İçeriğe geç
Giriş yap
0

Atatürk her seçimde Meclis'in bütün üyelerinin oyunu mu aldı? 1923, 1927, 1931 ve 1935 sayıları

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt0 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Yaygın cümle: "Meclis'in tamamı oy verdi"

Cumhuriyet'in ilanı ve sonraki cumhurbaşkanlığı seçimleri anlatılırken sık kullanılan bir cümle vardır: Mustafa Kemal Paşa "Meclis'in oybirliğiyle", hatta "bütün milletvekillerinin oyuyla" cumhurbaşkanı seçildi. Bu cümle bazen dört seçimin hepsi için birden söylenir. Oybirliği ifadesi tutanaklara ve dönemin gazetelerine dayanır ve doğrudur. Ancak "bütün milletvekilleri" ifadesi bir kaymadır: her dört seçimde de oy kullananlar, Meclis'in üye tamsayısından daha az kişiydi. Oybirliği, oturumda bulunan ve oy kullanan üyelerin tamamının aynı adı yazması anlamına gelir; Meclis'in bütün üyelerinin oy kullandığı anlamına gelmez.

Bu yazı, dört seçimin sayılarını ve seçimlerin hukuki çerçevesini bir arada veriyor ve yaygın cümlenin hangi noktada eksik kaldığını gösteriyor.
Ulus gazetesinin 2 Mart 1935 tarihli birinci sayfası
Ulus gazetesinin 2 Mart 1935 tarihli birinci sayfasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ulus Gazetesi. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 29 Ekim 1923 Cumhuriyet'in ilanı ve ilk cumhurbaşkanlığı seçimi; 20 Nisan 1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun kabulü; 1 Kasım 1927 üçüncü dönem Meclis'inde ikinci seçim; 4 Mayıs 1931 dördüncü dönem Meclis'inde üçüncü seçim; 1 Mart 1935 beşinci dönem Meclis'inde dördüncü seçim; 10 Kasım 1938 Atatürk'ün ölümü; 11 Kasım 1938 İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanı seçilmesi.

Hukuki çerçeve: Meclis'in seçtiği cumhurbaşkanı

1924 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nun 31. maddesi cumhurbaşkanının nasıl seçileceğini kısa bir cümleyle düzenliyordu: Türkiye Reisicumhuru, Büyük Millet Meclisi Heyet-i Umumiyesi tarafından ve kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir; görevi yeni cumhurbaşkanı seçilinceye kadar devam eder ve yeniden seçilmesi mümkündür. Bu hükme göre cumhurbaşkanı halk tarafından değil, Meclis tarafından seçiliyordu ve görev süresi Meclis'in seçim dönemine bağlıydı. Her yeni Meclis toplandığında cumhurbaşkanlığı seçimi yeniden yapılıyordu.

Aynı anayasanın 32. maddesi, cumhurbaşkanının görevde bulunduğu sürece Meclis müzakerelerine katılamayacağını ve oy veremeyeceğini söylüyordu. 1923'teki ilk seçim ise henüz bu anayasa yokken, 1921 Teşkilat-ı Esasiye Kanunu'nda 29 Ekim 1923'te yapılan değişiklikle gerçekleşti. Aynı gün kabul edilen 364 sayılı kanun "Türkiye Devleti'nin şekl-i hükümeti Cumhuriyet'tir" hükmünü getirmiş ve cumhurbaşkanının Meclis tarafından kendi üyeleri arasından seçileceğini belirlemişti.
Ek bilgi
Seçimler gizli oyla yapılıyordu. Her milletvekili oy pusulasına bir ad yazıyor, oylar sayıldıktan sonra Meclis Başkanı sonucu ilan ediyordu. Oybirliği ifadesi, sayılan bütün oyların aynı ada verilmiş olduğunu anlatır. Oy kullanmayan, oturumda bulunmayan, hasta ya da izinli üyeler bu sayıya girmez.

29 Ekim 1923: 158 oy

Cumhuriyet'in ilan edildiği 29 Ekim 1923 akşamı yapılan ilk seçim, en çok anılan ve en çok aktarılan seçimdir. Cumhuriyet'i ilan eden kanun kabul edildikten sonra yapılan oylamada oturumda bulunan 158 milletvekilinin hepsi Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya oy verdi. Meclis Başkanı sonucu ilan ettiğinde salon "Yaşasın Cumhuriyet" sesleriyle doldu. Ankara'da top atışlarıyla Cumhuriyet ilan edildi.

İkinci Dönem Meclis'in üye sayısı bu 158 sayısının çok üzerindeydi. Cumhuriyet'in ilanı birkaç gün içinde hazırlanan ve aynı gün sonuçlandırılan bir toplantıda gerçekleşmişti. Bazı milletvekilleri seçim bölgelerinde, bazıları İstanbul'daydı. İstanbul basınında ve muhalefetteki bazı paşalar arasında, kararın aceleyle ve Meclis'in tamamı toplanmadan alındığı yönünde eleştiriler dile getirildi. Bu eleştiriler, Cumhuriyet'in ilanından sonraki aylarda yaşanan siyasi gerginliğin de bir parçası oldu.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı ikinci Meclis binası
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapıldığı ikinci Meclis binasıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Cetorhinus. Dosya sayfası

1927, 1931, 1935: Üç seçim, üç oran

Sonraki üç seçimin sayıları daha açık kayıtlıdır. 1 Kasım 1927'de, üçüncü dönem Meclis'inin ilk günü yapılan seçimde 316 milletvekilinden 288'i oy kullandı ve Gazi Mustafa Kemal ilk turda oybirliğiyle yeniden cumhurbaşkanı seçildi. 4 Mayıs 1931'de, dördüncü dönem Meclis'inin toplanmasıyla yapılan seçimde 317 milletvekilinden 289'u oy kullandı; sonuç yine ilk turda oybirliğiydi. 1 Mart 1935'te beşinci dönem Meclis'inde yapılan seçimde ise 399 milletvekilinden 386'sı oy kullandı ve Atatürk yine oybirliğiyle seçildi.

Bu sayılar, her seçimde Meclis'in yaklaşık yüzde 90 ile 97'si arasında bir kısmının oy kullandığını gösterir. Oy kullanmayanlar arasında hasta ya da izinli milletvekilleri, görevle yurt dışında bulunanlar ve oturuma yetişemeyenler vardı. Tutanaklar bu kişilerin bir kısmının adını verir, ama nedenleri her zaman açıklamaz. Oy kullananlar arasında farklı bir ad yazan ya da boş oy veren olmadığı için sonuç her seferinde oybirliği olarak ilan edildi.

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

"Oybirliği" ifadesi bugün de tarih paylaşımlarında sık kullanılıyor. 24 Ekim 2026'da bir kullanıcı, 1923 yılının olaylarını sıralayan bir paylaşımda 29 Ekim 1923 maddesine, Cumhuriyet'in ilan edildiğini ve Mustafa Kemal'in oy birliğiyle ilk cumhurbaşkanı seçildiğini yazdı. Bu cümlenin kendisi doğrudur. Sorun, aynı ifadenin sözlü aktarımlarda ve okul törenlerinde "bütün milletvekillerinin oyuyla" ya da "Meclis'in tamamının oyuyla" biçimine dönüşmesidir.

Yaygın anlatıdaki kaymanın iki kaynağı var. Birincisi, "oybirliği" kelimesinin gündelik dilde "herkesin katıldığı" anlamında kullanılmasıdır. İkincisi, 1923 seçimindeki 158 sayısının, Meclis'in o günkü toplam üye sayısıyla birlikte verilmemesidir. Sayı tek başına söylendiğinde dinleyen kişi, Meclis'in 158 kişiden oluştuğunu düşünebiliyor. Bazı anlatılarda 1923 seçiminin sayısı ile sonraki seçimlerin sayıları da birbirine karıştırılıyor.

Aynı sayıyı ters yönde, Cumhuriyet'in Meclis'in küçük bir kısmıyla ilan edildiğini göstermek için okumak da eksik kalır: Meclis'in toplantı ve karar yeter sayısı sağlanmıştı ve oturumda bulunanların hiçbiri farklı bir ada oy vermedi. Her iki yorum da aynı sayının bir yanını öne çıkarıyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Doğru ifade şudur: Mustafa Kemal Atatürk dört cumhurbaşkanlığı seçiminin dördünde de ilk turda ve oy kullanan milletvekillerinin tamamının oyuyla seçildi. Bu oylar 1923'te 158, 1927'de 288, 1931'de 289 ve 1935'te 386'ydı. Hiçbir seçimde Meclis'in bütün üyeleri oy kullanmadı. 1938'de onun ölümünden sonra yapılan seçimde İsmet İnönü de oy kullanan 348 milletvekilinin tamamının oyunu aldı.
Atatürk, 1930'lar
Atatürk, 1930'larGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Seçim günlerinin işleyişi

1927, 1931 ve 1935 seçimleri aynı düzeni izledi. Genel seçimlerden sonra yeni Meclis toplanıyor, önce en yaşlı üyenin başkanlığında açılış yapılıyor, milletvekillerinin seçim mazbataları inceleniyor ve Meclis Başkanı seçiliyordu. Cumhurbaşkanlığı seçimi bu işlemlerin ardından, yeni Meclis'in ilk günlerinde yapılıyordu. Atatürk seçildikten sonra kürsüye gelerek and içiyor ve kısa bir teşekkür konuşması yapıyordu. Anayasa'nın 38. maddesi, cumhurbaşkanının seçildiği gün Meclis huzurunda Cumhuriyet'in kanunlarına ve millî hâkimiyet esaslarına bağlı kalacağına namusu üzerine söz vermesini öngörüyordu.

Seçimlerin yeni Meclis'in ilk günlerine denk gelmesi, oy kullanmayanların sayısını da açıklar. Bu nedenle tutanaklardaki toplam üye sayısı ile oy veren sayısı arasındaki fark, siyasi bir boykot ya da muhalefet anlamına gelmez. Fark çoğunlukla gündelik nedenlerden doğuyordu.

Oybirliği ile tam katılım arasındaki fark

Dört seçimin sayıları birlikte okununca ortaya çıkan tablo açıktır: oybirliği kesindir, tam katılım ise hiçbir seçimde yoktur. Bu ayrım ilk bakışta küçük bir ayrıntı gibi görünebilir, ama tarih anlatımında sayının neyi ölçtüğünü söylemek önemlidir. "Oybirliğiyle seçildi" cümlesi bir sonucu, "bütün milletvekillerinin oyuyla seçildi" cümlesi ise bir katılımı anlatır. Birincisi tutanaklarla doğrulanır, ikincisi tutanaklarla çelişir.

Seçimlerin tek adaylı ve tek partili bir Meclis'te yapıldığını da hatırlamak gerekir. 1927'den sonra Meclis'teki milletvekillerinin neredeyse tamamı Cumhuriyet Halk Fırkası'ndandı ve cumhurbaşkanlığı için başka bir aday gösterilmiyordu. Bu koşullarda oybirliği, seçimin bir rekabet değil bir onay olduğunu gösterir. 29 Ekim 1923 akşamındaki 158 oy ise, henüz farklı görüşlerin Meclis içinde güçlü olduğu bir dönemde, Cumhuriyet'in ilanıyla aynı oturumda verildiği için ayrı bir anlam taşır.

Bu nedenle en doğru anlatım, sayıyı ve bağlamı birlikte vermektir. Dört seçimin sayılarını bilen bir okur, ne "Meclis'in tamamı" abartısına ne de "küçük bir kısım" yorumuna kapılır. Sayılar kendi başına, Atatürk'ün Meclis içindeki tartışmasız konumunu yeterince açık anlatır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap