İçeriğe geç
Giriş yap
0

Hüseyin Rahmi Gürpınar: Heybeliada'nın mizahçı romancısı Kütahya milletvekili oluyor

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt5 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Mahalle hayatının romancısı

Hüseyin Rahmi Gürpınar, Türk romanının en verimli ve en çok okunan kalemlerinden biridir. Hikâye, oyun ve romanlardan oluşan elli dört eseri, yüz yıl önceki İstanbul'un mahallelerini, konaklarını, kahvehanelerini ve insanlarını mizahın merceğinden anlatır. Batıl inançları, aile içi geçimsizlikleri, alafranga özentiyi ve eski ile yeni arasında sıkışan toplumu güldürerek düşündüren bir dille eleştirdi.

Hayatının son döneminde, yıllardır Heybeliada'daki köşkünden pek çıkmayan bu yazar, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde Kütahya milletvekili oldu. Cumhuriyet'in aydınları Meclis'e taşıma politikasının en ilginç örneklerinden biri sayılabilecek bu hikâyeyi, yazarın hayatıyla birlikte ele alıyoruz.
Hüseyin Rahmi Gürpınar portresi
Hüseyin Rahmi Gürpınar portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 17 Ağustos 1864 İstanbul'da doğum; 1878 Mekteb-i Mülkiye'ye giriş; 1880 hastalık nedeniyle okuldan ayrılış; 1887 Tercüman-ı Hakikat'te yazı hayatının başlangıcı; 1908 sonrası Boşboğaz ve Güllâbi gazetesi; 1913 "Gulyabani"; 1925-1927 Türk Kadın Yolu dergisinde yazılar; TBMM 5. ve 6. dönem Kütahya milletvekilliği; 8 Mart 1944 Heybeliada'da ölüm.

Girit'ten İstanbul'a bir çocukluk

Hüseyin Rahmi 17 Ağustos 1864'te İstanbul'da doğdu. Babası hünkâr yaveri Mehmet Sait Paşa'ydı. Üç yaşındayken annesini kaybetti ve Girit'te görevli babasının yanına gönderildi. Babası yeniden evlenince altı yaşında İstanbul'a, anneannesinin yanına döndü. Çocukluğunun geçtiği bu kadınlar dünyası, ileride romanlarındaki konak ve mahalle sahnelerinin kaynağı olacaktı.

Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüştiyesi ve idadide okudu. Tarihçi Abdurrahman Şeref Bey'in himayesiyle 1878'de Mekteb-i Mülkiye'ye girdi; ancak ikinci sınıftayken geçirdiği ağır bir hastalık nedeniyle 1880'de öğrenimini yarıda bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti'nde ve Ticaret Mahkemesi'nde memurluk yaptıktan sonra hayatını kalemiyle kazanmaya karar verdi.

Ahmet Mithat'ın gazetesinden geniş okur kitlesine

1887'de Ahmet Mithat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Ardından İkdam ve Sabah gazetelerinde çevirmen ve yazar olarak çalıştı. Meşrutiyet'ten sonra 37 sayı süren Boşboğaz ve Güllâbi adlı bir mizah gazetesi çıkardı; İbrahim Hilmi Bey ile çıkardığı Millet gazetesi de uzun ömürlü olmadı.

Romanları gazetelerde tefrika edildi ve geniş bir okur kitlesine ulaştı. Servet-i Fünun yazarlarıyla aynı kuşaktan olmasına rağmen onların seçkin dilini ve konularını benimsemedi; halkın konuştuğu dille, halkın hayatını yazdı. Eserlerinde Anadolu pek yer almaz, sahne neredeyse her zaman İstanbul'dur. Ama bu İstanbul, saray çevresinin değil, mahalle aralarının İstanbul'udur.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Heybeliada'daki mezar taşı
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Heybeliada'daki mezar taşıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Maurice Flesier. Dosya sayfası
Ek bilgi
Hüseyin Rahmi'nin 1913'te yayımlanan "Gulyabani" romanı, Ertem Eğilmez'in 1976 yapımı "Süt Kardeşler" filmine uyarlandı. Batıl inançlarla alay eden bu hikâye, sinemada Türk komedisinin klasikleri arasına girdi ve yazarın adını yeni kuşaklara da taşıdı.

Romanlarındaki dünya

Hüseyin Rahmi'nin romanlarında en sık rastlanan tipler, alafrangalık özentisine kapılmış züppeler, kocalarını ya da kızlarını kurtarmak için büyücülere koşan kadınlar, eski ile yeni arasında bocalayan konak sakinleri ve her şeyi bilen mahalle dedikodücüleridir. "Şıpsevdi" romanında alafranga hayranlığı, "Mürebbiye"de konaklara alınan yabancı dadıların dünyası, "Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç"ta ise bir gök olayının yarattığı kıyamet korkusu mizahın konusu olur.

Yazar, tiplerini kendi seviyelerine uygun bir dille konuşturur. Konak hanımının diliyle mahalle kadınlarının dili, softanın diliyle züppenin dili birbirinden ayrılır. Bu ses zenginliği, onun romanlarını bugün de canlı kılan özelliklerden biridir. Olayları hem güldürücü hem acıklı yanlarıyla verir; güçlü bir gözlem yeteneğine sahiptir ve sanatı toplum için yapan bir anlayışı benimser. Edebiyat tarihçileri onu belli bir topluluğa bağlanmayan, kendi yolunu çizen bağımsız yazarlar arasında anar.

Cumhuriyet yıllarında yazar

Cumhuriyet'in ilanından sonra Hüseyin Rahmi yazmayı sürdürdü. 1925-1927 arasında yayımlanan Türk Kadın Yolu dergisinin yazarları arasında yer aldı. Yazıları ve romanları İkdam, Vakit, Son Posta, Milliyet ve Cumhuriyet gibi gazetelerde yayımlandı. Batıl inançlara karşı tavrı, aklı ve bilimi öne çıkaran anlatımı, Cumhuriyet'in modernleşme hedefleriyle doğal bir uyum içindeydi.

Soyadı Kanunu ile "Gürpınar" soyadını aldı. Hayatının son otuz bir yılını Heybeliada'daki köşkünde geçirdi. Bu köşk, bugün onun adını taşıyan bir müze olarak ziyaretçilere açıktır.

Meclis'teki romancı

Hüseyin Rahmi, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 5. ve 6. dönemlerinde Kütahya milletvekili olarak görev yaptı. Cumhuriyet Halk Partisi'nin bu yıllarda aydınları, yazarları ve sanatçıları Meclis'e alma politikası, Yakup Kadri, Falih Rıfkı, Ruşen Eşref gibi pek çok kalemi milletvekili yapmıştı. Heybeliada'nın inzivaya çekilmiş romancısı da bu kuşağın en yaşlı temsilcilerinden biri olarak Meclis'e girdi.
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kabri
Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın kabriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Maurice Flesier. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
Hüseyin Rahmi'nin eserleri 1960'lardan sonra, aralarında Mustafa Nihat Özön'ün de bulunduğu bir kurul tarafından sadeleştirilerek yeniden basıldı. Bu sadeleştirme tartışma yarattı: Bir kesim eserlerin yeni kuşaklarca okunabilmesi için bunu gerekli buldu; diğerleri ise yazarın özgün dilinin olduğu gibi korunmasını savundu. Bugün okurlar her iki baskıya da ulaşabiliyor.
8 Mart 1944'te Heybeliada'daki köşkünde öldü ve adadaki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi.

Güldürerek aydınlatan kalem

Hüseyin Rahmi'nin Türk edebiyatındaki yeri, mizahı bir toplum eleştirisi aracına dönüştürmesinden gelir. O, okurunu güldürürken aynı anda ona kendi gülünç yanlarını da gösterir. Batıl inançlara, cinci hocalara, büyüye, falcılığa karşı yazdığı sayfalar, okuma yazma bilen herkesin anlayacağı bir dille kaleme alınmıştı ve etkisi bu yüzden büyüktü.

Cumhuriyet'in aklı ve bilimi öne çıkaran eğitim politikası düşünüldüğünde, Hüseyin Rahmi'nin romanları bu politikanın edebiyattaki öncülleri gibidir. Onun milletvekilliği de bu açıdan anlamlıdır: Hayatı boyunca hurafeyle alay etmiş bir yazar, yeni devletin Meclis'inde temsilci olarak yer aldı.

Gazete tefrikalarıyla geniş halk kitlelerine ulaşan Hüseyin Rahmi, edebiyatın yalnızca seçkinlerin değil herkesin olduğuna inanan bir yazardı. Heybeliada'daki köşkü bugün müze olarak bu inancın hatırasını yaşatıyor. Romanlarını okuyan bir kişi, yüz yıl önceki İstanbul'un sokaklarında dolaşmakla kalmaz; o sokaklarda bugün de tanıdık gelen insan hallerini görür.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap