Bir kentin üç yılı
5 Ocak 1922 sabahı Adana'da Fransız birliklerinin son kolları şehirden ayrıldı. Mondros Mütarekesi'nin ardından başlayan ve üç yılı aşan yabancı işgali, savaşla değil bir antlaşmayla sona eriyordu. Ama bu antlaşmanın arkasında Çukurova'nın dağlarında, köylerinde ve kasabalarında yürütülen uzun bir direniş vardı. Adana'nın kurtuluşu, Güney Cephesi'nin hem askeri hem de diplomatik bir zaferiydi.Bugün 5 Ocak, Adana'da her yıl coşkuyla kutlanıyor. Bu kutlamaların arkasında yatan hikâye, Milli Mücadele'nin en az bilinen ama en ilginç bölümlerinden birini anlatıyor: Batılı bir büyük devletin, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle ayrı bir barış yapması.

İşgal yılları
Mondros Mütarekesi'nden sonra Çukurova, önce İngiliz, ardından Fransız birliklerinin denetimine girdi. 1919 sonbaharında İngilizlerin bölgeden çekilmesiyle Kilikya adı verilen bölge tamamen Fransız yönetimine bırakıldı. Fransız işgali, Adana'dan Maraş'a, Antep'ten Urfa'ya kadar geniş bir alanı kapsıyordu. İşgal yönetimi, bölgede kalıcı bir Fransız nüfuz alanı kurmayı hedefliyordu.Buna karşılık bölgede kısa sürede bir direniş örgütlendi. Maraş'ta Şubat 1920'de, Urfa'da Nisan 1920'de Fransız garnizonları şehirleri bırakmak zorunda kaldı. Antep on bir ay süren bir savunmanın ardından Şubat 1921'de teslim oldu. Toroslar'daki Pozantı ve Karboğazı'nda Fransız birlikleri ağır kayıplar verdi. Çukurova ovasında ise Kuva-yi Milliye birlikleri, Fransız ulaşım hatlarına ve garnizonlarına sürekli baskınlar düzenledi.
Tarih notu
30 Ekim 1918: Mondros Mütarekesi
Aralık 1918: Çukurova'nın işgali başlar
Kasım 1919: Bölge Fransız yönetimine bırakılır
Haziran 1921: Franklin-Bouillon'un ilk Ankara görüşmeleri
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması imzalanır
Aralık 1921 - Ocak 1922: Fransız tahliyesi
3 Ocak 1922: Mersin'in tahliyesi
5 Ocak 1922: Adana'nın kurtuluşu
Aralık 1918: Çukurova'nın işgali başlar
Kasım 1919: Bölge Fransız yönetimine bırakılır
Haziran 1921: Franklin-Bouillon'un ilk Ankara görüşmeleri
20 Ekim 1921: Ankara Antlaşması imzalanır
Aralık 1921 - Ocak 1922: Fransız tahliyesi
3 Ocak 1922: Mersin'in tahliyesi
5 Ocak 1922: Adana'nın kurtuluşu
Paris'te değişen hesaplar
1921 yılına gelindiğinde Fransa'nın Kilikya'daki durumu sürdürülemez hâle gelmişti. Bölgede on binlerce askerini tutmak zorundaydı ve bu askerler sürekli saldırı altındaydı. Aynı dönemde Fransa, Suriye'deki yönetimini sağlamlaştırmakla uğraşıyordu. Birinci Dünya Savaşı'nın yükünden yeni çıkmış Fransız kamuoyu, uzak bir bölgede süren pahalı bir işgali sorgulamaya başlamıştı.Sakarya Meydan Muharebesi, bu hesapları kesinleştirdi. Ağustos-Eylül 1921'de Türk ordusunun Yunan ordusunu durdurması, Ankara hükümetinin kalıcı olduğunu gösterdi. Paris, Ankara'yla doğrudan anlaşmanın kendi çıkarına olduğunu gördü.
Franklin-Bouillon'un görevi
Fransız milletvekili ve eski bakan Henry Franklin-Bouillon, Haziran 1921'de Ankara'ya geldi ve Mustafa Kemal Paşa ile görüştü. İlk görüşmeler sonuç vermedi; ama iki taraf arasında bir güven ortamı oluştu. Sakarya'dan sonra Franklin-Bouillon yeniden Ankara'ya döndü. Ankara hükümeti adına Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey (Tengirşenk) görüşmeleri yürüttü.20 Ekim 1921'de imzalanan Ankara Antlaşması ile Fransa, Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetini fiilen tanıdı. Antlaşma, Fransız birliklerinin Kilikya'dan çekilmesini ve yeni Türk-Suriye sınırını belirledi. İskenderun bölgesi için özel bir yönetim öngörüldü; bölgedeki Türk halkının dil ve kültür hakları güvence altına alındı.

Ek bilgi
Ankara Antlaşması, İtilaf devletlerinden birinin Türkiye Büyük Millet Meclisi hükümetiyle yaptığı ilk kapsamlı barış antlaşmasıdır. Bu adım, İtilaf cephesinde açık bir çatlak anlamına geliyordu. İngiltere, Fransa'nın bu ayrı anlaşmasından büyük rahatsızlık duydu. Antlaşma, Ankara'ya diplomatik itibar kazandırdı ve Güney Cephesi'ndeki birliklerin Batı Cephesi'ne kaydırılmasını mümkün kıldı. Bu birlikler, bir yıl sonraki Büyük Taarruz'da önemli bir rol oynadı.
Tahliye
Antlaşmanın imzalanmasından sonra Fransız birlikleri, aşamalı bir takvimle bölgeden çekilmeye başladı. Aralık 1921 boyunca Çukurova'nın kasabaları birer birer Türk yönetimine geçti. Mersin 3 Ocak 1922'de, Adana 5 Ocak 1922'de boşaltıldı. Osmaniye ve diğer kasabaların tahliyesi de aynı günlerde tamamlandı.Türk birlikleri ve Ankara hükümetinin atadığı yöneticiler, boşaltılan şehirlere girdi. Adana'da halk, Türk birliklerini büyük bir coşkuyla karşıladı. Şehrin sokaklarında, camilerinde ve meydanlarında kutlamalar yapıldı. Üç yıl boyunca işgal altında yaşayan bir kent, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin yönetimine geçmişti.
Gidenler ve kalanlar
Fransız tahliyesi, bölgenin nüfus yapısında da büyük değişikliklere yol açtı. İşgal döneminde Fransız yönetimiyle işbirliği yapan ya da gelecekten endişe eden toplulukların bir kısmı, Fransız birlikleriyle birlikte Suriye'ye ve Lübnan'a göç etti. Ankara hükümeti, kalanlar için güvence verdiğini açıkladı; ama savaş yıllarının bıraktığı derin güvensizlik, pek çok ailenin bölgeyi terk etmesine yol açtı. Bu göçler, Çukurova'nın sosyal ve ekonomik hayatında uzun süre hissedildi.Kurtuluştan sonra Adana, hızla yeniden toparlanmaya başladı. Çukurova'nın verimli toprakları, Cumhuriyet döneminde pamuk üretiminin merkezi oldu. Kentin ekonomisi tarıma dayalı sanayiyle büyüdü ve Adana, Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biri hâline geldi.

Dikkat: yanlış bilinen
1. Tarih: Adana'nın kurtuluş günü olarak 5 Ocak 1922 kabul edilir ve her yıl bu tarihte kutlanır.
2. Antlaşmanın adı: 20 Ekim 1921 tarihli antlaşma "Ankara Antlaşması" ya da Fransız tarafındaki imzacıya atfen "Franklin-Bouillon Antlaşması" olarak anılır.
3. Hatay: Antlaşmada İskenderun bölgesi için öngörülen özel yönetim, 1939'da Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına uzanan sürecin başlangıç noktasıdır.
2. Antlaşmanın adı: 20 Ekim 1921 tarihli antlaşma "Ankara Antlaşması" ya da Fransız tarafındaki imzacıya atfen "Franklin-Bouillon Antlaşması" olarak anılır.
3. Hatay: Antlaşmada İskenderun bölgesi için öngörülen özel yönetim, 1939'da Hatay'ın Türkiye'ye katılmasına uzanan sürecin başlangıç noktasıdır.
Mustafa Kemal ve Adana
Mustafa Kemal Paşa'nın Adana ile bağı, Birinci Dünya Savaşı'nın son günlerine uzanır. Ekim 1918'de Yıldırım Orduları Grubu'nun komutanı olarak Adana'daydı. Mondros Mütarekesi'nin imzalandığı günlerde Adana'daki karargâhından, mütarekenin bazı hükümlerine itiraz eden telgraflar gönderdi. Bu bağlamda Adana, onun Milli Mücadele'ye giden yolundaki duraklardan biriydi. Kasım 1918'de buradan İstanbul'a döndü.Kurtuluştan sonra Mustafa Kemal Paşa, 1923 baharında Güney Anadolu gezisi sırasında Adana'yı ziyaret etti ve büyük bir coşkuyla karşılandı. Cumhuriyet döneminde de defalarca Adana'ya geldi. Bugün Adana'da onun kaldığı konak müze olarak korunuyor.
Diplomasinin kazandırdığı
Adana'nın kurtuluşu, Milli Mücadele'nin silahla olduğu kadar masada da kazanıldığını hatırlatıyor. Ankara Antlaşması, Mustafa Kemal Paşa'nın diplomasiyi bir savaş aracı olarak nasıl kullandığının belki de en açık örneği. Yunanistan'la savaş sürerken Fransa'yla barış yapılması, Ankara'nın tek bir cepheye yoğunlaşmasını sağladı.Bize kalırsa bu kurtuluşun asıl kahramanları, Çukurova'nın dağlarında ve köylerinde iki yıl boyunca direnen insanlardı. Masada imzalanan antlaşma, onların direnişi olmadan mümkün olmazdı. Maraş'ın, Urfa'nın, Antep'in ve Çukurova köylerinin bedel ödeyerek kazandığı haklar, Ankara'da diplomatik dile dönüştü. 5 Ocak 1922, bu iki emeğin birleştiği gündür.