İçeriğe geç
Giriş yap
0

Birinci Çatalca Muharebesi (17-18 Kasım 1912): İstanbul'un 1878'den kalma son savunma hattı

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt1 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Ekim 1912'de başlayan Birinci Balkan Savaşı, Osmanlı ordusu için bir aydan kısa sürede felakete döndü. Kırkkilise ve Lüleburgaz yenilgilerinden sonra Bulgar ordusu İstanbul'un kapısına dayandı. Şehrin önünde yalnızca bir engel kalmıştı: 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'ndan (93 Harbi) beri kurulup güçlendirilen Çatalca hattı. Mustafa Kemal bu günlerde Gelibolu yarımadasında, Bolayır cephesindeydi; ancak onun kuşağının askerî düşüncesini derinden etkileyen bu savunma, Balkan Savaşı'nın en önemli kırılma noktalarından biridir.

İstanbul kapıdaki düşmanı nasıl gördü?

Lüleburgaz'dan sonra dağılmanın eşiğine gelen Osmanlı 1. ve 2. Doğu ordularına 2 Kasım'da Çatalca'ya çekilme emri verildi. Bulgar ordusu da yorgundu; ikmal hatları uzamış, açlık ve hastalık birliklerine de bulaşmıştı. Buna rağmen ardı ardına kazanılan zaferlerle morali yüksekti. Bulgar gazeteleri İstanbul'un alınmasından sonrasının planlarını yazıyordu.

6 Kasım'da yeniden ilerlemeye başlayan Bulgar birlikleri altı gün boyunca günde yaklaşık 15 kilometre yol aldı. 7 Kasım'da Çorlu, ertesi gün Çerkezköy, 9 Kasım'da Malkara, 11 Kasım'da Silivri düştü. 13 Kasım'da Bulgar ordusu Çatalca önlerine ulaştı.

Aynı günlerde başka cephelerden de kötü haberler geliyordu. Edirne kuşatılmış, İşkodra Karadağ ve Sırp kuvvetlerinin kuşatması altına girmişti. Selanik, şehirde bir kolordu bulunmasına rağmen 9 Kasım'da tek kurşun atılmadan Yunan ordusuna teslim edildi. Bu son haber, Selanik'te doğup büyümüş Mustafa Kemal için ayrıca acı bir haberdi.
Tarih notu
Kısa kronoloji:
- 2 Kasım 1912: Doğu ordularına Çatalca'ya çekilme emri.
- 5 Kasım: Rusya, Bulgaristan'a İstanbul'a saldırmaması için açık bir uyarı gönderir.
- 7 Kasım: Nazım Paşa, iki doğu ordusunu birleştirip "Çatalca Ordusu"nu kurar.
- 9 Kasım: Selanik teslim edilir.
- 13 Kasım: Bulgar ordusu Çatalca önlerinde.
- 15 Kasım: Osmanlı temsilcilerinin ateşkes teklifi geri çevrilir.
- 17 Kasım, 05.00: Bulgar bombardımanı ve hücum.
- 18 Kasım: İleri Tabyası el değiştirir; akşam Bulgar ordusu çekilmeye karar verir.
- 20 Kasım: Ateşkes görüşmeleri başlar.
Hattın kendisi

Çatalca hattı 1877'de Ruslara karşı kurulmuştu. Sonraki yıllarda Alman uzmanların tavsiyesiyle beton duvarlar, sabit topların bulunduğu tabyalar ve yer altına döşenmiş telefon ve telgraf hatlarıyla güçlendirildi. Hat üzerinde kale görünümünde yaklaşık on tabya vardı. Hemen arkadaki İstanbul ise hastaneleri, küçük cephane fabrikaları, limanı ve demiryoluyla cepheyi besleyebilecek durumdaydı.

Hattın bir zaafı da vardı: 1912'den önce buradaki topların bir bölümü Edirne'ye gönderilmişti. Savaş başlayınca eksikler aceleyle giderilmeye çalışıldı, Lüleburgaz'dan sonra bu çalışma hızlandı.

Başkomutan vekili Nazım Paşa artık saldırı planlarının işe yaramadığını, ordunun savunmada kalması gerektiğini görmüştü. 7 Kasım'da 1. ve 2. Doğu ordularını dağıtıp tek bir "Çatalca Ordusu" kurdu. Orduyu üç ana kolordu üzerine oturttu, Lüleburgaz ve Kırkkilise'de erimiş redif tümenlerini dağıttı. Bir tehlike daha vardı: Lüleburgaz sırasında orduda kolera başlamıştı ve Balkan Savaşı'nın sonuna kadar durdurulamadı. Hastalık sonradan karşı taraftaki Bulgar askerlerine de geçti.

Balkan Savaşları sonunda, 1913'te Balkan yarımadasını gösteren Fransızca harita
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: scanned by Qualimac. Dosya sayfası

Bulgar tarafı ve dış baskı

Çatalca saldırısına Kırkkilise ve Lüleburgaz'da başarılı olan Bulgar 1. ve 3. orduları katıldı. General Radko Dimitriev komutasındaki 3. Ordu tek başına 1.921 subay, 107.439 asker, 86 makineli tüfek ve 360 topla kayıtlara geçmiştir.

Büyük devletler de olayı yakından izliyordu. Rusya, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya, İstanbul'un bir Bulgar işgaline uğramasının bölgedeki dengeleri bozacağını düşünüyor, şehre donanma göndermeyi tartışıyordu. 5 Kasım 1912'de Rus Çarı ve hükûmeti Bulgaristan'a İstanbul'a saldırılması hâlinde Rus donanmasının ve birliklerinin harekete geçeceğini bildiren açık bir uyarı gönderdi. Bulgar ordusu buna rağmen ilerlemeyi sürdürdü.

17 Kasım: Siste başlayan hücum

Muharebeden iki gün önce, 15 Kasım'da Osmanlı temsilcileri Bulgar karargâhına giderek ateşkes ve barış teklifinde bulundu. Bulgar komutanları teklifi küçümseyerek geri çevirdi, Sofya'ya başvurulmasını söyledi.

17 Kasım sabahı saat 05.00'te Bulgar topçusu yaklaşık 400 topla Osmanlı mevzilerini dövmeye başladı, ardından piyade hücuma kalktı. Sis, Bulgar taburlarının birbirleriyle uyum içinde ilerlemesini zorlaştırdı. Osmanlı tarafı 14 Bulgar taburunun hücumunu hazırda bekleyen 15 tabur ve 2 bağımsız alayla karşıladı.

Bu muharebenin en dikkat çeken yanı Osmanlı topçusunun kullanılış biçimiydi. Top sayısı Bulgarlardan azdı, ama sahra topları ve kale topları düşmanı görecek şekilde yerleştirilmiş, hangi bataryanın hangi birliğe destek vereceği önceden ayrıntılı biçimde belirlenmişti. Üç koldan birden açılan ateş Bulgar piyadesini ağır kayba uğrattı; dağınık hâldeki Bulgar bataryaları Osmanlı topçusunu susturamadı. Saat 09.00'a gelindiğinde Bulgar piyadesi olduğu yere çakılı kalmıştı. Nazım Paşa muharebeyi Sancaktepe'den izliyordu. Kıyıdan ateş açan donanma Bulgarlara büyük zarar vermese de iki tarafın moralini ters yönde etkiledi. Akşam 17.00 sıralarında Osmanlı karşı taarruzları Bulgarları başladıkları noktalara geri itmişti.
Dikkat: yanlış bilinen
Muharebenin tarihi kaynaklarda iki farklı biçimde görülebilir: Bugünkü takvimle 17-18 Kasım 1912, o dönem Bulgaristan'da ve Rusya'da kullanılan eski (Jülyen) takvimle 4-5 Kasım 1912. Bulgar kaynaklarından çevrilen metinlerde bu nedenle 13 günlük bir kayma vardır. Kayıp rakamları da kesin değildir: Vikipedi maddesi Bulgar kaybını "12.000'den fazla ölü, yaralı ve kayıp", Osmanlı kaybını ise "10.000'den az" olarak verir. Bu rakamlar yaklaşık sınırlardır, tek bir kesin sayı olarak aktarılmamalıdır.
18 Kasım: İleri Tabyası'ndaki gece baskını

17'yi 18'e bağlayan gece, Bulgar 29. Piyade Alayı sessizce İleri Tabyası'na sokuldu. Bölgeye III. Kolordu'ya destek için yeni gönderilmiş Alanya Redif Taburu'nun nöbetçileri uyuyordu. Süngü hücumunda tabur komutanı dahil 7 subay ve 157 asker öldürüldü, tabya düştü. Bulgar piyadesi Osmanlı hattının 500 metre kadar içine süzüldü; üstelik iki taraf da bunun farkında değildi.

Sabah karşı taarruz hazırlığı için tabyaları dolaşan III. Kolordu Komutanı Mahmut Muhtar Paşa, İleri Tabyası'na yaklaşınca birden Bulgar ateşiyle karşılaştı ve iki kez yaralandı. Kurmaylarından da yaralananlar oldu. Siste kaybolan paşa bir müfreze tarafından bulunup İstanbul'daki Alman Hastanesi'ne kaldırıldı ve bir daha cepheye dönemedi; kolordunun komutası Abuk Paşa'ya verildi. Yakındaki 25. ve 26. piyade alayları karşı taarruza geçti; kanlı bir çarpışmada 29. Alay'dan 400 asker öldü ve tabya geri alındı.

Öteki kesimlerde de Bulgar hücumları yoğun topçu ve makineli tüfek ateşine takıldı. Saat 14.00 sıralarında saldırıların zayıfladığını gören General Dimitriev, 16.00 civarında Bulgar genelkurmayına saldırıyı durdurup orduyu Çatalca'nın doğusuna çekmekten başka çare kalmadığını bildirdi. Gece yarısı Bulgar ordusu 15-20 kilometre geriye çekilip savunmaya geçti.

Balkan Savaşları döneminde savaşan devletleri gösteren harita
Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Zafer mi, nefes alma fırsatı mı?

Çatalca, Balkan Savaşı boyunca Bulgar ordusunun yenildiği tek büyük muharebe oldu. İstanbul kurtuldu, 20 Kasım'da ateşkes görüşmeleri başladı. Nazım Paşa durumu parlak bir zafer olarak duyurdu; padişah da kendisine bir tebrik telgrafı gönderdi.

Ancak Osmanlı ordusunun kaybedilen toprakları geri alacak gücü yoktu. 19 Kasım'da Terkos Gölü'nün kuzeyinde sınırlı bir ilerleme denendi, birlikler kısa sürede hatta geri döndü. Bulgar ordusu Çatalca'nın hemen doğusunda yeni bir hat kurdu ve İstanbul üzerindeki tehdidi sürdürdü. Görüşmeler sonuç vermeyince çatışmalar 3 Şubat 1913'te yeniden başladı; 5 Şubat'ta İkinci Çatalca Muharebesi açıldı. İstanbul'a yönelik tehlike ancak 30 Mayıs 1913'te Londra Antlaşması ile ortadan kalktı.
Ek bilgi
Muharebe iki tarafın da zaaflarını gösterdi. Bulgar tarafında sis gibi koşullar altında haberleşme ve koordinasyonu sağlayacak bir çözüm yoktu; birlikler zaman zaman birbirinden habersiz hareket etti. Osmanlı tarafında ise bir redif taburunun dikkatsizliği yüzünden İleri Tabyası neredeyse kaybedildi ve bir kolordu komutanı cephe dışında kaldı. Eğitimsiz redif birlikleri ve koordinasyon sorunları, sonraki yıllarda yapılacak ordu reformlarında sık sık örnek gösterilen başlıklardı.
Mustafa Kemal ile bağlantısı

Mustafa Kemal Balkan Savaşı'nı Çatalca'da değil, Gelibolu yarımadasındaki Bolayır Kolordusu'nda geçirdi. Çatalca'da durdurulan Bulgar ordusunun Şubat 1913'te Gelibolu'yu da zorlaması, Bolayır ve Şarköy harekâtlarını doğurdu; bu dönemi forumdaki ayrı başlıkta ayrıntılı bulabilirsiniz. İki cephe birlikte okununca, 1913 kışında İstanbul'un savunmasının hem Çatalca'da hem Bolayır'da yapıldığı daha iyi anlaşılır.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap