Rumeli'nin kapısı
Edirne, Osmanlı Devleti'nin İstanbul'dan önceki başkenti, Selimiye Camii'nin şehri ve Türklerin Balkanlara açılan kapısıdır. Yirminci yüzyılın ilk çeyreğinde bu şehir defalarca el değiştirdi. 1913'te Balkan Savaşı'nda Bulgar ordusuna teslim edildi, birkaç ay sonra geri alındı. 1920 yazında bu kez Yunan ordusu tarafından işgal edildi. İki yılı aşkın işgalin ardından, 25 Kasım 1922'de Edirne yeniden Türk yönetimine geçti. Bu kurtuluşun en dikkat çekici yanı, bir muharebe sonucunda değil, Büyük Taarruz zaferinin ardından imzalanan Mudanya Mütarekesi ile gerçekleşmesiydi.Bu yazıda Edirne'nin 1920'deki işgalini, Mudanya Mütarekesi'ni, Doğu Trakya'nın tesliminin nasıl yürütüldüğünü ve Karaağaç'ın Lozan'daki kaderini ele alıyoruz.

1920: Sevr'in Trakya'sı
Birinci Dünya Savaşı'nın ardından imzalanan Mondros Mütarekesi, Edirne'yi doğrudan işgal altına sokmadı, ancak İtilaf devletleri Trakya'da denetim kurdu. 1920 yazında Yunan ordusu Anadolu'da büyük bir taarruz başlatırken Trakya'da da harekete geçti. 25 Temmuz 1920'de Yunan birlikleri Edirne'ye girdi. Trakya'daki Türk kuvvetlerinin komutanı Cafer Tayyar (Eğilmez) Bey direnmeye çalıştı, ancak sayıca ve teçhizatça üstün Yunan kuvvetleri karşısında esir düştü.Birkaç hafta sonra, 10 Ağustos 1920'de imzalanan Sevr Antlaşması, Doğu Trakya'nın Çatalca hattına kadar olan kısmını Yunanistan'a bırakıyordu. Böylece Edirne, kâğıt üzerinde Türkiye'nin sınırları dışında kalmıştı. Ankara Hükûmeti Sevr'i tanımadı ve Misak-ı Millî'de Batı Trakya'nın geleceğinin halk oylamasıyla belirlenmesi gerektiğini, Doğu Trakya'nın ise Türk yurdunun parçası olduğunu ilan etmişti.
Tarih notu
25 Temmuz 1920: Yunan ordusunun Edirne'ye girişi.
10 Ağustos 1920: Sevr Antlaşması.
11 Ekim 1922: Mudanya Mütarekesi.
19 Ekim 1922: Refet Paşa'nın İstanbul'a gelişi.
25 Kasım 1922: Edirne'nin Türk yönetimine geçmesi.
24 Temmuz 1923: Lozan Antlaşması.
10 Ağustos 1920: Sevr Antlaşması.
11 Ekim 1922: Mudanya Mütarekesi.
19 Ekim 1922: Refet Paşa'nın İstanbul'a gelişi.
25 Kasım 1922: Edirne'nin Türk yönetimine geçmesi.
24 Temmuz 1923: Lozan Antlaşması.
Büyük Taarruz'dan Mudanya'ya
Eylül 1922'de Batı Anadolu'da Yunan ordusunu yenen Türk ordusu, Boğazlara doğru ilerlemeye başladı. Çanakkale'deki İngiliz birlikleriyle karşı karşıya gelinmesi, yeni bir savaş tehlikesi doğurdu. Bu kriz, Mudanya'da toplanan konferansla çözüldü. Türk tarafını Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa temsil etti. 11 Ekim 1922'de imzalanan Mudanya Mütarekesi'yle Doğu Trakya, Meriç nehrine kadar Türkiye'ye bırakıldı.Mütarekeye göre Yunan birlikleri Doğu Trakya'yı on beş gün içinde boşaltacak, bölge önce İtilaf devletlerinin denetimine geçecek, ardından otuz gün içinde Türk yönetimine teslim edilecekti. Bu süreçte bölgede güvenliği sağlamak için Türkiye sınırlı sayıda jandarma bulundurabilecekti. Mudanya, Kurtuluş Savaşı'nın silahlı dönemini sona erdiren belgeydi ve Doğu Trakya'yı tek kurşun atılmadan geri kazandırıyordu.

Refet Paşa ve Trakya'nın teslimi
Ankara Hükûmeti, Doğu Trakya'nın teslim alınması için Refet (Bele) Paşa'yı görevlendirdi. Refet Paşa 19 Ekim 1922'de İstanbul'a geldi ve büyük bir coşkuyla karşılandı. Buradan Trakya'ya geçerek teslim işlemlerini yürüttü. Yunan birlikleri ve yöneticileri bölgeyi aşamalı olarak boşalttı, İtilaf subayları geçiş dönemini denetledi. Türk jandarması ve yöneticileri şehir şehir göreve başladı.Edirne, bu sürecin son halkalarından biriydi. 25 Kasım 1922'de şehrin yönetimi Türk yetkililerine geçti. Selimiye Camii'nin minarelerinin gölgesinde yapılan törenlerle Edirneliler kurtuluşu kutladı. 1913'teki Bulgar işgali ve 1920'deki Yunan işgalinden sonra şehir, on yıl içinde üçüncü kez Türk yönetimine dönüyordu.
Ek bilgi
Edirne her yıl 25 Kasım'ı kurtuluş günü olarak kutlar. Doğu Trakya'nın diğer şehirleri de Kasım 1922 boyunca birbiri ardına Türk yönetimine geçti. Bu nedenle Trakya şehirlerinin kurtuluş günleri birbirine çok yakın tarihlerdir.
İşgal yıllarında Edirne
1920-1922 arasındaki işgal döneminde Edirne, Yunan yönetiminin Doğu Trakya'daki idari merkezlerinden biri haline geldi. Şehrin Türk halkı ağır koşullar altında yaşadı. Pek çok aile mülklerini kaybetti, bazı aileler İstanbul'a ya da Anadolu'ya göç etti. Bu dönemde Trakya'da işgale karşı küçük çaplı direniş grupları da faaliyet gösterdi. Cafer Tayyar Bey'in esaretinden sonra direniş zayıfladı, ancak tamamen sönmedi. Trakya'dan Anadolu'ya geçerek düzenli orduya katılan gençler de oldu.Sakarya zaferinin ardından Trakya'daki Türk halkı, Anadolu'daki gelişmeleri büyük bir umutla izlemeye başladı. Eylül 1922'de İzmir'in kurtuluş haberi Edirne'ye ulaştığında, işgal yönetiminin sonunun yaklaştığı anlaşılmıştı. Ancak Trakya'nın geleceği İtilaf devletlerinin tutumuna bağlıydı ve bu belirsizlik Mudanya'ya kadar sürdü.
Göç ve nüfus hareketleri
Doğu Trakya'nın tahliyesi, bölgedeki Rum nüfusun büyük bir bölümünün Yunan birlikleriyle birlikte göç etmesine yol açtı. Ekim ve Kasım 1922'de Trakya yollarında uzun göç kafileleri oluştu. Bu göç, bölgenin çok katmanlı nüfus yapısını kökten değiştirdi. Ertesi yıl Lozan'da imzalanan nüfus mübadelesi sözleşmesiyle Balkanlardan ve Yunanistan'dan gelen Türk ve Müslüman göçmenler de Trakya'ya yerleştirildi. Edirne ve çevresi, mübadillerin yoğun olarak iskân edildiği bölgelerden biri oldu.
Karaağaç: Lozan'da kazanılan mahalle
Mudanya Mütarekesi, sınırı Meriç nehri olarak belirlemişti. Bu durumda Edirne'nin Meriç'in batısında kalan Karaağaç mahallesi ve şehrin tren istasyonu Yunanistan tarafında kalıyordu. Karaağaç meselesi Lozan Konferansı'nda ele alındı. Türkiye'nin savaş tazminatı talebinden vazgeçmesi karşılığında Karaağaç ve Bosnaköy, Türkiye'ye bırakıldı. Bu düzenleme, 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması'yla kesinleşti. Bugün Karaağaç'taki tarihî istasyon binası ve Lozan Anıtı, bu diplomatik kazanımın hatırasını taşıyor.Doğu Trakya'yı geri kazandıran imza
Edirne'nin kurtuluşu, Kurtuluş Savaşı'nın diğer pek çok kurtuluş gününden farklı bir hikâyedir. Burada ne bir muharebe ne de bir kuşatma vardı. Doğu Trakya, Anadolu'da kazanılan zaferin diplomatik karşılığı olarak geri alındı. Bu durum, Mustafa Kemal Paşa'nın askerî zaferi siyasi kazanıma dönüştürme becerisini açıkça gösterir. Büyük Taarruz'dan sonra ordunun Boğazları geçip Trakya'ya yürümesi, İngiltere ile yeni bir savaşı göze almak anlamına gelirdi. Mudanya'da ise aynı sonuç, bir masa başında ve kan dökülmeden elde edildi.Edirne için bu dönüş, şehrin kimliği açısından da büyük önem taşıyordu. Osmanlı'nın ikinci başkenti, Sevr'le Türkiye'den koparılmak istenmişti. Mudanya ve ardından Lozan, Edirne'yi Türkiye'nin Avrupa'daki kalesi olarak kalıcı biçimde yeniden yurda bağladı. Karaağaç'ın Lozan'da tazminat karşılığında geri alınması da Türk diplomasisinin şehre verdiği değeri gösterir. Bir mahalle için savaş tazminatından vazgeçmek, Edirne'nin sembolik değerinin hesaplanamaz olduğunu ortaya koyuyordu.
Dikkat: yanlış bilinen
Edirne'nin kurtuluşu iki farklı olayla karıştırılabilir: 1913'te İkinci Balkan Savaşı sırasında şehrin Bulgar ordusundan geri alınması ve 1922'de Yunan işgalinin sona ermesi. Bugün kutlanan 25 Kasım tarihi 1922'deki dönüşü anar.