İçeriğe geç
Giriş yap
0

Cesur Mihai ve Kalugareni (1595): Romanya'nın ulusal kahramanı ile Koca Sinan Paşa'nın Eflak seferi

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt6 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
23 Ağustos 1595'te, bugünkü Romanya'nın güneyinde, Bükreş'in yaklaşık yirmi kilometre güneyindeki Kalugareni (Călugăreni) köyü yakınlarında, Eflak voyvodası Mihai'nin ordusu ile sadrazam Koca Sinan Paşa'nın komutasındaki Osmanlı ordusu karşılaştı. Romanya'da "Mihai Viteazul", yani "Cesur Mihai" olarak anılan voyvoda, bu savaşta Osmanlı ordusunu durdurmayı başardı. Kalugareni, Romanya'nın ulusal tarih anlatısında en önemli zaferlerden biri olarak anılır. Osmanlı kaynaklarında ise savaş farklı bir biçimde anlatılır; Sinan Paşa, savaştan sonra Bükreş'e ve Tırgovişte'ye ilerledi. Ancak sefer, sonunda Osmanlı ordusunun Tuna'ya çekilmesiyle sona erdi. Bu yazıda, Kalugareni savaşını ve Cesur Mihai'nin hikâyesini, iki tarafın kaynaklarından anlatıyoruz.
Eflak voyvodası Cesur Mihai'yi gösteren portre
Eflak voyvodası Cesur Mihai'yi gösteren portreGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Aegidius Sadeler. Dosya sayfası

Eflak: Osmanlı'ya bağlı bir beylik

Eflak, Tuna'nın kuzeyinde, bugünkü Romanya'nın güney kısmında yer alan bir beylikti. 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı'ya bağlı olarak yönetildi. Eflak voyvodaları, Osmanlı'ya vergi öder ve Osmanlı tarafından atanırdı. Beylik, kendi iç işlerinde geniş bir özerkliğe sahipti. Ancak 16. yüzyılın sonunda Osmanlı'nın Eflak'tan talep ettiği vergiler ve hediyeler arttı; voyvodalık tahtı için verilen paralar yükseldi. Bu durum, Eflak'ta büyük bir hoşnutsuzluk yarattı.

Mihai'nin isyanı

Mihai, 1593'te Eflak voyvodası oldu. Tahta çıkmak için İstanbul'daki alacaklılara büyük borçlar yapmıştı. 1594'te Osmanlı ile Habsburg arasındaki Uzun Savaş sürerken, Mihai, Erdel (Transilvanya) prensi Sigismund Báthory ve Boğdan voyvodası Aron ile birlikte Osmanlı'ya karşı isyan etti. Kasım 1594'te Bükreş'te bulunan Osmanlı alacaklılarını ve askerlerini öldürttü. Ardından Tuna kıyısındaki Osmanlı kalelerine saldırdı.

Bu isyan, Osmanlı'nın Balkanlar'daki güvenliğini doğrudan tehdit ediyordu. Osmanlı, isyanı bastırmak için büyük bir ordu hazırladı. Ordunun komutası, yaşlı ve deneyimli sadrazam Koca Sinan Paşa'ya verildi.
Ek bilgi
Kalugareni savaşı nasıl geçti? Ağustos 1595'te Sinan Paşa, Tuna'yı geçerek Eflak'a girdi. Mihai, sayıca çok daha küçük bir orduyla, Neajlov nehrinin bataklık vadisinde, Kalugareni köyü yakınlarındaki dar bir geçitte savunma pozisyonu aldı. 23 Ağustos 1595'te yapılan savaşta, bataklık arazi Osmanlı ordusunun sayısal üstünlüğünü kullanmasını zorlaştırdı. Mihai'nin ordusu, Osmanlı saldırılarını püskürttü. Romanya anlatısında, Mihai'nin savaşın kritik bir anında bizzat saldırıya katıldığı anlatılır. Savaşın sonunda Mihai'nin ordusu, Osmanlı ordusunun ilerleyişini geçici olarak durdurdu; ancak kendisi de ağır kayıplar verdiği için geri çekilmek zorunda kaldı.
Eflak voyvodası Mihai'yi gösteren 1601 tarihli Alman gravürü
Eflak voyvodası Mihai'yi gösteren 1601 tarihli Alman gravürüGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Dirk Janszoon van Santen (Kolorist) Ægidius Sadeler (Zeichner). Dosya sayfası

Savaştan sonra: Bükreş, Tırgovişte ve Yergöğü

Kalugareni'den sonra Mihai, ordusuyla dağlara çekildi ve Erdel'den yardım bekledi. Sinan Paşa ise Eflak'ın içlerine ilerledi. Bükreş'i ve Eflak'ın başkenti Tırgovişte'yi aldı. Sinan Paşa, Eflak'ı bir Osmanlı eyaletine dönüştürmeyi planladı ve bu şehirleri tahkim ettirdi.

Ancak Ekim 1595'te Mihai, Erdel prensi Sigismund Báthory'nin ordusuyla birleşerek karşı saldırıya geçti. Birleşik ordu, Tırgovişte'yi ve Bükreş'i geri aldı. Sinan Paşa, Tuna'ya doğru çekilmeye başladı. Yergöğü'de (Giurgiu) Tuna'yı geçerken Osmanlı ordusunun artçıları ağır kayıplar verdi. Sinan Paşa, ordusunun büyük kısmını Tuna'nın güneyine geçirmeyi başardı; ancak Eflak'ı Osmanlı eyaletine dönüştürme planı başarısız oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Romanya'dan ve Türkiye'den bakınca Romanya'da Cesur Mihai, ulusal birliğin öncüsü olarak görülür. 1600'de kısa bir süre için Eflak, Erdel ve Boğdan'ı tek bir yönetim altında birleştirdi; bu kısa birlik, 19. ve 20. yüzyılda Romanya ulusal hareketinin en önemli simgesi oldu. Kalugareni zaferi, Romanya'da okul kitaplarında, resimlerde ve anıtlarda yaşatılır. Bükreş'teki Romanya Ulusal Arşivi'nde ve Romanya Akademisi Kütüphanesi'nde Mihai dönemine ait belgeler korunur. Türkiye'de ise Kalugareni, Koca Sinan Paşa'nın uzun askerî kariyerinin sonlarına doğru yaşanan bir aksilik olarak, pek az bilinir. Osmanlı kaynaklarında, Sinan Paşa'nın seferi Bükreş'in ve Tırgovişte'nin alınmasıyla anlatılır; Kalugareni'deki zorluklar ise geri planda kalır. İki anlatının da kendi açısından vurguladığı noktalar var: Mihai, büyük bir orduyu durdurdu; Sinan Paşa ise Eflak'ın içlerine kadar ilerledi. Ancak seferin sonucu, Eflak'ın Osmanlı eyaletine dönüştürülememesi oldu.

Cesur Mihai'nin sonu

Mihai, 1596'dan sonra Osmanlı ile anlaşarak bir süre voyvodalığını sürdürdü. 1599'da Erdel'i aldı; 1600'de Boğdan'ı da ele geçirdi. Bu, Eflak, Erdel ve Boğdan'ın ilk kez tek bir hükümdarın yönetimi altında birleşmesiydi. Ancak bu birlik çok kısa sürdü. Erdel'deki Macar soylular ve Habsburg generali Giorgio Basta, Mihai'ye karşı birleşti. Mihai, 1601'de Erdel'deki Turda yakınlarında, Basta'nın askerleri tarafından öldürüldü.

Kalugareni'nin coğrafyası ve savaşın günü

Kalugareni, Bükreş'in güneyinde, Tuna'ya doğru uzanan ovada, Neajlov ırmağının kıyısında yer alan bir köydür. Savaşın yapıldığı alan, bataklıklarla ve ormanlarla çevrili dar bir geçitti. Bu coğrafya, büyük bir ordunun manevra yapmasını zorlaştırıyordu. Mihai, sayıca az olan ordusunu bu dar geçitte konumlandırarak Osmanlı ordusunun sayı üstünlüğünü etkisiz hâle getirmeye çalıştı.

Osmanlı ordusunu Sadrazam Koca Sinan Paşa yönetiyordu. Savaş, 23 Ağustos 1595'te yapıldı. Osmanlı ordusunun ırmağın üzerindeki köprüyü geçmeye çalışması sırasında şiddetli çatışmalar yaşandı. Bataklık arazi, Osmanlı süvarilerinin hareketini kısıtladı. Savaşın sonunda Osmanlı ordusu geri çekildi; ancak Mihai de ordusunun küçüklüğü nedeniyle zaferini izleyemedi ve kuzeye, dağlara doğru çekildi.

Bu savaştan sonra Sinan Paşa, Bükreş'e ve Tırgovişte'ye ilerledi. Ancak Mihai, Erdel ve Boğdan'dan gelen yardımlarla yeniden güçlendi ve sonbaharda Osmanlı ordusunu geri çekilmeye zorladı. Osmanlı ordusu, Yergöğü'de Tuna'yı geçerken ağır kayıplar verdi.

Bu dönem, Osmanlı ile Habsburglar arasında 1593'ten 1606'ya kadar süren Uzun Savaş'ın bir parçasıydı. Savaş, Zitvatorok Antlaşması'yla sona erdi. Eflak, Mihai'nin ölümünden sonra yeniden Osmanlı'ya bağlı bir beylik olarak kaldı ve bu durum 19. yüzyıla kadar sürdü.
Cesur Mihai'yi gösteren bir başka tarihî tasvir
Cesur Mihai'yi gösteren bir başka tarihî tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Dominicus Custos. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji
1593: Mihai Eflak voyvodası olur; Osmanlı-Habsburg Uzun Savaşı başlar.
Kasım 1594: Mihai, Bükreş'te Osmanlı alacaklılarını öldürterek isyan eder.
Ağustos 1595: Koca Sinan Paşa Tuna'yı geçer.
23 Ağustos 1595: Kalugareni savaşı.
Eylül 1595: Sinan Paşa Bükreş'i ve Tırgovişte'yi alır.
Ekim 1595: Mihai ve Sigismund Báthory karşı saldırıya geçer; Osmanlı ordusu Yergöğü'den Tuna'yı geçerek çekilir.
1596: Koca Sinan Paşa ölür.
1599–1600: Mihai, Erdel'i ve Boğdan'ı alır.
1601: Mihai Turda yakınlarında öldürülür.

Bir zaferin iki anlatısı

Kalugareni savaşı, iki ülkenin tarih anlatısında çok farklı yerler tutar. Romanya'da bu savaş, küçük bir ordunun büyük bir imparatorluk ordusunu durdurduğu bir kahramanlık destanıdır. Türkiye'de ise savaş, Osmanlı'nın uzun Habsburg savaşları sırasında Balkanlar'da yaşadığı pek çok çatışmadan biri olarak neredeyse unutulmuştur. İki anlatı da savaşın bir yanını öne çıkarır.

Bizce Kalugareni'yi bugün anlatırken, Mihai'nin isyanının arka planındaki ekonomik nedenleri, yani artan vergileri ve borçları da hatırlamak gerekiyor. Bu isyan, Osmanlı'nın Balkanlar'daki bağlı beylikleriyle ilişkisinin 16. yüzyılın sonunda nasıl gerildiğini gösteriyor. Cesur Mihai'nin hikâyesi, Romanya'nın ulusal kimliğinin önemli bir parçası; Türkiye'de bu hikâyeyi bilmek, komşu bir ülkenin tarih anlatısını anlamak için de önemli.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap