İçeriğe geç
Giriş yap
0

Abdullah Biraderler: Beyazıt'taki stüdyodan 'Sultanın fotoğrafçıları'na, Mark Twain'den Kahire'ye

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
19. yüzyılın ikinci yarısında İstanbul'da fotoğrafçılık, yeni bir meslek ve yeni bir sanat olarak yükseldi. Bu alanın en tanınmış isimlerinden biri, Ermeni asıllı üç kardeşin kurduğu Abdullah Biraderler stüdyosuydu. Kardeşler, Sultan Abdülaziz tarafından "Sultanın fotoğrafçıları" unvanıyla onurlandırıldı, Avrupa sergilerinde ödüller kazandı ve İstanbul'a gelen ünlü yabancıların portrelerini çekti. Bu yazıda Abdullah Biraderler'in hayatını, stüdyolarını, çektikleri fotoğrafları ve bu fotoğrafların bugün Washington, Londra ve İstanbul'daki koleksiyonlarda nasıl korunduğunu ele alıyoruz.
Abdullah Biraderler'in Pera'daki stüdyosuna ait 'Sultanın fotoğrafçıları' ibareli bir kart
Abdullah Biraderler'in Pera'daki stüdyosuna ait 'Sultanın fotoğrafçıları' ibareli bir kartGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ebüzziya Tevfik, 1849-1913, printer. Dosya sayfası

Üç kardeş

Stüdyoyu kuran kardeşler, Viçen, Hovsep ve Kevork Abdullahyandı. Aileleri İstanbul'da yaşayan bir Ermeni ailesiydi. En büyük kardeş Viçen, başlangıçta minyatür ve rötuş ressamı olarak çalışıyordu. Kardeşlerin fotoğrafçılığa geçişi, 1850'lerde İstanbul'da faaliyet gösteren Alman fotoğrafçı Rabach'ın stüdyosunda başladı. 1858'de Rabach'ın stüdyosunu satın alarak kendi işlerini kurdular. Bu stüdyo, Beyazıt'taydı. Kevork, kimya eğitimi için Venedik'teki Ermeni Mıhitarist okulunda bulunmuştu; bu eğitim, fotoğraf tekniğindeki ustalıklarına katkıda bulundu.

Pera'ya taşınma ve saray unvanı

1860'larda kardeşler, stüdyolarını Avrupalıların ve zengin İstanbulluların yaşadığı Pera'ya, Grande Rue de Péra'ya taşıdı. 1863'te Sultan Abdülaziz'in fotoğrafını çektiler. Padişah bu fotoğraftan çok memnun kalınca, kardeşlere "Photographes de S.M.I. le Sultan", yani "Sultan Hazretlerinin Fotoğrafçıları" unvanını verdi. Bu unvan, stüdyonun itibarını büyük ölçüde artırdı. Kardeşler, bu unvanı fotoğraf kartlarının arkasında ve stüdyo tabelalarında gururla kullandı.

Ünlü müşteriler: Mark Twain ve diğerleri

Abdullah Biraderler, İstanbul'u ziyaret eden pek çok ünlü yabancının portresini çekti. Bunların en tanınmışlarından biri, 1867'de "Quaker City" gemisiyle Akdeniz gezisine çıkan Amerikalı yazar Mark Twain'dir. Twain'in bu gezisi, "The Innocents Abroad" adlı kitabına konu oldu. Kardeşlerin çektiği Mark Twain portresi, bugün de yazarın en bilinen erken fotoğraflarından biridir. Stüdyo ayrıca Osmanlı devlet adamlarının, yabancı diplomatların ve İstanbul'un farklı etnik gruplarından insanların portrelerini çekti. "Tipler" olarak adlandırılan bu fotoğraflar, hamallar, satıcılar ve farklı kıyafetler içindeki insanları gösterir.
Ek bilgi
19. yüzyıl fotoğrafçılığında "tipler" fotoğrafları, Avrupalı turistlerin hatıra olarak satın aldığı bir türdü. Bu fotoğraflar, bugün dönemin kıyafetleri ve meslekleri için önemli belgeler olsa da stüdyoda düzenlenmiş sahneler olduğu unutulmamalıdır.

1867 Paris Sergisi ve uluslararası tanınma

Kardeşler, 1867 Paris Dünya Sergisi'ne Osmanlı katılımının bir parçası olarak fotoğraflarını gönderdi. Bu sergide Osmanlı pavyonu, Avrupa kamuoyuna imparatorluğun modern yüzünü göstermek amacıyla hazırlanmıştı. Abdullah Biraderler'in fotoğrafları, Avrupa'da da tanınmalarını sağladı. Aynı dönemde İstanbul'un camilerini, çeşmelerini, Boğaz manzaralarını ve panoramalarını çektiler. Bu fotoğraflar, İstanbul'un 19. yüzyıldaki görünümünü bugüne taşıyan en değerli belgeler arasındadır.
Abdullah Biraderler'in 1867'de çektiği Mark Twain portresi
Abdullah Biraderler'in 1867'de çektiği Mark Twain portresiGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdullah frères. Dosya sayfası

Abdülhamid albümleri ve Kahire şubesi

II. Abdülhamid döneminde kardeşler, sarayın fotoğraf projelerinde de görev aldı. Abdülhamid'in imparatorluğu belgelemek için hazırlattığı ve 1893–1894'te Amerika ve İngiltere'ye hediye ettiği büyük fotoğraf albümlerinde, Abdullah Biraderler'in çektiği okul, kışla, hastane ve cami fotoğrafları yer alır. Bu albümler bugün Washington'daki Kongre Kütüphanesi'nde ve Londra'daki British Library'de korunmaktadır.

1886'da kardeşler, Kahire'de de bir stüdyo açtı. Mısır, o dönemde Avrupalı turistlerin akın ettiği bir yerdi ve fotoğraf hatıralarına büyük talep vardı. Kahire stüdyosu birkaç yıl faaliyet gösterdi.
Dikkat: yanlış bilinen
19. yüzyıl fotoğraflarında stüdyo adı bazen yanıltıcı olabilir. Fotoğrafçılar, birbirlerinin negatiflerini satın alır ve kendi adlarıyla basabilirdi. Bu nedenle bir fotoğrafın üzerindeki stüdyo adı, her zaman fotoğrafı çeken kişiyi göstermez. Abdullah Biraderler'in negatiflerinin bir kısmı da stüdyo satıldıktan sonra başka adlarla basılmıştır.

Fotoğrafın İstanbul'da yayılışı

Abdullah Biraderler'in açtığı stüdyo, İstanbul'da fotoğrafın yaygınlaşmasında önemli bir rol oynadı. 19. yüzyılın ikinci yarısında Beyoğlu'nda ve Beyazıt'ta pek çok fotoğraf stüdyosu açıldı. Sébah & Joaillier, Pascal Sébah ve Basile Kargopoulo gibi fotoğrafçılar, İstanbul'un manzaralarını, halk tiplerini ve önemli kişileri fotoğrafladı. Bu fotoğraflar, hem Osmanlı seçkinleri hem de Avrupalı turistler tarafından satın alındı. Kartpostal ve albüm biçiminde satılan fotoğraflar, Avrupa'da Osmanlı'ya dair imgenin oluşmasında etkili oldu.

Kaybolan ve korunan negatifler

Abdullah Biraderler'in çektiği fotoğrafların cam negatiflerinin büyük bir kısmı, stüdyonun 1900'de Sébah & Joaillier'e satılmasıyla el değiştirdi. Bu negatiflerin bir kısmı kayboldu, bir kısmı ise farklı koleksiyonlara dağıldı. Bugün Abdullah Biraderler fotoğraflarına, İstanbul Üniversitesi Nadir Eserler Kütüphanesi'ndeki Yıldız albümlerinde, Washington'daki Kongre Kütüphanesi'nde ve Avrupa'daki çeşitli müzelerde rastlanır. Bu fotoğraflar, 19. yüzyıl İstanbul'unun görsel belleğinin önemli bir parçasıdır.
Abdullah Biraderler'in çektiği Süleymaniye Camii fotoğrafı
Abdullah Biraderler'in çektiği Süleymaniye Camii fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Abdullah frères. Dosya sayfası

Stüdyonun satışı ve miras

1900'de kardeşler, stüdyolarını ve negatif arşivlerini İstanbul'un diğer ünlü fotoğraf stüdyosu Sébah & Joaillier'e sattı. Bu tarihten sonra Abdullah Biraderler'in fotoğrafları, Sébah & Joaillier adıyla da basıldı. Bugün Abdullah Biraderler'in fotoğrafları, Kongre Kütüphanesi'nin dijital koleksiyonlarında, Getty Araştırma Enstitüsü'nde, Paris'teki Fransız Millî Kütüphanesi'nde ve İstanbul'daki pek çok özel ve kamu koleksiyonunda bulunur. Bu fotoğraflar, 19. yüzyıl İstanbul'unu anlamak isteyen tarihçiler için vazgeçilmez belgelerdir.
Tarih notu
Kronoloji
1858: Kardeşlerin Beyazıt'taki Rabach stüdyosunu satın alması
1860'lar: Stüdyonun Pera'ya taşınması
1863: Abdülaziz'in portresi ve "Sultanın fotoğrafçıları" unvanı
1867: Paris Dünya Sergisi ve Mark Twain portresi
1886: Kahire stüdyosunun açılışı
1893–1894: Abdülhamid albümlerinin Amerika ve İngiltere'ye hediye edilmesi
1900: Stüdyonun Sébah & Joaillier'e satılması

Objektifin arkasındaki üç kardeş

Bize göre Abdullah Biraderler, 19. yüzyıl İstanbul'unun çok kültürlü ve dünyaya açık yüzünü en iyi temsil eden isimlerden biridir. Ermeni bir ailenin üç oğlu, bir Alman fotoğrafçının stüdyosunda başladıkları mesleği, sarayın resmî fotoğrafçılığına kadar taşıdı. Çektikleri fotoğraflar, bugün dünyanın farklı kütüphanelerinde, Osmanlı başkentinin kaybolmuş görüntülerini korumaya devam ediyor.

Abdullah Biraderler'in başarısı, teknik ustalık ile sosyal ilişkileri bir arada yürütebilmelerinden kaynaklanıyordu. Sarayın güvenini kazanmak, yabancı ziyaretçilerin uğrak noktası olmak ve aynı zamanda İstanbul'un sokaklarını, insanlarını ve yapılarını belgelemek, kolay bir denge değildi. Mark Twain gibi ünlü gezginlerin onlardan söz etmesi, stüdyonun uluslararası bir şöhrete ulaştığını gösterir. Fotoğraflarına bakarken, onların da belirli bir bakış açısıyla, çoğu zaman sarayın ve müşterilerin beklentilerine göre kadraj seçtiğini unutmamak gerekir. Yine de bu görüntüler, hızla değişen bir şehrin yangınlardan, yıkımlardan ve yeni yapılardan önceki hâlini koruyan eşsiz belgelerdir. Kahire'deki şubeleri ise Osmanlı dünyasının farklı merkezleri arasındaki kültürel dolaşımı yansıtır. Bu yüzden stüdyonun mirası, fotoğraf tarihi kadar şehir tarihi için de vazgeçilmezdir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap