İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ertuğrul yatı: Saltanat yatından Cumhurbaşkanlığı yatına, Atatürk'ün 1927 İstanbul dönüşü

SohbeX Editör 1 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 1Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Bir sultan yatının ikinci hayatı

Atatürk'ün denizle ilgili fotoğraflarının bir bölümünde arka planda zarif, beyaz bir gemi görülür. Bu gemi, Ertuğrul yatıdır. Osmanlı Sultanı II. Abdülhamid'in yaptırdığı bu yat, saltanatın kaldırılmasından sonra bir süre unutuldu, ardından Türkiye Cumhuriyeti'nin ilk cumhurbaşkanlığı yatı oldu. Atatürk, Kurtuluş Savaşı'ndan sonra İstanbul'a yaptığı ilk ziyareti, 1927 yazında bu yatla gerçekleştirdi.

Bu yazı, Ertuğrul yatının yapımından hurdaya çıkarılmasına kadar geçen uzun hikâyesini ve Atatürk'ün hayatındaki yerini ele alıyor.
Atatürk 1928'de Ertuğrul yatında
Atatürk 1928'de Ertuğrul yatındaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Turkish Fleet. Dosya sayfası

Newcastle tezgâhlarında

Ertuğrul yatı, 1903'te Sultan II. Abdülhamid tarafından İngiltere'deki Armstrong tersanelerine sipariş edildi. Yat, Newcastle upon Tyne şehrinde inşa edildi. Yapımı yaklaşık bir yıl sürdü ve 1904'te teslim edildi. Adını, Osmanlı Devleti'nin kurucusu Osman Gazi'nin babası Ertuğrul Gazi'den aldı.

Yat, buharla çalışan bir gemiydi. Saltanat yatı olarak sultanın Boğaz ve Marmara'daki gezilerinde, yabancı konukların ağırlanmasında ve törenlerde kullanıldı. II. Abdülhamid'in 1909'da tahttan indirilmesinden sonra, Sultan V. Mehmed Reşad döneminde de saltanat yatı olarak hizmet vermeyi sürdürdü.
Tarih notu
1903: II. Abdülhamid'in yatı İngiltere'ye sipariş etmesi.
1904: Yatın teslim edilmesi ve saltanat yatı olarak hizmete girmesi.
1 Kasım 1922: Saltanatın kaldırılması.
1924: Yatın Cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanılmaya başlanması.
1 Temmuz 1927: Atatürk'ün Kurtuluş Savaşı'ndan sonra İstanbul'a ilk gelişi.
1938: Savarona yatının alınması.
1960-1961: Ertuğrul'un hurdaya çıkarılması.

Saltanatın sonu

Türkiye Büyük Millet Meclisi, 1 Kasım 1922'de saltanatı kaldırdı. Bu kararla birlikte saltanat yatı olarak kullanılan Ertuğrul da sahipsiz kaldı. Yat, iki yıl boyunca kullanılmadı ve âdeta kaderine terk edildi.

1924'ten itibaren ise Ertuğrul, Türkiye Cumhuriyeti'nin Cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanılmaya başlandı. Böylece bir saltanat sembolü, Cumhuriyet'in hizmetine girdi. Bu dönüşüm, Cumhuriyet yönetiminin Osmanlı'dan kalan varlıkları yeni devletin ihtiyaçları için değerlendirme anlayışının bir örneğiydi.
Servet-i Fünun dergisinin 11 Ağustos 1927 tarihli sayısından bir sayfa
Servet-i Fünun dergisinin 11 Ağustos 1927 tarihli sayısından bir sayfaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Serveti Fünun Dergisi. Dosya sayfası

Sekiz yıllık ayrılık

Atatürk, 16 Mayıs 1919'da Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrılmış ve 19 Mayıs'ta Samsun'a çıkmıştı. Bundan sonra uzun yıllar İstanbul'a gelmedi. Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet'in ilanı ve ardından gelen devrimlerle geçen bu yıllarda Ankara'da kaldı. İstanbul'un işgalden kurtulmasından, Cumhuriyet'in ilanından ve başkentin Ankara'ya taşınmasından sonra da İstanbul ziyaretini ertelemişti.

Bu uzun ayrılık, kamuoyunda merak konusu oluyordu. İstanbul halkı, Kurtuluş Savaşı'nın önderini şehrinde görmeyi büyük bir istekle bekliyordu. Sonunda Atatürk, 1927 yazında İstanbul'a gelmeye karar verdi.

1 Temmuz 1927: İstanbul'a dönüş

Atatürk, 1 Temmuz 1927'de Ertuğrul yatıyla İstanbul'a geldi. Yat, Dolmabahçe Sarayı'nın önüne yanaştığında kıyılarda, iskelelerde ve denizdeki teknelerde büyük bir kalabalık onu bekliyordu. İstanbullular, sekiz yıl sonra şehirlerine dönen Gazi'yi coşkuyla karşıladı. Bu karşılama, film kayıtlarına da geçti ve Türk sinema tarihinin önemli belgeleri arasında yer aldı.

Atatürk, İstanbul'a gelişinin ardından Dolmabahçe Sarayı'nda halkın temsilcilerine hitap etti. Konuşmasında, İstanbul'a sekiz yıl sonra gelişinin duygusal anlamına değindi. O yaz İstanbul'da uzun süre kaldı. Aynı yılın Ekim ayında Ankara'da toplanan Cumhuriyet Halk Fırkası kurultayında okuyacağı Nutuk'un hazırlıklarının bir bölümünü de bu dönemde yaptı.
Ek bilgi
Atatürk'ün 1927'deki İstanbul ziyareti, dönemin dergilerinde de geniş yer buldu. Servet-i Fünun gibi yayınlar, Gazi'nin İstanbul'daki günlerine ait fotoğraf ve haberler yayımladı. Ertuğrul yatıyla Dolmabahçe önüne gelişini gösteren film kayıtları ise bugün de izlenebilmektedir.
Ertuğrul'un yerini alan Savarona yatı, İstanbul Boğazı
Ertuğrul'un yerini alan Savarona yatı, İstanbul BoğazıGörsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Alexxx1979. Dosya sayfası

Cumhurbaşkanlığı yıllarında Ertuğrul

Ertuğrul, sonraki yıllarda Atatürk'ün deniz gezilerinde sık sık kullanıldı. 1928'de çekilen fotoğraflar, Atatürk'ü yatın güvertesinde gösterir. Yat, Marmara'da ve Boğaz'da yapılan gezilerde, Yalova'ya yapılan yolculuklarda ve resmî ziyaretlerde kullanıldı. Atatürk'ün dinlenmek için tercih ettiği Yalova'ya ulaşmanın en kolay yolu denizdi ve Ertuğrul bu yolculuklarda önemli bir rol oynadı.

Dolmabahçe: İstanbul'daki konut

1927'deki dönüşten sonra Dolmabahçe Sarayı, Atatürk'ün İstanbul'a her gelişinde kaldığı yer oldu. Bir zamanlar Osmanlı sultanlarının sarayı olan bu yapı, Cumhuriyet döneminde millete ait bir konuk evi ve cumhurbaşkanının İstanbul'daki çalışma yeri olarak kullanıldı. Ertuğrul yatının Dolmabahçe önünde demirli durması, Atatürk'ün İstanbul'da bulunduğunun bir işareti olarak görülürdü.

Atatürk, sonraki yıllarda yazlarını sıklıkla İstanbul'da geçirdi. Dil ve tarih çalışmalarının pek çok toplantısı Dolmabahçe'de yapıldı. 1932'deki Birinci Türk Dil Kurultayı da Dolmabahçe Sarayı'nda toplandı. Atatürk, hayatının son aylarını da bu sarayda geçirdi ve 10 Kasım 1938'de burada hayatını kaybetti. 1927'de Ertuğrul ile başlayan Dolmabahçe dönemi, böylece on bir yıl sürdü.

Bir karşılamanın film kaydı

Atatürk'ün 1 Temmuz 1927'de İstanbul'a gelişi, kamera ile kaydedilen önemli olaylardan biridir. Kayıtlarda Ertuğrul'un Boğaz'dan geçişi, yatın etrafını saran sandal ve motorlar, rıhtımlarda toplanan kalabalık ve Atatürk'ün karaya çıkışı görülür. Bu görüntüler, Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki toplumsal coşkuyu yansıtan ender belgelerdendir.

O yıllarda film çekmek, pahalı ve zahmetli bir işti. Önemli devlet törenleri dışında hareketli görüntü kaydı oldukça azdı. Bu nedenle 1927 karşılamasının görüntüleri, hem Atatürk'ün hayatı hem de İstanbul'un o dönemdeki görünümü için değerli bir kaynak sayılır. Bugün belgesellerde ve sergilerde sık sık kullanılan bu kayıtlar, Ertuğrul yatının adını da yaşatmaktadır.

Savarona ve Ertuğrul'un sonu

1930'ların sonlarına gelindiğinde Ertuğrul otuz yaşını aşmış, eskimiş bir gemiydi. Türkiye, 1938'de Almanya'da Amerikalı bir sahibi için yapılmış olan Savarona yatını satın aldı. Savarona, Atatürk'ün son aylarında cumhurbaşkanlığı yatı olarak kullanıldı. Ertuğrul ise bu tarihten sonra hizmetten ayrıldı.

Hizmetten ayrılan Ertuğrul, yirmi iki yıl boyunca Haliç'te bağlı bekledi. Bu süre içinde makinelerinden biri başka amaçlarla kullanılmak üzere söküldü. Sonunda 1960 ya da 1961'de hurdaya çıkarıldı. Böylece yarım asrı aşan bir hikâye sona erdi.

İki dönemi taşıyan bir gemi

Ertuğrul yatının hikâyesi, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişin küçük ama anlamlı bir yansımasıdır. Bir sultanın saltanat yatı olarak yapılan gemi, saltanatın kaldırılmasından sonra Cumhuriyet'in hizmetine girdi. Yatın adı değiştirilmedi. Cumhuriyet, Osmanlı'dan kalan bu mirası reddetmek yerine yeni devletin ihtiyaçları için kullanmayı tercih etti.

Atatürk'ün 1927'de İstanbul'a Ertuğrul ile gelmesi de sembolik bir anlam taşır. Sekiz yıl önce Bandırma vapuruyla İstanbul'dan ayrılan bir paşa, bu kez yeni bir devletin cumhurbaşkanı olarak, bir zamanlar sultanların kullandığı bir yatla şehre dönüyordu. Ancak bu dönüş bir saray kutlaması değil, halkın coşkuyla katıldığı bir karşılamaydı. Ertuğrul'un hikâyesinin hurdalıkta bitmesi ise tarihî gemilerin korunması konusunda üzerinde düşünülmesi gereken bir derstir. Bugün Savarona korunurken, Ertuğrul'dan geriye yalnızca fotoğraflar ve film kayıtları kalmıştır.
Dikkat: yanlış bilinen
Ertuğrul yatı, 1890'da Japonya dönüşünde batan Ertuğrul Fırkateyni ile karıştırılmamalıdır. Fırkateyn, II. Abdülhamid döneminde Japonya'ya gönderilen bir savaş gemisiydi ve dönüş yolunda fırtınada batmıştı. Ertuğrul yatı ise 1904'te hizmete giren ayrı bir gemidir.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap