Bir hastalık, bir ömür
1948'de İstanbul'da verem üzerine düzenlenen bir konferansın sonunda Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği kuruldu ve başkanlığına Ord. Prof. Dr. Tevfik Sağlam getirildi. Sağlam bu görevi 1963'teki ölümüne kadar sürdürdü. Verem, İkinci Dünya Savaşı yıllarında ve sonrasında bütün dünyada ölümleri yeniden artıran bir hastalıktı; Türkiye'de de en ağır halk sağlığı sorunlarından biriydi.Tevfik Sağlam'ın bu göreve gelişi, kırk yılı aşan bir hekimlik hayatının ürünüydü. Balkan Savaşı'nda salgınlarla, Birinci Dünya Savaşı'nda Doğu Cephesi'nde tifüs ve kolerayla, Millî Mücadele yıllarında ordu sağlık örgütüyle uğraşmış; Cumhuriyet döneminde de üniversitede iç hastalıkları hocası, dekan ve rektör olmuştu.

Tarih notu
Kronoloji: 27 Mayıs 1882 İstanbul'da doğum; 1903 Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'den tabip yüzbaşı olarak mezuniyet; 1909 "İç Hastalıklarında Klinik Teşhis"; 1912 Balkan Savaşı'nda Selanik ve Hadımköy; 1915 II. Ordu başhekimliği, ardından Erzurum'da III. Ordu; 1918 Nemrut Mustafa Paşa Divanı'nda beraat; 1921 Ankara'ya geçiş; 1923 Gülhane başhekimliği; 1927 İstanbul Verem Mücadelesi Cemiyeti; 24 Ocak 1928 askerlikten emeklilik; 1933 İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi dekanlığı; 1943–1946 rektörlük; 1948 Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği başkanlığı; 11 Temmuz 1963 İstanbul'da ölüm.
Nakilbent'ten Mekteb-i Tıbbiye'ye
Ali Tevfik Salim, 27 Mayıs 1882'de İstanbul'da doğdu. Babası Sadaret Şifre Kalemi Müdürü Mehmet Salim Bey, annesi Nevber Hanım'dı. İlköğrenimini Sultanahmet'teki Nakilbent Okulu'nda tamamladı; Soğukçeşme Askerî Rüştiyesi'nden sonra Çengelköy'deki Askerî Tıbbiye İdadisi'ne devam etti. Demirkapı'daki Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'den 1903'te tabip yüzbaşı rütbesiyle mezun oldu.Mezuniyetinin ardından bir yıl Topkapı Sarayı içindeki Gülhane Tatbikat Hastanesi'nin İç Hastalıkları Kliniği'nde çalıştı ve Süleyman Numan Paşa'nın asistanı oldu. 1906'da Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane'nin iç hastalıkları öğretmen yardımcılığı sınavını kazandı. Askerî ve sivil tıbbiyelerin birleşmesiyle oluşan Darülfünun Tıp Fakültesi'nin 3. İç Hastalıkları Kliniği'nde, yine Süleyman Numan'ın yanında laboratuvar şefi oldu. İlk kitabı "İç Hastalıklarında Klinik Teşhis"i 1909'da yayımladı; bunu 1920'de "Yukarı Solunum Yolu Hastalıkları", 1947'de "Metabolizma Hastalıkları ve Avitaminozlar" izledi.
Salgınlarla geçen savaş yılları
1912'de Balkan Savaşı başladığında Selanik'te görevlendirildi; ardından Hadımköy Sıhhiye Bölüğü'nde ve Yassıviran Bölge Hastanesi'nde çalıştı. Yassıviran'da askerler arasında yayılan tifüs ve kolerayla uğraşırken kendisi de tifüse yakalandı ve İstanbul'a gönderildi. İyileşme dönemini geçirmek ve oradaki yaralı subaylara bakmak için Almanya'nın Wiesbaden şehrinde bir buçuk yıl kaldı.Birinci Dünya Savaşı başlayınca Askerî Tıp Okulu'na geçti ve 1915'te, henüz 32 yaşındayken, İstanbul'daki II. Ordu'nun başhekimi oldu. Birkaç ay sonra Erzurum'daki III. Ordu'ya gönderildi. Sarıkamış Harekâtı'nda soğuk ve salgınlar yüzünden ağır kayıplar vermiş olan bu orduda, tifüs aşısı üzerine Türkiye'deki ilk önemli araştırmaları yaptı; aşı uygulamalarıyla birçok askerin hayatının kurtarıldığı kabul edilir. 1916'da Erzurum ve Trabzon'daki kolera salgınıyla uğraştı ve Harp Madalyası aldı.

Ek bilgi
Salgınla mücadele yıllarında Tevfik Salim Bey, aşının insanlara zarar verdiği suçlamasıyla karşılaştı. 1918'de Nemrut Mustafa Paşa Divanı'nda yargılandı ve beraat etti. III. Ordu'daki görev yıllarına ilişkin anılarını çok sonra, 1959'da "3. Ordu'da Sıhhi Hizmet" adıyla kitaplaştırdı. Aynı yıl "Nasıl Okudum" adlı anı kitabı da yayımlandı.
Ankara'ya geçiş ve ordu sağlık örgütü
Mütareke yıllarında İstanbul'a dönen Tevfik Salim Bey, yeniden Tıp Fakültesi'nde çalıştı, Gülhane'de ders verdi ve şehirdeki veba salgınıyla mücadeleye katıldı. Ardından Millî Mücadele'ye katılmak üzere İnebolu yoluyla Ankara'ya geçti. Millî Savunma Bakanlığı Ordu Sağlık Dairesi Başkanlığı'na atandı, bir süre sonra bu görevden istifa ederek önce Cebeci Hastanesi'nde, sonra İzmir'deki hastanede çalıştı. 1923'te Gülhane Hastanesi'nde profesör ve başhekim oldu.Dikkat: yanlış bilinen
1925'te I. Millî Türk Tıp Kongresi'nin düzenleme kurulunda kongre sekreteri olarak görev yaptı ve Türk Kodeksi'ni hazırlayan komisyonda yer aldı. 1926'da Kızılay Hemşire Okulu'nun kurucuları arasındaydı. 1927'de ikinci kez ordunun sağlık dairesinin başına getirildi ve bu görevde general rütbesine yükseldi. 24 Ocak 1928'de kendi isteğiyle askerlikten emekli oldu.Kaynak metin, Tevfik Salim Bey'in Ankara'ya gitmek üzere İstanbul'dan ayrılışını 19 Ekim 1921, Ordu Sağlık Dairesi Başkanlığı'na atanmasını ise 3 Ocak 1921 olarak verir. Atamanın Ankara'ya varıştan önce olması bu iki tarihin birlikte doğru olamayacağını gösterir; bu nedenle burada Ankara'ya geçiş yalnızca 1921 yılıyla anılmıştır. Aynı metinde Birinci Dünya Savaşı yıllarındaki rütbe sırası da tutarsız verildiğinden rütbe ayrıntısına girilmemiştir.
Eyüp dispanserinden ulusal derneğe
Veremle mücadelesi 1923'te Eyüp'te bir verem savaş dispanserinin kurulmasına öncülük etmesiyle başladı. 1927'de Tevfik İsmail Gökçe ile birlikte İstanbul Verem Mücadelesi Cemiyeti'ni kurdu. Cemiyetin açtığı sanatoryumlar ve dispanserlerle İstanbul'da etkin bir mücadele başlatıldı, ardından Anadolu'da şubeler açıldı.1948'de kurulan Türkiye Ulusal Verem Savaş Derneği'nin başına geçtiğinde ilk işlerinden biri, verem savaş derneklerine düzenli gelir sağlayacak bir yasanın çıkarılması oldu. Derneğin kurulduğu yıl çıkarılan kanunla, belediyelerin eğlence yerlerinden aldığı vergilerin yüzde onunun verem savaş derneklerine verilmesi kabul edildi. Türkiye'deki çalışmaların başarısı üzerine Dünya Sağlık Örgütü, 1950'de Yakın ve Orta Doğu Uluslararası Verem Savaşı Merkezi'ni Türkiye'de kurmaya karar verdi ve merkezin başkanlığına Sağlam seçildi. 1959'da Uluslararası Verem Savaşı Birliği'nin başkanlığına getirildi; XV. Uluslararası Verem Konferansı'nın İstanbul'da toplanmasını sağladı.
Üniversitede klinik ve kürsü
1929'da kurulan İstanbul Tabip Odası'nın ilk başkanı oldu. 1933 Üniversite Reformu'yla Darülfünun kapatılıp İstanbul Üniversitesi kurulduğunda Tıp Fakültesi'nde ordinaryüs profesör ve dekan olarak görev aldı. Ertesi yıl Millî Eğitim Bakanlığı ile anlaşmazlığa düştü, görevden ayrıldı ve çalışmalarını Haydarpaşa Numune Hastanesi'nde sürdürdü. 1939'da Profesörler Kurulu'nun davetiyle üniversiteye dönerek 3. Dahiliye Kliniği'nin başına geçti. Bu klinikte Türkiye'deki ilk kalp kateterizasyonu yapıldı. 1943–1946 arasında İstanbul Üniversitesi rektörü olan Sağlam, bu dönemde çıkarılan ilk üniversite özerkliği yasasının hazırlanmasında rol aldı.
Rektörlükten sonra Türkiye'deki ilk Akciğer Hastalıkları (Fitzyoloji) Kürsüsü'nün kurulmasına öncülük etti ve 1951'de kurulan kürsünün başkanı oldu. Eşi Naile Hanım'ın parasal desteğiyle Naile Sağlam Tüberküloz Enstitüsü kuruldu. 1952'de yaş sınırından emekli oldu.
Bir hekimin vasiyeti
Tevfik Sağlam 11 Temmuz 1963'te 81 yaşında öldü ve askerî törenle Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Hekimliğe ve bilime ait bütün eşyasını ve kütüphanesini 3. Dahiliye Kliniği'ne, kendisine ve eşine ait tüm mal varlığını Verem Savaş Derneği'ne bıraktı. 1972'de TÜBİTAK Hizmet Ödülü'nün biri, ölümünden dokuz yıl sonra, Türkiye'de tıp öğretiminin gelişmesine katkıları nedeniyle ona verildi; ödül İstanbul Tıp Fakültesi Dekanı'na teslim edildi.Sağlam'ın hayatı, savaş cephesindeki salgın hekimliğinden barış döneminin halk sağlığı örgütlenmesine uzanan bir çizgiyi izler. Verem gibi yoksullukla, kötü beslenmeyle ve kalabalık konutlarla bağlantılı bir hastalıkla mücadelenin yalnız hastanede kazanılamayacağını gördü; dispanser, dernek, yasa ve uluslararası iş birliğini birlikte kullandı. Bıraktığı mal varlığı da bu mücadelenin kendisinden sonra sürmesini amaçlıyordu.