İçeriğe geç
Giriş yap
0

Satı Kadın (Hatı Çırpan): Kazan köyünün muhtarından Meclis'in köylü kadın milletvekiline

SohbeX Editör 4 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 4Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Köyden Meclis kürsüsüne

1935'te Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne giren on yedi kadın milletvekilinin büyük bölümü öğretmen, yazar ya da eğitimciydi. Aralarında biri vardı ki hayatı ötekilerden çok farklıydı: Ankara'nın Kazan köyünden gelen, okuma yazmayı kırk yaşını geçtikten sonra Millet Mektepleri'nde öğrenen, çiftçilikle geçinen beş çocuk annesi bir köylü kadın. Halk arasında "Satı Kadın" olarak tanınan, Meclis kayıtlarına Hatı Çırpan adıyla geçen bu kadın, Cumhuriyet'in Anadolu kadınına açtığı yolun canlı bir simgesi oldu.
Hatı Çırpan, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde, 1935
Hatı Çırpan, Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünde, 1935Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Hatice'den Satı Ağa'ya

Hatı Çırpan 1890'da Ankara'nın Kazan köyünde doğdu. Babası Kara Mehmet Efendi, annesi Emine Hanım'dı. Asıl adı Hatice'ydi. Genç bir kadınken babasını kaybetti. Babasından kalan miras için köyün zorbalarından biriyle uzun bir mücadeleye girişti ve bu mücadeleyi kazandı. Bu olaydan sonra köylüleri ona "Satı Ağa" demeye başladı. Bir kadının köyün güçlü kişilerine karşı hakkını araması, o yıllarda pek rastlanan bir durum değildi.

Satı Kadın, Balkan Savaşı'nda gırtlağından yaralanmış bir asker olan Halil Çırpanoğlu ile evlendi. Beş çocuk annesi oldu. Hayatını çiftçilikle kazandı. Tarlada çalışan, ailesini geçindiren, köyünün işleriyle ilgilenen güçlü bir kadın olarak tanındı.
Tarih notu
1890: Kazan köyünde doğumu.
1919-1922: Kurtuluş Savaşı'nda orduya yardım çalışmaları.
1929 sonrası: Millet Mektepleri'nde okuma yazma öğrenmesi.
26 Ekim 1933: Kadınlara muhtar olma hakkının tanınması.
1934: Atatürk ile tanışması.
8 Şubat 1935: Ankara milletvekili seçilmesi.
19 Mart 1956: Vefatı.

Kurtuluş Savaşı yıllarında

Kurtuluş Savaşı yıllarında Ankara çevresindeki köyler, cepheye yakınlığı nedeniyle orduya destek seferberliğinin merkezindeydi. Satı Kadın da bu seferberliğe katılan Anadolu kadınlarından biriydi. Orduya malzeme yetiştirmek için çalıştı, köyünden cepheye yardım ulaştırılmasına katkıda bulundu. Kazan, Ankara'nın hemen kuzeyinde, cephe gerisinin önemli köylerinden biriydi.

Kurtuluş Savaşı'nda Anadolu kadınının üstlendiği rol, savaşın kazanılmasında belirleyici oldu. Erkekler cephedeyken tarlaları kadınlar işledi, cephane ve erzakı kağnılarla kadınlar taşıdı. Satı Kadın'ın hayatı, bu kadınların savaştan sonra da toplumsal hayatta söz sahibi olabileceğini gösteren bir örnek oldu.
Kahramankazan'daki Satı Kadın Müzesi önünde bulunan büst
Kahramankazan'daki Satı Kadın Müzesi önünde bulunan büstGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Modern primat. Dosya sayfası

Millet Mektebi öğrencisi, köy muhtarı

1928'deki harf devriminden sonra açılan Millet Mektepleri, yetişkinlere yeni Türk harfleriyle okuma yazma öğretti. Satı Kadın da bu mekteplerde okuma yazma öğrenenler arasındaydı. Kırk yaşını geçmiş bir köylü kadının okula gitmesi, Millet Mektepleri seferberliğinin ne kadar geniş bir kesime ulaştığını gösterir.

26 Ekim 1933'te kadınlara köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyesi olma hakkı tanındı. Bu düzenlemeden sonra yapılan seçimde Satı Kadın, babasının da bir zamanlar muhtarlık yaptığı Kazan köyünün muhtarı seçildi. Böylece Türkiye'nin ilk kadın muhtarlarından biri oldu.
Ek bilgi
Kamuoyunda Satı Kadın olarak bilinen milletvekilinin Meclis kayıtlarındaki adı Hatı Çırpan'dır. "Hatı" adının, Atatürk'ün o yıllarda ilgilendiği eski Anadolu tarihine yapılan bir göndermeyle verildiği anlatılır. Asıl adı ise Hatice'dir.

Atatürk ile tanışma

1934'te Atatürk, Kızılcahamam'a giderken yolu üzerindeki bölgeden geçti ve Satı Kadın ile tanıştı. Bu karşılaşmayla ilgili anlatılan bir rivayete göre Atatürk, Satı Kadın'a doğum tarihini sorduğunda, Satı Kadın 1890 doğumlu olmasına rağmen 19 Mayıs 1919'da doğduğunu, o tarihten önce yaşamadığını söylemiştir. Rivayetin doğruluğu kesin olarak bilinmese de, Millî Mücadele'nin Anadolu insanı için taşıdığı anlamı çarpıcı biçimde yansıtır.

Atatürk'ün tavsiyesiyle Satı Kadın, 1935 seçimlerinde milletvekili adayı oldu. 8 Şubat 1935'te Ankara milletvekili olarak seçildi ve Meclis'e girdi.
Satı Kadın'ın Kahramankazan'daki anıt mezarı
Satı Kadın'ın Kahramankazan'daki anıt mezarıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Modern primat. Dosya sayfası

Meclis'te bir köylü kadın

Satı Kadın Meclis'te Ziraat Komisyonu'nda görev aldı. Köy hayatını, tarımı ve köylünün dertlerini yakından tanıması, bu komisyonda önemli bir deneyim olarak değer gördü. Meclis'e girdikten sonra verdiği röportajlarda köylülere modern tarım araç ve gereçlerinin sağlanması, köylere yol, su, sağlık ve eğitim hizmetlerinin götürülmesi için yapılacak girişimleri destekleyeceğini söyledi. Ailenin korunmasına da önem veriyor, boşanmaların çocuklara verdiği zarardan söz ediyordu. Halkevi çalışmalarının yaygınlaştırılması için de çaba gösterdi.

Ankara'da milletvekilliği yaptığı yıllarda bir köy evinde yaşadı. Köyünden gelenleri bu evde ağırladı. Milletvekili olduktan sonra da köylülerinin sorunlarıyla ilgilenmeyi sürdürdü. Meclis kürsüsünde konuşurken çekilen fotoğrafı, Türk kadınının siyasi hayattaki yerinin en tanınmış görüntülerinden biri oldu.

Meclis'teki arkadaşları

Satı Kadın, Meclis'te kendisinden çok farklı geçmişlere sahip kadınlarla birlikte çalıştı. İzmir'den Benal Nevzat Arıman, Ankara'dan Fakihe Öymen, Erzurum'dan Nakiye Elgün gibi milletvekilleri öğretmenlik ve yazarlık geçmişinden geliyordu. Bazıları yabancı dil biliyor, uluslararası kadın kongrelerine katılıyordu. Satı Kadın ise bu kadınların arasında köyün, tarlanın ve Anadolu'nun sesiydi.

Bu farklılık, 1935 Meclisi'nin kadın milletvekillerine ayrı bir zenginlik kattı. Şehirli ve eğitimli kadınlar ile köylü bir kadının aynı sıralarda oturması, Cumhuriyet'in hedeflediği toplumsal birliğin bir görüntüsüydü. Gazeteler de Satı Kadın'a özel bir ilgi gösterdi. Onunla yapılan röportajlar, köylü bir kadının Meclis'teki izlenimlerini merak eden okurlar tarafından ilgiyle okundu.

Kazan'a dönüş ve hatırası

Milletvekilliği görevini tamamladıktan sonra Satı Kadın Kazan'a döndü. Hayatının geri kalanını köyünde geçirdi ve 19 Mart 1956'da vefat etti. Bugün Kahramankazan'da anıt mezarı bulunur. Yaşadığı ev restore edilerek müzeye dönüştürüldü. Müzenin önünde bir büstü, ilçedeki parkta da bir anıtı yer alır.

Anadolu kadınının Meclis'teki yüzü

Satı Kadın'ın hikâyesi, 1935'te Meclis'e giren kadınların yalnızca şehirli ve eğitimli bir kesimden oluşmadığını gösterir. Cumhuriyet'in kadın hakları alanındaki adımları, köyde tarla süren, okuma yazmayı ileri yaşta öğrenen bir kadına da Meclis'in kapısını açtı. Bu durum, Cumhuriyet'in kadın imajını bir sınıfla sınırlı tutmadığını, Anadolu'nun köylü kadınını da bu imajın merkezine yerleştirdiğini ortaya koyar.

Satı Kadın'ın hayatındaki aşamalar, Cumhuriyet'in ilk on beş yılındaki dönüşümün bir özeti gibidir: Kurtuluş Savaşı'nda cepheye destek, harf devriminden sonra Millet Mektebi, kadınlara tanınan muhtarlık hakkıyla köy yönetimi ve sonunda milletvekilliği. Her adım, devletin attığı bir adımla bağlantılıdır. Onun hikâyesi, kanunların ve devrimlerin bir insanın hayatında nasıl somut karşılık bulduğunu gösterir. Babasının mirası için köyün zorbalarına karşı çıkan genç kadının, yıllar sonra Meclis kürsüsünde köylünün sesini duyurması, kişisel cesaretle tarihsel fırsatın buluştuğu bir hayatın hikâyesidir.
Dikkat: yanlış bilinen
Satı Kadın'ın 1935 seçimlerinde aldığı oy sayısı, seçimlerin iki dereceli yapılması nedeniyle ikinci seçmenlerin oylarını gösterir. O dönemde milletvekillerini doğrudan halk değil, halkın seçtiği ikinci seçmenler belirliyordu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap