On dördüncü yüzyılın ilk yarısında Batı Anadolu kıyılarında kurulan beyliklerin en hareketlisi, Aydınoğulları beyliğiydi. Bu beyliğin en tanınmış hükümdarı Umur Bey, Ege Denizi'nde bir donanma kurarak adalara, Yunanistan kıyılarına ve Trakya'ya seferler düzenledi. Bizans tahtı için savaşan Ioannes Kantakuzenos ile kurduğu dostluk, Türklerin Rumeli'ye geçişinden önceki dönemin en ilginç ilişkilerinden biridir. Bu yazıda Aydınoğulları beyliğinin kuruluşunu, Umur Bey'in denizdeki seferlerini, Kantakuzenos ile ittifakını, İzmir limanı için verilen mücadeleyi ve bu hikâyenin Osmanlı tarihine bağlanan yönlerini anlatıyoruz.
Birgi'deki Umur Bey heykeliGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: BSRF. Dosya sayfası
Birgi'den İzmir'e bir beylik
Aydınoğulları beyliğinin kurucusu Mehmed Bey, Germiyan beyliğinin hizmetinde bir uç beyi olarak Küçük Menderes vadisine geldi. On dördüncü yüzyılın ilk yıllarında Birgi'yi ele geçirdi ve burayı beyliğinin merkezi yaptı. Birgi'de yaptırdığı ve 1312 tarihli kitabesiyle bilinen Ulu Cami, beyliğin günümüze ulaşan en önemli yapılarından biridir.
Mehmed Bey, kısa sürede Ayasuluğ, yani bugünkü Selçuk, Tire ve Ödemiş çevresini de denetimine aldı. Beyliğin en önemli hedefi ise İzmir'di. İzmir'in iki kalesi vardı: şehrin üstündeki tepede yükselen yukarı kale, bugün Kadifekale adıyla bilinen yapı, ve deniz kıyısındaki liman kalesi. Mehmed Bey, yukarı kaleyi on dördüncü yüzyılın ilk çeyreğinde aldı. Liman kalesi ise Cenevizlilerin elindeydi.
Umur Bey'in gençliği
Mehmed Bey'in oğulları arasında en dikkat çekeni Umur'du. Umur, babası tarafından İzmir'e vali olarak gönderildi ve liman kalesini Cenevizlilerden aldı. Böylece İzmir körfezi, Aydınoğullarına denize açılan bir kapı sağladı. Umur, burada gemiler yaptırdı ve kısa sürede Ege'nin en güçlü Türk donanmasını kurdu.
1334'te Mehmed Bey öldüğünde, beyliğin başına Umur geçti. Kardeşleri, beyliğin farklı şehirlerini yönetmeye devam etti; ancak siyasi ve askerî önderlik Umur Bey'in elindeydi. Umur Bey'in hükümdarlığı, on dört yıl kadar sürdü.
Ek bilgi
DOĞRUSU
İzmir kalelerinin hangi yıl ve kim tarafından alındığı kaynaklarda farklı verilir. Yukarı kalenin Mehmed Bey döneminde, liman kalesinin ise 1320'li yılların sonunda Umur tarafından alındığı genel olarak kabul edilir; ancak kesin yıllar konusunda araştırmacılar farklı görüşler ileri sürer. Bu konudaki bilgilerin önemli bir kısmı, olaylardan bir asır sonra yazılmış bir destana dayanır.
Ege'de seferler
Umur Bey, donanmasıyla Ege adalarına ve Yunanistan kıyılarına çok sayıda sefer düzenledi. Sakız, Eğriboz, yani bugünkü Euboia, ve Mora kıyıları bu seferlerin hedefleri arasındaydı. Bu seferlerde ganimet ve esir alındı, bazı yerler vergiye bağlandı. Umur Bey'in donanması, Ege'deki Latin güçleri, yani Venedik, Ceneviz ve Rodos'taki Saint-Jean şövalyeleri için ciddi bir tehdit oluşturdu.
Bu seferler, Türk denizciliğinin Ege'deki ilk büyük örneklerinden biridir. Umur Bey'in gemileri, kürekli ve hafif gemilerdi; hızlı baskınlar ve kıyı seferleri için uygundu. Beyliğin İzmir, Ayasuluğ ve diğer kıyı şehirlerinde kurduğu tersaneler, bu donanmanın sürekliliğini sağladı. Birgi'nin tarihî taş evleriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Thecatcherintherye. Dosya sayfası
Kantakuzenos ile dostluk
Umur Bey'in hikâyesindeki en ilginç bölüm, Bizanslı devlet adamı Ioannes Kantakuzenos ile kurduğu dostluktur. Kantakuzenos, Bizans imparatoru III. Andronikos'un en yakın danışmanıydı. 1341'de imparatorun ölümünden sonra Bizans'ta taht için bir iç savaş başladı. Kantakuzenos, genç imparator V. Ioannes'in naipleriyle çatışmaya girdi ve kendini imparator ilan etti.
Bu iç savaşta Kantakuzenos'un en önemli müttefiklerinden biri Umur Bey oldu. Umur Bey, donanması ve askerleriyle birkaç kez Trakya'ya geçerek Kantakuzenos'a yardım etti. Kantakuzenos, sonradan yazdığı tarih eserinde Umur Bey'den büyük bir sevgiyle söz eder ve onu sadık bir dost olarak anlatır. Bu, bir Bizans imparatorunun bir Türk beyini bu kadar olumlu anlattığı nadir örneklerden biridir.
İzmir'in kaybı
Umur Bey'in Ege'deki seferleri, Avrupa'da büyük bir tepki yarattı. Papa VI. Clemens'in öncülüğünde Venedik, Kıbrıs Krallığı ve Rodos şövalyelerinden oluşan bir ittifak kuruldu. Bu ittifakın donanması, 1344'te İzmir limanına saldırdı ve liman kalesini ele geçirdi. Bu olay, Avrupa kaynaklarında İzmir haçlı seferi olarak bilinir.
Umur Bey, liman kalesini geri almak için birkaç kez saldırı düzenledi. 1348'deki bir saldırı sırasında aldığı bir ok yarasıyla öldü. Liman kalesi, bundan sonra yarım asırdan uzun bir süre Rodos şövalyelerinin elinde kaldı ve ancak 1402'de Timur tarafından alındı.
Ek bilgi
DOĞRUSU
İzmir'in liman kalesinin haçlılar tarafından alındığı tarih, Ekim 1344 olarak verilir. Umur Bey'in ölüm tarihi ise 1348 baharıdır. Kantakuzenos'un eseri ile Türk kaynakları, Umur Bey'in ölümünü farklı ayrıntılarla anlatır; ancak liman kalesine yapılan bir saldırı sırasında öldüğü konusunda birleşirler.
Düsturname: bir destanın kaynağı
Umur Bey'in hayatı ve seferleri hakkındaki Türkçe bilgilerin büyük kısmı, Enverî adlı bir şairin 1465'te yazdığı Düsturname adlı eserden gelir. Enverî, bu eseri Fatih Sultan Mehmed'in sadrazamıMahmud Paşa'ya sunmuştu. Eserin Aydınoğulları bölümü, daha eski bir kaynağa dayanır ve Umur Bey'in seferlerini destansı bir dille anlatır.
Düsturname, bir tarih kitabından çok bir gazavatname, yani kahramanlık destanıdır. Bu nedenle içerdiği bilgiler dikkatle değerlendirilmelidir. Ancak eserdeki birçok ayrıntı, Kantakuzenos'un eseri ve Venedik belgeleriyle karşılaştırıldığında doğrulanabilmektedir. Bu karşılaştırma, Fransız tarihçi Paul Lemerle'in Umur Bey üzerine yaptığı çalışmanın ana yöntemi olmuştur.
Osmanlı'ya bağlanan yollar
Umur Bey'in ölümünden sonra Aydınoğulları beyliği varlığını sürdürdü; ancak eski deniz gücünü kaybetti. 1390'da Yıldırım Bayezid, Batı Anadolu beyliklerini Osmanlı topraklarına kattı ve Aydınoğulları beyliği de bunlar arasındaydı. 1402'deki Ankara Savaşı'ndan sonra Timur, beylikleri yeniden kurdu. Aydınoğulları, son kez 1425'te II. Murad döneminde Osmanlı topraklarına katıldı.
Umur Bey'in Kantakuzenos ile kurduğu ilişki, bir bakıma Osmanlıların Rumeli'ye geçişine de zemin hazırladı. Umur Bey'in ölümünden sonra Kantakuzenos, Trakya'daki savaşlarda bu kez Orhan Gazi'nin askerlerinden yardım istedi. Kantakuzenos, kızı Theodora'yı Orhan Gazi ile evlendirdi. Osmanlı askerlerinin Rumeli'ye geçişi, bu ittifakların bir sonucu olarak gerçekleşti. Birgi'deki Aydınoğlu Mehmed Bey Camii'nin mihrabıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Nedim Ardoğa. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1312: Birgi Ulu Camii'nin kitabe tarihi 1320'ler: İzmir kalelerinin Aydınoğullarınca alınması 1334: Mehmed Bey'in ölümü, Umur Bey'in beyliğin başına geçmesi 1341: Bizans'ta iç savaşın başlaması 1344: İzmir liman kalesinin haçlı ittifakınca alınması 1348: Umur Bey'in liman kalesi önünde ölümü 1390: Yıldırım Bayezid'in beyliği Osmanlı topraklarına katması 1402: Timur'un İzmir liman kalesini alması 1425: Aydınoğullarının son kez Osmanlı topraklarına katılması 1465: Enverî'nin Düsturname'yi yazması
Bir deniz beyinin kısa ve parlak hikâyesi
Umur Bey'in hikâyesi, Osmanlı'dan önceki Anadolu beyliklerinin ne kadar farklı yönlere açılabildiğini gösterir. Aydınoğulları, kara sınırlarından çok denize yönelmiş bir beylikti. Umur Bey'in donanması, Ege'de Türk denizciliğinin ilk büyük örneğini oluşturdu ve sonraki yüzyıllarda Osmanlı donanmasının geliştireceği deniz geleneğinin habercisi oldu.
Umur Bey ile Kantakuzenos arasındaki dostluk, dönemin karmaşık siyasi dünyasını da yansıtır. Bu dönemde din ve kimlik farkları, siyasi çıkarlar karşısında çoğu zaman ikinci planda kalıyordu. Bir Türk beyi bir Bizans imparatorunun tahtı için savaşabiliyor, bir Bizans imparatoru da bu beyi eserinde bir dost olarak anabiliyordu. Bu ilişki, Osmanlı'nın Rumeli'ye geçişinin hangi siyasi zeminde gerçekleştiğini anlamak için de önemlidir.
Umur Bey'in hikâyesinin bir destan aracılığıyla günümüze ulaşması ise ayrı bir dikkat gerektirir. Düsturname, Umur Bey'i bir gazi kahraman olarak anlatır; Kantakuzenos ise onu sadık bir müttefik olarak görür. Bu iki farklı bakış açısını birlikte okumak, Umur Bey'in gerçek hikâyesine yaklaşmanın en iyi yoludur. Ege kıyılarında kısa ama parlak bir iz bırakan bu deniz beyi, Osmanlı'dan önceki Anadolu tarihinin en renkli simalarından biri olarak kalmaya devam ediyor.