Askerlikten öğretmenliğe
Mehmet Kazım Nami Duru, İkinci Meşrutiyet'ten Cumhuriyet'e uzanan yarım asırlık bir eğitim hayatının sahibidir. Harbiye mezunu bir subaydı; ama asıl izini sınıflarda, okul yönetiminde ve kaleme aldığı elliyi aşkın telif ve çeviri eserde bıraktı. Selanik'te Osmanlı Devleti'nin ilk anasınıfını açtı; Millî Mücadele'de Ankara'da Orta Tedrisat Müdürü oldu; 1930'larda eğitim üzerine görüşleri resmî eğitim anlayışına yön verdi ve 1935'te Manisa Milletvekili olarak Meclis'e girdi.Kazım Nami 1875'te İstanbul'da doğdu. Babası askerî eczacı Mustafa Suphi Bey, annesi Fatma Zehra Hanım'dır. Babasının görevi nedeniyle çocukluğu Rumeli'de geçti. Selanik Askerî Rüştiyesi ve Manastır Askerî İdadisi'nden sonra Harbiye'ye girdi. Okul yıllarında hürriyetçi fikirlerle tanıştı ve Namık Kemal'in etkisinde kaldı. 1897'de Harbiye'den mezun oldu.
Bu güzergâh, Mustafa Kemal'in birkaç yıl sonra izleyeceği yolla neredeyse aynıdır: Selanik Askerî Rüştiyesi, Manastır Askerî İdadisi, Harbiye. Rumeli'nin askerî okulları, Meşrutiyet kuşağının hem subaylarını hem de fikir adamlarını yetiştiren bir okul zinciri gibiydi.

Selanik: Ravza-i Sıbyan ve ilk anasınıfı
Orduda görev yaptığı yıllarda bulunduğu yerlerin rüştiyelerinde öğretmenlik de yaptı. Arnavutluk'taki görevi sırasında evlendi; bu evlilikten beş çocuğu oldu. Selanik'te Fransızcasını ve pedagoji bilgisini geliştirdi. Ravza-i Sıbyan adlı okulda ve bir Fransız lisesinde ders verdi. Meşrutiyet'in ilanından sonra Ravza-i Sıbyan, Selanik'in en parlak okullarından biri hâline geldi.1909'da Avusturya-Macaristan'a yapılan bir geziye katıldı ve Peşte'de anaokulu öğretmeni yetiştiren iki yıllık bir okulu inceledi. Dönüşünde Ravza-i Sıbyan içinde bir anaokulu sınıfı açtı. Bu, Osmanlı İmparatorluğu'nun ilk anasınıfıdır.
Ek bilgi
Aynı yıl Selanik Askerî Rüştiyesi'ne Fransızca öğretmeni olarak atandı. Fransız Lisesi ve İttihat ve Terakki Mektebi'ndeki derslerini, Ravza-i Sıbyan'daki yöneticiliğini sürdürdü; Selanik'te yayımlanan "Zaman" gazetesine yazılar verdi. 1910'da yüzbaşı rütbesindeyken ordudan ayrıldı.Kazım Nami, okul öncesi eğitimin kurucusu sayılan Friedrich Fröbel'in yöntemini Türkçeye taşıyanlardandır. 1917'de "Çocuk Bahçesi Rehberi"ni yayımladı; Fröbel usulüyle küçük çocukların eğitimine dair çevirisi 1924'te Maarif Vekâleti yayınları arasında çıktı.
Maarif müfettişi ve İzmit'te ikinci anasınıfı
Ordudan ayrıldıktan sonra Selanik Maarif Müfettişliği (1910-1911) ile Edirne, İstanbul, Çatalca ve İzmit maarif müfettişliklerinde bulundu. Birinci Dünya Savaşı'ndan önce Kocaeli Maarif Müdürlüğü'ne getirildi ve bu görevde, Selanik'tekine benzer bir anaokulu sınıfını İzmit'te açtı. Bu yıllarda yazdığı "Terbiye-i Vataniyede İlk Adım" (1911) ve "İş Ordusu" (1916), vatandaşlık eğitimine dair ilk denemeleri arasındadır.Mütareke: "Türk Dünyası" gazetesi
Savaş yıllarında Mercan Sultanisi'nde tarih, Çapa Kız Öğretmen Okulu'nda edebiyat, Medresetü'l-Vâizîn'de içtimaiyat ve terbiye öğretmenliği yaptı. Mütareke döneminde görevlerine son verilip Vefa Sultanisi'ne nakledilince istifa etti. Bir süre özel derslerle geçindi; ardından bir matbaa kiralayarak "Türk Dünyası" adlı gazeteyi çıkardı ve Anadolu'daki Millî Mücadele'yi destekledi. Gazete kısa süre sonra kapanmak zorunda kaldı.
Ankara'da Orta Tedrisat Müdürü
31 Mayıs 1920'de Millî Mücadele'ye katılmak üzere Ankara'ya geçti ve Maarif Vekâleti'nde Orta Tedrisat Müdürü oldu. Kurtuluş Savaşı yıllarında Muallimler Cemiyeti'nin başkanlığını yürüttü ve "Anadolu Terbiye Mecmuası"nı çıkardı. Yazdığı iki çocuk piyesi bu dergide yayımlandı.Savaşın sonunda Maarif Vekâleti'nden ayrıldı. 3 Aralık 1922'de İzmir Darüleytamı'na müdür olarak atandı; eşi de müdür yardımcısıydı. Mayıs 1923'te çift birlikte İstanbul'daki Validebağı Darüleytamı'na geçti. Ancak birkaç ay sonra Muallimler Cemiyeti kongresindeki bir konuşması görevden alınmasına yol açtı.
Tarih notu
Darüleytam, Osmanlı'nın son döneminde savaş yetimleri için kurulan yatılı yurt ve okullardı. Balkan ve Birinci Dünya savaşlarının ardından on binlerce yetim çocuk bu kurumlarda barındırıldı ve eğitildi.
Balya, Kıbrıs ve İstanbul
Ağustos 1923'te Balıkesir'in Balya kazasına yerleşti ve maden işletmesi çalışanlarının çocukları için açılan okulun müdürlüğünü üstlendi. 1925'te Kıbrıs Türk Lisesi müdürlüğüne başvurdu ve ailesiyle adaya gitti. Okuldaki yoksul öğrencilere kitap istemek için Maarif Vekâleti'ne yazdığı mektuba, vekâletle yazışma yetkisi olmadığı yanıtı gelince görevi bıraktı ve emekli oldu.İstanbul'a dönerek Yüksek Muallim Mektebi ve Nişantaşı Kız Ortaokulu'nda Fransızca, Musevi Lisesi'nde Türkçe dersleri verdi. 1929'dan itibaren Robert Kolej'de Türkçe öğretmenliği yaptı; Cumhuriyet ve Vakit gazetelerinde yazdı. 1925'te yayımladığı "Türkçe Oku, Türkçe Yaz" ve "Türkçemizi Nasıl Öğretmeli?" bu yılların ürünüdür.
Mustafa Kemal Paşa'ya mektup ve Ankara'ya davet
Robert Kolej'deki eğitim çalışmalarını anlatan bir mektubu Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa'ya yazması üzerine Ankara'ya davet edildi ve kendisine yapılan Halkevlerinde çalışma teklifini kabul etti. 1932'de Maarif Vekâleti ona ilkokullar için iki yurt bilgisi kitabı ile ortaokulların son sınıfı için bir Cumhuriyet tarihi yazma görevi verdi. Kitapları tamamladıktan sonra 1933'te Talim ve Terbiye Dairesi'nde çalışmaya başladı.Eğitim üzerine görüşleri 1930'larda Cumhuriyet Halk Partisi'nin programına girerek ülkenin resmî eğitim anlayışının parçası oldu. 1928'de yayımladığı "Pedagoji Önünde Gazi", 1935'te çıkan "En Büyüğümüz İçin" ve 1938 tarihli "Kemalist Rejimde Öğretim ve Eğitim", onun Atatürk dönemi eğitim politikasını yorumlayan kitaplarıdır.

Manisa Milletvekili
1935'te Atatürk'ün isteğiyle Manisa'dan milletvekili seçilerek TBMM'ye girdi ve Beşinci ile Altıncı dönemlerde Meclis'te bulundu. 1943'te İstanbul'a yerleşti, 1950'ye kadar Ticaret Odası'nda raportörlük yaptı; sonra çeşitli okullarda ders vermeyi sürdürdü. "İttihat ve Terakki Hatıralarım" (1957) ve "Cumhuriyet Devri Hatıralarım" (1958), dönemin tanıklığı açısından sık başvurulan kitaplarıdır. 14 Ekim 1967'de öldü ve Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.Bir sınıf öğretmeninin Cumhuriyet'e uzanan izi
Kazım Nami Duru'nun hayatında en çok dikkat çeken şey, kurumsal bir yeniliği farklı şehirlerde yeniden kurma azmidir. Peşte'de gördüğü anaokulu modelini Selanik'te, sonra İzmit'te hayata geçirmiş; yetimler yurdunda, maden kasabasının okulunda ve Kıbrıs'ta aynı kararlılıkla çalışmıştır. Görevden alınması ya da yazışma yetkisi tartışması gibi kırılmalar onu öğretmenlikten koparmamış, yalnızca yer değiştirmiştir.İkinci olarak, Duru'nun yazıları Meşrutiyet ile Cumhuriyet eğitim düşüncesi arasında bir köprü kurar. 1911'deki vatan eğitimi kitabından 1938'deki "Kemalist Rejimde Öğretim ve Eğitim"e uzanan çizgi, vatandaş yetiştirme fikrinin iki rejim boyunca nasıl dönüştüğünü izlemeyi mümkün kılar. Rousseau, Corneille ve Payot çevirileri de Fransız pedagojisinin Türk okuluna nasıl taşındığını gösterir.
Son olarak, Mustafa Kemal Paşa'ya yazdığı tek bir mektupla Ankara'ya çağrılması, Cumhuriyet'in ilk yıllarında eğitim alanındaki fikirlere ne kadar açık olunduğunu da anlatır. Okul öncesi eğitimin bugün Türkiye'de yaygın bir kurum olması, Selanik'teki o ilk sınıfın uzun soluklu bir mirası olarak görülebilir.
Dikkat: yanlış bilinen
Duru'nun kendi hatıratları, dönemin olaylarını bir tanığın gözünden aktarır. Bu tür eserlerde tarihlerin ve isimlerin, resmî kayıtlarla karşılaştırılarak okunması gerekir.