Doğu Karadeniz'in liman şehri
Trabzon, Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin Doğu Karadeniz'deki en büyük limanı ve vilayet merkeziydi. İran transit yolu asırlardır buradan geçiyor, liman Erzurum'a ve Kafkas cephesine giden ikmalin önemli bir bölümünü taşıyordu. Kara yollarının kötü olduğu bir bölgede, Karadeniz kıyısı boyunca yapılan deniz taşımacılığı cephedeki 3. Ordu'nun can damarlarından biriydi.Şubat 1916'da Erzurum'un düşmesinden sonra Rus Kafkas Ordusu'nun sıradaki hedefi Trabzon oldu. Şehri kara yoluyla almak, Erzurum'dan geçen dağ yollarında zor olacaktı. Bu nedenle Ruslar kıyı boyunca, Karadeniz Filosu'nun desteğiyle ilerlemeyi seçti. Şubat başında başlayan harekât, Nisan ortasında Osmanlı birliklerinin Trabzon'u boşaltmasıyla sona erdi.

Tarih notu
Kronoloji: Ocak 1916 ikinci yarısı Çoruh ile Rus sınırı arasının Rus birliklerince alınması; 17-20 Ocak Rus muhriplerinin Lazistan kıyısındaki ikmal teknelerini batırması; Şubat Hopa'nın kaybı; 5-6 Şubat Arhavi mevzilerinin boşaltılması; 15-16 Şubat Fındıklı; 4-5 Mart Atina (Pazar) çıkarması; 6-7 Mart Çayeli çıkarması; 8 Mart Rize'nin kaybı; Mart-Nisan Of önünde cephenin durması; 15-16 Nisan gecesi Trabzon'un boşaltılması; 18 Nisan 1916 Rus birliklerinin şehre girmesi; 24 Şubat 1918 Trabzon'un geri alınması.
Lazistan cephesi
Kafkas cephesinin en kuzey ucu, Rus sınırından Rize'ye uzanan dağlık ve dar kıyı şeridiydi. Bu bölgeye o dönemde Lazistan deniyordu. Denize dik inen dağlar ve derin vadiler, kıyıyı birbirinden kopuk bölümlere ayırıyordu. Osmanlı birlikleri her derenin gerisinde bir savunma hattı kurabiliyordu. Ama bu hatların denizden açık olması, büyük bir zayıflıktı.Ocak 1916'nın ikinci yarısında Rus birlikleri Çoruh Nehri ile eski sınır arasındaki bölgeyi aldı. 17-20 Ocak'ta Rus muhripleri kıyı boyunca 3. Ordu'ya ikmal taşıyan çok sayıda yelkenli tekneyi batırdı. Ordunun deniz yoluyla beslenmesi neredeyse durdu. Şubat'ta Türkistan tüfekçi alayları Hopa'yı aldı.
Ek bilgi
Kıyı harekâtını Rus Primorsk (Kıyı) Müfrezesi Komutanı General Vladimir Lyahov yönetiyordu. Karadeniz Filosu'nun Rostislav zırhlısı ile Kubanets ve Donets gambotları kıyıdaki Osmanlı siperlerini topa tutuyor, piyadeyi destekliyordu. Bu tür bir işbirliği, Birinci Dünya Savaşı'nda karada ve denizde birlikte yapılan harekâtların başarılı örneklerinden biri sayılır.
Arhavi'den Rize'ye: Dere dere geri çekiliş
5 Şubat'ta bir Rus filosu Arhavi Deresi'nin gerisindeki Osmanlı siperlerini ağır topçu ateşiyle dövdü. Ertesi gün Osmanlı birlikleri mevzilerini bırakarak çekildi; geride yaklaşık 500 şehit kalmıştı. 15-16 Şubat'ta aynı sahne Fındıklı'da tekrarlandı. Osmanlı birlikleri Büyükdere'nin gerisinde yeni bir hat kurdu. Trabzon'dan Rize'ye birkaç tabur takviye gönderildi.Lyahov, Osmanlı mevzilerini cepheden zorlamak yerine gerisine asker çıkarmayı seçti. 4-5 Mart'ta iki tabur ve iki dağ topu, Rostislav ile gambotların desteğiyle Atina'ya (bugünkü Pazar) çıkarıldı. Büyükdere mevzisindeki Osmanlı birlikleri kuşatılmamak için dağlara çekildi. 6-7 Mart'ta Çayeli'ne yapılan ikinci çıkarma da hafif bir direnişle karşılaştı. 8 Mart'ta Rus birlikleri Rize'ye girdi ve öncülerini Of ilçesinin doğusundaki dereye kadar ilerletti. Kıyı müfrezesinin ilerleyişi burada bir süre durdu.

Of önünde bekleyiş ve Nisan taarruzu
Mart ve Nisan başında cephe, Of ile Araklı arasındaki derelerin gerisinde yerleşti. Osmanlı 3. Ordusu, Erzurum'un kaybından sonra elindeki az sayıdaki birliği Trabzon'un savunmasına ayırabiliyordu. Yerel gönüllüler ve jandarma birlikleri de bu hatta yer aldı. Ruslar ise Novorossiysk'ten deniz yoluyla getirilen yeni birliklerle kıyıdaki kuvvetini artırdı. Nisan başında bu birlikler Of'a ve çevresine çıkarıldı.Nisan ortasında Rus kıyı müfrezesi yeniden taarruza geçti. Karadere hattında yapılan çarpışmalardan sonra Osmanlı birliklerinin şehri savunabilecek gücü kalmadığı anlaşıldı. 15-16 Nisan gecesi Osmanlı birlikleri Trabzon'u boşaltarak batıya, Gümüşhane ve Giresun yönüne çekildi. 18 Nisan 1916'da Rus birlikleri şehre girdi. Şehir, Osmanlı yönetimine girdiği 1461'den bu yana ilk kez yabancı bir ordunun eline geçiyordu.
Dikkat: yanlış bilinen
Trabzon'un boşaltılmasından önce ve sonra kıyı şeridinden on binlerce sivil batıya göç etti. Göçmenler Giresun, Ordu ve Samsun'a, bir kısmı da iç bölgelere dağıldı. Şehrin Rum ve Ermeni nüfusunun yaşadıkları da bu dönemin acı sayfaları arasındadır. 1915 tehcirinden önce yaklaşık 30.000 kişilik bir Ermeni topluluğu olan Trabzon'a, Rus işgalinden sonra ancak 500 kadar Ermeni dönebildi.
İşgal yılları ve Trabzon Konferansı
Rus yönetimi altındaki Trabzon'da şehir bir askerî vali tarafından yönetildi. Liman Rus ordusu için önemli bir ikmal üssü oldu; Batum'dan getirilen malzeme ve askerler buradan Erzurum yönüne ve kıyı boyunca batıdaki cepheye gönderildi. Şehrin batısında cephe 1916 yazından sonra Harşit Çayı çevresinde durdu; Osmanlı birlikleri bu bölgedeki hatları 1918'e kadar tuttu.1917 sonunda Rus ordusunun dağılmasıyla birlikte cephe hızla değişti. 18 Aralık 1917'de Erzincan Mütarekesi imzalandı. Osmanlı birlikleri Şubat 1918'de ilerlemeye başladı ve 24 Şubat'ta Trabzon'a girdi. Aynı şehir, 14 Mart-14 Nisan 1918 arasında Osmanlı Devleti ile Maverayı Kafkas temsilcileri arasında yapılan Trabzon Konferansı'na ev sahipliği yaptı. Osmanlı heyetine Rauf Bey (Orbay) başkanlık ediyordu. Konferans sonuçsuz kaldı, ancak kısa süre sonra Batum'da yeni görüşmeler başladı.
Mustafa Kemal Paşa Trabzon'u Cumhuriyet döneminde 1924, 1930 ve 1937'de ziyaret etti. 1937 ziyaretinde Soğuksu'daki köşkte kaldı. Bu köşk bugün Atatürk Köşkü adıyla müze olarak korunmaktadır.

Denizden kuşatılan bir cephe
Trabzon'un kaybı, Erzurum'un düşüşünden sonra Kafkas cephesindeki çöküşün ikinci büyük halkasıdır. Bu harekâtı Erzurum'dan ayıran özellik, belirleyici gücün kara ordusu değil donanma olmasıydı. Kıyı boyunca uzanan Osmanlı savunması her derede yeni bir hat kurabiliyordu, ancak denizden gelen top ateşi ve gerisine yapılan çıkarmalar karşısında bu hatlar birer birer düştü. Rus muhriplerinin ikmal teknelerini batırması ise savunmanın en önemli kaynağını kesmişti.Karadeniz'de denizin denetimi 1916'da Rusların elindeydi. Yavuz ve Midilli savaşın başında Rus kıyılarına saldırmış olsa da Karadeniz Filosu'nun gücü karşısında Lazistan kıyısını koruyacak bir deniz kuvveti yoktu. Bu dengesizlik, kara birliklerinin gösterdiği direnişi sonuçsuz bıraktı. Her derenin gerisinde yeniden kurulan hat, kısa sürede denizden dövülüp gerisinden kuşatılıyordu. Harekâtın iki ayı aşan süresi, savunanların az sayıda birlikle ne kadar zaman kazanabildiğini de gösterir.
Harekâtın yerel tarafı da unutulmamalıdır. Lazistan'ın dağ köylerinden ve kıyı kasabalarından gelen gönüllüler, jandarmalar ve yaşlı redif askerleri, düzenli birliklerin yanında dereden dereye çekilen hatları tuttu. Bu insanların çoğu kendi köylerini savunuyordu ve geri çekilmek, aynı zamanda evlerini ve ailelerini arkada bırakmak demekti. Göç yolunda karşılaşılan açlık ve hastalık, cephedeki kayıplardan daha ağır bir iz bıraktı.
Trabzon yaklaşık iki yıl Rus yönetiminde kaldı. 1917 Rus Devrimi'nden sonra Rus ordusunun dağılmasıyla birlikte, Osmanlı birlikleri 24 Şubat 1918'de şehre yeniden girdi. Bir yıl sonra, 1919 Mayıs'ında Samsun'a çıkan Mustafa Kemal Paşa'nın yolu, bu kıyının yaralarını yeni sarmaya başlamış şehirlerinden geçecekti. Trabzon'un 1916 kaybı, Karadeniz kıyısında yaşayanların hafızasında uzun yıllar "muhacirlik" yılları olarak kaldı.