İstanbul'un Haliç kıyısında, surların dışında yer alan Eyüp, şehrin en eski ve en kutsal semtlerinden biridir. Semt, adını Hz. Muhammed'in sahabelerinden Ebû Eyyûb el-Ensârî'den alır. Ebû Eyyûb, yedinci yüzyılda İstanbul'u kuşatan Arap ordusuyla birlikte gelmiş ve kuşatma sırasında hayatını kaybetmişti. İstanbul'un fethinden sonra mezarının yeri tespit edildi ve üzerine bir türbe ile cami yapıldı. Bu cami ve türbe, Osmanlı padişahlarının tahta çıkışlarında kılıç kuşandığı yer oldu. Eyüp, yüzyıllar boyunca İstanbul'un en önemli ziyaret yerlerinden ve en büyük mezarlıklarından biri olarak kaldı. Bu yazıda Eyüp'ün tarihini, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin hikâyesini, türbenin bulunuşunu, Eyüp Sultan Camii'ni, kılıç kuşanma törenlerini, semtin mezarlıklarını ve gündelik hayatını anlatıyoruz.
Eyüp Sultan CamiiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Kurmanbek. Dosya sayfası
Ebû Eyyûb el-Ensârî kimdi?
Ebû Eyyûb el-Ensârî, Medineli bir sahabeydi. Asıl adı Hâlid bin Zeyd'dir. 622'de Hz. Muhammed Mekke'den Medine'ye hicret ettiğinde, Ebû Eyyûb onu evinde misafir etti. Hz. Muhammed, Medine'deki mescidi ve evi yapılana kadar yaklaşık yedi ay Ebû Eyyûb'un evinde kaldı. Bu nedenle Ebû Eyyûb, İslam tarihinde özel bir yere sahiptir. Ona Mihmândâr-ı Nebî, yani Peygamber'i ağırlayan kişi denir.
Ebû Eyyûb, Hz. Muhammed'in hayatı boyunca onun yanında bulundu ve birçok savaşa katıldı. Hz. Muhammed'in vefatından sonra da İslam ordularıyla birlikte çeşitli seferlere katılmaya devam etti.
İstanbul kuşatması ve ölümü
Yedinci yüzyılın ikinci yarısında Emevi Devleti, Bizans'ın başkenti Konstantinopolis'i ele geçirmek için seferler düzenledi. Ebû Eyyûb, ileri yaşına rağmen bu seferlerden birine katıldı. Kuşatma sırasında hastalandı ve hayatını kaybetti. Rivayete göre Ebû Eyyûb, ölmeden önce surlara olabildiğince yakın bir yere defnedilmek istediğini söyledi. Arkadaşları onu surların yakınına defnetti.
Ek bilgi
DOĞRUSU
Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin hangi kuşatma sırasında öldüğü konusunda kaynaklarda farklı tarihler verilir. Genellikle 669 ile 674 yılları arasında bir tarih kabul edilir. Arap ordularının İstanbul'u ilk kuşatmaları, bu yıllarda gerçekleşmişti. Kesin tarih tartışmalı olsa da Ebû Eyyûb'un bu kuşatmalardan biri sırasında İstanbul surlarının önünde öldüğü kabul edilir.
Türbenin bulunuşu
1453'te İstanbul'un fethinden sonra, Fatih Sultan Mehmed, Ebû Eyyûb'un mezarının yerinin bulunmasını istedi. Rivayete göre bu görevi, Fatih'in hocası ve manevi rehberi olan Akşemseddin üstlendi. Akşemseddin, manevi bir işaretle mezarın yerini tespit etti. Mezarın bulunduğu yerde, üzerinde yazı bulunan bir taş ortaya çıktı.
Fatih, mezarın bulunmasından sonra burada bir türbe ve cami yaptırılmasını emretti. 1458'de tamamlanan bu cami, İstanbul'un fethinden sonra yapılan ilk büyük camilerden biri oldu. Caminin çevresinde zamanla medrese, imaret, hamam ve diğer yapılar da inşa edildi. Böylece Eyüp, bir külliyenin etrafında gelişen bir semt hâline geldi. Eyüp Sultan Camii'nin kubbesiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Bjelica. Dosya sayfası
Eyüp Sultan Camii
Fatih'in yaptırdığı ilk cami, on sekizinci yüzyılın sonunda depremler nedeniyle büyük hasar gördü. III. Selim, camiyi yıkarak yerine yenisini yaptırdı. 1800 civarında tamamlanan bu yeni cami, bugün gördüğümüz Eyüp Sultan Camii'dir. Cami, Osmanlı barok tarzının özelliklerini taşır.
Ebû Eyyûb'un türbesi, caminin avlusunun karşısında yer alır. Türbenin duvarları, değerli çinilerle kaplıdır. Türbe, yüzyıllar boyunca İstanbul'un en çok ziyaret edilen yerlerinden biri oldu. Bugün de her gün binlerce ziyaretçi türbeyi ziyaret eder.
Kılıç kuşanma töreni
Eyüp Sultan Camii, Osmanlı padişahlarının tahta çıkış törenlerinde önemli bir rol oynadı. Yeni tahta çıkan padişahlar, Eyüp Sultan Camii'ne giderek burada kılıç kuşanma törenine katılıyordu. Bu törende padişaha, Osman Gazi'nin ya da Hz. Ömer'in kılıcı olduğuna inanılan kılıçlar kuşatılıyordu.
Kılıç kuşanma töreni, padişahın meşruiyetini simgeleyen önemli bir törendi. Bu tören, Avrupa'daki taç giyme törenlerine benzer bir işleve sahipti. Tören, padişahın gazi kimliğini ve İslam'ı koruma görevini simgeliyordu. Padişah, törene saraydan kayıkla ya da atla gidiyor ve dönüşte surlar boyunca İstanbul halkını selamlıyordu.
Ek bilgi
YAYGIN İDDİA
Kılıç kuşanma töreninin İstanbul'un fethinden hemen sonra başladığı sıkça söylenir. Oysa bu törenin Eyüp'te düzenli olarak yapılmasının ne zaman başladığı tartışmalıdır. Bazı araştırmacılar, törenin on altıncı yüzyıldan itibaren yerleşik bir gelenek hâline geldiğini ileri sürer. Bu gelenek, son padişah VI. Mehmed Vahdeddin'e kadar devam etti.
Eyüp'ün mezarlıkları
Ebû Eyyûb'un türbesinin bulunduğu yer, Osmanlı döneminde kutsal bir yer olarak kabul edildi. Birçok kişi, bu kutsal yere yakın bir yerde defnedilmek istedi. Bu nedenle Eyüp, zamanla İstanbul'un en büyük mezarlıklarından birine dönüştü. Eyüp'te sadrazamlar, şeyhülislamlar, paşalar, şairler, sanatçılar ve sıradan İstanbullular defnedildi.
Eyüp'ün mezarlıkları, Osmanlı mezar taşı sanatının en güzel örneklerini barındırır. Mezar taşlarında, ölen kişinin mesleğini ve toplumsal konumunu gösteren semboller bulunur. Erkeklerin mezar taşlarında genellikle sarık ya da fes, kadınların mezar taşlarında ise çiçek motifleri yer alır. Bu mezar taşları, Osmanlı toplumunun açık hava müzesi gibidir.
Eyüp'te gündelik hayat
Eyüp, yalnızca bir ziyaret ve mezarlık yeri değil, aynı zamanda canlı bir semtti. Semtin çarşısı, oyuncakçılarıyla ünlüydü. Eyüp oyuncakları, İstanbul'un çocukları için vazgeçilmez hediyelerdi. Ayrıca Eyüp'ün kıyıları, yazlık köşkler ve bahçelerle doluydu.
Eyüp, aynı zamanda sünnet törenlerinin önemli bir merkeziydi. Sünnet olacak çocuklar, törenden önce Eyüp Sultan Türbesi'ni ziyaret ediyordu. Bu gelenek, bugün de devam etmektedir. Eyüpsultan Meydanı ve camiGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Kurmanbek. Dosya sayfası
Pierre Loti ve Eyüp
On dokuzuncu yüzyılda Fransız yazar Pierre Loti, Eyüp'te bir süre yaşadı. Loti, Eyüp'ü romanlarında anlattı ve semtin Avrupa'da tanınmasına katkıda bulundu. Bugün Eyüp'ün tepesindeki bir kahvehane, Loti'nin adını taşır. Bu kahvehaneden Haliç'in manzarası izlenebilir.
Tarih notu
Kronoloji
622: Ebû Eyyûb'un Hz. Muhammed'i Medine'de evinde ağırlaması
669–674 civarı: Ebû Eyyûb'un İstanbul kuşatması sırasında ölümü 1453: İstanbul'un fethi ve türbenin yerinin tespiti 1458: Eyüp Sultan Camii ve türbesinin tamamlanması 1800 civarı: III. Selim'in yaptırdığı yeni caminin tamamlanması 1918: Son kılıç kuşanma töreni
Surların dışında kalan kutsal bir merkez
Eyüp, İstanbul'un manevi haritasında özel bir yere sahiptir. Bir sahabenin mezarının etrafında gelişen bu semt, Osmanlı döneminde şehrin en kutsal yerlerinden biri oldu. Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin İstanbul surlarının önünde ölmesi ve mezarının fetihten sonra bulunması, İstanbul'un fethini İslam tarihinin erken dönemleriyle bağlayan bir anlatı oluşturdu. Bu anlatı, Osmanlı'nın İstanbul üzerindeki hakkının meşruiyetini güçlendiriyordu.
Kılıç kuşanma töreni, Eyüp'ün siyasi önemini de gösterir. Padişahların tahta çıkışlarında Eyüp'e giderek kılıç kuşanması, onların meşruiyetinin hem gazi geleneğine hem de İslam'ın erken dönemine dayandırılmasını sağlıyordu. Bu tören, Osmanlı hanedanının kimliğinin en önemli simgelerinden biriydi.
Eyüp'ün mezarlıkları ve gündelik hayatı ise semtin sıradan İstanbullular için de ne kadar önemli olduğunu gösterir. İnsanlar, kutsal bir yere yakın defnedilmek istedi; çocuklar sünnet törenlerinden önce türbeyi ziyaret etti; aileler Eyüp'ün çarşısından oyuncak aldı. Bugün Eyüp, hem bir ziyaret yeri hem de İstanbul'un tarihini yansıtan canlı bir semt olarak yaşamaya devam ediyor. Haliç'in sularına bakan bu tepeler, on dört yüzyıllık bir hikâyenin hâlâ ziyaretçilerin adımlarıyla sürdüğü ender yerlerden biri olarak İstanbul'un hafızasını taşımaya devam ediyor.