı.
Yemen'de Osmanlı yönetimi kolay olmadı. Dağlık arazi ve Zeydî imamların direnişi, sık sık isyanlara yol açtı. 1567'de başlayan büyük isyan, Osmanlı'nın bölgedeki varlığını ciddi biçimde sarstı. II. Selim döneminde Mısır'dan gönderilen Koca Sinan Paşa, 1569–1571 yıllarında yürüttüğü seferle bölgede Osmanlı otoritesini yeniden kurdu. Bu seferin olayları, Kutbüddin Nehrevâlî'nin el-Berku'l-Yemânî adlı eserinde ayrıntılı olarak anlatılır. Ancak on yedinci yüzyılın başlarında İmam Kâsım ve oğullarının yürüttüğü mücadele sonucunda Osmanlı kuvvetleri giderek geri çekildi ve 1635 yılında Yemen'den ayrıldı.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Osmanlı Yemen'de kesintisiz dört yüz yıl hüküm sürdü.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Osmanlı'nın Yemen'deki varlığı iki ayrı dönemden oluşur: birincisi 1538–1635 arasında, ikincisi ise 1849'da Tihâme kıyılarına dönüşle başlayıp 1872'de San'a'nın alınmasıyla yaylaya uzanan ve 1918'e kadar süren dönemdir. Aradaki iki yüzyılı aşkın sürede Yemen, büyük ölçüde Zeydî imamların yönetimindeydi.
1962 yılında San'a'nın eski şehriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: العمري. Dosya sayfası
Bekiriye Camii ve Osmanlı mimarisi
Birinci Osmanlı döneminde San'a'da inşa edilen yapıların en ünlüsü, YemenbeylerbeyiHasan Paşa tarafından on altıncı yüzyılın sonlarında yaptırılan Bekiriye Camiidir. Caminin merkezî kubbesi ve kalem işi süslemeleri, Osmanlı cami mimarisinin Yemen'deki en dikkat çekici örneklerinden birini oluşturur. Yerel taş işçiliğiyle Osmanlı kubbe geleneğini birleştiren bu cami, San'a'nın eski şehrinde Osmanlı döneminin en görünür izi olarak yaşamaktadır. İkinci Osmanlı döneminde cami onarıldı ve yeniden ibadete açıldı.
San'a'nın kule evleri
San'a'nın en dikkat çekici özelliği, çok katlı kule evleridir. Alt katları taştan, üst katları kerpiçten yapılan bu evler, beş altı kata kadar yükselebilir. Evlerin cepheleri, beyaz alçıyla çizilmiş süsleme şeritleriyle bezenir. Pencerelerin üst kısmında yer alan ve renkli camlarla süslenen yarım daire biçimli kamariye pencereleri, akşamları içeriden yanan ışıkla şehre büyülü bir görünüm verir. Evlerin en üst katında yer alan ve şehre bakan mefreç adlı oda, misafirlerin ağırlandığı ve öğleden sonra sohbetlerinin yapıldığı yerdir.
Şehrin eski kısmı surlarla çevriliydi ve Bâbü'l-Yemen gibi kapılarla dış dünyaya açılıyordu. Eski şehrin içinde, farklı malların satıldığı onlarca çarşı bölümünden oluşan büyük bir çarşı bulunur. Baharatlar, kahve, tuz, gümüş takılar, kumaşlar ve geleneksel hançer olan cambiya, bu çarşıların ürünleri arasındadır. Şehrin içindeki bahçeler, evlerin arasında yeşil alanlar oluşturur. San'a'nın eski şehri, 1986 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı.
İkinci Osmanlı dönemi
On dokuzuncu yüzyılda İngilizlerin 1839'da Aden'i işgal etmesi ve Süveyş Kanalı'nın 1869'da açılması, Kızıldeniz'in stratejik önemini artırdı. Osmanlı, önce 1849'da Tihâme kıyılarına döndü. 1872 yılında Ahmed Muhtar Paşa komutasındaki kuvvetler San'a'ya girdi ve YemenVilayeti kuruldu. San'a, vilayetin merkezi oldu. Osmanlı yönetimi, şehirde kışlalar, hükümet binaları, okullar, bir hastane ve matbaa kurdu. San'a'da Yemen adlı resmî bir gazete de yayımlandı.
Ancak ikinci dönemde de Zeydî imamlarla mücadele sürdü. Özellikle 1904'te imamlığa gelen İmam Yahya döneminde San'a birkaç kez kuşatıldı. Uzun ve yıpratıcı mücadelelerden sonra 1911 yılında imzalanan Da'an Antlaşması ile İmam Yahya'ya yayla bölgesinde geniş bir özerklik tanındı. Bu antlaşmadan sonra İmam Yahya, Birinci Dünya Savaşı boyunca Osmanlı'ya bağlılığını sürdürdü. Savaşın sonunda Osmanlı askerleri Yemen'den ayrıldı ve İmam Yahya, Yemen'in yönetimini üstlendi.
Tarih notu
Kronoloji 1538: Osmanlı donanmasının Aden'i alması. 1547: Özdemir Paşa'nın San'a'yı alması. 1569–1571: Koca Sinan Paşa'nın Yemen seferi. 1635: Osmanlı'nın Yemen'den ayrılması. 1849: Tihâme kıyılarına dönüş. 1872: Ahmed Muhtar Paşa'nın San'a'ya girişi. 1911: Da'an Antlaşması. 1918: Osmanlı askerlerinin Yemen'den ayrılması.
Anadolu'daki Yemen hatırası
Yemen, Anadolu'nun hafızasında derin bir iz bıraktı. On dokuzuncu yüzyılın sonu ve yirminci yüzyılın başında Yemen'e gönderilen askerlerin önemli bir kısmı, uzaklık, sıcak iklim, salgın hastalıklar ve çatışmalar nedeniyle geri dönemedi. Bu acı deneyim, Anadolu'nun pek çok yöresinde söylenen türkülere yansıdı. Havada bulut yok diye başlayan ve Yemen'e giden askerlerin hikâyesini anlatan türkü, bu hatıranın en bilinen örneklerinden biridir. "Yemen" kelimesi, Anadolu'da uzun yıllar boyunca ayrılık ve özlemin simgesi olarak anıldı. Bununla birlikte Yemen'de görev yapan Osmanlı subayları ve memurları, bölgenin coğrafyası, halkı ve gelenekleri hakkında değerli hatıratlar ve raporlar bıraktılar.
San'a'yı ve Osmanlı Yemen'ini değerlendirmek: uzak bir vilayetin derin izi
San'a ve Osmanlı Yemen'i, imparatorluğun en uzak ve en zorlu vilayetlerinden birinin hikâyesini anlatır. Birinci Osmanlı dönemi, Portekiz tehdidine karşı Kızıldeniz'i ve Hicaz'ı koruma ihtiyacından doğdu; Özdemir Paşa'nın ve Koca Sinan Paşa'nın seferleri, bu dönemin dönüm noktalarıydı. İkinci dönem ise Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla artan stratejik rekabetin ürünüydü. Her iki dönemde de dağlık coğrafya ve Zeydî imamların güçlü yerel otoritesi, Osmanlı yönetimini sürekli sınayan unsurlar oldu. Da'an Antlaşması, uzun mücadelelerin ardından yerel otoriteyle uzlaşmayı seçen bir yaklaşımın ifadesiydi ve İmam Yahya'nın savaş yıllarındaki bağlılığı bu uzlaşmanın sonucuydu. San'a'daki Bekiriye Camii, Osmanlı mimarisinin Yemen'in yerel taş geleneğiyle buluştuğu kalıcı bir eser olarak ayakta durur. Kule evleri, kamariye pencereleri ve kalabalık çarşılarıyla San'a ise Osmanlı'dan çok önce de sonra da kendi kimliğini koruyan kadim bir şehirdir. Anadolu'da Yemen türküleriyle yaşayan hatıra, bu uzak vilayetin bedelinin Anadolu köylerinde nasıl hissedildiğini gösterir. Yemen'i anlamak, imparatorluğun sınırlarındaki yönetim sorunlarını, yerel güçlerle kurulan ilişkileri ve iki halk arasında yüzyıllar boyunca biriken ortak hafızayı birlikte düşünmek demektir. Bugün San'a'nın eski şehrinin korunması, yalnızca Yemen'in değil, bütün insanlığın ortak mirasının korunması anlamına gelir.