İçeriğe geç
Giriş yap
0

818 sayılı Borçlar Kanunu (22 Nisan 1926): Mecelle'nin yerine gelen sözleşme hukuku

SohbeX Editör 3 başlattı0 Yanıt4 Görüntülenme0 takipçi

SohbeX Editör 3Konu sahibiYeni üye0Sv. 82
#1

Medeni Kanun'un "beşinci kitabı"

1926, Türk hukuk tarihinin en yoğun yılıdır. Bu yıl içinde Medeni Kanun, Borçlar Kanunu, Ceza Kanunu ve Ticaret Kanunu birbiri ardına kabul edildi. Bunların arasında Borçlar Kanunu, gündelik hayatı en çok etkileyen kanunlardan biriydi. Bir ev kiralamak, bir mal satın almak, bir işte çalışmak, bir borç almak ya da birine zarar verdiğinde tazminat ödemek, hepsi Borçlar Kanunu'nun alanına giriyordu.

818 sayılı Borçlar Kanunu, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde 22 Nisan 1926'da kabul edildi. 4 Ekim 1926'da Türk Kanunu Medenisi ile birlikte yürürlüğe girdi. Kanun, İsviçre Borçlar Kanunu örnek alınarak hazırlanmıştı. İsviçre'de olduğu gibi Türkiye'de de Medeni Kanun'un tamamlayıcısı, adeta beşinci kitabı olarak kabul edildi. Bu yazıda Borçlar Kanunu'nun neyin yerine geldiğini, ne getirdiğini ve seksen altı yıllık ömrünü anlatıyoruz.
Adliye Vekili Mahmut Esat Bey
Adliye Vekili Mahmut Esat BeyGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Mecelle'den Borçlar Kanunu'na

Borçlar Kanunu'ndan önce Osmanlı Devleti'nde sözleşme ve borç ilişkileri büyük ölçüde Mecelle'nin hükümleriyle düzenleniyordu. Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye, Ahmet Cevdet Paşa başkanlığındaki bir heyetin 1869-1876 yılları arasında hazırladığı bir kanun külliyatıydı. Hanefi fıkhının borçlar ve eşya hukukuna ilişkin hükümlerini maddeler hâlinde düzenliyordu. Satım, kira, vekâlet, kefalet, ortaklık ve dava usulü gibi konular Mecelle'nin kitaplarında yer alıyordu.

Mecelle, döneminin şartlarında önemli bir eserdi. Ama 20. yüzyılın ticari ve ekonomik hayatının ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyordu. Ayrıca kapitülasyonlar nedeniyle yabancılar Osmanlı mahkemelerinin yargısından büyük ölçüde muaftı. Lozan'da kapitülasyonların kaldırılması, Türkiye'nin yabancılara da güven veren çağdaş bir hukuk sistemine sahip olmasını zorunlu kılıyordu. Lozan görüşmelerinde Türk heyeti, yargı reformunun yapılacağını taahhüt etmişti.
Tarih notu
1869-1876: Mecelle'nin hazırlanması. 24 Temmuz 1923: Lozan. 1924: Mahmut Esat Bey'in Adliye Vekili olması. 5 Kasım 1925: Ankara Hukuk Mektebi'nin açılışı. 17 Şubat 1926: Medeni Kanun. 1 Mart 1926: Ceza Kanunu. 22 Nisan 1926: Borçlar Kanunu. 26 Mayıs 1926: Ticaret Kanunu. 4 Ekim 1926: Medeni ve Borçlar kanunlarının yürürlüğü. 1 Temmuz 2012: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yürürlüğü.

Neden İsviçre?

Adliye Vekili Mahmut Esat Bey, yani sonraki soyadıyla Mahmut Esat Bozkurt, İsviçre'nin Fribourg Üniversitesi'nde hukuk doktorası yapmıştı. İsviçre'nin 1907 tarihli Medeni Kanunu ve 1911 tarihli Borçlar Kanunu, o dönemin en yeni ve en sade kanunları arasındaydı. İki kanun birbiriyle uyumlu bir bütün oluşturuyordu. Ayrıca İsviçre, farklı dillerin ve kültürlerin bir arada yaşadığı bir ülke olarak, kanunlarını herkesin anlayacağı açık bir dille yazmıştı.

Bu özellikler, Türkiye'deki hukuk reformcuları için İsviçre kanunlarını cazip kılıyordu. Kanunlar Türkçeye çevrildi ve Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda bazı noktalarda değiştirildi. Çeviri, döneminin ağır hukuk diliyle yapıldığı için sonraki yıllarda dil bakımından eleştirildi. Ama kanunun içeriği, uzun yıllar boyunca Türk mahkemelerinin ve hukukçularının güvenilir bir rehberi oldu.
Ankara Hukuk Mektebi'nin ilk mezunları, 1928
Ankara Hukuk Mektebi'nin ilk mezunları, 1928Görsel: Wikimedia Commons, CC BY-SA 4.0, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası

Kanun ne getirdi?

Borçlar Kanunu, sözleşme serbestliği ilkesini Türk hukukunun merkezine yerleştirdi. Kanun çerçevesinde, iki kişi diledikleri içerikte bir sözleşme yapabilir, devlet bu sözleşmeye ancak kanunun emredici hükümlerine, ahlaka ya da kamu düzenine aykırı olduğunda müdahale ederdi. Kanun ayrıca haksız fiil sorumluluğunu, yani bir kişinin başkasına verdiği zararı tazmin etme yükümlülüğünü ayrıntılı olarak düzenledi.

Kanunun özel hükümler kısmı, satım, kira, hizmet, eser, vekâlet, kefalet ve ortaklık gibi sözleşme türlerini tek tek ele alıyordu. Bu sözleşmelerin her biri için tarafların hakları ve yükümlülükleri ayrıntılı olarak belirlendi. Hizmet sözleşmesine ilişkin hükümler, Türkiye'de ilk İş Kanunu'nun çıktığı 1936'ya kadar işçi ile işveren arasındaki ilişkiyi de düzenledi.
Ek bilgi
Mahmut Esat Bozkurt 1892'de İzmir'in Kuşadası ilçesinde doğdu. İstanbul'da hukuk okuduktan sonra İsviçre'de doktora yaptı. 1924-1930 arasında Adliye Vekili olarak 1926 kanunlarının hazırlanmasını yönetti. 5 Kasım 1925'te açılan Ankara Hukuk Mektebi'nin kuruluşunda önemli rol oynadı. 1943'te öldü.

Hukukçuları yetiştirmek

Yeni kanunları uygulayacak hâkimlerin ve avukatların yetiştirilmesi, reformun en zor yanlarından biriydi. Bu amaçla 5 Kasım 1925'te Ankara Hukuk Mektebi açıldı. Okulun açılış töreninde Mustafa Kemal Paşa da hazır bulundu. Okulun ilk öğretim kadrosunda Ahmet Ağaoğlu gibi tanınmış isimler yer aldı. İlk mezunlar 1928'de okuldan ayrıldı ve yeni kanunları uygulayan ilk kuşak hukukçular arasına katıldı.

İstanbul'daki Darülfünun'un hukuk fakültesi de yeni kanunlar doğrultusunda öğretim programını yeniledi. 1933 üniversite reformundan sonra Almanya'dan gelen hukuk profesörleri de Türk hukukçularının yetişmesine katkıda bulundu. Böylece yeni kanunlar, kısa sürede bir hukuk kültürü oluşturmaya başladı.
Ahmet Ağaoğlu, Ankara Hukuk Mektebi mezunlarıyla
Ahmet Ağaoğlu, Ankara Hukuk Mektebi mezunlarıylaGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Айдын Балаев. Dosya sayfası

Seksen altı yıllık bir ömür

818 sayılı Borçlar Kanunu, 1926'dan 2012'ye kadar yürürlükte kaldı. Bu süre içinde bazı maddeleri değiştirildi, ama kanunun yapısı korundu. 1956'da yeni Ticaret Kanunu'nun kabulüyle bazı hükümleri bu kanuna aktarıldı. Ancak zaman içinde kanunun dili giderek daha zor anlaşılır hâle geldi. Ayrıca İsviçre'de yapılan değişiklikler, Türk kanununa yansımamıştı.

2000'li yıllarda yeni bir Borçlar Kanunu hazırlandı. 11 Ocak 2011'de kabul edilen 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, 1 Temmuz 2012'de yürürlüğe girdi. Yeni kanun, 1926 kanununun yapısını büyük ölçüde korudu, ama dilini sadeleştirdi ve günün ihtiyaçları doğrultusunda yeni hükümler ekledi. Böylece 1926'da atılan adım, seksen altı yıl sonra yenilenerek devam etti.
Dikkat: yanlış bilinen
1926 kanunlarının İsviçre'den olduğu gibi kopyalandığı söylenir. Bu doğru değil. Kanunlar Türkiye'nin ihtiyaçları doğrultusunda bazı noktalarda değiştirildi. Ayrıca bir kanunun başka bir ülkeden alınması, onun yeni ülkede aynı biçimde uygulanacağı anlamına gelmez. Türk mahkemeleri, seksen altı yıl boyunca bu kanunu kendi içtihatlarıyla yorumlayarak Türk hukukunun bir parçası hâline getirdi.

Gündelik hayatın sessiz anayasası

Borçlar Kanunu, Medeni Kanun kadar çok konuşulmadı. Medeni Kanun, kadınların hukuki statüsünü, evliliği ve mirası değiştirdiği için toplumun her kesiminde tartışıldı. Borçlar Kanunu ise sessizce gündelik hayatın içine yerleşti. Ama etkisi en az Medeni Kanun kadar büyüktü. Her kira kontratı, her alışveriş, her iş sözleşmesi ve her tazminat davası, bu kanunun hükümleriyle yürüyordu.

Bu sessiz etki, hukuk reformunun gerçek gücünü gösteriyor. Bir toplumun hukuku, yalnızca büyük tartışmaların konusu olan kanunlarla değil, gündelik ilişkileri düzenleyen kanunlarla şekillenir. 1926'da kabul edilen Borçlar Kanunu, Türkiye'de piyasa ekonomisinin, ticaretin ve modern iş ilişkilerinin hukuki zeminini oluşturdu. Cumhuriyet'in ilk on yıllarında kurulan fabrikalar, bankalar ve şirketler, bu zeminin üzerinde yükseldi. Bu açıdan Borçlar Kanunu, gündelik hayatın sessiz anayasası olarak görülebilir.

Kısa özet

818 sayılı Borçlar Kanunu, 22 Nisan 1926'da kabul edildi ve 4 Ekim 1926'da Medeni Kanun ile birlikte yürürlüğe girdi. İsviçre'nin 1911 tarihli Borçlar Kanunu örnek alındı. Kanun, Mecelle'nin borçlar hukukuna ilişkin hükümlerinin yerini aldı, sözleşme serbestliğini ve haksız fiil sorumluluğunu düzenledi. 1 Temmuz 2012'de 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile yürürlükten kalktı.

Yanıt yazmak için giriş yapın.

Giriş yap