İçeriğe geç
Giriş yap
0

19 Mart 1920 genelgesi: Her sancaktan beş üye, on beş günde biten 1920 seçimleri

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

İşgalin üçüncü gününde bir telgraf

16 Mart 1920 sabahı İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edildi. Meclis-i Mebusan'ın bazı üyeleri tutuklandı, bir kısmı sürgüne gönderildi, telgrafhaneler işgal kuvvetlerinin denetimine geçti. İki gün sonra, 18 Mart'ta Meclis-i Mebusan son kez toplanarak çalışmalarına ara verdi. Osmanlı Devleti'nin başkentinde artık serbestçe toplanabilecek bir meclis kalmamıştı.

Heyet-i Temsiliye'nin başkanı Mustafa Kemal Paşa, işgalin üçüncü günü, 19 Mart 1920'de vilayetlere, bağımsız sancaklara ve kolordu komutanlıklarına bir telgraf gönderdi. Telgraf, Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını ve bu meclisin üyelerinin on beş gün içinde seçilmesi gerektiğini bildiriyordu. Bu genelge, 23 Nisan 1920'de açılan Büyük Millet Meclisi'nin doğum belgesi sayılır.
Büyük Millet Meclisi'nin açılışı, 23 Nisan 1920
Büyük Millet Meclisi'nin açılışı, 23 Nisan 1920Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Dbl2010. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 13 Eylül 1919 Heyet-i Temsiliye'nin seçim genelgesi; 12 Ocak 1920 Meclis-i Mebusan'ın İstanbul'da açılması; 28 Ocak 1920 Misak-ı Millî'nin gizli oturumda kabulü; 16 Mart 1920 İstanbul'un resmen işgali; 18 Mart 1920 Meclis-i Mebusan'ın son toplantısı; 19 Mart 1920 seçim genelgesi; 11 Nisan 1920 Meclis-i Mebusan'ın padişah tarafından kapatılması; 23 Nisan 1920 Büyük Millet Meclisi'nin açılışı; 24 Nisan 1920 Mustafa Kemal Paşa'nın Meclis başkanlığına seçilmesi.

Genelgenin maddeleri

19 Mart genelgesi on iki maddeden oluşuyordu. En önemli hükümleri şunlardı: Memleketin işlerini yönetmek ve denetlemek üzere Ankara'da olağanüstü yetkilere sahip bir meclis toplanacaktı. Bu meclise seçilecek kişiler milletvekilleriyle ilgili kanun hükümlerine bağlı olacaktı. Seçimlerde sancaklar esas alınacak ve her sancaktan beş üye seçilecekti. Seçimler en geç on beş gün içinde, Ankara'da çoğunluğun sağlanabileceği biçimde tamamlanacaktı.

Genelge ayrıca dağılmış olan son Meclis-i Mebusan'ın üyelerinden Ankara'ya gelebilecek olanların da yeni meclise katılmasını öngörüyordu. Böylece İstanbul'da seçilmiş olan milletvekillerinin meşruiyeti, Ankara'da kurulacak meclise taşınmış oluyordu. Bu hüküm, yeni meclisin hem yeni bir seçimden hem de mevcut Meclis-i Mebusan'dan güç alacağını gösteriyordu.

Seçim kanunundan ayrılan noktalar

Osmanlı'da 1908'den beri uygulanan seçim usulünde her sancaktan, erkek nüfusun büyüklüğüne göre milletvekili seçiliyordu. Kural olarak her elli bin erkek nüfusa bir milletvekili düşüyordu. Seçimler iki dereceliydi: birinci seçmenler ikinci seçmenleri, ikinci seçmenler de milletvekillerini seçiyordu.

19 Mart talimatı bu usulden açıkça ayrıldı. Nüfus esası bırakıldı; her sancak, nüfusu ne olursa olsun, beş üye seçecekti. Milletvekillerini ikinci seçmenler değil, sancak merkezinde il genel meclisi ve belediye meclisi üyeleriyle Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin merkez ve idare heyeti üyelerinden oluşan bir kurul seçecekti. Bu kurul seçimi aynı gün ve aynı oturumda yapacaktı. Her parti, dernek ya da topluluk aday gösterebilecek, isteyen herkes bağımsız aday olabilecekti.

Bu değişikliklerin nedeni olağanüstü koşullardı. İşgal altındaki bir ülkede, iletişimin büyük ölçüde kesildiği bir ortamda, aylar sürecek iki dereceli bir seçim yapılamazdı. On beş günlük süre, ancak böyle bir kısaltılmış usulle tutturulabilirdi. Osmanlı seçim tarihinde olağanüstü koşullarda özel bir usul belirlenmesinin bir örneği daha vardı: 1877 seçimleri de olağan kurallardan farklı bir yöntemle yapılmıştı.
Birinci Meclis binası, 1930'lar
Birinci Meclis binası, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Matson Collection. Dosya sayfası

437 milletvekili

Seçimler 66 seçim çevresinde yapıldı ve 349 milletvekili seçildi. İstanbul'daki Meclis-i Mebusan'dan Ankara'ya gelen 88 milletvekiliyle birlikte, Birinci Meclis'in üye sayısı 437'ye ulaştı. Meclis-i Mebusan'dan gelenler arasında, Malta'dan sonradan dönenler de vardı. Dönem boyunca 34 milletvekili istifa ettiği için Birinci Meclis'in toplam üye sayısı genellikle 403 olarak verilir.

Seçilen milletvekilleri Nisan ayının başından itibaren Ankara'ya gelmeye başladı. Küçük bir Anadolu kasabası olan Ankara'da bu kadar kişiyi barındıracak yer yoktu. Kiralık ev bulmak zordu. Daha önce Erkek Öğretmen Okulu olarak kullanılan bir bina milletvekillerine otel olarak ayrıldı, burada yemek için tabldot hizmeti verildi.
Ek bilgi
Meclis'in toplanacağı bina, Birinci Dünya Savaşı'nın son yıllarında İttihat ve Terakki Fırkası tarafından kulüp olarak yaptırılmaya başlanmış, ama savaş koşulları nedeniyle tamamlanamamıştı. 20. Kolordu ve Ankara Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nin katkılarıyla hazırlanan binanın bir odasında, o günlerde Fransız müfrezesinin komutanı oturuyordu ve kapının önünde Fransız bayrağı asılıydı. Fransız subayı binadan çıkarıldı, çatıya kiremit döşendi, okullardan sıralar getirildi ve toplantı salonuna bir kürsü kuruldu.

23 Nisan 1920 Cuma

Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 Cuma günü öğleden sonra toplandı. Açılışı, Meclis'in en yaşlı üyesi Sinop milletvekili Mehmet Şerif Bey yaptı. 1845 doğumlu Şerif Bey, açış konuşmasında milletin iç ve dış tam bağımsızlık içinde kendi geleceğinin sorumluluğunu doğrudan üstlendiğini ve kendi kendini yönetmeye başladığını bütün dünyaya ilan ettiğini söyledi.

Ertesi gün, 24 Nisan 1920'de yapılan ikinci toplantıda Mustafa Kemal Paşa Meclis başkanlığına seçildi. Mustafa Kemal Paşa bu görevi, Cumhurbaşkanı seçildiği 29 Ekim 1923'e kadar sürdürdü. 25 Nisan'da Meclis içinden geçici bir İcra Encümeni kuruldu; 3 Mayıs 1920'de ise vekilleri Meclis'in seçtiği ilk İcra Vekilleri Heyeti oluşturuldu.

Meclis'in adı

Açış konuşmasında yeni meclisin adı Büyük Millet Meclisi olarak konmuştu. Bu ad kısa sürede benimsendi. "Türkiye Büyük Millet Meclisi" adı ise Mustafa Kemal Paşa'nın konuşmalarında kullanılmaya başlandı ve yazılı olarak ilk kez 8 Şubat 1921 tarihli bir İcra Vekilleri Heyeti kararnamesinde yer aldı. 20 Ocak 1921'de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu da devletin adını Türkiye olarak koymuştu.
Mustafa Kemal Paşa Ankara'da, 30 Ekim 1920
Mustafa Kemal Paşa Ankara'da, 30 Ekim 1920Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Birinci Meclis'in üye sayısı farklı kaynaklarda 437 ya da 403 olarak geçebilir. Bu farkın nedeni hesaplama yöntemidir: 437, seçilenlerle İstanbul'dan gelenlerin toplamıdır; 403, istifalardan sonra kalan sayıdır. Açılış günü Meclis'te bulunan milletvekili sayısı ise bunlardan çok daha azdı, çünkü seçilenlerin önemli bir kısmı henüz Ankara'ya ulaşamamıştı.

Bir ihtilal meclisinin kuruluşu

Büyük Millet Meclisi açıldığında Osmanlı Devleti hâlâ varlığını sürdürüyordu. Meclis açılış gününde padişah ve halifeye bağlılığını bildirdi, ama uygulamada İstanbul'daki iktidardan tamamen bağımsız bir yol izledi. 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. Cumhuriyet ise 29 Ekim 1923'te İkinci Meclis tarafından ilan edildi. 1920 ile 1923 arasında Meclis, yasama, yürütme ve yargı yetkilerini kendinde toplayan bir ihtilal meclisi görünümündeydi.

19 Mart genelgesi bu sürecin başlangıç noktasıdır. Genelge, işgalle birlikte ortaya çıkan meşruiyet boşluğunu bir seçimle doldurmaya çalıştı. Olağan seçim kanunundan ayrılması, sancak başına eşit üye sayısı ve on beş günlük süre, hepsi bu boşluğun hızla kapatılması gereğinden doğdu. Meclis'in "olağanüstü yetkilere sahip" olarak tanımlanması da, onun yalnız bir yasama organı değil, ülkenin yönetimini üstlenecek bir kurum olarak düşünüldüğünü gösteriyordu.

Ankara'nın seçilmesi

Meclis'in neden Ankara'da toplandığı sorusunun cevabı 1919 sonbaharına uzanır. Mustafa Kemal Paşa, Meclis-i Mebusan'ın da İstanbul yerine Anadolu'da toplanmasını istemişti. Ama padişah ve hükümet Meclis'in başkentte toplanmasında ısrar etti; Kasım 1919'da Sivas'ta yapılan toplantıda Meclis'in İstanbul'da toplanması kabul edildi. İşgal, bu kararın riskini açıkça gösterdi. 19 Mart 1920 genelgesiyle Meclis, Mustafa Kemal Paşa'nın baştan önerdiği gibi Anadolu'da, Ankara'da toplanmış oldu. Demiryolu bağlantısı ve cepheler arasındaki konumu, Ankara'yı bu iş için uygun bir merkez yapıyordu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap