Dünyaca ünlü bir eğitimci Türkiye'de
1924 yazında Türkiye'ye gelen John Dewey, o yıllarda dünyanın en tanınmış eğitim felsefecilerinden biriydi. New York'taki Columbia Üniversitesi'nde felsefe profesörüydü. "The School and Society" (Okul ve Toplum) ile 1916 tarihli "Eğitim ve Toplum Düzeni" konulu büyük eseri gibi kitaplarıyla, öğrencinin yaşayarak ve yaparak öğrenmesini savunan bir eğitim anlayışının öncüsü olmuştu. Türkiye'den önce Japonya'yı ve Çin'i de ziyaret etmiş, Çin'de iki yıl kalarak konferanslar vermişti.Bu yazıda Dewey'in Türkiye'ye nasıl davet edildiğini, gezi boyunca nereleri gördüğünü, Maarif Vekâleti'ne verdiği iki raporu ve bu raporların sonraki yıllardaki yankısını anlatıyoruz.

Davet
Dewey'in Türkiye'ye davet edilmesi fikri 1923'te, Maarif Vekili İsmail Safa Bey döneminde ortaya çıktı. Ziyaret ise bir yıl sonra, Tevhid-i Tedrisat Kanunu'nun kabulünün ardından, Vasıf Bey'in Maarif Vekilliği sırasında gerçekleşti. Yeni Cumhuriyet, bütün okulları tek bir çatı altında topladıktan sonra bu sistemin nasıl kurulacağı konusunda dışarıdan bir göz arıyordu.19 Temmuz 1924: İstanbul
Dewey eşi Alice Chipman Dewey ile birlikte 19 Temmuz 1924'te İstanbul'a geldi. 22 Temmuz'dan itibaren okulları ve eğitim kurumlarını incelemeye başladı. İstanbul'da okulları ziyaret etti, öğretmenlerle ve yöneticilerle görüştü.13 Ağustos'ta Ankara'ya geçti. 14 Ağustos'ta Maarif Vekili Vasıf Bey ve öğretmenlerle görüştü. 22 Ağustos'ta Ankara'da toplanan Muallimler Birliği Kongresi'ne katıldı. Ardından Bursa'yı ziyaret etti ve İstanbul'a döndü. 18 Eylül 1924'te Türkiye'den ayrıldı.
Tarih notu

İlk rapor: acil ihtiyaçlar
Dewey Türkiye'den ayrılmadan önce Maarif Vekâleti'ne kısa bir ön rapor verdi. Beş altı sayfalık bu metin bir muhtıra niteliğindeydi ve acil ihtiyaçlarla ilgili önerileri içeriyordu. Dewey bu metinde öncelikle hangi adımların atılması gerektiğini sıralamıştı.Asıl rapor: okulların gayesi
Dewey asıl raporunu Amerika'ya döndükten sonra yazdı ve Türkiye'ye gönderdi. Rapor, 1 Mart 1925 tarihli Maarif Vekâleti Mecmuası'nın birinci ve ikinci sayılarında yayımlandı. Aynı dergide 1928'de yeniden basıldı. Raporun 1939, 1952 ve 1989'da ayrı basımları da yapıldı. İngilizce metin "Report and Recommendation upon Turkish Education" adıyla bilinir.Raporun giriş bölümü, Dewey'in bakışını özetleyen bir fikirle açılıyordu. İlk ve en önemli nokta, Türkiye okullarının gaye ve hedeflerinin belirlenmesiydi. Raporun ifadesiyle, okulların hedefi belli ve açık olursa bu kurumlar gereksiz değişikliklerden ve etkisiz önlemlerden korunmuş olacaktı. Gayenin açıkça ortaya konması, atılacak adımların sırasını belirlemeye de yarayacaktı.
Ek bilgi
Dewey'in raporunda öğretmen yetiştirme, öğretmenlerin çalışma koşulları, okulların çevreleriyle kurduğu ilişki, kütüphaneler ve köy okulları gibi konular öne çıkar. Dewey, okulu yalnızca ders verilen bir bina olarak değil, bulunduğu topluluğun hayatına katılan bir kurum olarak görüyordu.
Türkiye ve Dewey'in eğitim anlayışı
Dewey'in eğitim felsefesi, öğrencinin ezberden çok deneyimle öğrenmesini, okulun toplumsal hayattan kopuk olmamasını ve eğitimin özgür, katılımcı bir toplum düzeniyle iç içe yürümesini savunuyordu. Bu anlayış, Cumhuriyet'in yeni yurttaş yetiştirme hedefiyle örtüşen pek çok unsur taşıyordu.1926'da kabul edilen 789 sayılı Maarif Teşkilâtı Kanunu'nda köy okulları için yazılan, çocukları köy hayatından ayırmayacak bir öğretim usulü uygulanması hükmü, bu yılların eğitim tartışmalarının bir yansımasıdır. Dewey'den sonra da Türkiye çeşitli yabancı uzmanları davet etmeye devam etti. 1932'de Cenevreli eğitimci Albert Malche Darülfünun'u inceledi.

Dikkat: yanlış bilinen
Dewey'in raporu bazen Türkiye'de uygulanan bütün eğitim reformlarının kaynağı gibi gösterilir. Gerçekte rapor, bir dizi öneriden oluşan bir değerlendirmeydi. Bu önerilerin bir kısmı benimsendi, bir kısmı farklı biçimlerde uygulandı, bir kısmı ise hayata geçmedi. Raporun değeri, Türk eğitimcilerin uzun yıllar başvurdukları bir tartışma metni olmasından gelir.
Türk basınında Dewey
Dewey'in gezisi, dönemin İstanbul ve Ankara gazetelerinde geniş yer buldu. Ünlü bir Amerikalı profesörün Türkiye'nin okullarını incelemesi, okurlar için yeni Cumhuriyet'in dünyadaki ilgiyi nasıl çektiğinin bir göstergesiydi. Gazeteler onun ziyaret ettiği okulları, görüştüğü kişileri ve öğretmen kongresine katılımını haber yaptı.Ankara'daki Muallimler Birliği Kongresi'ne katılması özellikle önemliydi. Kongre, ülkenin dört bir yanından gelen öğretmenleri bir araya getiriyordu. Dewey burada Türk öğretmenlerin sorunlarını doğrudan dinleme imkânı buldu. Raporunda öğretmenlerin çalışma koşullarına ayırdığı yer, bu temasların izlerini taşır.
Ziyaret edilen şehirler
Dewey'in programının merkezinde İstanbul ve Ankara vardı. İstanbul, Osmanlı'dan kalma köklü okulların ve Darülfünun'un bulunduğu şehirdi. Ankara ise yeni başkent olarak eğitim teşkilatının merkeziydi. Bursa ziyareti de Anadolu'nun eski bir şehrinde okulların durumunu görmesine imkân verdi. Bu üç şehir, Dewey'e hem köklü bir eğitim geleneğini hem de sıfırdan kurulmakta olan bir yönetim merkezini aynı gezide görme fırsatı sundu.Gezinin bir ailevi bedeli
Dewey'in eşi Alice Chipman Dewey, 1924'teki Türkiye gezisi sırasında sıtmaya yakalandı. Bu hastalık onu zayıf düşürdü. 1926'da Meksika'daki bir gezide kalp krizi geçirdi ve 13 Temmuz 1927'de öldü. Alice Chipman de bir eğitimciydi ve Dewey'in Chicago'daki deneme okulunun kurulmasında önemli bir rol oynamıştı.Kısa kronoloji
[liste][*]1923: Dewey'in davet edilmesi fikri.
[*]3 Mart 1924: Tevhid-i Tedrisat Kanunu.
[*]19 Temmuz 1924: İstanbul'a varış.
[*]13 Ağustos 1924: Ankara'ya geçiş.
[*]22 Ağustos 1924: Muallimler Birliği Kongresi.
[*]18 Eylül 1924: Türkiye'den ayrılış.
[*]1 Mart 1925: Raporun Maarif Vekâleti Mecmuası'nda yayımlanması.
[*]1939, 1952, 1989: Raporun ayrı basımları.
[/liste]
Dewey raporu: bir hedef tarifi olarak eğitim
Dewey'in 1924 gezisinde bizi en çok etkileyen şey, raporunun ilk cümlelerinde ayrıntılardan önce bir hedef sorusu sormasıdır. Türkiye okullarının neyi amaçladığı belirlenmeden yapılacak her değişikliğin boşa gidebileceğini söyleyen bu yaklaşım, yeni bir eğitim sistemi kurmaya çalışan Cumhuriyet için çok yerinde bir uyarıydı.Bizce Dewey'in davet edilmesi de ayrıca anlamlıdır. Tevhid-i Tedrisat'ın kabulünden yalnızca birkaç ay sonra, dünyanın en tanınmış eğitimcilerinden biri İstanbul ve Ankara'da okulları dolaşıyor, öğretmen kongresine katılıyordu. Bu, Ankara'nın eğitim reformunu kendi içine kapalı değil, dünyadaki tartışmalarla bağ kurarak yürütmek istediğini gösteriyor.
Raporun yetmiş yıla yayılan farklı basımları, Türk eğitimcilerin bu metne defalarca döndüğünü anlatıyor. Bir eğitim raporunun bu kadar uzun süre okunması, onun yalnızca 1924'ün sorunlarına değil, eğitimin kalıcı sorularına da cevap aradığını kanıtlıyor.