İçeriğe geç
Giriş yap
0

Şer'iyye sicilleri: kadı mahkemesinin defterleri, Saraybosna'dan Kudüs'e dağılmış bir hafıza

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1
Osmanlı İmparatorluğu'nda gündelik hayatın en ayrıntılı kayıtları, ne saray kroniklerinde ne de büyük devlet belgelerinde bulunur. Bu kayıtlar, her şehirde ve kasabada görev yapan kadıların tuttuğu defterlerde, yani şer'iyye sicillerinde saklıdır. Bir evin satışı, bir mirasın paylaşılması, bir borç davası, bir evlilik sözleşmesi, bir esnafın şikâyeti ya da padişahtan gelen bir fermanın kaydı, bu defterlere yazılırdı. 15. yüzyıldan 20. yüzyılın başına kadar tutulan bu defterler, bugün Türkiye'den Bosna'ya, Bulgaristan'dan Suriye'ye, Filistin'den Mısır'a kadar geniş bir coğrafyadaki arşivlerde korunmaktadır. Bu yazıda şer'iyye sicillerinin ne olduğunu, nasıl tutulduğunu, içerdiği bilgileri ve farklı ülkelerdeki arşivlerini ele alıyoruz.
Mekke ve İstanbul kadılığı yapmış Karaçelebizade Abdülaziz Efendi'nin eserinin Paris nüshasından ilk sayfa
Mekke ve İstanbul kadılığı yapmış Karaçelebizade Abdülaziz Efendi'nin eserinin Paris nüshasından ilk sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: ʿAbd el-ʿAziz Efendi ibn Hosam ed-Din. Auteur du texte. Dosya sayfası

Kadı ve mahkeme

Osmanlı'da kadı, yalnızca bir hâkim değildi. Kadı, bulunduğu kazanın, yani idari bölgenin, hukuki, idari ve belediye işlerinden de sorumluydu. Davaları görür, sözleşmeleri onaylar, vasiyetleri kaydeder, yetimlerin mallarını korur, pazar fiyatlarını denetler ve padişahın emirlerini halka duyururdu. Kadı mahkemesi, Müslümanlar kadar gayrimüslimlerin de başvurabildiği bir yerdi. Gayrimüslimler kendi cemaat mahkemelerine gidebilse de, pek çoğu mülk alım satımı, borç ve miras gibi konularda kadı mahkemesini tercih ederdi.

Kadı mahkemesinde görülen işler, mahkemenin kâtipleri tarafından defterlere kaydedilirdi. Bu defterler, kadının görev süresi boyunca tutulur ve görevi sona erdiğinde yerine gelen kadıya teslim edilirdi. Böylece defterler, mahkemenin arşivini oluşturuyordu.

Sicillerde neler var?

Şer'iyye sicilleri, çok farklı türde belgeler içerir. Bunların başlıcaları şunlardır: hüccet, yani bir hukuki işlemin kadı tarafından onaylandığını gösteren belge; ilam, yani bir davanın kararı; tereke kayıtları, yani ölen kişilerin bıraktığı malların listesi; ve merkezden gelen fermanların, beratların ve emirlerin suretleri. Ayrıca narh, yani fiyat listeleri, vakıf kayıtları, esnaf loncalarına dair kayıtlar ve vergi listeleri de sicillerde yer alır.

Bu çeşitlilik, sicilleri Osmanlı toplum tarihinin en zengin kaynaklarından biri hâline getirir. Bir şehrin sicillerinden, o şehrin nüfusunu, ekonomisini, aile yapısını, ev eşyalarını, fiyatlarını ve toplumsal ilişkilerini öğrenmek mümkündür.
Ek bilgi
Tereke kayıtları, Osmanlı'da gündelik hayatın en ayrıntılı tanıklarından biridir. Bu kayıtlarda, ölen bir kişinin evindeki her eşya, giysiler, kitaplar, mutfak araçları, hayvanlar ve borçlar tek tek listelenir ve değerleri yazılır. Böylece bir terzinin, bir kadının, bir askerin ya da bir tüccarın evinde nelerin bulunduğunu görmek mümkün olur.

En eski siciller

Bugün elimizdeki en eski şer'iyye sicilleri, 15. yüzyılın ortalarına aittir. Bursa ve Kayseri gibi şehirlerin sicilleri, en eski örnekler arasındadır. Bursa sicillerinin en eskileri 1450'lere kadar uzanır. İstanbul'un sicilleri ise 16. yüzyılın başından itibaren düzenli olarak korunmuştur. Daha eski sicillerin büyük bir kısmı, yangınlar, depremler ve savaşlar nedeniyle kaybolmuştur.
1879 tarihli bir Amerikan yayınında Osmanlı mahkemesini gösteren gravür
1879 tarihli bir Amerikan yayınında Osmanlı mahkemesini gösteren gravürGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

İstanbul'daki siciller

İstanbul'un şer'iyye sicilleri, bugün İstanbul Müftülüğü'ne bağlı Şer'iyye Sicilleri Arşivi'nde korunmaktadır. Bu arşivde, İstanbul'un farklı mahkemelerine, örneğin İstanbul, Galata, Üsküdar ve Eyüp mahkemelerine ait binlerce defter bulunur. 2000'lerde ve 2010'larda, İstanbul'daki sicillerin bir kısmı, transkripsiyonları ve özetleriyle birlikte büyük bir dizi hâlinde yayımlandı. Bu yayınlar, araştırmacıların sicillere erişimini büyük ölçüde kolaylaştırdı.

Türkiye'deki diğer şehirlerin sicillerinin büyük bir kısmı ise Ankara'daki Milli Kütüphane'de ve çeşitli üniversite kütüphanelerinde korunmaktadır.

Türkiye dışındaki siciller

Osmanlı'nın yönettiği geniş coğrafyada tutulan sicillerin önemli bir kısmı, bugün Türkiye dışındaki arşivlerde bulunur. Bosna-Hersek'teki Saraybosna'da, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, Saraybosna mahkemesinin sicillerini korur. Bulgaristan'da, Sofya'daki Milli Kütüphane'nin Doğu Bölümü, Vidin, Rusçuk ve diğer Bulgar şehirlerinin sicillerini barındırır. Kudüs, Şam, Halep ve Kahire'deki arşivlerde de bu şehirlerin Osmanlı dönemi sicilleri korunmaktadır. Kudüs sicilleri, şehrin Osmanlı dönemindeki tarihini ayrıntılı olarak gösteren önemli bir koleksiyondur.
Dikkat: yanlış bilinen
Türkiye dışındaki sicillerin bir kısmı, savaşlar ve siyasi karışıklıklar nedeniyle tehlike altındadır. Bosna savaşı sırasında 1992'de Saraybosna'daki Doğu Enstitüsü'nün yanması, burada korunan pek çok Osmanlı belgesinin yok olmasına yol açtı. Suriye iç savaşı da Halep ve Şam'daki arşivleri tehdit etti. Bu nedenle sicillerin dijitalleştirilmesi ve korunması büyük önem taşır.

Sicillerde kadınlar

Şer'iyye sicillerinin en dikkat çekici yönlerinden biri, kadınların mahkemedeki varlığını göstermesidir. Sicillerde kadınların mülk alıp sattığı, miras davaları açtığı, boşanma talebinde bulunduğu ve borç alıp verdiği pek çok kayıt vardır. Kadınlar, mahkemeye bizzat ya da vekilleri aracılığıyla başvurabiliyordu. Bu kayıtlar, Osmanlı kadınlarının hukuki ve ekonomik hayatta sanıldığından çok daha etkin olduğunu gösterir. Amerikalı tarihçi Ronald Jennings, 1970'lerde Kayseri sicilleri üzerine yaptığı çalışmalarda, kadınların mahkemedeki varlığını belgeleyen önemli bulgular ortaya koydu.

Sicillerde kadınlar

Şer'iyye sicilleri, Osmanlı kadınlarının hukuki hayatına dair zengin bilgiler sunar. Sicillerde, kadınların mahkemeye başvurarak miras haklarını talep ettiği, boşanma davaları açtığı, mülk alıp sattığı ve vakıf kurduğu kayıtlar yer alır. Bu kayıtlar, Osmanlı kadınlarının hukuki süreçlere aktif bir şekilde katıldığını gösterir. Amerikalı tarihçi Ronald Jennings, 1970'lerde Kayseri sicillerine dayanarak yaptığı çalışmasında, kadınların mahkemeye sıkça başvurduğunu ve davalarını kendileri yürüttüğünü ortaya koydu. Bu çalışma, Osmanlı kadın tarihi araştırmalarında önemli bir dönüm noktası oldu.

Sicillerde gayrimüslimler

Siciller, Osmanlı'daki gayrimüslimlerin hayatına dair de önemli bilgiler içerir. Hristiyanlar ve Yahudiler, kendi cemaat mahkemeleri bulunmasına rağmen, zaman zaman kadı mahkemesine başvururdu. Bu başvuruların nedenleri arasında, kadı mahkemesinin kararlarının devlet tarafından daha kolay uygulanması ve bazı konularda daha avantajlı hükümler verilmesi vardı. Sicillerde, gayrimüslimlerin Müslümanlarla yaptığı ticari anlaşmalar, borç kayıtları ve mülk satışları da yer alır.

Sicillerin korunması ve yayımlanması

Türkiye'deki şer'iyye sicilleri, büyük ölçüde Ankara'daki Milli Kütüphane'de ve İstanbul'daki İSAM (İslam Araştırmaları Merkezi) gibi kurumlarda saklanmaktadır. İstanbul kadı sicillerinin önemli bir kısmı, metin ve özet halinde ciltler hâlinde yayımlanmıştır. Bu yayınlar, araştırmacıların sicillere ulaşmasını kolaylaştırmıştır.
Karaçelebizade Abdülaziz Efendi'nin eserinin Paris nüshasından bir sayfa
Karaçelebizade Abdülaziz Efendi'nin eserinin Paris nüshasından bir sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: ʿAbd el-ʿAziz Efendi ibn Hosam ed-Din. Auteur du texte. Dosya sayfası

Sicillerin araştırmalardaki yeri

20. yüzyılın ikinci yarısından itibaren, şer'iyye sicilleri Osmanlı tarihçiliğinin en çok kullanılan kaynaklarından biri hâline geldi. Tarihçiler, siciller aracılığıyla Osmanlı şehirlerinin ekonomik ve toplumsal tarihini, aile yapısını, fiyat hareketlerini ve hukuk uygulamalarını incelemeye başladı. Sicil çalışmaları, Osmanlı tarihini yalnızca saray ve savaşlar üzerinden değil, sıradan insanların hayatı üzerinden de yazmayı mümkün kıldı.
Tarih notu
Kronoloji
1450'ler: Bursa'nın en eski sicilleri
16. yüzyıl başı: İstanbul sicillerinin düzenli olarak korunması
1970'ler: Ronald Jennings'in Kayseri sicilleri çalışmaları
1992: Saraybosna Doğu Enstitüsü'nün yanması
2010'lar: İstanbul sicillerinin büyük bir dizi hâlinde yayımlanması

Kadı defterlerindeki sıradan hayatlar

Bize göre şer'iyye sicilleri, Osmanlı tarihinin en kapsayıcı kaynağıdır; çünkü bu defterlerde padişahlar ve paşalar kadar, terziler, kadınlar, köylüler ve gayrimüslimler de yer alır. Bugün Saraybosna'dan Kudüs'e kadar dağılmış olan bu defterler, imparatorluğun ortak bir hukuki hafızasını oluşturur. Bu hafızanın korunması, yalnızca Türkiye'nin değil, Osmanlı'nın mirasçısı olan tüm ülkelerin sorumluluğudur.

Şer'iyye sicillerini değerli kılan, onların yalnızca hukuki kararları değil, gündelik hayatın neredeyse her yönünü kaydetmesidir. Bir mirasın paylaşılması, bir evin satışı, bir esnaf kavgası, bir kadının boşanma talebi ya da bir köyün vergi şikâyeti, aynı defterin sayfalarında yan yana yer alır. Bu kayıtlar sayesinde tarihçiler, fiyatları, aile yapılarını, kadınların mülkiyet haklarını ve gayrimüslimlerin mahkemeye başvurma biçimlerini inceleyebilir. Sicillerin farklı ülkelerin arşivlerinde dağınık olarak bulunması, onların korunmasını ve erişimini zorlaştırır; dijitalleştirme projeleri bu açıdan büyük önem taşır. Bazı şehirlerin sicillerinin savaşlar ve yangınlar sırasında kaybolması, bu hafızanın kırılganlığını da gösterir. Siciller, Osmanlı'yı yukarıdan değil, aşağıdan okumak isteyen herkes için en zengin kaynaktır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap