Bir raporun açtığı kapı
1933 üniversite reformu genellikle iki tarih üzerinden anlatılır: Darülfünun'u kapatan 31 Mayıs 1933 tarihli kanun ve İstanbul Üniversitesi'nin 1 Ağustos 1933'te faaliyete geçmesi. Bu iki tarihin arkasında ise bir yıl önce teslim edilmiş bir rapor vardır. Raporu yazan, Cenevre Üniversitesi'nde pedagoji profesörü olan İsviçreli eğitimci Albert Malche'ydi.Bu yazıda Malche'nin kim olduğunu, Türk hükümetinin onu neden davet ettiğini, raporunun neler önerdiğini ve 1933 yazında Alman profesörlerin Türkiye'ye gelişindeki rolünü anlatıyoruz.

Cenevreli bir eğitimci
Albert Malche 22 Şubat 1876'da Cenevre'de doğdu. Ailesi 1776'da Cenevre'ye yerleşmişti. Cenevre'deki klasik lisede okudu, ardından Cenevre, Freiburg, Floransa ve Paris'te yükseköğrenim gördü. Napoli, Paris, Santiago (Şili) ve St. Gallen'de öğretmenlik yaptı.1907-1912 arasında Cenevre kantonunun eğitim dairesinde birinci sekreter olarak çalıştı. 1912'den 1930'a kadar Cenevre ilkokullarının rektörlüğünü yürüttü. Bu dönemde öğretmen yetiştirme, okul denetimi ve özel eğitim alanlarındaki reformlarda yer aldı. 1912'den 1951'e kadar Cenevre Üniversitesi'nde pedagoji profesörüydü. Cenevre hükümetinin Uluslararası Eğitim Bürosu'nun kuruluşunda yer almasına öncülük etti.
Ek bilgi
Türkiye'ye davet
1931'de Türk hükümeti Malche'yi yükseköğretimin Batı Avrupa örneklerine göre yeniden düzenlenmesine katkı sağlamak üzere davet etti. İstanbul'a gelen Malche'den Maarif Vekili Reşit Galip, Darülfünun hakkında bir inceleme raporu hazırlamasını istedi.Darülfünun, Osmanlı'nın son döneminde kurulmuş, Cumhuriyet'in ilk yıllarında da İstanbul'daki tek üniversite olarak çalışan bir kurumdu. Ancak kurumun bilimsel üretimi ve Cumhuriyet'in yeni yönelimlerine ayak uydurması uzun süredir tartışılıyordu. Ankara'daki hükümet, köklü bir değişikliğe gitmeden önce dışarıdan bir göz tarafından yapılmış kapsamlı bir değerlendirme istiyordu.
Rapor: 29 Mayıs 1932
Malche İstanbul'da Darülfünun'u fakülte fakülte inceledi. Raporunu 29 Mayıs 1932'de Türk hükümetine teslim etti ve İsviçre'ye döndü. Raporun en önemli önerilerinden biri, yeniden kurulacak üniversitede bütün Avrupa ülkelerinden öğretim üyelerinin görevlendirilmesiydi.Rapor daha sonra "İstanbul Üniversitesi Hakkında Rapor" adıyla Maarif Vekâleti tarafından 1934'te yayımlandı. Metin, 1950'de Ernst Hirsch'in derlediği "Dünya Üniversiteleri ve Türkiye'de Üniversitenin Gelişmesi" adlı kitapta da yer aldı.

Tarih notu
Hükümet raporun teslim edilmesinden bir yıl sonra harekete geçti. 31 Mayıs 1933'te kabul edilen 2252 sayılı kanunla Darülfünun kapatıldı ve yerine İstanbul Üniversitesi kuruldu. Yeni üniversite 1 Ağustos 1933'te faaliyete geçti. Darülfünun'un öğretim kadrosunun önemli bir kısmı yeni üniversiteye alınmadı.
Raporun öne çıkan yönleri
Malche'nin önerileri yalnızca kadro meselesiyle sınırlı değildi. Bir eğitimci olarak üniversiteye, öğretimin ve araştırmanın birlikte yürütüldüğü bir kurum olarak bakıyordu. Bu bakış, ezbere dayalı ders anlatımının yerine laboratuvar, seminer ve kütüphane çalışmasının öne çıkarılması anlamına geliyordu. Yeni kurulacak üniversitede hocaların bilimsel üretimi ve öğrencilerle kurdukları ilişki, değerlendirmenin merkezindeydi.Cenevre'de ilkokullardan üniversiteye kadar bütün eğitim kademelerinde görev yapmış olması, Malche'ye eğitim sistemini bir bütün olarak görme imkânı veriyordu. Bu deneyim, Darülfünun'u yalnızca kendi içinden değil, ülkenin bütün eğitim yapısı içindeki yeriyle birlikte değerlendirmesini sağladı.
Raporla göç arasındaki bağ
Malche'nin raporu, yabancı öğretim üyelerine ihtiyaç duyulacağını öngörüyordu. Bu öngörü 1933 baharında beklenmedik bir şekilde karşılık buldu. Almanya'da Nasyonal Sosyalistlerin iktidara gelmesiyle yüzlerce akademisyen üniversitelerden uzaklaştırıldı.Bunlardan biri Frankfurt'ta patoloji profesörü olan Philipp Schwartz'dı. Schwartz Mart 1933'te ailesiyle birlikte Zürih'e kaçtı. Kayınpederi Sinai Tschulok, Malche'nin yakın dostuydu. Malche, Türkiye'nin ihtiyacı ile Almanya'dan ayrılmak zorunda kalan bilim insanlarının durumu arasındaki örtüşmeyi gördü. İsviçre'den, Schwartz'ın kurduğu yardımlaşma örgütünün çalışmalarına katıldı.
Cenevre'deki imzalar
Malche 1933'te iki kez Ankara'ya geldi ve Alman öğretim üyelerinin Türkiye'ye getirilmesinde aracılık yaptı. 1933 yazında Cenevre'deki Türk temsilciliğinde, Ekim ve Kasım 1933'te aileleri ve asistanlarıyla Türkiye'ye gelecek Alman profesörlerin sözleşmeleri imzalandı. Malche bu imza törenlerinde hazır bulundu.Böylece bir yıl önce yazdığı raporun en önemli önerisi, kendi gözetiminde hayata geçmiş oldu. 1933-1934 öğretim yılında İstanbul Üniversitesi'nde kırk iki Alman profesör derse başladı.

Dikkat: yanlış bilinen
1933 reformu bazen yalnızca Alman profesörlerin gelişiyle özdeşleştirilir. Oysa reformun kararı ve yeni üniversitenin planı, Malche'nin 1932 raporu üzerinden, bu göç dalgasından önce şekillenmişti. Göç, hazır bir planın kadrosunu büyük ölçüde sağladı.
Sonraki yılları
Malche 1951'e kadar Cenevre Üniversitesi'ndeki kürsüsünde ve Eyaletler Meclisi'ndeki görevinde kaldı. Eğitim alanında çok sayıda kitap ve makale yayımladı. İsviçreli eğitimci Pestalozzi'nin hayatını anlatan kitabı da bunlar arasındadır. Strazburg Üniversitesi ona fahri doktora verdi. Malche 29 Aralık 1956'da Cenevre'de öldü.Kısa kronoloji
[liste][*]1876: Cenevre'de doğum.
[*]1912-1951: Cenevre Üniversitesi'nde pedagoji profesörü.
[*]1931: Türk hükümetinin daveti.
[*]29 Mayıs 1932: Darülfünun raporunun teslimi.
[*]31 Mayıs 1933: 2252 sayılı kanunla Darülfünun'un kapatılması.
[*]1933 yazı: Cenevre'de Alman profesörlerin sözleşmelerinin imzası.
[*]1 Ağustos 1933: İstanbul Üniversitesi'nin faaliyete geçmesi.
[*]1934: Raporun Maarif Vekâleti tarafından yayımlanması.
[*]1956: Cenevre'de vefat.
[/liste]
Malche raporu: dışarıdan bakan bir gözün değeri
Albert Malche'nin hikâyesi, 1933 üniversite reformunun bir anda verilmiş bir karar olmadığını gösteriyor. Ankara, köklü bir değişikliğe gitmeden önce uluslararası tanınırlığı olan bir eğitimciden ayrıntılı bir inceleme istedi, raporu bekledi ve kararını ancak bir yıl sonra verdi.Bizce Malche'nin en önemli katkısı, raporunda öğretim üyelerinin bütün Avrupa'dan getirilmesini önermesiydi. Bu öneri, 1933 baharında Almanya'dan uzaklaştırılan bilim insanları için beklenmedik bir kapı açtı. Malche'nin Zürih'teki dostluğu, Schwartz'ın örgütüyle Ankara arasındaki bağı kurdu.
Bir İsviçreli eğitimcinin raporunun, bir Macar doğumlu patoloğun örgütünün ve Ankara'daki bir hükümetin kararlılığının aynı yaz buluşması, İstanbul Üniversitesi'nin kuruluşunu uluslararası bir hikâye hâline getiriyor. Malche'nin adı bugün pek anılmasa da bu hikâyenin ilk sayfası onun raporudur.