1917 yılında Filistin'in güney kapısı olan Gazze, Birinci Dünya Savaşı'nın Ortadoğu cephesindeki en çetin çarpışmalarından üçüne sahne oldu. Mart ve Nisan 1917'deki ilk iki muharebede Osmanlı kuvvetleri, sayıca üstün İngiliz İmparatorluk ordusunu geri püskürttü. Ancak Ekim–Kasım 1917'deki üçüncü muharebede cephe Birüssebi'den yarıldı, Gazze boşaltıldı ve birkaç hafta içinde Kudüs elden çıktı. Bu yazıda Gazze hattının neden önemli olduğunu, üç muharebenin nasıl geçtiğini ve sonuçlarını anlatıyoruz.
Gazze önlerindeki siperleri gösteren 1917 tarihli resimGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: James McBey. Dosya sayfası
Kanaldan Gazze'ye
1915 ve 1916'daki iki Kanal Harekâtı başarısız olunca, İngiliz kuvvetleri savunmadan saldırıya geçti. Sina Yarımadası boyunca bir demiryolu ve su borusu döşenerek ilerleyen İngiliz ordusu, Aralık 1916'da El-Ariş'e, Ocak 1917'de Refah'a ulaştı. Bu noktadan sonra karşılarında, Akdeniz kıyısındaki Gazze ile iç kesimdeki Birüssebi arasında uzanan bir Osmanlı savunma hattı vardı.
Gazze, Mısır'ı Suriye'ye bağlayan eski kıyı yolunun üzerindeydi. Şehrin çevresi kaktüs çitleriyle bölünmüş bahçelerle, kum tepeleriyle ve yüksek sırtlarla çevriliydi. Bu yapı, savunma için elverişliydi. Osmanlı tarafında cepheden sorumlu olan Alman generali Friedrich Kress von Kressenstein idi; hattı tutan birlikler ise çoğunlukla Anadolu ve Suriye'den gelen Osmanlı tümenlerinden oluşuyordu.
Birinci Gazze Muharebesi (26 Mart 1917)
İngiliz komutan General Charles Dobell, Gazze'yi hızlı bir baskınla almayı planladı. Sabah sisinden yararlanan piyade birlikleri güneyden, atlı birlikler ise doğudan ve kuzeyden şehri kuşattı. Gün boyunca süren çarpışmalarda İngiliz birlikleri Ali Muntar sırtına kadar ilerledi ve şehir neredeyse çevrildi.
Ancak akşama doğru İngiliz komutanları, su sıkıntısı ve Osmanlı takviyelerinin yaklaşması nedeniyle atlı birlikleri geri çekti. Böylece neredeyse kazanılmış görünen bir muharebe, İngilizler için bir geri çekilmeyle sonuçlandı. Gazze garnizonu, takviyelerin gelmesine kadar direnmeyi başarmıştı.
Ek bilgi
Birinci Gazze Muharebesi'nin sonucu, iletişim sorunlarına bağlanır. İngiliz komutanlar, piyadenin ne kadar ilerlediğini tam bilmeden atlıları geri çağırdı. Osmanlı tarafında da şehir garnizonunun durumu kritik hâle gelmişti. İki taraf da öbürünün ne kadar zor durumda olduğunu bilmiyordu.
İkinci Gazze Muharebesi (17–19 Nisan 1917)
İlk denemeden üç hafta sonra İngilizler daha büyük bir saldırı düzenledi. Bu kez cepheden bir taarruz planlandı. Saldırıyı desteklemek için az sayıda tank ve gaz mermisi de kullanıldı; bu, Ortadoğu cephesinde tankların ve kimyasal mermilerin ilk kullanımlarından biriydi.
Osmanlı kuvvetleri, ilk muharebeden sonra savunmayı güçlendirmişti. Siperler, makineli tüfek mevzileri ve dikenli tellerle örülmüş bir hat, Gazze'den Birüssebi'ye doğru uzanıyordu. İngiliz saldırısı bu hatta kırıldı. Tankların bir kısmı vuruldu ya da arızalandı ve piyade ağır kayıplar verdi. İngiliz tarafının kaybı birkaç bin kişiye ulaştı. Birinci Gazze Muharebesi'nde esir alınan İngiliz askerleriGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: American Colony Jerusalem. Dosya sayfası
Allenby ve yeni plan
İki yenilgiden sonra Mısır'daki İngiliz komutanı General Archibald Murray görevden alındı. Yerine Haziran 1917'de General Edmund Allenby atandı. Allenby, ordusunu yeniden düzenledi, takviyeler aldı ve ikmal hatlarını güçlendirdi. Yeni plan, Gazze'ye cepheden saldırmak yerine hattın doğu ucundaki Birüssebi'yi almak ve oradan Osmanlı hattını kuşatmaktı.
Osmanlı tarafında da bir değişiklik olmuştu. Bağdat'ın Mart 1917'de düşmesinden sonra, Irak'ı geri almak için Alman generali Erich von Falkenhayn komutasında Yıldırım Ordular Grubu kuruldu. Ancak Filistin cephesindeki tehlike büyüyünce bu kuvvetin önemli bir kısmı Filistin'e yönlendirildi.
Ek bilgi
DOĞRUSU Üçüncü Gazze Muharebesi öncesinde İngiliz istihbarat subayı Richard Meinertzhagen'in, yanıltıcı belgelerle dolu bir çantayı Osmanlı devriyelerinin eline düşürdüğü anlatılır. Bu olayın gerçekleştiği kabul edilir; ancak Osmanlı komutanlarının kararlarını ne ölçüde etkilediği ve Meinertzhagen'in kendi anlatısının ne kadar güvenilir olduğu tartışmalıdır. Sonraki araştırmalar, onun birçok anlatısında abartılar bulunduğunu ortaya koymuştur.
Üçüncü Gazze Muharebesi ve Birüssebi (31 Ekim–7 Kasım 1917)
31 Ekim 1917'de İngiliz kuvvetleri Birüssebi'ye saldırdı. Gün sonunda Avustralya atlı birliklerinin hızlı bir hücumu, şehrin kuyularının tahrip edilmeden ele geçirilmesini sağladı. Su kaynakları, çöl savaşında belirleyici bir öneme sahipti. Birüssebi'nin düşmesiyle Osmanlı hattının doğu kanadı açıldı.
Bu sırada Gazze, karadan ve denizden yoğun bir bombardıman altına alındı. Osmanlı kuvvetleri birkaç gün daha direndi; ancak kuşatılma tehlikesi belirince şehir 6–7 Kasım gecesi boşaltıldı. Osmanlı birlikleri kuzeye, Yafa ve Kudüs yönüne çekildi. Allenby'nin ordusu 9 Aralık 1917'de Kudüs'e girdi.
Cephede gündelik hayat
Gazze ile Birüssebi arasındaki hatta görev yapan Osmanlı askerleri, ağır koşullar altında yaşadı. Ekim ayına kadar süren sıcaklar, kum fırtınaları ve sınırlı su kaynakları, siper hayatını zorlaştırıyordu. Sıtma, dizanteri ve tifüs gibi hastalıklar, birliklerde çarpışmalardan daha fazla kayba yol açabiliyordu. İkmal, Suriye'den uzanan tek hatlı bir demiryolu ve deve kervanları ile sağlanıyordu; bu da cephane ve yiyecek sevkiyatını sürekli yavaşlatıyordu.
İngiliz tarafı ise Mısır'dan çekilen demiryolu ve su borusu sayesinde daha düzenli bir ikmale sahipti. Bu fark, özellikle 1917 sonbaharında, Allenby'nin ordusu büyük takviyeler alırken Osmanlı birliklerinin eriyen kadrolarla savaşmak zorunda kalmasıyla daha belirgin hâle geldi. Hava keşfi de önem kazanmıştı; iki taraf da uçaklarla cepheyi gözlüyor ve topçu ateşini yönlendiriyordu.
Gazze'nin kaderi
Savaş, Gazze şehrine ağır zarar verdi. Aylarca süren bombardımanlar sırasında halkın büyük kısmı şehirden ayrıldı. Camiler, evler ve çarşılar yıkıldı. Savaş sonrasında çekilen fotoğraflar, şehrin harabeye dönmüş hâlini gösterir. Bugün Gazze'de, savaşta ölen İngiliz İmparatorluk askerlerinin gömüldüğü bir mezarlık bulunur. Savaş sonrasında Gazze'deki yıkıntılarGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: American Colony Photographic department. Dosya sayfası
Gazze muharebeleri, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı ordusunun savunmada ne kadar dirençli olabileceğini gösteren örneklerden biridir. Sayıca ve donanım bakımından üstün bir orduya karşı iki kez başarılı bir savunma yapılması, Çanakkale'deki deneyimin Filistin'de de sürdüğünü düşündürür. Ancak bu başarılar, cephenin genel dengesini değiştirmeye yetmedi.
Üçüncü muharebe, cephe savaşında esnekliğin ve su kaynaklarının önemini açıkça ortaya koydu. Allenby, Gazze'ye cepheden saldırmak yerine hattın zayıf ucunu seçti ve Birüssebi'nin kuyularını ele geçirerek kuşatma imkânı buldu. Osmanlı tarafı ise uzun bir hattı az sayıda ve yorgun birlikle tutmak zorundaydı.
Gazze'nin düşmesi, Kudüs'ün kaybına ve ardından bütün Filistin'in elden çıkmasına giden yolu açtı. Bu süreç, Osmanlı Devleti'nin Arap vilayetlerindeki varlığının sona ermesinin ilk büyük adımı oldu. Gazze'nin yıkılan sokakları, savaşın askerler kadar sivillere de ağır bir bedel ödettiğini hatırlatır. Bu yüzden Gazze muharebeleri, yalnızca bir askerî başarılar ve yenilgiler dizisi olarak değil, bir şehrin ve halkının savaş içinde yaşadığı yıkımın hikâyesi olarak da okunmalıdır. Siperlerdeki hastalıklar ve kesilen ikmal hatları da bu hikâyenin sessiz ama belirleyici parçalarıdır.