İstanbul'un Anadolu yakasında, Beykoz'un ormanlık tepeleri arasında yer alan Polonezköy, 1842'de Polonya'dan sürgün edilmiş insanlar tarafından kuruldu. Köyün ilk adı, Leh sürgünlerinin Paris'teki önderi Prens Adam Jerzy Czartoryski'nin anısına verilen Adampol idi. Bir buçuk asrı aşkın süredir yaşayan bu küçük yerleşim, Osmanlı Devleti'nin Polonya'nın paylaşılmasına karşı tavrının, sürgünlere sunduğu sığınağın ve iki halk arasındaki dostluğun canlı bir hatırasıdır. Bugün hafta sonu kaçamaklarıyla bilinen köyün tarihi, aslında 19. yüzyıl Avrupa'sının büyük siyasi kırılmalarına uzanır. Polonezköy'de geleneksel ahşap bir Leh eviGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Nevit Dilmen. Dosya sayfası
Paylaşılan bir ülke, dağılan bir halk
Polonya-Litvanya Birliği, 18. yüzyılın sonunda Rusya, Prusya ve Avusturya arasında üç kez paylaşıldı; 1795'teki son paylaşmayla haritadan silindi. Osmanlı Devleti, bu paylaşmaları uzun süre resmen tanımadı. Bu tavır, Leh hafızasında sık anılan bir anlatıya dönüştü. 1830–1831'de Rus yönetimine karşı girişilen Kasım Ayaklanması bastırılınca binlerce Leh asker, subay ve aydın Batı Avrupa'ya göç etti. Bu göçe "Büyük Göç" (Wielka Emigracja) denir. Göçmenlerin siyasi merkezi, Czartoryski'nin Paris'teki Hôtel Lambert adlı konağıydı.
Czartoryski ve çevresi, Polonya'nın bağımsızlığına giden yolun Rusya'nın düşmanlarıyla ittifaktan geçtiğine inanıyordu. Osmanlı Devleti, bu hesapta doğal bir müttefikti. Hôtel Lambert, 1841'de İstanbul'a kalıcı bir temsilci gönderdi: yazar ve eski ihtilalci Michał Czajkowski. Czajkowski'nin görevlerinden biri, Leh sürgünler için Osmanlı topraklarında bir yerleşim yeri kurmaktı.
1842: Lazarist arazisinde kurulan köy
Czajkowski, 1842'de Boğaz'ın Anadolu yakasının iç kesimlerinde, Lazarist rahiplerine ait ormanlık bir araziyi kiraladı ve satın aldı. Bu araziye ilk olarak az sayıda Leh sürgün yerleştirildi. Yerleşimin adı Adampol oldu. İlk yıllar zordu: ormanı açmak, tarla kurmak ve ev inşa etmek gerekiyordu. Köye zamanla 1848 ihtilallerinden sonra gelenler, Kırım Savaşı'nda Osmanlı saflarında savaşan Leh gönüllüler ve Rus ordusundan kaçan askerler katıldı.
Köy halkı tarım, hayvancılık ve ormancılıkla geçindi. 19. yüzyılın sonuna doğru köyde süt ürünleri, tereyağı ve domuz eti üretimi yaygınlaştı; bu ürünler İstanbul'daki Avrupalı ailelere satıldı. Köy, Osmanlı yönetiminde bir ölçüde özerk bir topluluk olarak yaşadı; kendi Katolik kilisesi ve okulu vardı.
Ek bilgi
Adampol mu, Polonezköy mü? Köyün Lehçe adı Adampol, Czartoryski'nin ilk adından, yani Adam'dan gelir; "pol" eki şehir ya da yer anlamı taşır. Türkçe adı Polonezköy ise "Lehlerin köyü" demektir. İki ad yüzyıl boyunca yan yana kullanıldı. Resmî kayıtlarda bugün Polonezköy adı geçer; Leh ziyaretçiler ise köyü hâlâ çoğunlukla Adampol diye anar.
Polonezköy'den 2015 yılına ait bir görünümGörsel: Wikimedia Commons, CC0, yazar: Hamdigumus. Dosya sayfası
Kırım Savaşı ve Leh gönüllüler
1853'te başlayan Kırım Savaşı, Leh sürgünler için Rusya'ya karşı savaşma fırsatıydı. Michał Czajkowski, artık Mehmed Sadık Paşa adıyla Osmanlı ordusunda bir süvari birliği kurdu. Bu birlikte Lehler, Kazaklar ve Balkanlı gönüllüler vardı. Savaşın ardından birlikten ayrılan askerlerin bir kısmı Polonezköy'e yerleşti. Bu, köyün nüfusunu artıran ve topluluğu güçlendiren önemli bir dalga oldu.
Kırım Savaşı yıllarında İstanbul'a gelen Polonya'nın büyük şairi Adam Mickiewicz, Leh lejyonu kurma çabalarına katıldı. Mickiewicz'in köyü ziyaret ettiği yaygın bir anlatıdır; ancak bu ziyaretin belgeleri tartışmalıdır. Kesin olan, Mickiewicz'in 1855'te İstanbul'da ölümünün Leh sürgün topluluğu için derin bir yas olduğudur.
Cumhuriyet döneminde Polonezköy
Cumhuriyet'in ilanından sonra Polonezköy halkı Türk vatandaşlığına geçti. 1918'de Polonya yeniden bağımsız bir devlet olunca, köy iki ülke arasında bir dostluk sembolü olarak öne çıktı. Polonya'nın devlet başkanları, Türkiye'ye yaptıkları resmî ziyaretlerde köyü ziyaret etmeyi gelenek hâline getirdi. Köydeki Meryem Ana Kilisesi, mezarlık ve Leh kültür evi, bu ziyaretlerin duraklarıdır.
20. yüzyılın ikinci yarısında köyün eski Leh nüfusu azaldı; gençlerin bir kısmı İstanbul'a ya da Polonya'ya göç etti. Bugün köyde eski ailelerin torunları ile sonradan yerleşenler birlikte yaşıyor. Polonezköy çevresindeki ormanların tabiat parkı olarak korunması, köyün doğal yapısının bugüne ulaşmasında etkili oldu.
Dikkat: yanlış bilinen
Polonya'dan bakınca Adampol Polonya'da Adampol, "Polonya'nın olmadığı yıllarda bile Polonya'yı yaşatan köy" olarak anlatılır. Leh tarih yazımında bu köy, Büyük Göç'ün dünyadaki en uzun ömürlü yerleşimlerinden biri sayılır. Varşova'daki ve Krakow'daki arşivlerde, özellikle Czartoryski ailesinin kütüphanesinde, Hôtel Lambert'in İstanbul temsilciliğine ait yazışmalar korunur. Bu belgeler, köyün kuruluşunu Osmanlı arşivindeki arazi ve iskân kayıtlarıyla birlikte değerlendirmeye imkân verir. Türk anlatısında ise köy, daha çok doğası ve kahvaltı mekânlarıyla bilinir; tarihî yönü genellikle arka planda kalır.
Köyde gündelik hayat ve gelenekler
Polonezköy'ün ilk sakinleri, köyü kurduktan sonra ormanı açarak tarla ve bahçe hâline getirdi. Köylüler tarım ve hayvancılıkla geçimini sağladı; özellikle süt ürünleri, domuz eti ve meyve yetiştiriciliği köyün ekonomisinde önemli bir yer tuttu. 19. yüzyılda köyün ürünleri, İstanbul'daki Avrupalı topluluklar ve Pera'daki oteller tarafından aranan ürünlerdi.
Köyün kendine özgü dinî ve kültürel hayatı da vardı. Köydeki Katolik kilisesi, Polonezköy'ün manevi merkezi oldu. Köylüler, Leh dilini, geleneklerini ve bayramlarını kuşaklar boyunca yaşattı. Noel ve Paskalya, köyde Leh gelenekleriyle kutlandı. Köyün mezarlığında, 19. yüzyıldan kalma Leh adları taşıyan mezar taşları bulunur.
20. yüzyılın ikinci yarısında Polonezköy, İstanbul'un yakınında bir dinlenme ve kahvaltı yeri olarak ünlendi. İstanbullular, hafta sonları köye gelerek ormanda yürüyüş yapıyor, köy kahvaltısı yapıyor ve temiz havanın tadını çıkarıyordu. Köyün çevresi, 1994'te Polonezköy Tabiat Parkı olarak koruma altına alındı.
Köydeki Zofia Ryży Evi, bugün Polonezköy'ün tarihini anlatan bir müze ve kültür merkezi olarak kullanılıyor. Burada, köyün kuruluşunu, Leh göçmenlerinin hayatını ve köyün Türkiye ile Polonya arasındaki dostluktaki yerini anlatan sergiler bulunur. Polonya'dan gelen devlet adamları, İstanbul'a geldiklerinde sıklıkla köyü ziyaret eder. Polonezköy'deki tarihî yapılardan biriGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: Nevit Dilmen. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji 1795: Polonya'nın üçüncü paylaşılması. 1830–1831: Kasım Ayaklanması; Büyük Göç başlar. 1841: Michał Czajkowski Hôtel Lambert temsilcisi olarak İstanbul'a gelir. 1842: Adampol kurulur. 1853–1856: Kırım Savaşı; Leh gönüllülerin bir kısmı köye yerleşir. 1855: Adam Mickiewicz İstanbul'da ölür. 1918: Polonya bağımsızlığını yeniden kazanır. 20. yüzyıl: Polonya devlet başkanlarının köyü ziyareti bir geleneğe dönüşür.
Haritadan silinen bir ülkenin İstanbul'daki adresi
Polonezköy'ün hikâyesi, Osmanlı İstanbul'unun ne kadar geniş bir sığınak olduğunu gösteriyor. Rusya'nın baskısından kaçan Lehler, burada yalnızca güvenli bir yer değil, kendi dillerini, dinlerini ve geleneklerini yaşatabilecekleri bir köy buldu. Osmanlı yönetimi bu topluluğa karışmadı; köy, kendi düzeniyle varlığını sürdürdü.
Bugün Polonezköy'ü ziyaret eden biri, ahşap evlerin, kilisenin ve mezarlıktaki Lehçe yazılı taşların arasında yürürken bu tarihi doğrudan hissedebilir. Köyün değeri, turistik bir mekân olmasından çok daha büyüktür: Polonezköy, iki halk arasındaki dostluğun yaşayan bir belgesi ve sürgünlerin kendi kimliklerini koruyabildikleri bir yerin örneğidir. Bu mirası korumanın yolu da köyün tarihini, yalnızca bir kahvaltı adresi olarak değil, Avrupa'nın sürgün tarihinin bir parçası olarak anlatmaktan geçiyor.