İçeriğe geç
Giriş yap
0

Henri Prost (1874-1959): Atatürk'ün davet ettiği Fransız plancı ve İstanbul nazım planı (1936-1951)

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Kazablanka'dan İstanbul'a bir şehirci

Henri Prost, 20. yüzyılın ilk yarısında Fransız şehircilik okulunun öncü adlarından biridir. Fas'taki şehir planlarıyla ün kazanan Prost, Atatürk'ün daveti üzerine 15 Mayıs 1936'da İstanbul'a geldi ve 1950 sonuna kadar şehrin planlama çalışmalarını yönetti. Bugün İstanbul'da her gün kullanılan pek çok cadde, meydan ve park, onun hazırladığı nazım planının ürünüdür. Atatürk Bulvarı, Taksim'deki gezi alanı ve Eminönü meydanı gibi düzenlemeler bu planın izlerini taşır. Aynı plan, tarihî dokuya yaptığı müdahaleler nedeniyle bugün de tartışılmaya devam eder.

Prost, 25 Şubat 1874'te Paris'in kuzeyindeki Saint-Denis'te doğdu. Paris'teki Özel Mimarlık Okulu'nda ve Güzel Sanatlar Okulu'nda (École des Beaux-Arts) okudu. 1902'de Fransız mimarlık öğrencilerine verilen en saygın ödül olan Roma Ödülü'nü kazandı. Bu ödülle Roma'daki Villa Medici'de kaldı ve İtalya ile Avrupa'nın mimari anıtlarını inceledi.
Henri Prost
Henri ProstGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Ayasofya üzerine bir çalışma

Prost'un İstanbul'la bağı, Türkiye'ye davet edilmesinden çok önce başladı. Roma Ödülü bursiyeri olarak İstanbul'a geldi ve Ayasofya üzerine kapsamlı bir çalışma yaptı. Ayasofya'nın restorasyonuna yönelik çizimleri 1912'de Paris'teki Fransız Sanatçılar Salonu'nda madalya kazandı. Bu genç yaşta yapılan çalışma, Prost'a İstanbul'un tarihî yarımadası ve anıtlarıyla ilgili derin bir bilgi kazandırdı.

Roma'da Tony Garnier, Léon Jaussely ve Ernest Hébrard gibi genç mimarlarla birlikte kent yenilemesi üzerine fikirler geliştirdi. 1909'da Anvers şehir planı yarışmasında birincilik kazandı. 1911'de Fransız Şehirciler Derneği'nin kurucuları arasında yer aldı.
Tarih notu
25 Şubat 1874: Saint-Denis'te doğumu.
1902: Roma Ödülü.
1912: Ayasofya restorasyon çizimlerine madalya.
1913-1923: Fas'ta şehir planları.
15 Mayıs 1936: İstanbul'a gelişi.
1937: İstanbul nazım planının hazırlanması.
27 Aralık 1950: Sözleşmesinin sona ermesi.
16 Temmuz 1959: Ölümü.

Fas yılları

1913'te Fas'taki Fransız genel valisi Mareşal Hubert Lyautey, Prost'u Fes, Marakeş, Meknes, Rabat ve Kazablanka gibi büyük Fas şehirlerinin gelişim planlarını hazırlamaya davet etti. Prost Fas'ta on yıl kaldı. Bu planlarda tarihî medineleri koruyarak yeni şehirleri onların dışına kurma ilkesini uyguladı. Kazablanka, kısa sürede modern şehircilik ilkelerinin başarılı bir uygulaması olarak gösterilmeye başlandı.

Fransa'ya döndükten sonra 1923-1924'te Fransız Rivierası'nın batı kesimi için bölge planları hazırladı. 1928'de Paris bölgesinin ulaşım ve çevre düzenlemesi çalışmalarının başına getirildi; onun yönetiminde hazırlanan Paris bölge planı 1939'da onaylandı. 1929'dan ölümüne kadar Özel Mimarlık Okulu'nun müdürlüğünü yaptı ve 1933'te Güzel Sanatlar Akademisi'ne üye seçildi.
Prost'un Marakeş planı
Prost'un Marakeş planıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Prost, Henri (1874-1959). Cartographe. Dosya sayfası

Atatürk'ün daveti

Prost, 1924'ten itibaren Türk hükûmetine zaman zaman danışmanlık yapıyordu. 1930'ların başında İstanbul için bir plan hazırlanması gündeme geldi ve bazı yabancı plancılar çağrıldı. Atatürk, Prost'u özel olarak davet etti; ancak Paris bölge planı üzerinde çalışan Prost bu daveti ilk başta kabul edemedi. Paris planının ilerlemesinin ardından 15 Mayıs 1936'da İstanbul'a geldi. İstanbul Belediyesi'nin planlama bürosunun başına geçti ve 1937'de Avrupa yakasının nazım planını tamamladı. Asya yakasının planı bunu izledi.

Prost, İstanbul'da üç ayrı vali ve belediye başkanıyla çalıştı: Muhittin Üstündağ, Lütfi Kırdar ve Fahrettin Kerim Gökay. Bunlar arasında Lütfi Kırdar dönemi (1938-1949), planın en yoğun biçimde uygulandığı yıllar oldu.
Ek bilgi
Cumhuriyet'in başkenti Ankara olmuştu, ancak İstanbul ülkenin en büyük şehri ve ticaret merkezi olarak kaldı. 1930'larda İstanbul'un trafik, sağlık ve yangın sorunlarına çözüm bulacak bir planın hazırlanması, Cumhuriyet yönetiminin eski başkente verdiği önemi gösteriyordu.

Planın ana çizgileri

Prost'un İstanbul planı, birkaç ilkeye dayanıyordu. Tarihî anıtlar korunacak ve görünür kılınacaktı. Mevcut yollar topoğrafyaya uygun biçimde genişletilecekti. Sağlıksız, güneş almayan, havasız mahalleler yenilenecek ve parklarla açılacaktı. Sanayi, konut, kamu alanları ve ulaşım için ayrı bölgeler belirlenecekti. Prost, 1947'de yaklaşımını şöyle açıkladı: İstanbul'un modernleşmesi en hassas türden bir cerrahi ameliyata benziyordu; boş bir toprakta yeni bir şehir kurmak değil, büyük bir toplumsal değişim içindeki eski bir başkenti geleceğe yönlendirmek söz konusuydu.

Bu ilkelerle açılan yollar arasında Unkapanı'ndan Aksaray'a uzanan Atatürk Bulvarı, Eminönü meydanının düzenlenmesi ve Karaköy-Taksim bağlantıları sayılabilir. Prost'un en büyük park projesi ise Taksim'den Maçka'ya uzanan ve "İnönü Gezisi" diye adlandırılan yeşil alandı. Bugünkü Gezi Parkı, Maçka Parkı ve Taksim meydanı bu projenin parçalarıdır.
Dikkat: yanlış bilinen
Prost planının en tartışmalı uygulamalarından biri, Taksim'deki tarihî Topçu Kışlası'nın 1940'ta yıkılmasıdır. Kışlanın yerine Gezi Parkı düzenlendi. Bu karar, planın tarihî yapılara karşı müdahaleci yanının en çok anılan örneği olarak kalmıştır.
Prost'un 1917 tarihli gelişme ve genişleme planı
Prost'un 1917 tarihli gelişme ve genişleme planıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Henri Prost. Dosya sayfası

Prost'tan önceki denemeler

Prost gelmeden önce İstanbul için başka plan arayışları da olmuştu. 1933'te İstanbul Belediyesi, Alman plancı Hermann Elgötz, Fransız plancı Donat Alfred Agache ve Jacques Lambert'i bir yarışmaya davet etti. Bu yarışmada Elgötz'ün önerisi öne çıktı, ancak hiçbir proje uygulamaya geçmedi. Bu deneyim, İstanbul'un karmaşık yapısını tanıyan ve uzun süre şehirde kalabilecek bir plancıya ihtiyaç olduğunu gösterdi. Prost'un seçilmesinde, gençliğinde Ayasofya üzerine çalışmış ve İstanbul'u tanıyor olmasının da etkisi vardı.

Planlama bürosunun işleyişi

Prost, İstanbul'da kalabalık bir ekiple çalıştı. Belediyenin planlama bürosunda Türk mimar ve mühendisler, Prost'un yönetiminde ölçüm, çizim ve uygulama projelerini hazırladı. Bu büro, Türk şehirciliğinin ilk kuşak uzmanlarının yetiştiği bir okul işlevi de gördü. Prost, Avrupa yakası için 1/5000 ölçekli nazım planı, tarihî yarımada için daha ayrıntılı uygulama planları hazırladı. Planlar, belediye meclisinden ve Ankara'daki bakanlıklardan geçtikten sonra uygulamaya konuldu.

Eleştiriler

Prost'un planı, uygulandıkça eleştirilerle de karşılaştı. 1948'de ünlü mimar Le Corbusier, planın şehrin tarihî dokusuna ağır bir yük bindirdiğini söyledi. Le Corbusier, daha önce Atatürk'e yazdığı bir mektupta İstanbul'un tarihî tozuna bile dokunulmadan korunmasını önermişti. Tarihî yarımadada açılan geniş caddeler, bazı tarihî mahallelerin ve yapıların ortadan kalkmasına yol açtı. Öte yandan planın getirdiği parklar, meydanlar ve ulaşım eksenleri, İstanbul'un 20. yüzyıldaki büyümesini taşıyan ana çerçeveyi oluşturdu.

1950'deki iktidar değişikliğinin ardından Prost'un sözleşmesi 27 Aralık 1950'de sona erdirildi. Prost Fransa'ya döndü ve 16 Temmuz 1959'da öldü.

Koruma ile dönüşüm arasında bir İstanbul

Henri Prost'un İstanbul'daki on beş yılı, Cumhuriyet'in eski başkenti nasıl yeniden tanımladığını gösteren bir dönemdir. Atatürk, İstanbul'un Osmanlı başkenti kimliğinden modern bir Cumhuriyet şehrine dönüşmesini istiyordu ve bu dönüşümü Fas'ta tarihî şehirlerle yeni şehirleri bir arada yaşatmayı başarmış bir plancıya emanet etti. Prost'un planı, anıtları görünür kılma ve şehre nefes aldıracak açık alanlar yaratma hedefini taşıyordu.

Ancak planın uygulanması, koruma ile dönüşüm arasındaki dengenin ne kadar zor kurulduğunu da gösterdi. Açılan bulvarlar ve meydanlar şehri modernleştirirken bazı tarihî yapıların kaybına yol açtı. Bugün Prost planı, hem İstanbul'un kamusal alanlarının önemli bir bölümünü kazandıran bir çalışma hem de tarihî dokuya müdahalenin sınırlarını tartışmaya açan bir örnek olarak değerlendirilir. Gezi Parkı'ndan Atatürk Bulvarı'na kadar pek çok mekân, bu tartışmanın gündelik hayattaki izlerini taşır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap