İçeriğe geç
Giriş yap
0

Türk-İran sınır antlaşması (23 Ocak 1932): Küçük Ağrı karşılığında Bazergan ve Kotur

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Dünyanın en eski sınırlarından biri

Türkiye ile İran arasındaki sınır, dünyanın en uzun süredir büyük ölçüde değişmeden kalan sınırlarından biri olarak bilinir. Bu sınırın ana hatları, Osmanlı Devleti ile Safevîler arasında 17 Mayıs 1639'da imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması'yla çizilmişti. Ancak üç yüz yıl boyunca sınırın dağlık kesimlerinde pek çok belirsizlik kaldı. Bu belirsizliklerin önemli bir bölümü, Cumhuriyet döneminde 23 Ocak 1932'de Tahran'da imzalanan sınır antlaşmasıyla giderildi.

Antlaşmanın en dikkat çekici yönü, iki ülkenin karşılıklı toprak değişimi yapmasıydı. Türkiye, Küçük Ağrı Dağı'nın doğu yamaçlarını alırken İran'a güneyde Bazergan ve Kotur yöresinde toprak bıraktı. Bu değişim, iki komşu ülkenin sınır sorunlarını savaşla değil, masa başında uzlaşarak çözebileceğinin bir örneği oldu.
1932 Tahran sınır antlaşmasıyla yapılan toprak değişimini gösteren harita
1932 Tahran sınır antlaşmasıyla yapılan toprak değişimini gösteren haritaGörsel: Wikimedia Commons, CC BY 4.0, yazar: AoifeIves. Dosya sayfası

Kasr-ı Şirin'den Erzurum'a

Kasr-ı Şirin Antlaşması, Osmanlı-Safevî savaşlarını sona erdirmiş ve iki devlet arasındaki sınırı genel hatlarıyla belirlemişti. Ancak antlaşmada sınır, çoğu yerde aşiret ve bölge adlarıyla tarif ediliyordu. Haritacılığın henüz gelişmediği bir dönemde, dağların ve vadilerin hangi tarafının kime ait olduğu tam olarak belirlenemedi.

Sonraki iki yüzyılda iki devlet arasında birkaç kez savaş çıktı ve yeni antlaşmalar imzalandı. 1823 ve 1847'deki Erzurum antlaşmaları, sınırı yeniden düzenlemeye çalıştı. 1847'den sonra İngiltere ve Rusya'nın katılımıyla bir sınır komisyonu çalıştı. 1913-1914'te yapılan çalışmalarla sınırın büyük bölümü haritaya geçirildi. Ancak Birinci Dünya Savaşı'nın başlaması, bu çalışmaların tamamlanmasını engelledi.
Tarih notu
17 Mayıs 1639: Kasr-ı Şirin Antlaşması.
1823 ve 1847: Birinci ve İkinci Erzurum antlaşmaları.
1913-1914: Sınır komisyonunun çalışmaları.
22 Nisan 1926: Türk-İran Dostluk ve Güvenlik Antlaşması.
1930: Ağrı isyanının bastırılması.
23 Ocak 1932: Tahran'da sınır antlaşmasının imzalanması.
Haziran-Temmuz 1934: Rıza Şah'ın Türkiye ziyareti.
8 Temmuz 1937: Sadabad Paktı.

Cumhuriyet ve yeni İran

Birinci Dünya Savaşı'ndan sonra her iki ülkede de köklü değişiklikler yaşandı. Türkiye'de Cumhuriyet ilan edildi. İran'da ise Kaçar hanedanı sona erdi ve 1925'te Rıza Han, Rıza Şah Pehlevi adıyla tahta çıktı. Rıza Şah, ülkesini çağdaşlaştırmak için Atatürk'ün devrimlerinden etkilenen bir yol izledi.

İki ülke, 22 Nisan 1926'da Tahran'da bir dostluk ve güvenlik antlaşması imzaladı. Bu antlaşmayla iki taraf birbirine karşı saldırmazlık ve tarafsızlık taahhüdünde bulundu. Ayrıca kendi topraklarında diğerinin güvenliğine yönelik faaliyetlere izin vermeme sözü verdi. Ancak sınır bölgesindeki güvenlik sorunları kısa sürede bu taahhütleri sınayacaktı.
Küçük Ağrı Dağı
Küçük Ağrı DağıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: uncredited. Dosya sayfası

Ağrı Dağı ve güvenlik sorunu

1920'lerin sonlarında Ağrı Dağı çevresinde bir isyan çıktı. İsyancılar, Büyük ve Küçük Ağrı dağlarının sarp yamaçlarını üs olarak kullanıyordu. Sınırın bu kesiminde Küçük Ağrı'nın doğu yamaçları İran topraklarında kaldığı için, isyancılar Türk askerî harekâtından kaçarak sınırın öte yanına geçebiliyordu. Bu durum, Türk birliklerinin isyanı bastırmasını zorlaştırıyordu.

1930'da yapılan geniş çaplı harekâtla isyan bastırıldı. Ancak Türk yönetimi, benzer bir durumun yeniden yaşanmaması için sınırın bu kesiminde değişiklik yapılması gerektiği sonucuna vardı. İran ile görüşmeler başladı. Sınırı belirlemek için daha önce 9 Nisan 1929'da Ankara'da bir protokol imzalanmıştı. Görüşmeler bu zeminde sürdürüldü ve toprak değişimi fikri ortaya çıktı.

Tahran'da imzalanan antlaşma

23 Ocak 1932'de Tahran'da Türkiye ile İran arasında sınır antlaşması imzalandı. Türkiye adına Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü (Aras) Bey antlaşmaya imza koydu. Antlaşmayla Küçük Ağrı Dağı'nın doğu yamaçlarını kapsayan bölge Türkiye'ye bırakıldı. Böylece Ağrı dağlarının tamamı Türkiye topraklarında kaldı ve dağın isyancılar için bir sığınak olma özelliği ortadan kalktı.

Buna karşılık Türkiye, güneyde Van'ın doğusundaki Kotur yöresinde ve kuzeyde Bazergan çevresinde bir miktar toprağı İran'a bıraktı. Kotur bölgesi, Osmanlı ile İran arasında uzun süredir tartışmalı olan bir yerdi. Bu değişimle tarihî bir anlaşmazlık da sona ermiş oldu.
Ek bilgi
Sınırın arazi üzerinde işaretlenmesi birkaç yıl sürdü. Ortak bir komisyonun yaptığı çalışmaların ardından, sınırın kesin olarak belirlenmesine ilişkin son belge 26 Mayıs 1937'de Tahran'da imzalandı. Bugün Türkiye-İran sınırı yaklaşık 534 kilometre uzunluğundadır.
Bugünkü Türkiye-İran sınırında Gürbulak-Bazergan kapısı
Bugünkü Türkiye-İran sınırında Gürbulak-Bazergan kapısıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 3.0, yazar: M_karzarj (Uploads). Dosya sayfası

Antlaşmanın ardından

Sınır antlaşması, iki ülke ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı oldu. Haziran 1934'te Rıza Şah Pehlevi Türkiye'yi ziyaret etti. Bu ziyaret, Rıza Şah'ın yurt dışına yaptığı tek resmî ziyaretti. Şah, Ankara'da ve İstanbul'da coşkuyla karşılandı ve Atatürk ile uzun görüşmeler yaptı. Ziyaret sırasında Türkiye'nin çağdaşlaşma deneyimini yakından gözlemledi. Ankara'da onun onuruna Türkiye'nin ilk operası sayılan Özsoy sahnelendi.

1937'de ise Türkiye, İran, Irak ve Afganistan arasında Tahran'daki Sadabad Sarayı'nda bir saldırmazlık paktı imzalandı. Sadabad Paktı olarak bilinen bu antlaşma, bölgede barışı korumayı ve dört ülke arasında iş birliğini geliştirmeyi amaçlıyordu. Sınır sorununun çözülmüş olması, bu paktın kurulmasını kolaylaştırdı.

Paralel çağdaşlaşma yolları

Sınır antlaşmasının imzalandığı yıllarda iki ülke, benzer bir çağdaşlaşma süreci yaşıyordu. Rıza Şah, ordunun yeniden düzenlenmesinden eğitime, ulaşımdan kılık kıyafete kadar pek çok alanda reformlar yaptı. Trans-İran Demiryolu'nun yapımına başlandı, Tahran Üniversitesi 1934'te kuruldu. 21 Mart 1935'te ülkenin uluslararası alanda kullanılan adı resmî olarak "İran" oldu.

Rıza Şah'ın Türkiye ziyaretinde gördükleri, onun bazı reformlarını hızlandırdı. Ancak iki ülkenin toplumsal yapısı, tarihi ve koşulları farklıydı. İran'daki reformlar kendi iç dinamiklerine göre şekillendi. Yine de 1930'lar, iki komşu ülkenin birbirini en yakından izlediği ve birbirinden etkilendiği bir dönem oldu. Sınır antlaşması, bu yakınlaşmanın zeminini hazırlayan ilk somut adımlardan biriydi.

Komşulukta uzlaşmanın yolu

1932 Türk-İran sınır antlaşması, Atatürk döneminin dış politikasında sınır sorunlarının barışçı yollarla çözülmesinin güzel bir örneğidir. Türkiye, güvenlik açısından hayati gördüğü Küçük Ağrı bölgesini almak için başka bir bölgede toprak bırakmayı kabul etti. Bu, sınırların kutsal ve değişmez sayılmadığı, ancak değişikliklerin karşılıklı rıza ve eşit pazarlıkla yapılması gerektiği anlayışını yansıtıyordu.

Antlaşmanın bir başka anlamı, üç yüz yıllık bir belirsizliği sona erdirmesidir. Kasr-ı Şirin'den bu yana tam olarak çizilemeyen sınır, Cumhuriyet döneminde kesin hatlarına kavuştu. Bu sayede iki ülke, sınır bölgesindeki anlaşmazlıklarla uğraşmak yerine iş birliğine yönelebildi. Rıza Şah'ın 1934 ziyareti ve 1937'deki Sadabad Paktı, bu iş birliğinin meyveleri oldu. Antlaşmanın çizdiği sınır, bugün de yürürlüktedir. Seksen yılı aşkın süredir iki ülke arasında sınır kaynaklı ciddi bir anlaşmazlık yaşanmaması, antlaşmanın ne kadar sağlam bir uzlaşmaya dayandığını gösterir.
Dikkat: yanlış bilinen
Küçük Ağrı Dağı ile Büyük Ağrı Dağı aynı dağ kütlesinin iki zirvesidir. Büyük Ağrı, Türkiye'nin en yüksek dağıdır ve 1932 öncesinde de Türkiye topraklarındaydı. Antlaşmayla el değiştiren bölge, Küçük Ağrı'nın doğu yamaçlarıdır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap