İçeriğe geç
Giriş yap
0

Halil Kut Paşa (1882-1957): Kut'ül-Amare'nin teslimini alan komutan ve Moskova yolları

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Soyadını bir zaferden alan komutan

29 Nisan 1916'da Dicle kıyısındaki Kut'ül-Amare kasabasında, beş ay süren bir kuşatma sona erdi. General Townshend komutasındaki İngiliz-Hint kuvvetleri teslim oldu. Teslimi kabul eden Osmanlı komutanı, 6. Ordu'nun başındaki Halil Paşa'ydı. Yıllar sonra Soyadı Kanunu çıktığında Halil Paşa, bu zaferin adını taşıyan Kut soyadını aldı.

Halil Kut'un hayatı, bu zaferle sınırlı kalmadı. Kafkasya'da, İran'da ve Irak'ta savaştı; savaştan sonra tutuklandı, kaçtı ve Milli Mücadele'nin ilk yıllarında Sovyet Rusya ile kurulan temaslarda rol aldı. Hayatı, Birinci Dünya Savaşı ve sonrasındaki karışık dönemin pek çok cephesine yayılıyor.
Halil Paşa (Kut)
Halil Paşa (Kut)Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Enver Paşa'nın amcası

Halil, 1882'de İstanbul'da doğdu. Enver Paşa'nın babasının kardeşiydi; ama yaşça Enver'den küçük olduğu için ikisi akran gibi büyüdü. Askerî okullarda okudu, Harbiye'yi bitirerek subay oldu. Meşrutiyet döneminde İttihat ve Terakki çevreleriyle yakın ilişki içindeydi.

Halil, genç bir subay olarak taşradaki çeşitli birliklerde görev yaptı ve Balkan Savaşları'nda savaştı. Birinci Dünya Savaşı başladığında, yeğeni Enver Paşa'nın Başkumandan Vekili olmasıyla birlikte önemli komuta görevlerine getirildi. Bu yakınlık, onun kariyerinin hızla yükselmesinde etkili oldu.
Tarih notu
1882: İstanbul'da doğar
Nisan 1915: Dilman Muharebesi
Ocak 1916: Irak'taki kuvvetlerin komutanlığı
19 Nisan 1916: Goltz Paşa'nın ölümü, 6. Ordu komutanlığı
29 Nisan 1916: Kut'ta İngiliz garnizonu teslim olur
11 Mart 1917: Bağdat'ın kaybı
1918: Şark Orduları Grubu komutanı
1919: Bekirağa Bölüğü'nden kaçış
20 Ağustos 1957: İstanbul'da hayatını kaybeder

İran'da Dilman

Savaşın ilk aylarında Halil Bey, İran'ın kuzeybatısında Ruslara karşı yürütülen harekâtta bir kuvvetin başına getirildi. Nisan 1915'te Dilman'da Rus kuvvetleriyle yapılan muharebe, Osmanlı açısından başarısızlıkla sonuçlandı. Halil Bey'in kuvvetleri geri çekilmek zorunda kaldı. Bu deneyim, onun komuta kariyerinin zor bir başlangıcı oldu.

Dilman'dan sonra Halil Bey'in kuvvetleri Kafkas Cephesi'ne kaydırıldı. Daha sonra Irak cephesine gönderildi. 1916'nın başında Irak'ta, Kut'ta kuşatılmış İngiliz kuvvetlerini kurtarmaya çalışan yardım kuvvetlerine karşı savaşan Osmanlı birliklerinin komutasında bulundu.

Kut'ül-Amare kuşatması

General Townshend komutasındaki İngiliz-Hint tümeni, Kasım 1915'te Bağdat'a doğru ilerlerken Selman-ı Pak'ta durdurulmuştu. Geri çekilen İngilizler, Aralık 1915'in başında Kut'ül-Amare'ye sığındı. Osmanlı kuvvetleri kasabayı kuşattı. İngilizler, kuşatmayı kırmak için Basra'dan yardım kuvvetleri gönderdi. Bu kuvvetler, Ocak ve Mart 1916'da defalarca saldırdı, ama Osmanlı savunmasını geçemedi.

Kuşatma uzadıkça Kut'taki durum ağırlaştı. Yiyecek tükeniyordu; askerler ve kasaba halkı açlık çekiyordu. İngilizler, kuşatılmışlara uçaklardan yiyecek atmaya çalıştı, ama bu yeterli olmadı. Nisan 1916'da yapılan son yardım girişimi de başarısız oldu. Goltz Paşa'nın 19 Nisan'da ölmesiyle 6. Ordu'nun komutası Halil Paşa'ya geçti.
Kut'un tesliminden sonra General Townshend ve Halil Paşa, Nisan 1916
Kut'un tesliminden sonra General Townshend ve Halil Paşa, Nisan 1916Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: British Official Photographer. Dosya sayfası
Ek bilgi
Kut'un teslimi, İngiliz ordusu tarihinin en ağır yenilgilerinden biri olarak kabul edilir. Teslim olan kuvvette İngiliz ve Hintli binlerce asker vardı. Townshend, teslimden önce Halil Paşa ile görüşmeler yaptı ve garnizonun serbest bırakılması karşılığında para ödeme teklifinde bulundu; bu teklif kabul edilmedi.

29 Nisan 1916

29 Nisan 1916'da Townshend, garnizonun kayıtsız şartsız teslim olacağını bildirdi. Osmanlı birlikleri kasabaya girdi. Bu zafer, İstanbul'da büyük bir sevinçle karşılandı ve Çanakkale'den sonra Osmanlı ordusunun Birinci Dünya Savaşı'ndaki en büyük başarılarından biri olarak kutlandı. Halil Paşa, bu zaferle bir anda ünlendi.

Ancak esirlerin akıbeti, zaferin gölgesinde kalan acı bir sayfa oldu. Esirler, Anadolu'daki kamplara uzun yürüyüşlerle gönderildi. Yolculuk sırasında ve kamplarda, özellikle erler arasında, hastalık ve yetersiz koşullar nedeniyle ağır kayıplar yaşandı. Townshend ise İstanbul yakınlarında, Heybeliada'da subaylara yakışır bir şekilde ağırlandı.

Bağdat'ın kaybı

Kut zaferinden sonra İngilizler, Irak'taki kuvvetlerini büyük ölçüde güçlendirdi. Yeni komutan General Maude, 1916 sonunda dikkatle hazırlanmış bir taarruza geçti. Şubat 1917'de Kut yeniden İngilizlerin eline geçti. 11 Mart 1917'de Bağdat düştü. Halil Paşa'nın 6. Ordusu, kuzeye doğru çekilmek zorunda kaldı.

Bağdat'ın kaybı, Osmanlı açısından ağır bir darbeydi. Halil Paşa, bu yenilgiden sonra da Irak cephesinde bir süre görevini sürdürdü. 1918'de Kafkasya'daki kuvvetlerin komutasına getirildi ve Şark Orduları Grubu'nun komutanı oldu. Bu dönemde Kafkas İslam Ordusu'nun Bakü'ye ilerleyişi de onun sorumluluk alanındaydı.
Halil Bey'i konu alan 1920 tarihli bir yayın
Halil Bey'i konu alan 1920 tarihli bir yayınGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Asia, the American Magazine on the Orient, Vol. XX, No. 7, Aug. 1920. Dosya sayfası
Dikkat: yanlış bilinen
1. Akrabalık: Halil Kut, Enver Paşa'nın amcasıdır; yaşça ondan küçüktür.
2. Soyadı: Halil Paşa, Kut soyadını 1934'teki Soyadı Kanunu'ndan sonra almıştır.
3. Ad karışıklığı: Halil Kut, aynı dönemde Meclis-i Mebusan başkanlığı ve Hariciye Nazırlığı yapan Halil Menteşe ile karıştırılmamalıdır.

Tutukluluk ve kaçış

Mondros Mütarekesi'nden sonra Halil Paşa, İstanbul'da tutuklandı ve Bekirağa Bölüğü'ne kapatıldı. Burada savaş dönemindeki görevleri nedeniyle yargılanmayı bekliyordu. Ağustos 1919'da, Karakol Cemiyeti'nin yardımıyla Küçük Talat (Muşkara) ile birlikte Bekirağa Bölüğü'nden kaçtı ve Anadolu'ya geçti.

Anadolu'da Halil Paşa, Mustafa Kemal Paşa ile temas kurdu. Kısa süre sonra Sovyet Rusya ile ilişkilerin kurulması için Moskova'ya gönderilen temaslar arasında yer aldı. Bu temaslar sonucunda Sovyet Rusya'dan Ankara'ya altın ve silah yardımı sağlandı. Halil Paşa'nın bu yardımın taşınmasındaki rolü, Milli Mücadele'nin ilk yıllarının ilginç sayfalarından biri.

Altın sandıklarının yolculuğu

Sovyet yardımı, Milli Mücadele'nin en sıkıntılı aylarında Ankara'ya önemli bir nefes aldırdı. Altın, Kafkasya üzerinden zorlu yollarla Anadolu'ya taşındı. Silah ve cephane de benzer yollarla geldi. Bu yardımın taşınması, Kafkasya'daki karışık siyasi ortam nedeniyle büyük bir dikkat ve gizlilik gerektiriyordu. Yolculuk sırasında yaşanan zorluklar, sonraki yıllarda hatıralarda sık sık anlatıldı.

Halil Paşa'nın Moskova'daki temasları, Ankara hükümetinin Sovyet Rusya ile resmî ilişkiler kurmasından önceki dönemde gerçekleşti. Ankara, Halil Paşa'yı ve Enver Paşa'nın çevresini temkinle izliyordu. Enver Paşa'nın Anadolu'ya dönüp hareketin başına geçme isteği, Mustafa Kemal'in kesin tavrıyla karşılaştı. Bu nedenle Halil Paşa'nın Milli Mücadele'deki rolü, belirli bir görevle sınırlı kaldı.

Cumhuriyet yıllarında

Cumhuriyet döneminde Halil Paşa siyasi ve askerî hayattan uzak durdu. İstanbul'da sakin bir hayat sürdü. Enver Paşa'nın 1922'de Orta Asya'da hayatını kaybetmesinden sonra, ailenin hatıralarını yaşatan isimlerden biri oldu. 20 Ağustos 1957'de İstanbul'da hayatını kaybetti. Hatıraları ölümünden sonra yayımlandı.

Bize kalırsa Halil Kut'un hayatı, Birinci Dünya Savaşı'nın büyük bir zaferi ile bu zaferin ardından gelen ağır yenilgiler arasındaki keskin geçişi kişisel bir hikâyede toplaması bakımından dikkat çekici. Kut'un adı, onun soyadında yaşamaya devam etti. Ama Irak'ın kaybı ve savaşın sonu, bu zaferin askerî sonuçlarını çok kısa sürede silmişti.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap