Kars Kuşatması, Kırım Savaşı sırasında Kafkas cephesinde yaşanan en önemli olaylardan biridir. Rus ordusu, General Nikolay Muravyov komutasında Haziran 1855'te Kars kalesini kuşattı. Kaleyi savunan Osmanlı ordusuna MüşirVasıf Paşa komuta ediyordu; savunmanın düzenlenmesinde Britanya tarafından gönderilen General William Fenwick Williams ve yanındaki subaylar da önemli rol oynadı. 29 Eylül 1855'te Rus ordusunun kaleye yaptığı büyük saldırı ağır kayıplarla geri püskürtüldü. Ancak kuşatmanın uzaması, şehirde açlık ve salgın hastalıkların yayılmasına yol açtı. Dışarıdan beklenen yardım zamanında ulaşamayınca savunanlar, 28 Kasım 1855'te onurlu koşullarla teslim olmak zorunda kaldı. Kars'ın kaybı, Paris barış görüşmelerinde Rusya'nın elinde önemli bir koz oldu; ancak antlaşmayla şehir yeniden Osmanlı'ya iade edildi. Thomas Jones Barker'ın Kars'ın teslimini konu alan tablosuGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Thomas Jones Barker. Dosya sayfası
Kafkas cephesinin arka planı
Kırım Savaşı başladığında Kafkas cephesi, Osmanlı Devleti için önemli bir alan olarak görülüyordu. Osmanlı ordusu, 1853 sonbaharında bu cephede taarruza geçti; ancak Başgedikler'de uğranılan yenilgi, ordunun Kars'a çekilmesine yol açtı. 1854 yazında Kürekdere'de yapılan bir muharebede de Osmanlı ordusu yenildi. Bu yenilgiler, ordunun disiplin, ikmal ve komuta sorunlarını açıkça ortaya koydu. Birçok asker hastalık ve kötü koşullar nedeniyle hayatını kaybetti; maaşlar zamanında ödenemiyordu.
Britanya, Kafkas cephesinin çökmesinin bütün savaş üzerinde olumsuz etkileri olacağından endişe ediyordu. Bu nedenle 1854'te General Williams, Anadolu'daki Osmanlı ordusuna Britanya komiseri olarak gönderildi. Williams, Kars'a ulaştığında savunmanın düzenlenmesi, askerlere maaş ve erzak sağlanması ve kalenin tahkim edilmesi için yoğun bir çalışma başlattı. Osmanlı ordusunda ferik rütbesi verilen Williams, savunmanın planlanmasında Vasıf Paşa ile birlikte çalıştı.
Ek bilgi
Kars'ı savunanlar: Kars'ın savunmasında yalnızca Osmanlı askerleri değil, farklı kökenlerden subaylar da yer aldı. Macar ihtilalinden sonra Osmanlı'ya sığınan ve Osmanlı ordusunda görev alan bazı subaylar, örneğin General György Kmety (İsmail Paşa), savunmanın önemli komutanları arasındaydı. Kars halkı da kuşatma süresince savunmaya katıldı. Bu çok kökenli savunma kadrosu, Osmanlı ordusunun o dönemdeki yapısını yansıtıyordu.
Kuşatmanın başlaması
1855 yazında Rus ordusu, Kafkas cephesinde yeniden harekete geçti. General Muravyov, Kars'a doğrudan saldırmak yerine kaleyi çevirip ikmal yollarını keserek açlıkla teslim almayı planladı. Haziran 1855'te kale tamamen kuşatıldı. Kalenin çevresine yeni tabyalar ve siperler kazıldı; özellikle kalenin kuzeyindeki tepelerde güçlü savunma mevzileri hazırlandı.
Kuşatma ilerledikçe erzak azaldı. Askerlerin ve halkın günlük tayınları düşürüldü; at ve diğer hayvanlar kesilerek yenildi. Kolera, tifüs ve diğer hastalıklar, savunanların sayısını her gün biraz daha azalttı. Williams ve Vasıf Paşa, Erzurum'dan ve İstanbul'dan yardım istedi; ancak bu yardımlar zamanında Kars'a ulaşamadı. 1854'teki Kürekdere Muharebesi'ni gösteren tabloGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Baykov Fedor Ilyich (1818-1890). Dosya sayfası
29 Eylül 1855: büyük saldırı
Sivastopol'ün 9 Eylül'de düşmesi üzerine Muravyov, kaleyi bir an önce ele geçirmek için büyük bir saldırı kararı aldı. 29 Eylül 1855 sabahı Rus birlikleri, kalenin kuzeyindeki tabyalara yöneldi. Özellikle Tahmasp tepesindeki tabyalar etrafında saatlerce süren şiddetli çarpışmalar yaşandı. Osmanlı topçusu ve piyadesi, açlık ve yorgunluğa rağmen bütün saldırıları geri püskürttü. Rus ordusu bu saldırıda ağır kayıplar verdi. Saldırının başarısızlığı, Avrupa basınında Kars savunmasının büyük bir başarı olarak yer almasını sağladı. Ancak bu zafer, kuşatmanın sonucunu değiştirmedi. Muravyov, yeniden kuşatma taktiğine döndü.
Dikkat: yanlış bilinen
Ömer Paşa'nın yardım seferi: Kars'ın yardım beklediği aylarda Ömer Paşa, Kırım'dan Osmanlı birliklerini Kafkasya'ya, Karadeniz kıyısındaki Sohum'a çıkararak Gürcistan üzerinden Rus ordusunun arkasına ilerlemeyi planladı. Ekim 1855'te çıkarma yapıldı ve İnguri Nehri'nde bir başarı kazanıldı. Ancak sonbahar yağmurları, bataklık arazi ve ikmal sorunları nedeniyle ilerleme yavaşladı. Bu sefer, Kars'ın teslimini önleyecek kadar hızlı sonuç vermedi.
28 Kasım 1855: teslim
Kasım ayına gelindiğinde Kars'ta açlık dayanılmaz bir hâl almıştı. Her gün çok sayıda asker ve sivil açlık ve hastalıktan hayatını kaybediyordu. Yardımın gelmeyeceği anlaşıldığında Williams ve Vasıf Paşa, teslim görüşmelerine başlamaya karar verdi. Muravyov, savunanların cesaretine saygı göstererek onurlu teslim koşulları kabul etti. Subayların kılıçlarını taşımalarına izin verildi; yerel milis birlikleri evlerine dönebildi; düzenli askerler ise savaş esiri oldu. 28 Kasım 1855'te kale teslim edildi.
Williams ve Vasıf Paşa, esir olarak Rusya'ya götürüldü. Williams, Britanya'ya döndükten sonra büyük bir kahraman olarak karşılandı ve "Kars'lı Williams" olarak anıldı. Vasıf Paşa ve Osmanlı subayları da savaştan sonra geri döndü. Kafkas cephesinde Osmanlı birliklerinin Şekvetil'e saldırısını gösteren tasvirGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Turkish_troops_storming_Fort_Shefketil.jpg: Bilinmiyor derivative work: Underlying lk. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: Kasım 1853: Başgedikler'de Osmanlı ordusu yenilir. Ağustos 1854: Kürekdere Muharebesi. 1854: General Williams Kars'a gelir. Haziran 1855: Rus ordusu Kars'ı kuşatır. 29 Eylül 1855: Büyük Rus saldırısı geri püskürtülür. Ekim 1855: Ömer Paşa'nın birlikleri Sohum'a çıkar. 28 Kasım 1855: Kars teslim olur. 30 Mart 1856: Paris Antlaşması ile Kars Osmanlı'ya iade edilir.
Teslimde saklı bir zafer
Kars savunması, askerî tarihte bir kalenin teslim olmasına rağmen saygıyla anılmasının ender örneklerinden biridir. Kalenin düşmesi, silah gücüyle değil, açlık ve hastalıkla oldu. 29 Eylül saldırısının geri püskürtülmesi, savunanların askerî açıdan yenilmediğini gösteriyordu. Bu nedenle hem Osmanlı hem Britanya hem de Rus tarafında Kars savunması, cesaret ve dayanıklılık örneği olarak hatırlandı.
Kars'ın hikâyesinden çıkan bir ders, ikmal ve iletişimin savaşta en az cesaret kadar önemli olduğudur. Kale içindeki askerler aylarca direndi; ancak dışarıdan zamanında gelecek bir yardım olmadan bu direnişin sınırları vardı. Kars, Paris'teki barış masasına bir Rus kozu olarak taşındı; fakat Sivastopol'ün düşüşüyle dengelenen pazarlık sonunda şehir yeniden Osmanlı'ya döndü. Yirmi iki yıl sonra, 1877–1878 savaşında Kars yeniden kuşatılacak ve bu kez kırk yıl sürecek bir Rus yönetimine girecekti.