Osmanlı toplumunda kadınların hukuki konumu hakkında yaygın bir kanı, kadınların mahkemeye çıkamadığı, haklarını arayamadığı ve hukuki işlemlerde tamamen erkeklere bağımlı olduğu yönündedir. Oysa Osmanlı mahkemelerinin kayıtları olan şer'iye sicilleri, bu kanının tarihî gerçeklerle uyuşmadığını açıkça gösterir. On altıncı yüzyıldan itibaren düzenli olarak günümüze ulaşan bu kayıtlarda, kadınların davacı ve davalı olarak mahkemeye geldiği, miras, mülk, nafaka, mehir ve boşanma gibi konularda haklarını aradığı, mülk alıp sattığı ve vakıf kurduğu binlerce örnek bulunur. Kanuni Sultan Süleyman döneminin ortalarına, 1540'lı yıllara ait İstanbul, Bursa ve Kayseri sicilleri, bu örneklerin erken ve zengin kaynakları arasındadır. Bu yazıda Osmanlı mahkemelerini, şer'iye sicillerini ve kadınların mahkemedeki yerini ele alıyoruz. 1894 yılında İstanbul'da çekilmiş, beyaz peçeli bir kadın fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?
Osmanlı kadınlarının mahkemeye çıkamadığı düşüncesi, çoğunlukla belgelere dayanmayan genellemelerden beslenir. Bu düşünce, popüler anlatılarda, bazı ders dışı yayınlarda ve sosyal medya tartışmalarında, Osmanlı toplumunda kadınların kamusal hayattan tamamen uzak tutulduğu yönündeki genel bir kanaatin parçası olarak dile getirilir. Söz konusu anlatılar, sicil kayıtlarına değil, çoğunlukla dönemin seyyahlarının izlenimlerine ya da sonraki dönemlerin varsayımlarına dayanır. Şer'iye sicillerinin yirminci yüzyılda yayımlanıp incelenmeye başlanmasıyla birlikte bu genellemenin belgelerle uyuşmadığı açıkça görüldü.
Osmanlı mahkemesi ve kadı
Osmanlı Devleti'nde adalet, her kazada görev yapan kadı tarafından dağıtılırdı. Kadı, yalnızca yargıç değil, aynı zamanda belediye, noter ve yerel yönetim işlerinden sorumlu bir görevliydi. Mahkemeye gelen davalar, kadının huzurunda görülür ve sonuçları sicil defterlerine kaydedilirdi. Mahkemede şahitlerin ifadesi büyük önem taşırdı. Davalarda İslam hukuku ile padişahların çıkardığı kanunnameler birlikte uygulanırdı.
Osmanlı mahkemeleri, yalnızca Müslümanlara değil, gayrimüslim tebaaya da açıktı. Gayrimüslimler kendi aralarındaki bazı aile meselelerini kendi dinî mahkemelerinde çözebilseler de, mülk, borç ve ticaret davalarında sıkça kadı mahkemesine başvururlardı. Bu durum, kadı mahkemesinin toplumun farklı kesimleri için ortak bir adalet mekânı olduğunu gösterir.
Şer'iye sicilleri
Şer'iye sicilleri, kadı mahkemelerinde görülen davaların, yapılan alım satımların, vasiyetlerin, miras paylaşımlarının ve merkezden gelen fermanların kaydedildiği defterlerdir. Bu defterler, Osmanlı toplumunun gündelik hayatını, ekonomik ilişkilerini ve hukuk düzenini anlamak için en değerli kaynaklar arasındadır. Bugün Türkiye'de ve Osmanlı'dan ayrılan pek çok ülkede on binlerce sicil defteri korunmaktadır. İstanbul'daki sicillerin önemli bir bölümü İstanbul Müftülüğü bünyesinde bulunur; Anadolu ve Rumeli şehirlerine ait siciller ise çeşitli arşivlerde muhafaza edilir. Bu kayıtların yayımlanmasıyla birlikte, Osmanlı toplumuna dair pek çok yerleşik kanı yeniden değerlendirilmiştir.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Osmanlı'da kadınlar mahkemeye çıkamaz, haklarını arayamaz ve mülk sahibi olamazdı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Şer'iye sicilleri, kadınların mahkemeye bizzat ya da vekil aracılığıyla başvurduğunu, miras, nafaka, mehir, boşanma ve mülk davaları açtığını, ev, dükkân ve tarla alıp sattığını ve vakıf kurduğunu gösteren binlerce kayıt içerir.
Mekke ve İstanbul kadılığı yapmış Karaçelebizâde Abdülaziz Efendi'nin bir eserinden bir sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: ʿAbd el-ʿAziz Efendi ibn Hosam ed-Din. Auteur du texte. Dosya sayfası
Kadınların mahkemedeki davaları
Şer'iye sicillerinde kadınların açtığı davalar arasında en sık görülenlerden biri miras davalarıdır. İslam hukukuna göre kadınların mirastan pay alma hakkı vardı ve kadınlar, bu haklarını korumak için mahkemeye başvururdu. Bir babanın, kocanın ya da kardeşin ölümünden sonra mirasın paylaşımında haksızlığa uğradığını düşünen kadınlar, kardeşlerine ya da diğer mirasçılara karşı dava açardı. Bu davalarda kadınlar, şahit getirir, belgelerini sunar ve haklarını savunurdu.
Kadınların sıkça başvurduğu diğer konular arasında mehir ve nafaka davaları vardı. Mehir, evlenme sırasında kocanın kadına vermeyi taahhüt ettiği mal ya da paraydı ve kadının hakkıydı. Kocasından mehrini alamayan ya da boşandıktan sonra nafaka alamayan kadınlar, mahkemeye başvurarak haklarını isterdi. Sicillerde, kocası uzun süre ortadan kaybolan ya da nafakasını vermeyen kadınların mahkemeden nafaka takdiri istediği pek çok örnek bulunur.
Kadınlar, boşanma konusunda da mahkemeye başvurabilirdi. Kadının bazı haklarından vazgeçerek kocasıyla anlaşma yoluyla boşanmasına hul' denirdi. Sicillerde hul' yoluyla gerçekleşen boşanmaların kaydına sıkça rastlanır. Ayrıca kocasının kötü muamelesine uğrayan kadınların mahkemeye başvurarak koruma istediği örnekler de vardır.
Kadınlar ve mülkiyet
Şer'iye sicilleri, kadınların mülk sahibi olduğunu ve mülklerini serbestçe yönettiğini de gösterir. Kadınlar ev, dükkân, bağ, bahçe ve tarla alıp satar, kiraya verir ve borç verirdi. Sicillerde kadınların başka kişilere borç verdiği, borcunu ödemeyenlere karşı dava açtığı örnekler bulunur. Kadınların kurduğu vakıflar da Osmanlı toplumunda önemli bir yer tutar. Saray kadınlarının yaptırdığı büyük külliyelerin yanı sıra, sıradan kadınların da çeşmeler, mescitler ve mektepler için vakıflar kurduğu bilinir. Bazı şehirlerde kurulan vakıfların önemli bir kısmının kadınlar tarafından kurulduğu araştırmalarla ortaya konmuştur.
Mahkemeye bizzat ya da vekille
Kadınlar mahkemeye bizzat gelebilir ya da bir vekil aracılığıyla başvurabilirdi. Vekil, kadının akrabalarından biri olabileceği gibi başka bir kişi de olabilirdi. Varlıklı ve saygın ailelerin kadınları çoğu zaman vekil aracılığıyla işlemlerini yürütürken, şehirlerdeki pek çok kadın mahkemeye bizzat gelirdi. Mahkemede kadının kimliğinin tespiti için tanıdık kişilerin şahitliğine başvurulurdu. Vekil kullanımı, kadının haklarından vazgeçtiği anlamına gelmez; aksine kadın, vekilini seçme ve gerektiğinde azletme hakkına sahipti.
Şahitlik konusunda ise İslam hukukunun bazı kuralları uygulanırdı; bazı davalarda iki kadının şahitliği bir erkeğin şahitliğine denk sayılırdı. Bununla birlikte kadınlar, mahkemede şahit olarak dinlenir ve ifadeleri kayda geçirilirdi. Özellikle kadınlara özgü konularda kadın şahitlerin ifadesi önem taşırdı.
Tarih notu
Kronoloji 15. yüzyıl: Günümüze ulaşan en eski şer'iye sicillerinin tutulması. 1540'lar: İstanbul, Bursa ve Kayseri sicillerinde kadınların davalarına ait zengin kayıtlar. 16.–19. yüzyıllar: Siciller boyunca kadınların miras, mehir, nafaka ve mülk davaları. 1917: Hukuk-ı Aile Kararnamesi. 20. yüzyıl: Sicillerin yayımlanması ve araştırılması.
Sicillerden örnek kesitler
Araştırmacıların yayımladığı sicil örnekleri, kadınların mahkemedeki varlığının ne kadar çeşitli olduğunu gösterir. Bursa sicillerinde ipek ticaretiyle uğraşan kadınların, borç ve alacak davalarında taraf oldukları görülür. Kayseri sicillerinde kadınların ev ve bağ satışlarını mahkemede kayda geçirdiği, miras paylaşımlarında paylarını talep ettiği örnekler bulunur. İstanbul sicillerinde ise kadınların kira sözleşmeleri yaptığı, vakıflarına mütevelli atadığı ve komşularıyla yaşadıkları anlaşmazlıkları mahkemeye taşıdığı görülür. Gayrimüslim kadınların da mülk ve miras davaları için kadı mahkemesine başvurduğu kayıtlar mevcuttur. Bu örnekler, mahkemenin kadınlar için uzak ve erişilmez bir yer değil, gündelik hayatın olağan bir parçası olduğunu ortaya koyar.
Hukuk-ı Aile Kararnamesi
Osmanlı Devleti'nin son döneminde aile hukuku alanında önemli bir düzenleme yapıldı. 1917 yılında çıkarılan Sicillerden örnek kesitler
Araştırmacıların yayımladığı sicil örnekleri, kadınların mahkemedeki varlığının ne kadar çeşitli olduğunu gösterir. Bursa sicillerinde ipek ticaretiyle uğraşan kadınların, borç ve alacak davalarında taraf oldukları görülür. Kayseri sicillerinde kadınların ev ve bağ satışlarını mahkemede kayda geçirdiği, miras paylaşımlarında paylarını talep ettiği örnekler bulunur. İstanbul sicillerinde ise kadınların kira sözleşmeleri yaptığı, vakıflarına mütevelli atadığı ve komşularıyla yaşadıkları anlaşmazlıkları mahkemeye taşıdığı görülür. Gayrimüslim kadınların da mülk ve miras davaları için kadı mahkemesine başvurduğu kayıtlar mevcuttur. Bu örnekler, mahkemenin kadınlar için uzak ve erişilmez bir yer değil, gündelik hayatın olağan bir parçası olduğunu ortaya koyar.
Hukuk-ı Aile Kararnamesi, evlenme ve boşanma konularını düzenleyen ilk kapsamlı aile hukuku metniydi. Bu kararname, farklı mezheplerin görüşlerinden yararlanarak kadınlara bazı yeni haklar tanıdı. Örneğin evlenme sırasında kadının bazı şartlar koşabilmesi ve belirli durumlarda mahkemeden boşanma isteyebilmesi kolaylaştırıldı. Kararname, Osmanlı'nın son yıllarında aile hukukunda yaşanan değişimin önemli bir göstergesidir.
Kadınların mahkemedeki yerini değerlendirmek: sicillerin anlattığı hikâye
Osmanlı'da kadınların mahkemeye çıkamadığı yönündeki yaygın kanı, şer'iye sicillerinin sunduğu zengin kanıtlar karşısında geçerliliğini yitirir. Bu kayıtlar, kadınların mahkemeyi haklarını aramak için etkin bir biçimde kullandığını, miras, mehir, nafaka, boşanma ve mülk konularında davalar açtığını gösterir. Kadınların ev, dükkân ve tarla alıp satması, borç vermesi ve vakıf kurması, onların ekonomik hayatın da etkin bir parçası olduğunu ortaya koyar. Elbette Osmanlı hukuk düzeni, kendi döneminin şartları içinde kadın ile erkek arasında bazı farklılıklar öngörüyordu; şahitlik ve miras paylarındaki kurallar bunun örnekleridir. Ancak bu farklılıklar, kadınların hukuki hayattan dışlandığı anlamına gelmez. Vekil kullanımı da kadının iradesini ortadan kaldırmayan, aksine onu koruyan bir yöntem olarak görülmelidir. 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi ise imparatorluğun son döneminde aile hukukunda kadınların lehine yapılan düzenlemelerin bir göstergesidir. Sicillerin yayımlanması ve araştırılması, Osmanlı kadınlarının kendi sesleriyle tarihte yer almasını sağladı. Bu konuyu anlamak, yerleşik kanılar yerine belgelere dayanarak geçmişi yeniden okumak demektir.