İçeriğe geç
Giriş yap
0

Halil Menteşe (1874-1948): Milas'tan Meclis-i Mebusan kürsüsüne, Hariciye'den Cumhuriyet Meclisi'ne

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

İki dönemi birbirine bağlayan bir hayat

Halil Menteşe, İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimlerinden biriydi. Meclis-i Mebusan'a başkanlık etti, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Hariciye ve Adliye nazırlığı yaptı, savaştan sonra Malta'ya sürüldü. Cumhuriyet döneminde ise uzun yıllar İzmir milletvekili olarak Meclis'te bulundu. Onun hayatı, imparatorluğun son kuşak yöneticilerinden bir kısmının Cumhuriyet'in içinde nasıl yer aldığını gösteren örneklerden biri.
Halil Menteşe
Halil MenteşeGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Casimir Hermann Baer. Dosya sayfası

Milaslı bir ailenin oğlu

Halil Bey 1874'te Milas'ta doğdu. Milas, Ege'nin güneyinde, bugünkü Muğla iline bağlı eski bir şehirdi ve Osmanlı döneminde Menteşe sancağının önemli merkezlerinden biriydi. Halil Bey'in sonradan aldığı soyadı da bu bölgenin tarihî adından gelir. Gençlik yıllarında II. Abdülhamid yönetimine karşı çıkan Jön Türk hareketine yakınlaştı.

II. Meşrutiyet ilan edildiğinde, 1908'de Menteşe sancağından, yani bugünkü Muğla'dan Meclis-i Mebusan'a mebus seçildi. Meclis'te İttihat ve Terakki grubunun etkili isimlerinden biri oldu. Hukuk bilgisi ve uzlaştırıcı kişiliği, onu parti içi tartışmalarda aranan bir arabulucu yaptı.
Tarih notu
1874: Milas'ta doğar
1908: Menteşe mebusu olarak Meclis-i Mebusan'a girer
1915-1917: Hariciye Nazırı
1917-1918: Adliye Nazırı
1919-1921: Malta'da sürgün
1923 sonrası: Cumhuriyet Meclisi'nde milletvekili
15 Haziran 1926: İzmir suikast girişimi ortaya çıkarılır
1931-1946: İzmir milletvekili
1948: Hayatını kaybeder

Meclis-i Mebusan'ın başında

Halil Bey, II. Meşrutiyet döneminde Meclis-i Mebusan'ın reisliğini de yaptı. Bu görev, savaşlarla dolu bir dönemde Meclis'in işleyişini yönetmek anlamına geliyordu. Trablusgarp ve Balkan savaşları sırasında Meclis, sert tartışmaların yapıldığı, hükümetlerin sık sık değiştiği bir yerdi. Halil Bey'in Meclis'teki yeri, onu İttihat ve Terakki yönetiminin en tanınan yüzlerinden biri yaptı.

Savaş yıllarında Hariciye Nazırı

Birinci Dünya Savaşı sırasında, 1915'ten 1917'ye kadar Hariciye Nazırı olarak görev yaptı. Bu yıllar, Osmanlı Devleti'nin Almanya ve Avusturya-Macaristan ile ittifak içinde savaştığı, Çanakkale'de İtilaf donanmasının ve ordularının durdurulduğu, Kafkasya'da ve Irak'ta ağır savaşların sürdüğü yıllardı. Hariciye Nazırı olarak müttefik başkentlerle yazışmalar, ittifak antlaşmalarının ayrıntıları ve tarafsız ülkelerle ilişkiler onun sorumluluğundaydı.

1917'de Adliye Nazırlığı'na geçti ve bu görevi savaşın sonuna kadar sürdürdü. Ekim 1918'de Mondros Mütarekesi imzalanıp İttihat ve Terakki hükümeti çekildiğinde, Halil Bey de görevden ayrıldı.
Halil Bey (Menteşe), 1908
Halil Bey (Menteşe), 1908Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Ek bilgi
Osmanlı'da "nazır" bugünkü bakan, "Hariciye" ise dış işleri demektir. Meclis-i Mebusan, 1876 ve 1908 anayasal dönemlerinde seçimle oluşan meclisti. Cumhuriyet'in Büyük Millet Meclisi, 1920'de Ankara'da bu geleneğin üzerine ama yeni bir egemenlik anlayışıyla kuruldu.

Malta sürgünü

Mütareke döneminde İstanbul'daki İngiliz işgal yönetimi, İttihat ve Terakki'nin önde gelen isimlerinden pek çoğunu tutuklayıp Malta'ya sürgün etti. Halil Bey de bu sürgünler arasındaydı. Malta'ya gönderilenler arasında eski nazırlar, mebuslar, valiler, subaylar ve gazeteciler vardı. Ankara hükümeti, bu sürgünleri işgal yönetiminin keyfi bir uygulaması olarak gördü ve geri dönüşleri için çaba harcadı.

1921'de Ankara ile İngiltere arasında yapılan esir değişimiyle Malta sürgünleri serbest bırakıldı. Ankara'nın elindeki İngiliz esirlerine karşılık Malta'daki Türkler Anadolu'ya döndü. Böylece Halil Bey de sürgünden kurtuldu. Bu değişim, Ankara hükümetinin uluslararası alanda bir taraf olarak kabul edilmeye başlandığının işaretlerinden biriydi.

Cumhuriyet döneminde

Cumhuriyet'in ilanından sonra Halil Bey, yeni Meclis'te yer aldı. 1926'da İzmir'de Mustafa Kemal Paşa'ya karşı hazırlanan suikast girişimi ortaya çıkarıldığında, eski İttihatçılardan pek çok kişiyle birlikte o da soruşturma kapsamında tutuklandı. Yargılama sonunda serbest bırakıldı. Bu dava, eski İttihat ve Terakki kadrosunun siyasi hayattaki etkisinin büyük ölçüde sona ermesine yol açtı.

Halil Bey ise bu ağır dönemi atlattı ve siyasete devam etti. 1931'den 1946'ya kadar İzmir milletvekili olarak Meclis'te bulundu. Meclis'in tecrübeli isimlerinden biri olarak, Meşrutiyet ile Cumhuriyet arasında bir köprü gibi görüldü.
Servet-i Fünun dergisinde Halil Bey, 1920
Servet-i Fünun dergisinde Halil Bey, 1920Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Gazetesi. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
İzmir suikast girişimiyle ilgili yargılamada tutuklananların hepsi aynı ölçüde suçlu bulunmadı. Bir kısmı idam edildi, bir kısmı hapis cezası aldı, bir kısmı ise beraat ederek serbest kaldı. Davayla adı geçen her ismi aynı kefeye koymak, olayın gerçek akışını bulanıklaştırır.

Yeni Meclis'in tecrübeli üyesi

Halil Bey'in Cumhuriyet Meclisi'nde bulunduğu yıllar, devrimlerin en yoğun yaşandığı yıllardı. 1928'de yeni Türk harfleri kabul edildi, 1934'te Soyadı Kanunu çıkarıldı. Halil Bey de bu kanunla birlikte, doğduğu bölgenin tarihî adını taşıyan Menteşe soyadını aldı. Aynı yıl kadınlara milletvekili seçme ve seçilme hakkı tanındı. 1935 seçimleriyle Meclis'e on sekiz kadın milletvekili girdi. Meşrutiyet Meclisi'nin eski reisi, şimdi kadın milletvekillerinin de bulunduğu bir Meclis'te oturuyordu.

Bu değişimler, onun gençliğindeki Meclis-i Mebusan'dan çok farklı bir siyasi dünyayı yansıtıyordu. Meşrutiyet yıllarında hilafet, saltanat ve imparatorluğun çok uluslu yapısı siyasetin çerçevesini belirliyordu. Cumhuriyet Meclisi ise milli egemenliğe, laikliğe ve tek bir milletin yurduna dayanan bir devletin kanunlarını çıkarıyordu.

İzmir davasının gölgesi

1926'daki suikast planı, Mustafa Kemal Paşa'nın İzmir'e yapacağı ziyaret sırasında uygulanmak üzere hazırlanmıştı. Plan, ziyaretten önce ortaya çıkarıldı ve faillerin bir kısmı İzmir'de yakalandı. Soruşturma kısa sürede genişledi ve eski İttihatçıların büyük bölümünü kapsadı. Davalar İstiklal Mahkemesi'nde, önce İzmir'de, sonra Ankara'da görüldü. Halil Bey'in serbest bırakılması, mahkemenin onu bu planla ilişkilendirmediği anlamına geliyordu.

Hatıralar

Halil Menteşe, hayatının son yıllarında hatıralarını kaleme aldı. Bu hatıralar, yıllar sonra kitap olarak yayımlandı ve İttihat ve Terakki döneminin iç işleyişini, savaş yıllarının kabine tartışmalarını ve Malta sürgününü anlatan kaynaklar arasında yer aldı. 1946'da çok partili hayata geçilirken Meclis'ten ayrıldı ve 1948'de hayatını kaybetti.

Kürsüden kürsüye

Halil Menteşe'nin hayatına baktığımızda bir zıtlık dikkat çekiyor: imparatorluğun en ağır savaş yıllarında dış işlerini yöneten bir nazır, birkaç yıl sonra sürgünden dönüp Cumhuriyet'in Meclis'inde sıradan bir milletvekili olarak oturdu. Bize kalırsa bu, yeni devletin eski kadroları topyekûn dışlamadığını, ama onlara da yeni kurallara uyma şartı koyduğunu gösteren sessiz bir örnek.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap