6 Temmuz'u 7 Temmuz'a bağlayan gece, 1770'te İzmir'in batısındaki Çeşme limanında Osmanlı tarihinin en ağır deniz felaketlerinden biri yaşandı. Dar bir limana sıkışan Osmanlı donanması, Rus filosunun gönderdiği yangın gemileriyle tutuşturuldu ve birkaç saat içinde neredeyse tamamen yandı. Binlerce denizci hayatını kaybetti. Bu felaketin görüntüleri, bugün en canlı biçimde Rus sarayı için yapılmış tablolarda yaşar: Alman ressam Jakob Philipp Hackert'in Rus İmparatoriçesi II. Katerina'nın siparişiyle yaptığı altı tablo, St. Petersburg yakınındaki Peterhof Sarayı'nda bugün de sergilenir. Bu yazıda Çeşme Baskını'nın arka planını, savaşın seyrini, Avrupa sanatındaki yansımalarını ve Osmanlı'nın bu felaketten sonra deniz kuvvetlerini yeniden kurma çabalarını ele alıyoruz. Ayvazovski'nin Çeşme Baskını'nı gece sahnesi olarak gösteren tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ivan Aivazovsky. Dosya sayfası
1768–1774 Osmanlı-Rus Savaşı
1768'de Osmanlı İmparatorluğu, Lehistan meselesi yüzünden Rusya'ya savaş ilan etti. Rusya, bu savaşta Osmanlı'yı yalnızca Tuna ve Kırım cephelerinde değil, Akdeniz'de de sıkıştırmak istedi. Bu amaçla Baltık Denizi'ndeki filosunu, Avrupa'nın etrafından dolaştırarak Akdeniz'e gönderdi. Bu, Rus donanmasının o zamana kadar yaptığı en uzun seferdi. Filonun Akdeniz'e ulaşmasında, Rusya ile iyi ilişkileri olan İngiltere'nin limanlarından ve desteğinden yararlanıldı.
Rus filosu, Kont Aleksey Orlov'un genel komutasındaydı. Filoda Amiral Grigoriy Spiridov komutasında gemiler ve İskoç asıllı subay Samuel Greig gibi yabancı denizciler de bulunuyordu. Rusların Akdeniz'deki amacı, Mora'daki Rumları Osmanlı'ya karşı ayaklandırmak ve Osmanlı donanmasını yok etmekti.
Sakız Boğazı'ndaki çatışma
5 Temmuz 1770'te Rus ve Osmanlı donanmaları, Sakız Adası ile Anadolu kıyısı arasındaki boğazda karşılaştı. Osmanlı donanması, Kaptan-ı DeryaMandalzade Hüsameddin Paşa'nın komutasındaydı. Donanmada, sonradan Osmanlı denizciliğinin en önemli isimlerinden biri olacak olan Cezayirli Gazi Hasan da bir gemi komutanı olarak bulunuyordu.
Çatışmada, iki tarafın amiral gemileri birbirine yaklaştı ve çıkan yangın sonucunda her iki gemi de havaya uçtu. Çatışmanın ardından Osmanlı donanması, Çeşme limanına çekildi. Bu karar, sonradan felaketin nedenlerinden biri olarak değerlendirildi; çünkü dar liman, donanmanın manevra yapmasını imkânsız kılıyordu.
Yangın gecesi
Rus komutanlar, Çeşme limanına sıkışan Osmanlı donanmasını yangın gemileriyle yok etmeye karar verdi. Yangın gemileri, yanıcı maddelerle doldurulmuş ve düşman gemilerine çarpılarak tutuşturulmak üzere hazırlanmış küçük gemilerdi. 6 Temmuz'u 7 Temmuz'a bağlayan gece, Rus filosu limana ateş açtı ve yangın gemilerini Osmanlı gemilerine doğru gönderdi. Yangın gemilerinden biri, Teğmen Dmitriy İlyin'in komutasında bir Osmanlı gemisine çarptı ve onu tutuşturdu.
Liman içinde birbirine yakın demirlemiş Osmanlı gemileri arasında yangın hızla yayıldı. Gemilerdeki barut depolarının patlamasıyla yangın daha da büyüdü. Sabaha karşı Osmanlı donanmasının neredeyse tamamı yanmıştı. Kaynaklarda Osmanlı kayıplarının birkaç bin kişiden on bin kişiye kadar farklı rakamlarla verildiği görülür. Rus kayıpları ise oldukça azdı.
Ek bilgi
Çeşme'de yanmaktan kurtulan Osmanlı gemilerinden biri, Ruslar tarafından ele geçirilerek Rus donanmasına katıldı. Felaketten kurtulan Cezayirli Gazi Hasan, daha sonra Limni Adası'nda Ruslara karşı başarılı bir savunma yaptı ve bu başarısıyla öne çıktı.
Hackert'in Çeşme limanında yanan Osmanlı gemilerini gösteren tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Jacob Philipp Hackert. Dosya sayfası
Hackert'in tabloları ve Rus zafer kültü
Rusya, Çeşme zaferini büyük bir propaganda konusu hâline getirdi. II. Katerina, zaferi anmak için Alman ressam Jakob Philipp Hackert'e altı tablo sipariş etti. Hackert, deniz savaşlarını görmemişti; bu nedenle tabloların daha etkileyici olması için, bir gemi patlamasını gözlemleyebilmesi amacıyla İtalya'da Livorno açıklarında bir geminin havaya uçurulduğu anlatılır. Bu tablolar, bugün Peterhof'taki Büyük Saray'ın Çeşme Salonu'nda sergilenmektedir.
Katerina, zaferi anmak için başka anıtlar da yaptırdı. Çarskoye Selo'daki saray bahçesinde dikilen Çeşme Sütunu ve St. Petersburg yakınındaki Çeşme Sarayı ile Çeşme Kilisesi, bu anıtlar arasındadır. Komutan Aleksey Orlov'a, zaferin anısına "Çesmenski" unvanı verildi. 19. yüzyılda Rus ressam Ayvazovski de Çeşme Baskını'nı resmetti.
Dikkat: yanlış bilinen
Hackert'in gemi patlamasını gözlemlemek için bir geminin havaya uçurulmasına dair anlatı, sanat tarihi kaynaklarında sıkça tekrarlanır; ancak olayın ayrıntıları farklı kaynaklarda farklı biçimlerde aktarılır. Ayrıca Rus tablolarının ve anıtlarının, zaferi abartılı ve kahramanca bir dille sunduğu unutulmamalıdır.
Osmanlı'da şok ve sorgulama
Çeşme felaketi, Osmanlı devlet adamları arasında büyük bir şok yarattı. Donanmanın bir gecede yok olması, Osmanlı deniz kuvvetlerinin teknik ve örgütsel açıdan geride kaldığını açıkça gösterdi. Savaş, 1774'te imzalanan Küçük Kaynarca Antlaşması ile sona erdi. Bu antlaşma, Kırım'ın Osmanlı'dan ayrılmasına ve Rusya'nın Karadeniz'de ticaret yapma hakkı kazanmasına yol açtı.
Denizciliğin yeniden kuruluşu
Çeşme'den sonra Osmanlı, donanmasını yeniden kurmaya başladı. Bu çalışmalarda, Macar asıllı Fransız subay Baron de Tott önemli bir rol oynadı. Tott'un çabalarıyla 1773'te Haliç'teki Tersane'de bir mühendislik ve denizcilik okulu açıldı. Bu okul, daha sonra Mühendishane-i Bahr-i Hümayun adını aldı ve bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'nin kökleri arasında sayılır.
Cezayirli Gazi HasanPaşa, 1770'lerde Kaptan-ı Derya oldu ve donanmanın yeniden yapılandırılmasında öncü rol oynadı. Onun döneminde yeni gemiler yapıldı, denizcilerin eğitimine önem verildi ve Fransız gemi mühendisleri İstanbul'a davet edildi. III. Selim döneminde ise bu reformlar daha da genişletildi.
Rus donanmasının Baltık'tan Ege'ye yolculuğu
Çeşme baskınını gerçekleştiren Rus donanması, Baltık Denizi'nden yola çıkarak Avrupa'nın çevresini dolaşıp Akdeniz'e ulaştı. Bu, Rus donanmasının tarihinde o güne kadarki en uzun seferlerinden biriydi. Yolculuk sırasında İngiltere, Rus gemilerinin limanlarında ikmal yapmasına ve onarılmasına izin verdi. Rus donanmasında, deniz savaşı deneyimi olan bazı İngiliz subaylar da görev yapıyordu. Bu subaylardan biri olan John Elphinstone, Rus filolarından birine komuta etti. Osmanlı yönetimi, Rus donanmasının Akdeniz'e bu kadar uzun bir yoldan gelebileceğini beklemiyordu.
Mora isyanı
Rus donanmasının Ege'ye gelişi, 1770'te Mora'da bir Rum isyanının başlamasıyla aynı döneme denk geldi. Ruslar, bu isyanı desteklemeyi ve Osmanlı'yı Balkanlar'da zayıflatmayı amaçlıyordu. Ancak isyan, Osmanlı kuvvetleri ve onlara katılan Arnavut birlikleri tarafından bastırıldı. Bu olaylar, Mora'da uzun süre etkisini sürdüren bir yıkıma yol açtı.
Çeşme'den sonra
Çeşme yenilgisi, Osmanlı yönetiminde deniz kuvvetlerinin yeniden düzenlenmesi gerektiği fikrini güçlendirdi. 1773'te İstanbul'da açılan Mühendishane-i Bahri-i Hümayun, yani deniz mühendisliği okulu, bu düşüncenin bir sonucuydu. Bu okul, bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi'nin ve Deniz Harp Okulu'nun kökeni olarak anılır. Çeşme Baskını'nı gösteren bir Rus tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ivan Aivazovsky. Dosya sayfası
Çeşme'nin hafızası
Bugün Çeşme, bir tatil kasabası olarak tanınır. Ancak kasabanın limanı, 1770'te yaşanan felaketin sahnesiydi. Rusya'da ise Çeşme, deniz zaferlerinin simgesi olarak anılmaya devam eder. Rus donanmasında, bu zaferin anısına "Çesma" adı verilen gemiler bulunmuştur. Aynı olay, iki ülkenin hafızasında birbirine tamamen zıt anlamlar taşır.
Tarih notu
Kronoloji 1768: Osmanlı-Rus Savaşı'nın başlaması 1769: Rus Baltık filosunun Akdeniz'e yola çıkması 5 Temmuz 1770: Sakız Boğazı'ndaki çatışma 6–7 Temmuz 1770: Çeşme limanında Osmanlı donanmasının yakılması 1773: Tersane'de mühendislik okulunun açılması 1774: Küçük Kaynarca Antlaşması
Bir gecelik yangının uzun sonuçları
Bize göre Çeşme Baskını, Osmanlı tarihinde bir dönüm noktasıdır. Bir gecede yok olan donanma, imparatorluğun deniz gücündeki gerilemenin ve teknik açıdan geride kalmışlığın en açık göstergesi oldu. Ancak bu felaket, aynı zamanda Osmanlı'yı askerî eğitim ve mühendislik alanında köklü değişikliklere yöneltti. Peterhof'taki tablolar Rus zaferinin hikâyesini anlatırken, Haliç'te açılan mühendislik okulu Osmanlı'nın bu yenilgiden ders çıkarma çabasının hikâyesini anlatır.
Çeşme'de yaşanan felaket, Osmanlı donanmasının yalnızca gemi sayısında değil, taktik, eğitim ve komuta anlayışında da geride kaldığını gösterdi. Dar bir koya sıkışan gemilerin yangın gemileriyle tutuşturulması, deniz savaşında hareket kabiliyetinin ve keşfin ne kadar önemli olduğunu acı bir şekilde ortaya koydu. Rus donanmasının Baltık'tan Akdeniz'e kadar gelebilmesi ise Avrupa'daki deniz gücü dengelerinin değiştiğinin işaretiydi. Bu yenilgiden sonra Osmanlı yönetimi, yabancı uzmanların da katkısıyla deniz mühendisliği eğitimine yöneldi ve Haliç'te açılan okul, sonraki reformların ilk adımlarından biri oldu. Gazi HasanPaşa'nın donanmayı yeniden toparlama çabaları da bu sürecin parçasıdır. Çeşme, yenilgilerin bazen köklü bir dönüşümün başlangıcı olabileceğini gösteren tarihî bir örnektir.