Çukurova'nın limanı
Mersin, 19. yüzyılın ortalarından itibaren Çukurova'nın pamuk ve tahıl ihracatının yapıldığı bir liman kenti olarak hızla büyüdü. Adana ile demiryoluyla bağlanması, şehri Doğu Akdeniz'in önemli ticaret merkezlerinden biri haline getirdi. Bu stratejik konum, Mondros Mütarekesi'nden sonra Mersin'i Çukurova'nın işgal kapısı yaptı. Şehir, üç yıl süren işgalin ardından 3 Ocak 1922'de Fransız birliklerinin tahliyesiyle kurtuldu. Mersin'in kurtuluşu, bir muharebeyle değil, Sakarya zaferinin ardından imzalanan Ankara Antlaşması'nın sonucunda gerçekleşti.Bu yazı, Mersin'in işgal yıllarını, Güney Cephesi'nde Fransa ile yürütülen mücadeleyi, Ankara Antlaşması'nı ve kurtuluş gününü ele alıyor.

1918: işgalin başlangıcı
Mondros Mütarekesi'nin ardından Aralık 1918'de İtilaf kuvvetleri Mersin'e asker çıkardı. Kısa sürede Tarsus, Adana ve Çukurova'nın diğer şehirleri de işgal edildi. Başlangıçta İngiliz birliklerinin de yer aldığı işgal, 1919'da İngiltere ile Fransa arasındaki anlaşmalar doğrultusunda tümüyle Fransız yönetimine bırakıldı. Fransız işgal yönetimi bölgede Ermeni gönüllülerden oluşan birlikleri de kullandı ve bu durum bölgedeki gerilimi artırdı.Mersin, işgal yönetiminin Çukurova'ya asker ve malzeme taşıdığı ana liman oldu. Şehirde Fransız garnizonu konuşlandı, liman ve gümrük işgal yönetiminin denetimine geçti. Türk halkı ağır koşullar altında yaşadı. Mersin'in gençlerinden pek çoğu, Toroslar'daki Kuvâ-yi Milliye birliklerine katılmak için şehirden ayrıldı.
Tarih notu
Aralık 1918: İtilaf kuvvetlerinin Mersin'e çıkışı.
5 Ağustos 1920: Pozantı Kongresi.
13 Eylül 1921: Sakarya zaferi.
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması.
3 Ocak 1922: Mersin'in kurtuluşu.
5 Ağustos 1920: Pozantı Kongresi.
13 Eylül 1921: Sakarya zaferi.
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması.
3 Ocak 1922: Mersin'in kurtuluşu.
Güney Cephesi'nde direniş
1919-1921 yılları arasında Güney Cephesi, Kurtuluş Savaşı'nın en yoğun halk direnişlerine sahne oldu. Maraş, Antep ve Urfa'da halk Fransız işgaline karşı ayaklandı. Çukurova'da ise Toroslar'daki Kuvâ-yi Milliye birlikleri Fransız garnizonlarını kuşattı, ulaşım hatlarını kesti. Mersin'in kuzeyindeki dağlık bölgeler ve Tarsus çevresi, direnişçilerin önemli hareket alanlarından biriydi. Fransız yönetimi bu direnişi bastırmak için ciddi kuvvetler kullanmak zorunda kaldı.1920 yazında Pozantı'da toplanan kongre, Adana vilayetinin yönetimini Toroslar'a taşıdı. Mersin milletvekili İsmail Safa Bey, Pozantı'da vali vekili seçildi. Bu gelişme, Mersin ve çevresindeki direnişin de Ankara'ya bağlı bir yönetim altında örgütlenmesini sağladı.

Ankara Antlaşması
Sakarya Meydan Muharebesi'nin 13 Eylül 1921'de Türk zaferiyle sonuçlanması, Fransa'nın Anadolu politikasını değiştirdi. Fransız hükûmeti, Ankara ile anlaşmanın kendi çıkarlarına daha uygun olduğuna karar verdi. Fransız diplomat Henry Franklin-Bouillon ile Ankara Hükûmeti'nin Dışişleri Vekili Yusuf Kemal (Tengirşenk) Bey arasında yürütülen görüşmeler, 20 Ekim 1921'de Ankara Antlaşması'nın imzalanmasıyla sonuçlandı. Antlaşmayla Fransa, Çukurova ve Güneydoğu Anadolu'nun büyük bölümünden çekilmeyi kabul etti. Türkiye-Suriye sınırı da büyük ölçüde bu antlaşmayla belirlendi.Ankara Antlaşması, bir İtilaf devletinin Ankara Hükûmeti'ni resmen tanıması anlamına geliyordu. Bu, İtilaf cephesinde ciddi bir çatlak demekti ve Türkiye'nin uluslararası konumunu güçlendirdi. Güney Cephesi'ndeki birliklerin Batı Cephesi'ne kaydırılabilmesi de Büyük Taarruz'un hazırlıklarına doğrudan katkı sağladı.
Ek bilgi
Ankara Antlaşması'nın ardından Çukurova'daki şehirler birbiri ardına kurtuldu: Tarsus Aralık 1921'in son günlerinde, Mersin 3 Ocak 1922'de, Adana 5 Ocak 1922'de, Osmaniye ise 7 Ocak 1922'de Fransız birliklerinden teslim alındı.
3 Ocak 1922: tahliye ve teslim
Antlaşmanın imzalanmasından sonra Fransız birlikleri planlı bir takvimle bölgeyi boşaltmaya başladı. Tahliye sırasında bölgedeki Ermeni ve Rum nüfusun önemli bir bölümü de Fransız birlikleriyle birlikte Mersin limanından ayrıldı. 3 Ocak 1922'de son Fransız birlikleri şehirden çekildi ve Mersin, Türk yönetimine teslim edildi. Şehre giren Türk birlikleri ve yöneticiler, halk tarafından coşkuyla karşılandı.Mersin'in kurtuluşu, Kurtuluş Savaşı'nın diğer pek çok kurtuluş gününden farklı olarak bir muharebe sonucunda gerçekleşmedi. Ancak bu sonuç, Sakarya'da kazanılan zaferin ve Güney Cephesi'nde halkın üç yıl süren direnişinin doğrudan bir ürünüydü. Fransa'yı masaya oturtan, bu iki gelişmenin birleşimi olmuştu.

Tahliyenin insani boyutu
Fransız tahliyesi, Çukurova'da yaşayan farklı topluluklar için çok farklı anlamlar taşıyordu. Türk halkı için üç yıllık işgalin sonu demekti. Fransız yönetimiyle işbirliği yapmış ya da geleceğinden kaygı duyan Ermeni ve Rum ailelerin önemli bir kısmı ise tahliye sırasında bölgeyi terk etmeyi seçti. Mersin limanı, bu ayrılışın yaşandığı ana nokta oldu. Ankara Antlaşması, bölgede kalanlar için genel af ve azınlık haklarına saygı hükümleri içeriyordu. Buna rağmen pek çok aile, savaş yıllarının bıraktığı güvensizlik duygusu nedeniyle gitmeyi tercih etti. Bu ayrılış, Çukurova'nın yüzyıllardır süren çok kültürlü yapısında derin bir değişime yol açtı.Kurtuluştan sonra Mersin
Cumhuriyet döneminde Mersin, Çukurova'nın en önemli ihracat limanı olma rolünü sürdürdü ve büyüdü. 1923'teki nüfus mübadelesi ve Fransız tahliyesiyle birlikte şehrin nüfus yapısı değişti. Yeni gelen göçmenler ve çevre bölgelerden gelen nüfus, şehrin yeniden canlanmasında rol oynadı. Atatürk'ün Çukurova'ya yaptığı ziyaretlerde Mersin de uğradığı şehirler arasında yer aldı.Sakarya'dan Akdeniz'e uzanan zafer
Mersin'in kurtuluşu, Kurtuluş Savaşı'nda diplomasinin ve cephedeki başarının birbirini nasıl tamamladığının açık bir örneğidir. Batı Cephesi'nde Sakarya'da kazanılan zafer, binlerce kilometre uzaktaki bir liman kentinin kaderini değiştirdi. Fransa, Anadolu'da kalıcı bir varlık sürdürmenin bedelini hesapladığında, Ankara ile anlaşmayı tercih etti. Bu tercih, Güney Cephesi'nde üç yıldır süren direnişin ağırlığını da yansıtıyordu.3 Ocak 1922, bu yüzden yalnızca Mersin için bir kurtuluş günü değil, Ankara'nın diplomatik olarak tanınmasının sahadaki ilk somut sonuçlarından biridir. Akdeniz kıyısındaki bu liman, Fransız tahliyesinden sonra yeni devletin dünyaya açılan kapılarından biri oldu. Kurtuluşun ardından Mersin'de yapılan törenler, Çukurova'nın üç yıllık işgalden çıkışını kutlayan ilk büyük sevinç gösterilerindendi. Bugün şehirde her yıl 3 Ocak'ta yapılan kutlamalar, bu dönemin hatırasını canlı tutuyor.
Dikkat: yanlış bilinen
Mersin'in kurtuluşu ile Adana'nın kurtuluşu iki gün arayla gerçekleştiği için sık sık karıştırılır. Mersin 3 Ocak 1922'de, Adana ise 5 Ocak 1922'de Fransız birliklerinden teslim alınmıştır.