İçeriğe geç
Giriş yap
0

Huc çarpışması (8 Kasım 1917): Sekizinci Ordu karargâhını koruyan topçu artçısı

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt8 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Huc çarpışması, 8 Kasım 1917'de Gazze'nin yaklaşık on beş kilometre kuzeydoğusundaki Huc köyünün güneyinde yaşandı. Gazze-Birüssebi hattı çökmüştü. Osmanlı Sekizinci Ordusunun karargâhı kuzeye çekiliyordu ve bu çekilişi korumak için bir sırtın üzerine Osmanlı, Alman ve Avusturya-Macaristan toplarından oluşan bir artçı yerleştirilmişti. İngiliz tarihlerinde "Huc hücumu" adıyla anılan çarpışmada iki gönüllü süvari alayının küçük bir kuvveti bu topçu mevziine kılıçla saldırdı.
Lady Butler'ın Huc'daki süvari hücumunu gösteren suluboya resmi
Lady Butler'ın Huc'daki süvari hücumunu gösteren suluboya resmiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Elizabeth Thompson. Dosya sayfası

Hattın çöküşü ve çekilme

Üçüncü Gazze Muharebesi sırasında İngiliz baskısı altında kalan Osmanlı XXII. Kolordusunun birliklerinin büyük bölümü 5 Kasım'da bu bölgeden çekilmişti. 6-7 Kasım'da Hareyra ve Şeria'da direnen birlikler 8 Kasım'da yerlerini bıraktı. Sekizinci Ordu karargâhı Huc üzerinden kuzeye taşınıyordu. Ordu komutanı Friedrich Kress von Kressenstein'ın karargâhı birkaç gün içinde Hulaykat'a, oradan da daha kuzeye geçecekti.
Tarih notu
Kronoloji: 31 Ekim 1917 Birüssebi'nin düşüşü; 1-7 Kasım Tel el Huveylfe, Hareyra-Şeria ve Gazze'de artçı savaşları; 7 Kasım Gazze'nin boşaltılması; 8 Kasım öğleden sonra Huc'daki topçu artçısı; 9 Kasım İngiliz atlılarının Huc'da su bulması; 13 Kasım Mugar Sırtı; 9 Aralık Kudüs'ün teslimi.
Artçının görevi açıktı: karargâhı ve arkasındaki ağırlıkları kurtaracak kadar zaman kazanmak. Huc'un güneyindeki sırta yerleştirilen kuvvet Alman, Avusturya ve Osmanlı toplarından, yaklaşık 300 piyadeden ve altı makineli tüfekten oluşuyordu. 8 Kasım öğleden sonra saat 14.00 sularında, öncülüğünü İngiliz 60. (Londra) Tümeninin yaptığı ilerleme bu sırtın önünde topçu ateşiyle durduruldu. Tümen komutanı, mevzii yalnız piyadeyle almanın güç olacağını görünce atlı birliklerden yardım istedi.

Yüz yetmiş süvari ve on bir top

Bölgede bulunan tek atlı kuvvet, Avustralya Atlı Tümenine bağlı 5. Atlı Tugaydan Worcestershire ve Warwickshire gönüllü süvarilerinin iki tam ve iki yarım bölüğüydü; toplam 170 kişi. Bölükler arazinin örtüsünden yararlanarak mevzie 270 metre kadar yaklaştı, kılıçlarını çekti ve hücuma kalktı. Warwickshire bölüğü önce piyadeye, sonra top hattına yöneldi. Öteki gruplar topları önden vurdu ve arkadaki bir piyade mevziine saldırdı.
Huc'da ele geçirilen Osmanlı heliografı
Huc'da ele geçirilen Osmanlı heliografıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: American Colony Jerusalem. Dosya sayfası
Ek bilgi
Alman ve Avusturyalı topçular atlılar yirmi metre kadar yaklaşana kadar ateşe devam etti. Worcestershire alayından sağ kurtulan tek yaralanmamış subay olan Teğmen Mercer, sırtın arkasından çıktıkları anda makineli tüfeklerin ve tüfeklerin ateş açtığını, top ağızlarının yirmi otuz metre önünde pek çok adamın ve atın yere serildiğini, bir ara yalnız kendisinin hayatta kaldığını sandığını anlatmıştır.
Saldırının sonunda mevzi düştü. İngilizler 70 esir, 11 top ve 4 makineli tüfek aldı. Bedeli ağırdı: hücuma katılan 170 kişiden 26'sı öldü, aralarında üç bölük komutanı vardı, 40'ı yaralandı ve 100 at kaybedildi. Kayıp oranı, hücum eden kuvvetin üçte birinden fazlaydı.

Artçı görevini yaptı mı?

Çarpışmadan sonra yazılan İngiliz kayıtları da büyük Osmanlı birliklerinin kuşatılamadığını kabul eder. Huc'un güneyindeki artçı kuvvet yok edildi ama arkasındaki karargâh ve kolların çoğu yoluna devam etti. İki İngiliz süvari alayı ise takibi sürdürecek durumda değildi. Atları sulamak ve ikmal getirmek çok güçtü. Avustralya Atlı Tümeni ancak 9 Kasım'da Huc'da su bulabildi ve takibe 9-10 Kasım gecesi yapılan bir gece yürüyüşüyle devam edebildi. Bu gecikme Osmanlı ordularına Sukereir vadisinde yeni bir hat kurmak için gereken zamanı kazandırdı.
İngiliz resmî tarihindeki Huc haritası
İngiliz resmî tarihindeki Huc haritasıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Cyril Falls, A. F. Beck. Dosya sayfası

Huc'da ele geçirilen toplardan biri olan 75 milimetrelik Krupp sahra topu yıllar sonra Yeni Zelanda'da bir kasabada sergilendi. 2001'de Warwickshire alayının müzesine bağışlandı. Huc köyünde ele geçirilen bir Osmanlı heliografının fotoğrafı da Avustralya arşivlerinde saklanır. Heliograf, ayna yardımıyla güneş ışığını yansıtarak işaret gönderen bir aygıttı ve Filistin'in açık havasında ordunun en önemli haberleşme araçlarından biriydi.

Hareyra ve Şeria: Huc'a giden yol

Huc'daki artçının neden orada olduğunu anlamak için iki gün önceki savaşlara bakmak gerekir. Gazze-Birüssebi hattının ortasında, Gazze'nin güneydoğusunda Hareyra ve Şeria mevzileri bulunuyordu. Burası XX. Kolordunun tuttuğu, tabyalar ve siperlerle güçlendirilmiş bir kesimdi. 6 Kasım'da İngiliz XX. Kolordusu bu hattın doğu ucuna saldırdı; 7 Kasım boyunca süren çarpışmalardan sonra Şeria'daki ana Osmanlı üssü düştü. Şeria'nın kuyuları ve su depoları, atlı birliklerin ilerleyişi için hayati önemdeydi. Aynı gece Gazze boşaltıldı; şehri aylarca savunan XXII. Kolordu kuzeye çekildi.

Bu iki gelişme, Sekizinci Ordunun kıyı ile iç kesim arasındaki bütün cephesini aynı anda harekete geçirdi. Karargâhlar, sahra hastaneleri, cephane depoları ve yaralı kafileleri dar yollardan ve tek bir demiryolu hattından kuzeye taşınmaya çalışılıyordu. İngiliz uçakları bu kolları havadan bombalıyor, makineli tüfekle tarıyordu. Tine istasyonundaki cephane deposu bir hava saldırısında infilak etti. Böyle bir çekilmede birkaç saatlik gecikme bile bir kolun tümüyle kuşatılması anlamına gelebilirdi. Huc'un güneyindeki sırta yerleştirilen toplar, işte bu saatleri kazanmak için oradaydı.
Tarih notu
Gazze-Birüssebi hattı, Mart ve Nisan 1917'deki Birinci ve İkinci Gazze muharebelerinde İngiliz taarruzlarını durdurmuş, yaz boyunca tahkim edilmişti. Hat, Ekim sonuna kadar yaklaşık 40 kilometre boyunca uzanan bir tabyalar zinciri hâline gelmişti. Çöküşü, Birüssebi'nin beklenmedik bir yandan, doğudan kuşatılmasıyla başladı.

Anlatılar arasındaki fark

İngiliz tarihlerinde Huc, "İngiliz süvarisinin son büyük hücumu" olarak anılır. Ünlü ressam Lady Butler bu sahneyi bir suluboya resimle ölümsüzleştirdi; resim bugün Warwick'teki alay müzesinde durur. Worcestershire alayının sağlık subayı Binbaşı Oscar Teichman, 1936'da yazdığı bir yazıda bu hücumun küçük bir savaşta yaşansaydı Balaklava'daki Hafif Süvari Tugayının hücumu gibi tarihe geçeceğini söylemişti.
Dikkat: yanlış bilinen
Huc'u anlatan kaynakların neredeyse tamamı İngiliz tarafının anılarına ve alay tarihlerine dayanır. Karşı tarafın kayıpları, artçının tam bileşimi ve topçuların kimlikleri için ayrıntılı Osmanlı ya da Alman kaydı genel tarihlerde pek yer almaz. Bu yüzden "son büyük süvari hücumu" ifadesi bir değerlendirme olarak okunmalıdır; Filistin'de 1918'de de süvari hücumları yapıldı.

Küçük bir artçının büyük bir çekilmedeki payı

Huc, Gazze-Birüssebi hattının çöküşünden sonra Osmanlı ordularının nasıl kurtulduğunu gösteren artçı çarpışmalarından biridir. Sırttaki kuvvet birkaç yüz kişiden ibaretti; görevi bir orduyu durdurmak değil, karargâhın ve kolların çekilmesi için birkaç saat kazanmaktı. Topçular atlılar yirmi metreye gelene kadar ateşe devam ettiler, mevzi düştüğünde bile arkadaki piyade çekilebildi. İngiliz takibi su ve ikmal yüzünden durunca bu birkaç saat birkaç güne dönüştü. Osmanlı orduları Sukereir'de ve Mugar'da yeniden cephe kurabildi.

Bu tablo, Mustafa Kemal'in Filistin'deki düşüncesiyle de örtüşür. Yedinci Ordu komutanıyken Eylül 1917'de yazdığı raporda Yıldırım harekâtının bir taarruz olarak değil, ordunun elde kalan gücünü koruyarak savunma biçiminde düşünülmesi gerektiğini söylemişti. Bir yıl sonra, Eylül 1918'de, Yedinci Ordunun başına geri döndüğünde Nablus'tan Şam'a ve Halep'e kadar çekilişi artçılar zinciriyle yönetecekti. Huc, bu zincirin halkalarının nasıl işlediğini gösteren erken bir örnektir: artçı kaybedilir ama ordu kurtulur. Huc çarpışması aynı zamanda, cephenin iki yanında askerlerin kendi görevlerini sonuna kadar yerine getirdiği, kayıpların her iki taraf için de ağır olduğu bir sahne olarak hatırlanmayı hak eder.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap