İçeriğe geç
Giriş yap
0

1937 Doğu gezisi: Diyarbakır, Elazığ'ın yeni adı ve Pertek'teki Singeç Köprüsü

Eski Harita başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

Eski HaritaKonu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Son büyük yurt gezilerinden biri

Kasım 1937'de Atatürk, Doğu Anadolu'ya uzun bir gezi yaptı. Bu gezi, hayatının son büyük yurt gezilerinden biriydi. Ankara'dan özel trenle yola çıkan Atatürk'e Başvekil Celâl Bayar, Dahiliye Vekili Şükrü Kaya, Nafia Vekili Ali Çetinkaya ve manevi kızı Sabiha Gökçen eşlik ediyordu. Heyet Sivas, Malatya ve Diyarbakır'ı ziyaret ettikten sonra 16 Kasım'da Elazığ'a ulaştı; ertesi gün Pertek'e geçildi. Gezi, bölgede yürütülen bayındırlık çalışmalarını yerinde görmek, yeni açılan yolları, köprüleri ve demiryolu hatlarını incelemek ve halkla doğrudan temas kurmak amacını taşıyordu.

1930'ların ikinci yarısında Doğu Anadolu, Cumhuriyet'in bayındırlık politikasının öncelikli bölgelerinden biriydi. Ankara-Sivas demiryolunun 1930'da tamamlanmasının ardından raylar doğuya doğru uzatılıyor, Malatya ve Elazığ'a ulaşan hatlar bölgeyi ülkenin geri kalanına bağlıyordu. Yeni yollar ve köprüler yapılıyor, okullar ve hastaneler açılıyordu. Atatürk'ün gezisi, bu çalışmaların bir değerlendirmesi niteliğindeydi.
Atatürk'ün Elazığ'a gelişi
Atatürk'ün Elazığ'a gelişiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: GÜNIŞIĞI GAZETESİ. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 30 Ağustos 1930 Ankara-Sivas demiryolunun tamamlanması; 1934 Fevzipaşa-Diyarbakır demiryolu çalışmaları; 1935 Diyarbakır'a demiryolunun ulaşması; 12 Kasım 1937 özel trenle Doğu gezisine çıkış, Sivas, Malatya ve Diyarbakır ziyaretleri; 16 Kasım 1937 Elazığ'a varış; 17 Kasım 1937 Pertek'te Singeç Köprüsü'nün açılışı; 10 Aralık 1937 şehir adının Elazığ olarak düzenlenmesi; 1937 Diyarbakır'daki köşkün Atatürk'e armağan edilmesi; Aralık 1937 Atatürk'ün Ankara'ya dönüşü.

Elazığ ve şehrin yeni adı

Elazığ, Osmanlı döneminde Mamuretülaziz adıyla bilinen, sonraları halk arasında Elaziz diye anılan bir şehirdi. Cumhuriyet döneminde şehrin adı, Türkçe ses yapısına uygun hale getirilmesi amacıyla değiştirildi. Atatürk, 1937 ziyareti sırasında şehre "azığı bol il" anlamına gelen Elazık adını uygun gördü; ad, birkaç hafta sonra söylenişi kolaylaştırılarak bugünkü Elazığ biçimini aldı. Atatürk şehre daha önce, 1916'da 2. Ordu komutan vekili olarak da gelmişti. Bu değişiklik, dönemin dil politikasıyla ve Türkçenin yer adlarındaki etkisini artırma çabasıyla bağlantılıydı.

Elazığ'da Atatürk, şehrin ileri gelenleriyle görüştü, yeni yapılan kamu binalarını gezdi ve halkı selamladı. Şehirde demiryolunun gelişiyle birlikte ticaret canlanmış, yeni mahalleler kurulmaya başlamıştı. Atatürk, şehrin gelişimini memnuniyetle izledi ve eğitim kurumlarının artırılmasının önemini vurguladı. Elazığ halkının karşılaması, gezinin en kalabalık anlarından biri oldu.

Singeç Köprüsü'nün açılışı

Gezinin en dikkat çekici olaylarından biri, 17 Kasım 1937'de Pertek'te yapılan köprü açılışıydı. Atatürk, Murat Suyu üzerindeki Pertek Köprüsü'nden geçerek Pertek ile Hozat arasındaki ulaşımı sağlayacak yeni köprünün kurdelesini kesti. Çayın halk arasındaki adı, suya girmeden önce soyunmayı anlatan bir söyleyişe dayanıyordu. Anlatılana bakılırsa Atatürk, artık soyunmaya gerek kalmadan geçilebileceğini söyleyerek köprüye Singeç adını verdi. Köprünün açılmasıyla birlikte Pertek ve Hozat arasındaki yol, kış aylarında da kullanılabilir hale geldi.

Atatürk, köprünün açılışına bizzat katıldı. Açılış töreninde köprünün yapımında çalışan mühendisler ve işçiler de hazır bulundu. Köprü, Cumhuriyet'in Doğu Anadolu'daki bayındırlık çalışmalarının simgelerinden biri haline geldi. Singeç Köprüsü, Atatürk'ün hayatında açılışını yaptığı son bayındırlık eseri olarak kabul edilir; bu nedenle bölgenin hafızasında ayrı bir yer tutar.
Atatürk 1937 gezisinde
Atatürk 1937 gezisindeGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Elazığ'da Atatürk'ü Dördüncü Umumi Müfettiş General Abdullah Alpdoğan, Vali Şefik Bicioğlu ve şehrin ileri gelenleri karşıladı. Atatürk, bölgenin ihtiyaçları hakkında müfettişlikten ve valilikten bilgi aldı. Gezi, Celâl Bayar'ın Başvekil olarak katıldığı ilk büyük yurt gezilerinden biriydi.

Diyarbakır ve Gazi Köşkü

Elazığ'a gelmeden önce Atatürk Diyarbakır'ı ziyaret etmişti. Diyarbakır, Mustafa Kemal'in 1916-1917 yıllarında 16. Kolordu ve 2. Ordu komutanı olarak bulunduğu bir şehirdi. Atatürk, yirmi yıl sonra şehre yeniden gelmenin anlamını yakın çevresine dile getirdi. Diyarbakır halkı, onu büyük bir coşkuyla karşıladı. Bu ziyaret sırasında şehirdeki tarihî bir köşk Atatürk'e armağan edildi; bu köşk sonradan Gazi Köşkü adıyla anıldı.

Diyarbakır'da Atatürk, demiryolunun şehre ulaşmasının yarattığı değişimi inceledi. 1935'te Diyarbakır'a ulaşan demiryolu, şehrin ticaretini canlandırmış, tarım ürünlerinin daha kolay pazarlanmasını sağlamıştı. Atatürk, şehrin tarihî surlarını ve camilerini de gezdi; Diyarbakır'ın tarihî dokusunun korunması gerektiğini vurguladı.

Halkla temas ve izlenimler

Gezi boyunca Atatürk, istasyonlarda, köy meydanlarında ve şehir merkezlerinde halkla bir araya geldi. Köylülerin dertlerini dinledi, okul öğrencileriyle konuştu, yerel yöneticilerden bilgi aldı. Bu temaslar, Atatürk'ün yurt gezilerinin değişmeyen bir özelliğiydi. Gezilerde edindiği izlenimler, Ankara'ya döndükten sonra hükümete verdiği talimatlara ve Meclis konuşmalarına yansıyordu.

1937 gezisinde de durum farklı değildi. Atatürk, bölgede eğitim ve sağlık hizmetlerinin artırılması, yolların ve demiryollarının genişletilmesi ve tarımın modernleştirilmesi gerektiğini gözlemledi. Bu gözlemler, sonraki yıllarda bölgeye yönelik yatırımların önceliklerini belirlemede etkili oldu.
Doğrusu
1937 Doğu gezisi, aynı yıl bölgede yaşanan güvenlik olaylarından ayrı düşünülemez; ancak gezinin ana gündemi bayındırlık, ulaşım ve eğitim çalışmalarıydı. Gezinin bu yönleriyle ve halkla kurulan temasla değerlendirilmesi, olayların tek bir boyuta indirgenmesini önler.

Yorgunluğun ilk izleri

1937 gezisi, Atatürk'ün sağlığının bozulmaya başladığı döneme denk gelir. Uzun tren yolculukları, soğuk kasım havası ve yoğun program, onu oldukça yordu. Yakın çevresi, gezi sırasında Atatürk'ün eskisi kadar dinç olmadığını fark etti. Gezi dönüşünde başlayan şikâyetler, birkaç ay sonra karaciğer sirozu teşhisiyle sonuçlanacaktı. Bu nedenle 1937 Doğu gezisi, Atatürk'ün enerjisini koruyarak tamamladığı son büyük yurt gezilerinden biri olarak hatırlanır. 1938 mayısında yaptığı Mersin-Adana gezisi ise hastalığın etkisi altında gerçekleşti.

Sabiha Gökçen ve havacılık vurgusu

1937 gezisinde Atatürk'e eşlik edenler arasında manevi kızı Sabiha Gökçen'in bulunması da dikkat çekiciydi. Sabiha Gökçen, Türkiye'nin ilk kadın askerî pilotu olarak tanınıyordu ve aynı yıl bölgede havacılık görevlerinde bulunmuştu. Onun gezi heyetinde yer alması, Cumhuriyet'in kadınlara açtığı yeni alanların ve havacılığa verilen önemin bir göstergesi olarak yorumlandı. Elazığ ve çevresinde halkın Sabiha Gökçen'e gösterdiği ilgi, gezinin dikkat çekici ayrıntılarından biri oldu.

Gezi heyetinde Nafia Vekili Ali Çetinkaya'nın bulunması da bayındırlık gündeminin ağırlığını gösteriyordu. Çetinkaya, demiryolu ve yol çalışmalarının sorumlusu olarak bölgedeki şantiyeleri ve tamamlanan eserleri Atatürk'e bizzat tanıttı. Demiryolu hatlarının Elazığ'dan doğuya doğru uzatılması planları, gezi sırasında yapılan görüşmelerin gündem maddeleri arasındaydı. Bu hatların sonraki yıllarda Erzurum ve Van yönünde ilerlemesi, 1937'de yapılan değerlendirmelerin devamı niteliğindedir.

Raylar, köprüler ve yeni adlar arasında bir yolculuk: değerlendirme

Kasım 1937'deki Doğu gezisi, Atatürk'ün Cumhuriyet'in bayındırlık çalışmalarını yerinde gördüğü son büyük yurt gezilerinden biridir. Elazığ'da şehrin yeni adının şekillendiği, Pertek'te Singeç Köprüsü'nün açıldığı ve Diyarbakır'da kendisine bir köşk armağan edildiği bu gezi, demiryollarının ve yolların Doğu Anadolu'ya ulaşmasının bölgedeki etkisini gösteren bir tablo sundu. Halkla doğrudan temas, öğrencilerle ve yerel yöneticilerle görüşmeler, gezinin değişmeyen unsurları oldu. Bu yolculuk, hastalığının başladığı aylara denk gelmesiyle de Atatürk'ün son yılının eşiğinde durduğu bir dönemin hatırası olarak yerini korumaktadır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap