İçeriğe geç
Giriş yap
0

Herzl ve II. Abdülhamid: "Bir karış toprak" sözü kime, nerede ve nasıl söylendi?

SohbeX Editör 2 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 2Konu sahibiYeni üye0Sv. 80
#1
Theodor Herzl ile Sultan II. Abdülhamid arasındaki ilişki, Osmanlı tarihinin en çok konuşulan konularından biridir. Sosyal medyada ve popüler yayınlarda sıkça dile getirilen anlatıya bakıldığında, Siyonist hareketin kurucusu Herzl, padişahın huzuruna çıkarak Filistin'de toprak satın almak istemiş; padişah da onun yüzüne "Bir karış toprak bile satmam" diyerek onu huzurundan kovmuştur. Belgeler, bu anlatının özünün, yani padişahın Filistin'in Siyonist hareketin denetimine bırakılmasını reddettiğinin gerçek olduğunu gösterir. Ancak anlatının "yüz yüze" ve "kovdu" gibi ayrıntıları belgelerle uyuşmaz. Tanınmış "bir karış toprak" sözü, Herzl'in Haziran 1896 tarihli günlüğünde yer alır ve padişahın bu sözleri, Herzl'e doğrudan değil, aracı olarak görev yapan Polonya asıllı gazeteci Philipp Michael de Nevlinski aracılığıyla iletilmiştir. Herzl ile padişah arasındaki tek resmî görüşme ise beş yıl sonra, 17 Mayıs 1901'de Yıldız Sarayı'nda yapılmıştır ve bu görüşmede de Filistin konusu doğrudan bir satış teklifi olarak ele alınmamıştır.
Theodor Herzl'in bir balkonda çekilmiş tanınmış fotoğrafı
Theodor Herzl'in bir balkonda çekilmiş tanınmış fotoğrafıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Ephraim Moses Lilien. Dosya sayfası

Herzl ve Siyonist hareket

Theodor Herzl, 1860'ta Budapeşte'de doğdu. Viyana'da hukuk eğitimi aldı ve gazeteci olarak çalıştı. 1890'lı yıllarda Avrupa'da yükselen Yahudi karşıtlığı, özellikle Fransa'daki Dreyfus davası, Herzl'i derinden etkiledi. 1896'da yayımladığı "Der Judenstaat" (Yahudi Devleti) adlı kitabında, Yahudiler için bir devlet kurulması fikrini savundu. 1897'de İsviçre'nin Basel şehrinde ilk Siyonist Kongresi'ni topladı ve Dünya Siyonist Örgütü'nün başkanı oldu.

Herzl, Filistin'de bir Yahudi yurdu kurulabilmesi için Osmanlı padişahının izninin gerekli olduğunu düşünüyordu. Bu amaçla 1896'dan itibaren İstanbul'a birkaç kez gelerek padişaha ulaşmaya çalıştı. Herzl'in planına bakıldığında, Yahudi bankerler aracılığıyla Osmanlı'nın dış borçlarının düzenlenmesine yardım edilecek, buna karşılık Filistin'de Yahudi göçüne ve yerleşimine izin verilecekti.
Ek bilgi
Nevlinski kimdi? Philipp Michael de Nevlinski, Polonya asıllı bir gazeteci ve diplomattı. İstanbul'daki diplomatik çevrelerde geniş ilişkileri vardı ve Osmanlı sarayıyla da bağlantıları bulunuyordu. Herzl, 1896'da Nevlinski'yi padişahla temas kurmak için aracı olarak kullandı. Herzl'in günlüklerine bakıldığında, Nevlinski padişahla görüşmüş ve onun sözlerini Herzl'e aktarmıştır. Nevlinski, 1899'da hayatını kaybetti.

1896: Günlükteki söz

Herzl, Haziran 1896'da İstanbul'a geldi. Bu ziyarette padişahla doğrudan görüşemedi. Ancak Nevlinski, padişahla görüşerek Herzl'in tekliflerini iletti. Herzl'in günlüğünde, Nevlinski'nin padişahın cevabını kendisine aktardığı yer alır. Bu aktarıma bakıldığında padişah, Herzl'e bu konuda ileri adım atmamasını tavsiye etmiş; bir karış toprak bile satamayacağını, çünkü bu toprağın kendisine değil milletine ait olduğunu söylemiştir. Padişahın sözlerinin devamında, milletinin bu toprakları kanıyla kazandığı ve kanıyla koruyacağı ifade edilir.

Bu söz, Türkiye'de genellikle padişahın Herzl'e yüz yüze söylediği bir cevap olarak aktarılır. Oysa günlükteki kayıt, bu sözlerin Nevlinski aracılığıyla iletildiğini açıkça gösterir. Sözün kaynağı, Herzl'in kendi günlüğüdür; yani padişahın kararlı tutumu, en açık biçimde, bu tutumla karşılaşan kişinin kendi kaleminden bize ulaşır.
Theodor Herzl'in 1896'da yayımlanan Der Judenstaat adlı kitabının kapağı
Theodor Herzl'in 1896'da yayımlanan Der Judenstaat adlı kitabının kapağıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: see below. Dosya sayfası

İddianın izi: kim, nerede, nasıl söyledi?

Herzl ile padişah arasındaki ilişki, sosyal medyada sık sık gündeme gelir. 20 Ekim 2026'da X'te bir kullanıcının paylaştığı bir gönderide, padişahın Herzl'i huzuruna kabul ettiği ve "bir karış toprak" sözünü onun yüzüne söyleyerek kendisini kovduğu ileri sürüldü. 22 Ekim 2026'da bir başka kullanıcı da benzer bir anlatıyı paylaştı; bu gönderide ayrıca hakaret içeren ifadeler yer alıyordu. Aynı gün bir başka kullanıcının paylaştığı gönderide ise Herzl'in padişaha Filistin karşılığında Cezayir'i almak gibi bir takas önerdiği yazıldı. Bu gönderiler, farklı hesaplar tarafından yeniden paylaşıldı.

Belgeler, bu iddiaların bazı noktalarının düzeltilmesi gerektiğini gösteriyor. Birincisi, "bir karış toprak" sözü, Herzl'e yüz yüze değil, Nevlinski aracılığıyla, 1896'da iletilmiştir. İkincisi, Herzl padişahla yalnızca bir kez, 17 Mayıs 1901'de görüşmüştür ve bu görüşmenin padişahın Herzl'i kovmasıyla sonuçlandığına dair bir kayıt bulunmaz; görüşme, diplomatik nezaket kuralları içinde yapılmıştır. Üçüncüsü, Filistin karşılığında Cezayir takası önerildiğine dair Herzl'in günlüklerinde ya da Osmanlı belgelerinde bir kayıt yer almaz. Ayrıca Cezayir, 1830'dan beri Fransa'nın yönetimi altındaydı ve böyle bir takas Osmanlı'nın da Herzl'in de elinde olan bir şey değildi. Padişahın Filistin konusundaki kararlı tutumu ise gerçektir; onu doğru ayrıntılarla anlatmak, bu tutumun değerini azaltmaz.
Dikkat: yanlış bilinen
1901 görüşmesi: Herzl, 17 Mayıs 1901'de Yıldız Sarayı'nda Sultan II. Abdülhamid ile görüştü. Görüşmede padişah, Herzl'e Mecidi nişanı verdi. Herzl, görüşmede Osmanlı'nın mali sorunlarının çözümüne yardım etmeyi teklif etti. Görüşmede Filistin'e ilişkin bir taahhütte bulunulmadı. Sonraki temaslarda Osmanlı tarafı, Yahudi göçmenlerin ülkenin farklı bölgelerine dağınık biçimde yerleşebileceğini, ancak Filistin'de toplu bir yerleşime izin verilmeyeceğini bildirdi; bu temaslar da bir sonuç vermedi. Herzl, 1904'te Avusturya'da hayatını kaybetti.

Neden bu kadar yayıldı?

Herzl ile padişah arasındaki ilişkinin dramatik bir anlatıya dönüşmesinin birkaç nedeni vardır. Birincisi, padişahın Filistin konusundaki kararlı tutumu gerçektir ve bu tutum, sonraki dönemlerde büyük bir sembolik değer kazanmıştır. İkincisi, "yüz yüze" bir karşılaşma, aracılarla yürütülen bir yazışmadan çok daha etkileyici bir sahne sunar. Üçüncüsü, sözün kaynağının bir günlük olduğu çoğu zaman belirtilmeden aktarılması, bağlamın kaybolmasına yol açmıştır.

Ancak bu tür anlatılarda hakaret içeren ifadelerden ve uydurma ayrıntılardan kaçınmak önemlidir. Tarih, bir milletin ya da bir inancın mensuplarını aşağılamak için değil, olayları doğru anlamak için incelenir. Padişahın tutumu, kendi dönemindeki koşullar içinde değerlendirildiğinde, bir devletin toprak bütünlüğünü koruma kararlılığının açık bir ifadesidir.
Tarih notu
Kronoloji:
1860: Herzl Budapeşte'de doğar.
1894: Fransa'da Dreyfus davası.
1896: Der Judenstaat yayımlanır.
Haziran 1896: Herzl İstanbul'a gelir; padişahın sözleri Nevlinski aracılığıyla iletilir.
1897: Basel'de ilk Siyonist Kongresi.
1898: Alman İmparatoru II. Wilhelm'in İstanbul ve Kudüs ziyareti; Herzl de bu sırada Kudüs'tedir.
17 Mayıs 1901: Herzl ile padişah Yıldız Sarayı'nda görüşür.
1904: Herzl ölür.
Herzl İstanbul'da bir gemiye binerken
Herzl İstanbul'da bir gemiye binerkenGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: אין מידע. Dosya sayfası

Bir günlük sayfasının taşıdığı ağırlık

Herzl ile Abdülhamid arasındaki ilişkinin en dikkat çekici yanı, padişahın kararlı tutumunun bize en açık biçimde Herzl'in kendi günlüğünden ulaşmasıdır. Herzl, padişahın cevabını hayal kırıklığıyla not etmiş; ama bu notu, kendi hareketinin tarihini kaydetmek için yazdığı günlükten çıkarmamıştır. Bu durum, tarihçiler için bir belgenin, yazarının amacından bağımsız olarak nasıl değerli bilgiler sunabileceğini gösterir.

Tarihî bir sözü doğru bağlamında aktarmak, onu küçültmez; aksine, sözün gerçek gücünü ortaya çıkarır. "Bir karış toprak" sözü, yüz yüze söylenmiş bir öfke çıkışı değil, bir aracı aracılığıyla iletilmiş, düşünülmüş ve kararlı bir devlet tavrıdır. Bu tavır, onu duyan kişinin kaleminde bile kayda geçecek kadar açıktı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap