Bir kazanın ardından başlayan yolculuk
16 Eylül 1890 gecesi, Japonya'ya bir iyi niyet ziyareti için giden Osmanlı fırkateyni Ertuğrul, Wakayama açıklarında bir fırtınaya yakalanarak battı. Beş yüzü aşkın denizci hayatını kaybetti. Kazadan kurtulan altmış dokuz denizciyi, Kuşimoto'daki köylüler kendi imkânlarıyla kurtardı ve tedavi etti. Bu facia, Japon kamuoyunda derin bir üzüntü yarattı.Japonya'da bu üzüntüyü somut bir yardıma dönüştürmek isteyenlerden biri, yirmi dört yaşındaki Yamada Torajiro'ydu. Ertuğrul şehitlerinin aileleri için başlattığı bağış kampanyası, onu İstanbul'a getirdi. İstanbul'da on üç yıl kaldı ve iki ülke arasındaki ilişkilerin ilk köprülerinden birini kurdu. Yıllar sonra, 1931'de, yeniden Türkiye'ye geldi ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile görüştü. Bu yazıda onun hikâyesini anlatıyoruz.

Tarih notu
Kronoloji: 23 Ağustos 1866 Edo'da doğum; on beş yaşında çay ustası Yamada ailesine evlatlık; 16 Eylül 1890 Ertuğrul faciası; iki yıllık bağış kampanyası; 30 Ocak 1892 Yokohama'dan hareket; 4 Nisan 1892 İstanbul'a varış; 1893 Nakamura Şoten dükkânının kuruluşu; 1895-1899 Taiyo dergisinde Türkiye yazıları; 4 Temmuz 1904 Çanakkale'den geçen Rus gemileri raporu; 1905 Japonya'ya dönüş; 1911 "Türkiye Resimleri" kitabı; 1923 sonrası çay ustası unvanı; 1931 Türkiye ziyareti ve Atatürk ile görüşme; 13 Şubat 1957 ölüm.
Samuray ailesinden bir çay ustası
Yamada Torajiro, 23 Ağustos 1866'da Edo'da, bugünkü Tokyo'da, Numata beyliğinin konağında doğdu. Babası Nakamura Yuzaemon, üst düzey bir samuray ailesinin mensubuydu. On beş yaşında çay ustası Yamada ailesine evlatlık verildi ve bu ailenin soyadını aldı. Edo ve Yokohama'daki okullarda Japon çay seremonisini öğrendi; aynı zamanda Çince, İngilizce, Almanca ve Fransızca dersleri aldı.Bu geniş eğitim, onu Meiji döneminin dışa açılan Japonyası'nın tipik bir genç aydını yaptı. Japonya, bu yıllarda Batı'nın teknolojisini ve kurumlarını hızla benimsiyor, aynı zamanda kendi geleneklerini korumaya çalışıyordu. Yamada, çay seremonisi gibi geleneksel bir sanatın ustası olarak bu iki dünyanın arasında duran bir kişiliğe sahipti.
Ertuğrul için bağış
Ertuğrul faciasının ardından Yamada, ülke çapında bir bağış kampanyası başlattı. Osaka Asahi Şimbun, Tokyo Niçi Niçi Şimbun, Kobe Yuşin Nippo ve Jiji Şimpo gibi gazetelerle birlikte düzenlenen kampanya iki yıl sürdü ve 5000 yen toplandı. Bu miktar, o dönem için çok büyük bir paraydı. Kampanya, Japon Kızılhaçı'nın ilk uluslararası yardım kampanyalarından biri sayılır.Dışişleri Bakanı Aoki Şuzo, toplanan paranın bizzat Yamada tarafından İstanbul'a götürülmesini önerdi. Yamada, 30 Ocak 1892'de Yokohama'dan bir İngiliz gemisiyle yola çıktı. Bu yolculukta, kumaş ticareti yapan bir Osaka ailesinden gelen eski deniz subayı Nakamura Kenjiro ile tanıştı. İki genç, Osmanlı ile ticaret ve dostluk ilişkileri kurmak konusunda aynı hayali paylaşıyordu.

Ek bilgi
Yamada 4 Nisan 1892'de İstanbul'a vardı. Hariciye Nazırı Mehmed Said Paşa ile görüşerek bağışı teslim etti. Sultan II. Abdülhamid'e Nakamura ailesinin hediyeleri olarak bir samuray zırhı, miğfer ve kılıç sundu. Bu on altıncı yüzyıldan kalma samuray zırhı bugün Topkapı Sarayı'nda sergileniyor.
İstanbul'da on üç yıl
Sultan, Yamada'dan İstanbul'da iki yıl kalmasını istedi; bu iki yıl, on üç yıla uzadı. Yamada, Japon gazeteci Noda Şotaro'nun yardımıyla Osmanlı askerî öğrencilerine Japonca dersleri verdi. 1893 yazında Nakamura Kenjiro ile birlikte Pera'da Nakamura Şoten adlı bir dükkân açtı. O tarihte İstanbul'da sürekli yaşayan yalnızca iki Japon vardı ve bunlar onlardı.Osmanlı ile Japonya arasında resmî diplomatik ilişki bulunmadığı için Japon tebaasının İstanbul'da hukuki bir statüsü yoktu. Ama Osmanlı hükümeti onlara ticaret yapma izni verdi. İstanbul Ticaret Odası, Yamada'nın işini bir "ticaret müzesi" olarak yürütmesine izin verdi. Dükkânda ipek, porselen, çay ve ahşap eşyalar satılıyordu. Saray ve hanedan üyeleri dükkânın önemli müşterileri arasındaydı; bugün Dolmabahçe ve Topkapı saraylarının koleksiyonlarında Nakamura Şoten'den alınmış pek çok eşya bulunuyor.
Japonya'ya Türkiye'yi anlatmak
Yamada, 1895-1899 arasında Japonya'nın Taiyo dergisinde Türkiye üzerine çok sayıda yazı yayımladı. Türk kadınları, Türkiye'den haberler, Türkiye'de yaşam koşulları gibi başlıklarla Japon okurlarına Osmanlı toplumunu tanıttı. Ramazan aylarında İstanbul'da sahnelenen bazı oyunları Japoncaya çevirdi.Rus-Japon Savaşı sırasında Japon hükümeti ondan Boğazlardaki Rus donanma hareketlerini izlemesini istedi. 4 Temmuz 1904'te Çanakkale Boğazı'ndan üç Rus savaş gemisinin geçtiğini bildirdi. Aynı yıllarda Türk kamuoyu, Avrupa'nın büyük güçleriyle yarışacak kadar hızla modernleşen Japonya'ya büyük bir ilgi duyuyordu. 1905'te Japonya'nın Rusya'yı yenmesi, İstanbul'da da sevinçle karşılandı.

Dikkat: yanlış bilinen
Bazı anlatımlarda Yamada'nın Japonca dersleri verdiği askerî öğrenciler arasında genç Mustafa Kemal'in de bulunduğu ileri sürülür. Bu bilgi, Mustafa Kemal'in Harbiye yıllarının bu dönemle örtüşmesinden kaynaklanan bir rivayettir ve belgelerle doğrulanmış değildir. Belgelenmiş olan, Yamada'nın 1931'de Türkiye'yi ziyaret ederek Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal ile görüştüğüdür.
Osaka'ya dönüş
Yamada 1905'te Japonya'ya döndü ve aynı yıl Osaka'da Türk-Japon ortaklığıyla bir sigara kâğıdı fabrikası kurdu. 1911'de "Türkiye Resimleri" adını taşıyan resimli bir kitap yayımladı; bu kitapta İstanbul'u ve İslam'ı Japon okurlarına anlatmaya çalıştı. 1914'te Türkiye'den dönüşü sırasında Mekke'ye hac ziyaretinde bulundu.1923'ten sonra Yamada Soyu adıyla bir çay okulunun ustası oldu. Japon çay seremonisinin önemli isimlerinden biri olarak tanındı. Ama Türkiye ile bağını hiç koparmadı.
1931: Mustafa Kemal ile görüşme
1924'te Türkiye ile Japonya arasında resmî diplomatik ilişkiler kuruldu. Yamada'nın on üç yıl boyunca resmî bir sıfatı olmadan sürdürdüğü dostluk, artık devletler arası bir ilişkiye dönüşmüştü. 1931'de Yamada yeniden Türkiye'ye geldi ve Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk ile görüştü. Abdülhamid'in sarayında başlayan bir hikâye, Cumhuriyet'in Ankara'sında sürüyordu.Yamada son yıllarında "Şingetsu" adlı otobiyografisini yayımladı. 13 Şubat 1957'de doksan yaşında öldü. Bugün Japonya'da ve Türkiye'de, iki ülke arasındaki dostluğun öncülerinden biri olarak anılıyor. Kuşimoto'daki Türk Anıtı ve Müzesi, Ertuğrul şehitlerinin hatırasını ve bu hatıra etrafında doğan dostluğu yaşatıyor.
Resmî sıfatı olmayan bir elçi
Yamada Torajiro'nun hikâyesi, devletler arasındaki ilişkilerin bazen bir kişinin samimi çabasıyla başlayabileceğini gösteriyor. Osmanlı ile Japonya arasında resmî bir ilişki yokken, bir çay ustası İstanbul'da bir dükkân açtı, askerî öğrencilere dil öğretti ve iki ülkenin insanlarını birbirine tanıttı. Bu, resmî diplomasinin çok öncesinde kurulan bir halk diplomasisiydi.Ertuğrul faciası, iki milletin hafızasında acı bir olay olarak kaldı; ama bu acının içinden bir dostluk doğdu. Kuşimoto köylülerinin kazazedelere gösterdiği yardım ve Yamada'nın bağış kampanyası, bu dostluğun ilk adımlarıydı. Yıllar sonra iki ülke arasında kurulan resmî ilişkiler, bu adımların üzerine inşa edildi.
1931'deki görüşme, bu uzun hikâyenin sembolik bir doruğu gibiydi. Gençliğinde Osmanlı sarayına samuray zırhı götüren Japon, yaşlılığında Cumhuriyet'in kurucusuyla tanıştı. İki imparatorluğun çağından iki modern devletin çağına uzanan bu hayat, Türk-Japon dostluğunun yaşayan bir köprüsüydü.