Filistin cephesinin son büyük taarruzu
Tulkerim Muharebesi, 19 Eylül 1918 sabahı, Birinci Dünya Savaşı'nın Sina ve Filistin cephesindeki son büyük taarruzun ilk gününde yaşandı. İngiliz kaynaklarında Megiddo Muharebesi adıyla anılan bu genel taarruz, kıyıdaki Şaron Ovası'nda yürütülen harekât ile iç kesimdeki Nablus Muharebesi'nden oluşuyordu. Tulkerim çarpışması, Şaron harekâtının piyade safhasıydı.Taarruzun hedefi, Akdeniz kıyısına en yakın cephe kesimini savunan Osmanlı Sekizinci Ordusu'ydu. Ordunun karargâhı Tulkerim'deydi. Hemen doğusunda, Yahudiye Dağları'nda Mustafa Kemal Paşa komutasındaki Yedinci Ordu, daha doğuda Ürdün vadisinde Dördüncü Ordu bulunuyordu. Üç ordu, Alman Mareşali Liman von Sanders'in komutasındaki Yıldırım Ordular Grubu'na bağlıydı.

Tarih notu
Kronoloji: Ağustos 1918 Yıldırım Ordular Grubu'nun cephe düzeni; 17 Eylül 46. Tümen'in ihtiyattan öne alınması; 19 Eylül sabah 04.30 topçu ateşi; 05.50 ilk hatların düşmesi; 07.20 Nahr el-Falık köprüsünün alınması; 08.50 Cevat Paşa'nın 7. Tümen'in muharebe dışı kaldığını bildirmesi; 17.00 Tulkerim'in düşmesi; 20 Eylül Anebta tüneli ve Cenin; 25 Eylül Şam yolunda takip.
İki tarafın kuvvetleri
Ağustos 1918'de Yıldırım Ordular Grubu, doksan kilometrelik bir cephede on iki tümene ayrılmış yaklaşık kırk bin piyadeye sahipti. Bu kuvvetlerin elinde yirmi bine yakın tüfek ve dokuz yüzü aşkın makineli tüfek vardı. Makineli tüfek sayısının yüksekliği, Osmanlı ordusunun yeni kadro düzeninden ve Alman Asya Kolordusu'nun ağır silah ağırlığından kaynaklanıyordu.Cevat Paşa komutasındaki Sekizinci Ordu, yüz elli yedi topla desteklenen on bin kadar askerden oluşuyordu. Ordu, Arsuf'un hemen kuzeyindeki kıyıdan Yahudiye Dağları'ndaki Furka'ya kadar uzanan bir hattı tutuyordu. Ordu, 7., 20. ve 46. tümenlerden oluşan XXII. Kolordu ile Alman Albay Gustav von Oppen komutasındaki Asya Kolordusu'ndan oluşuyordu. Asya Kolordusu'nda 16. ve 19. tümenler ile Alman taburları vardı. İhtiyatta 2. Kafkas Süvari Tümeni bulunuyordu.
İngiliz tarafında General Allenby komutasındaki Mısır Seferî Kuvveti, kıyıdaki yirmi dört kilometrelik kesimde otuz beş bin piyade, dokuz bin süvari ve üç yüz seksen üç topu topladı. Cephenin geri kalan dörtte üçünde ise yirmi iki bin piyade, üç bin atlı ve yüz elli yedi top Yedinci ve Dördüncü ordulara karşı konuşlanmıştı. Bu dengesiz dağılım, taarruzun ağırlık merkezinin kıyı olacağını gösteriyordu.

Ek bilgi
Sekizinci Ordu'nun kıyı kesimini tutan 7. ve 19. tümenler, Osmanlı ordusunun en tecrübeli birlikleri arasındaydı. Bu iki tümen 1915'te Çanakkale'de Esat Paşa'nın III. Kolordusu içinde savaşmıştı. 19. Tümen, Mustafa Kemal'in Arıburnu'nda komuta ettiği tümendi. 20. Tümen de Çanakkale'nin son safhasında savaşmış, ardından bir yıl Galiçya'da Ruslara karşı görev yapmıştı.
Allenby'nin planı
İngiliz planında piyadenin görevi, kıyıdaki seçilmiş noktada ezici bir güç ve en yoğun topçu desteğiyle cepheyi yarmak, süvari kitlesinin ciddi bir çarpışmaya girmeden geçebileceği genişlikte bir gedik açmaktı. Süvari bu gedikten geçerek Şaron Ovası boyunca kuzeye ilerleyecek, cephenin altmış dört kilometre gerisindeki Esdraelon Ovası'na, yani Yezreel Vadisi'ne ulaşacaktı.Afule ve Beysan'daki önemli ulaşım düğümlerinin bulunduğu bu ova, Şaron Ovası'nı Ürdün vadisine bağlıyordu. Üç ovadan oluşan bu yarım çember, Yahudiye Dağları'ndaki Yedinci ve Sekizinci orduların mevzilerini çevreliyordu. Ova hızla ele geçirilirse, Ürdün'ün batısındaki bütün Osmanlı kuvvetleri kuşatılabilecekti.
17 Eylül: Doğru tahmin, yetersiz önlem
Osmanlı istihbaratı 17 Eylül 1918'de Sekizinci Ordu'nun karşısındaki beş piyade tümenini ve bir müfrezeyi doğru biçimde tespit etti. Bunun üzerine ihtiyattaki 46. Tümen, on üç kilometre güneybatıya, cephe gerisindeki Et Tire'ye kaydırıldı. Ancak bu önlem, karşı tarafın topladığı kuvvet karşısında yetersiz kaldı.19 Eylül sabahı
Taarruz, yoğun bir topçu ateşi ve denizden yapılan atışlarla başladı. İngiliz 60. Tümeni'nin Hint taburları, ilerleyen bir yürüyen ateş perdesinin arkasından iki kol hâlinde saldırdı. Sabah 05.50'de ilk istihkâmlar ve iki hat siper düştü. Kıyı yolunu taşıyan Nahr el-Falık köprüsü güçlü biçimde savunuldu; ancak 07.20'de alınabildi. Böylece İngiliz süvarisinin kuzeye geçişi için güvenli bir yol açıldı.Saat 08.50'de Sekizinci Ordu komutanı Cevat Paşa, Nasıra'daki Yıldırım karargâhında bulunan Liman von Sanders'e 7. Tümen'in muharebe dışı kaldığını ve 19. Tümen'in saldırı altında olduğunu bildirdi. Liman, 110. Piyade Alayı'nı Sekizinci Ordu'ya destek için gönderdi. Bu sırada 7. Tümen'den yüz asker iki makineli tüfek ve on yedi topla, 20. Tümen'den üç yüz asker dört makineli tüfek ve yedi topla bir artçı oluşturarak ilerleyişi durdurmak için umutsuz bir direniş gösterdi. Artçılar çekilirken de çarpışmayı sürdürdü.

Akşam saatlerinde Tulkerim
İngiliz 181. Tugayı güneybatıdan Tulkerim'e yaklaşırken uçaklar kasabayı bombaladı. Hava saldırısı ve yaklaşan piyadenin etkisiyle halkın ve askerlerin önemli bir kısmı Nablus yoluna döküldü. Saat 17.00'de Tulkerim istasyonu ve kasaba ele geçirildi. Burada sekiz yüz esir ve on iki sahra topu kaybedildi.Günün sonunda Sekizinci Ordu'nun karargâhı düşmüş, ordu dağılmış ve sağ kanadı açıkta kalmıştı. İngiliz Çöl Atlı Kolordusu ise piyadenin açtığı gedikten geçerek kilometrelerce kuzeye ulaşmıştı. Yalnızca 19 Eylül'de kıyı cephesinde yedi bin esir ve yüz top kaybedildi.
Dikkat: yanlış bilinen
Tulkerim'deki yarılma, Yedinci Ordu'yu da doğrudan etkiledi. Kıyıdaki cephenin çökmesi ve süvarinin arkaya sarkması, Mustafa Kemal Paşa'nın Nablus'taki ordusunu kuşatılma tehlikesiyle karşı karşıya bıraktı. Yedinci Ordu'nun Ürdün'ün doğusuna düzenli bir çekilme yapabilmesi, bu tehlike karşısında alınan hızlı kararların sonucuydu.
20 Eylül ve sonrası
20 Eylül'de İngiliz 179. Tugayı Tulkerim'den Anebta'ya ilerledi ve demiryolu tünelini sağlam olarak ele geçirdi. Sekizinci Ordu'nun kaçabilen kalıntıları ertesi gün Cenin'de Çöl Atlı Kolordusu'nun eline düştü. Asya Kolordusu dışında Sekizinci Ordu'nun neredeyse tamamı dağılmıştı. 19 ve 20 Eylül'de İngilizler on iki bin esir ve yüz kırk dokuz top ele geçirdi; kendi kayıpları dört yüz kırk altısı ölü olmak üzere üç bin üç yüz yetmiş sekiz kişiydi.Şaron'daki yarılmanın ardından süvari tümenleri Nasıra, Afule, Beysan, Cenin ve Semah'a ulaşarak Yedinci ve Sekizinci orduları neredeyse çember içine aldı. Altı gün sonra takip Şam yoluna uzandı. Beş hafta sonra Mondros Mütarekesi imzalandığında Halep de el değiştirmişti.
Yarılmanın dersi
Tulkerim Muharebesi, Filistin cephesinde dört yıl süren mücadelenin bir günde nasıl çözülebildiğini gösterdi. Sekizinci Ordu'nun kıyı kesimi, Çanakkale'den gelen tecrübeli tümenlerle tutuluyordu; ancak cephenin dar bir bölümüne yığılan ezici piyade, topçu ve süvari üstünlüğü karşısında bu birlikler tutunamadı. Yürüyen ateş perdesiyle desteklenen piyade taarruzu, ardından gelen süvari yarmasıyla birleşince savunmanın derinliği ortadan kalktı.Mustafa Kemal Paşa'nın komuta ettiği Yedinci Ordu, bu yarılmanın sonuçlarıyla yüz yüze geldi. Kuşatma tehlikesine rağmen ordunun kalan kısmını Ürdün'ün doğusuna ve oradan Şam'a, ardından Halep'e çekmesi, bir yıl sonra Anadolu'da başlayacak Millî Mücadele'nin komuta kadrosunun da bu bozgundan sağ çıkmasını sağladı. Tulkerim'de dağılan 7. ve 19. tümenler, Çanakkale'nin hatırasını taşıyan birliklerdi.