İçeriğe geç
Giriş yap
0

Ayıcı Arif (Mehmet Arif Bey, 1883-1926): Bandırma'daki kurmaydan İzmir'deki darağacına

SohbeX Editör 5 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 5Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1

Çadırında ayı besleyen kurmay

Kurtuluş Savaşı'nın ilk yıllarının en renkli komutanlarından biri, cephedeki çadırında bir ayı yavrusu beslediği için arkadaşlarının "Ayıcı Arif" dediği Mehmet Arif Bey'dir. 1883'te Adana'da doğdu. Karakeçili aşiretinden Yusuf Ziya Bey'in oğluydu. 19 Mayıs 1919'da Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkan heyette Mustafa Kemal'in kurmay ikinci başkanı olarak yer aldı. Millî Mücadele'nin ilk günlerinden başlayarak İnönü muharebelerine kadar cephede bulundu. Ne var ki hikâyesi zafer kutlamalarıyla değil, 1926'da İzmir'de kurulan darağacıyla sona erdi.

Bu yazı, Arif Bey'in askerî kariyerini, Samsun'dan Kütahya-Eskişehir'e uzanan görevlerini, görevden alınmasını, siyasete girişini ve İzmir Suikastı davasında idamına giden süreci ele alıyor.
Ayıcı Arif lakabıyla tanınan Miralay Mehmet Arif Bey
Ayıcı Arif lakabıyla tanınan Miralay Mehmet Arif BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Harbiye'den Almanya'ya

Mehmet Arif, 10 Ocak 1902'de Harp Okulu'nu, 11 Ocak 1905'te Harp Akademisi'ni bitirerek kurmay subay oldu. Mustafa Kemal ile aynı kuşaktandı ve Harbiye yıllarından birbirlerini tanıyorlardı. 1909-1911 arasında Almanya'da mesleki eğitim gördü. Balkan Savaşları'nda ve Birinci Dünya Savaşı'nda çeşitli cephelerde görev yaptı. Savaşın sonunda İstanbul'da bulunan pek çok genç kurmay gibi o da mütarekenin ağır koşullarını yakından yaşadı.

Mustafa Kemal 9. Ordu Müfettişi olarak Anadolu'ya geçmeye hazırlanırken, karargâhını kendisine güvendiği subaylardan kurdu. Arif Bey bu küçük heyette kurmay ikinci başkanı olarak görevlendirildi. Kurmay başkanı Albay Kâzım (Dirik) Bey'di. Bandırma Vapuru'nda Samsun'a giden on dokuz kişi arasında Arif Bey'in de bulunması, onu Millî Mücadele'nin en erken tanıkları arasına yerleştirir.
Tarih notu
10 Ocak 1902: Harp Okulu'ndan mezuniyet.
11 Ocak 1905: Harp Akademisi'nden kurmay olarak mezuniyet.
19 Mayıs 1919: Bandırma Vapuru ile Samsun'a çıkış.
Nisan 1920: 11. Tümen komutanlığı.
10 Ocak 1921: Miralaylığa terfi.
14 Ocak 1922: 3. Kolordu komutanlığı.
13 Temmuz 1926: İzmir'de idam.

Pozantı'dan Düzce'ye

Nisan 1920'de Arif Bey 11. Tümen'in komutanlığına getirildi. Güney'de Fransız kuvvetlerine karşı yürütülen Pozantı kuşatmasında ve 1920 sonbaharındaki Düzce Ayaklanması'nın bastırılmasında görev aldı. Bu dönem, Ankara'nın düzenli orduyu kurmaya çalıştığı, bir yandan iç ayaklanmalarla bir yandan işgal kuvvetleriyle uğraştığı en sıkıntılı aylardı. Arif Bey'in birlikleri hem Güney'de hem Kuzeybatı Anadolu'da hareket halindeydi.

10 Ocak 1921'de miralay (albay) rütbesine terfi eden Arif Bey, Birinci ve İkinci İnönü muharebelerinde Batı Cephesi'nde savaştı. İnönü'deki başarılar, düzenli ordunun ilk büyük sınavlarıydı ve Arif Bey bu sınavın içinde yer alan komutanlardan biriydi.
Servet-i Fünun dergisinin 1 Temmuz 1926 sayısında Arif Bey
Servet-i Fünun dergisinin 1 Temmuz 1926 sayısında Arif BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Servet-i Fünun Dergisi. Dosya sayfası

Kütahya-Eskişehir: kariyerin kırılma noktası

Temmuz 1921'de Yunan ordusunun büyük taarruzu başladığında Arif Bey 3. Grup komutanı olarak Kütahya-Eskişehir muharebelerinde görev yapıyordu. Bu muharebeler Türk ordusu için ağır bir yenilgiyle sonuçlandı ve ordu Sakarya'nın doğusuna çekildi. Arif Bey, cepheden gelen emri sebepsiz yere geciktirmekle ve bu gecikmenin cephenin yarılmasına yol açmasıyla suçlandı. Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa onu görevden alarak Başkomutanlık Genel Sekreterliği'ne getirdi.

Bu görevden alma, Arif Bey ile İsmet Paşa arasında kalıcı bir küskünlük yarattı. Arif Bey kendisinin haksızlığa uğradığını düşünüyordu. 14 Ocak 1922'de 3. Kolordu komutanlığına atandı, ancak 29 Haziran 1922'de hakkında yasal kovuşturma yapılmak üzere Ankara'ya getirilerek açığa alındı. Büyük Taarruz'a katılamadı. Savaştan sonra kırmızı şeritli İstiklal Madalyası ile ödüllendirildi.
Ek bilgi
Arif Bey'in Millî Mücadele anıları "Anadolu İnkılabı ve Mücahedat-ı Milliye Hatırası (1335-1339)" adını taşır. Bu eser 1987'de "Anadolu İnkılabı ve Millî Mücadele Anıları (1919-1923)" adıyla yeniden yayımlandı. Samsun'a çıkış ve ilk aylar hakkında birinci elden bilgiler içerir.

Samsun'dan Ankara'ya ilk aylar

Arif Bey'in en verimli dönemi, Samsun'a çıkıştan sonraki ilk aylardır. 9. Ordu Müfettişliği karargâhı Samsun'dan Havza'ya, oradan Amasya'ya, Erzurum'a ve Sivas'a geçerken kurmay heyeti genelgelerin yazılmasında, telgraf trafiğinin yürütülmesinde ve askerî birliklerle bağlantının kurulmasında yoğun bir tempoyla çalıştı. Arif Bey'in kurmay ikinci başkanı olarak bu yazışmaların düzenlenmesinde ve komutanlarla ilişkilerin sürdürülmesinde payı vardı. Anıları, Mustafa Kemal'in küçük heyetinin bu dönemdeki iş bölümünü ve karşılaştığı belirsizlikleri birinci elden yansıtır.

Kurtuluş Savaşı'nın başında düzenli bir ordu yoktu. Elde dağınık kolordular, terhis edilmek üzere olan birlikler ve yerel milis kuvvetleri vardı. Arif Bey gibi Almanya'da eğitim görmüş, büyük cephelerde savaşmış kurmayların varlığı, bu dağınık yapının düzenli orduya dönüştürülmesinde önemli bir sermayeydi. 1920'de tümen komutanı olarak sahaya geçmesi de bu ihtiyacın sonucuydu.

Eskişehir mebusu

1923 seçimlerinde Arif Bey Eskişehir mebusu olarak İkinci Dönem TBMM'ye girdi. Meclis'te giderek muhalefete yaklaştı. 1924'te kurulan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası çevresiyle ilişkileri, onu iktidarın gözünde şüpheli bir konuma soktu. Eski silah arkadaşı Mustafa Kemal ile arasındaki mesafe de bu yıllarda açıldı.

İzmir Suikastı davası

Haziran 1926'da İzmir'de Mustafa Kemal'e yönelik bir suikast planı ortaya çıkarıldı. Plan, Gazi'nin İzmir'e gelişi sırasında Kemeraltı'ndaki bir noktada uygulanacaktı. Planın failleri yakalandı, ardından İstiklal Mahkemesi soruşturmayı geniş bir çevreye yaydı. Eski İttihatçılar ve Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası yöneticileri tutuklandı. Arif Bey de sanıklar arasındaydı. Mahkeme onun planın içinde yer aldığına hükmederek idamına karar verdi. Mehmet Arif Bey 13 Temmuz 1926'da İzmir'de idam edildi.

Aynı davada Kara Vasıf ve Hüseyin Avni Ulaş gibi Birinci Meclis'in tanınmış muhalifleri de yargılandı, ancak onlar beraat etti. İzmir'deki yargılamanın ardından Ankara'da ikinci bir dava açıldı ve eski İttihatçıların önde gelenleri de yargılandı. Arif Bey'in idamı, Millî Mücadele'nin ilk günlerinde Mustafa Kemal'in yanında bulunan bir silah arkadaşının bu kovuşturmalarda hayatını kaybetmesi bakımından dönemin en çok konuşulan sonuçlarından biri oldu.
Mehmet Arif Bey 1926'da İzmir'deki mahkemeye girerken
Mehmet Arif Bey 1926'da İzmir'deki mahkemeye girerkenGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Samsun yolcusundan darağacına: bir kopuşun hikâyesi

Ayıcı Arif'in hayatı, Millî Mücadele kadrolarının zaferden sonra nasıl farklı yollara ayrıldığının en çarpıcı örneklerinden biridir. 1919'da Bandırma Vapuru'nda Mustafa Kemal'in yanında Samsun'a çıkan subay, yedi yıl sonra ona yönelik bir suikast davasında idam edildi. Bu sert dönüşümün ardında kişisel kırgınlıklar, cephede yaşanan görevden alma, muhalefet saflarına geçiş ve Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki güvensizlik ortamı bir arada bulunur.

Kütahya-Eskişehir'deki görevden alma Arif Bey'in kariyerinde bir yara olarak kaldı. Kendisini haksızlığa uğramış saydığı için Ankara'daki yönetime karşı giderek sertleşti. Bu tutum onu muhalefete, oradan da 1926'daki tutuklamalara taşıdı. İstiklal Mahkemesi'nin kararlarının hukuki dayanakları sonraki yıllarda tarihçiler arasında tartışıldı. Kesin olan şudur: Arif Bey'in Millî Mücadele'deki emeği, Samsun'dan İnönü'ye kadar uzanan bir süreçte gerçek ve görünürdü. Onun hikâyesi, kurucu kadroların içindeki gerilimleri anlamak isteyen herkes için dikkatle okunması gereken bir dosyadır.
Dikkat: yanlış bilinen
"Ayıcı" lakabı bazen Arif Bey'in kaba ya da sert mizacına bağlanır. Lakap, onun cephedeki çadırında bir ayı yavrusu beslemesinden gelir. Aynı dönemde orduda başka Arif adlı subaylar da bulunduğu için bu lakap onu ayırt etmenin pratik bir yoluydu.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap