Cumhuriyet tarihiyle ilgili en yaygın karışıklıklardan biri, Şapka Kanunu'nun kadın kıyafetini de düzenlediği, çarşafı ve peçeyi yasakladığı düşüncesidir. Bu inanç hem devrimleri övenlerin hem de eleştirenlerin cümlelerinde görülür: "Atatürk kadınların çarşafını çıkarttı" ya da "Şapka Kanunu'yla peçe yasaklandı". Kaynaklar farklı bir tablo çizer. Kanun erkeklerin başlığıyla ilgiliydi; kadın kıyafetine dair ülke çapında bir kanun hiç çıkmadı. Buna karşılık bazı belediyeler ve il meclisleri kendi bölgelerinde peçe ve çarşafı yasakladı. Bu konuda bu farkı adım adım ortaya koyuyoruz.
İddia ve kısa cevap
İddia: 1925 Şapka Kanunu kadınlara çarşafı ve peçeyi yasakladı. Kısa cevap: Hayır. Türkçe Vikipedi, Şapka Devrimi'ni "erkeklerin baş örtme uygulamalarının düzenlenerek Batı ülkelerindeki normlara uygun hâle getirilmesi için" yapılan düzenleme olarak tanımlar. Kıyafet Devrimi maddesi de dönemin kadınlarının "çağdaş kıyafet" giymeye teşvik edildiğini, ancak "kadın giyimine dair herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığını" açıkça yazar.
Arka plan: fesin anlamı ve kanundan önceki adımlar
Osmanlı'da farklı dinlerden insanlar farklı başlık ve kıyafetler giyiyordu. Türkçe maddeye göre Mustafa Kemal Paşa dinî kaynaklı giyim farklılıklarını ortadan kaldırmak istiyordu. Halkın bir kısmı fese dinî bir değer yüklüyordu; madde, fesin "Müslümanlığın bir simgesi haline gelmiş" olduğunu ve yerine şapkanın gelmesinin bazı çevrelerce "dinin elden gittiği" şeklinde yorumlandığını yazar.
Kanundan önce bazı meslek kıyafetlerinde değişiklik başlamıştı. 1925'ten itibaren Ankara'daki Cumhuriyet Birlikleri, sonra jandarma ve deniz birlikleri güneşlikli başlıklar giymeye başladı. İstanbul'daki Galata bekçileri yeni başlıkları ilk giyen bekçiler oldu. 2 Ağustos 1925'ten itibaren adliyede hâkimler, mübaşirler ve zabıt kâtipleri yeni kıyafet ve şapka giydi.
Kadınlarla ilgili tek erken örnek bir okuldan gelir: 21 Şubat 1925'te İstanbul'da açılan Kızılay Özel Hemşire Okulu'nda, Hemşire Esma Deniz'in çabasıyla öğrenciler peçe yerine şapka takmaya başladı. Bu bir kanun değil, bir okulun içindeki uygulamaydı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Akış: Kastamonu'dan Meclis'e
1925 yazında Mustafa Kemal İnebolu ve Kastamonu yöresine bir gezi yaptı. 24 Ağustos'ta Kastamonu'da geniş kenarlı beyaz bir şapka giydi. Şapkayı ilk kez orada giymesini, başka illerde üniformayla ya da fesle tanındığını, Kastamonu'da ise onu ilk kez görecekleri için şapkayı tercih ettiğini söyleyerek açıkladı.
27 Ağustos 1925'te İnebolu'daki Türk Ocağı'nda halka hitap etti ve "Bu serpuşun adına şapka derler" dedi. Böylece "medeni serpuş", "şemsisiperli serpuş" gibi dolambaçlı ifadelerin bırakılmasını sağladı. Aynı konuşmada, şapkaya "caiz değil" diyenlere, Yunan serpuşu saydığı fesi giymek caiz de şapka neden değil diye sordu.
1 Eylül'de Ankara'ya döndüğünde onu karşılayanların şapkalı olduğu görüldü. 2 Eylül'de 2431 numaralı Bakanlar Kurulu kararnamesi devlet memurlarına şapka giyme zorunluluğu getirdi; aynı gün başka bir kararnameyle din adamları dışındakilerin cübbe ve sarık giymesi yasaklandı.
16 Ekim 1925'te Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları kanun teklifini Meclis'e sundu; görüşmeler 25 Ekim'de başladı. Bursa milletvekili Nureddin Paşa teklifin anayasaya aykırı olduğunu söyleyip geri çekilmesini istedi ve sert tartışmalar çıktı. Oylamada yalnızca Nureddin Paşa ile Ergani milletvekili İhsan Bey aleyhte oy kullandı.
25 Kasım 1925'te kabul edilen 671 sayılı "Şapka İktisası Hakkında Kanun", Türkçe maddeye göre TBMM üyeleri ve memurlar için başlık olarak şapka giyilmesini zorunlu kıldı ve halkın buna aykırı bir alışkanlığı sürdürmesini yasakladı. İngilizce Wikipedia aynı hükmü, halkın fes ya da sarık gibi geleneksel başlıkları giymeye devam etmesinin yasaklanması olarak aktarır. Yani kanunun konusu başlıktı ve hedefinde erkek başlıkları olan fes ve sarık vardı. Metinde çarşaf ya da peçeden söz edildiğine dair kaynaklarımızda bir bilgi yoktur.
Kanun birçok ilde protestolara yol açtı. Kabul edildiği gün Erzurum'da gösteriler oldu ve ilde bir ay sıkıyönetim ilan edildi; tutuklananlardan 13 kişi idama mahkûm edildi. 24-25 Kasım'da Kayseri'de Şeyh Ahmet Efendi ve dört arkadaşının yönlendirdiği bir yürüyüşte 300 kişi tutuklandı; Şeyh Ahmet Efendi ve dört arkadaşı İstiklal Mahkemesi'nde idama mahkûm oldu. Sivas'ta duvarlara şapka aleyhine afişler asılınca şehrin bütün muhtarları tutuklandı; suçsuz bulunanlar beraat etti, İmamzade Mehmet Necati Efendi ile Abdurrahman Efendi idama mahkûm edildi.
Rize'de Güneysu'daki Merkez Camii imamı Hacı Sabit Civelek'in sözleriyle bir isyan başladı. İngilizce maddeye göre isyancılar Rize merkezine yürüyünce Hamidiye kruvazörü şehre gönderildi, çoğu isyancı teslim oldu, yaklaşık on gün süren olaylar sonunda 143 kişi tutuklandı ve 8 kişi idam edildi.
Kadın kıyafeti: kanun yok, yerel kararlar var
Kıyafet Devrimi maddesi bu noktada açıktır. Şapka Kanunu'ndan sonra toplumun bir kesiminde kadın kıyafeti için de bir kanun çıkması beklentisi oluştu, bazı gazeteler hükümeti bu yönde teşvik eden yazılar yayımladı; ama hükümet böyle bir karar almadı. Buna karşılık 1925-1934 arasında pek çok yerel yönetim kadınların çarşaf ve peçeyi bırakması için yasak ve cezalar getirdi. Madde üç örnek verir:

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Kargopoulo, Basil. Dosya sayfası
1934: Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun
Kıyafetle ilgili ikinci kanun 1934'te geldi. 2596 sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" 3 Aralık 1934'te Meclis'te oybirliğiyle kabul edildi. Kıyafet Devrimi maddesine göre bu kanun din adamlarının dinî kıyafetlerini yalnızca ibadet yerlerinde giymesini düzenledi. Bu kanun da kadın kıyafetini konu almıyordu. 1925'teki kararnameye göre din adamı olmayanların cübbe ve sarık giymesi zaten yasaktı ve aykırı davranış bir yıla kadar hapisle cezalandırılıyordu.
Doğru cümle şöyle kurulabilir: Şapka Kanunu erkek başlığını düzenledi; kadın kıyafeti için ülke çapında bir kanun çıkmadı; peçe ve çarşaf yasakları bazı belediye ve il meclislerinin 1926-1934 arasındaki kararlarıydı. Bu ayrım önemlidir, çünkü kadın kıyafetindeki değişimi tek bir kanuna bağlamak hem kanunun metnini hem de dönemin yerel uygulamalarını görünmez kılar. Görsellerden biri 1925 Kastamonu gezisini, diğeri kanundan önceki fesli erkek kıyafetini gösterir.
İddia ve kısa cevap
İddia: 1925 Şapka Kanunu kadınlara çarşafı ve peçeyi yasakladı. Kısa cevap: Hayır. Türkçe Vikipedi, Şapka Devrimi'ni "erkeklerin baş örtme uygulamalarının düzenlenerek Batı ülkelerindeki normlara uygun hâle getirilmesi için" yapılan düzenleme olarak tanımlar. Kıyafet Devrimi maddesi de dönemin kadınlarının "çağdaş kıyafet" giymeye teşvik edildiğini, ancak "kadın giyimine dair herhangi bir yasal düzenleme yapılmadığını" açıkça yazar.
Arka plan: fesin anlamı ve kanundan önceki adımlar
Osmanlı'da farklı dinlerden insanlar farklı başlık ve kıyafetler giyiyordu. Türkçe maddeye göre Mustafa Kemal Paşa dinî kaynaklı giyim farklılıklarını ortadan kaldırmak istiyordu. Halkın bir kısmı fese dinî bir değer yüklüyordu; madde, fesin "Müslümanlığın bir simgesi haline gelmiş" olduğunu ve yerine şapkanın gelmesinin bazı çevrelerce "dinin elden gittiği" şeklinde yorumlandığını yazar.
Kanundan önce bazı meslek kıyafetlerinde değişiklik başlamıştı. 1925'ten itibaren Ankara'daki Cumhuriyet Birlikleri, sonra jandarma ve deniz birlikleri güneşlikli başlıklar giymeye başladı. İstanbul'daki Galata bekçileri yeni başlıkları ilk giyen bekçiler oldu. 2 Ağustos 1925'ten itibaren adliyede hâkimler, mübaşirler ve zabıt kâtipleri yeni kıyafet ve şapka giydi.
Kadınlarla ilgili tek erken örnek bir okuldan gelir: 21 Şubat 1925'te İstanbul'da açılan Kızılay Özel Hemşire Okulu'nda, Hemşire Esma Deniz'in çabasıyla öğrenciler peçe yerine şapka takmaya başladı. Bu bir kanun değil, bir okulun içindeki uygulamaydı.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Bilinmiyor. Dosya sayfası
Akış: Kastamonu'dan Meclis'e
1925 yazında Mustafa Kemal İnebolu ve Kastamonu yöresine bir gezi yaptı. 24 Ağustos'ta Kastamonu'da geniş kenarlı beyaz bir şapka giydi. Şapkayı ilk kez orada giymesini, başka illerde üniformayla ya da fesle tanındığını, Kastamonu'da ise onu ilk kez görecekleri için şapkayı tercih ettiğini söyleyerek açıkladı.
27 Ağustos 1925'te İnebolu'daki Türk Ocağı'nda halka hitap etti ve "Bu serpuşun adına şapka derler" dedi. Böylece "medeni serpuş", "şemsisiperli serpuş" gibi dolambaçlı ifadelerin bırakılmasını sağladı. Aynı konuşmada, şapkaya "caiz değil" diyenlere, Yunan serpuşu saydığı fesi giymek caiz de şapka neden değil diye sordu.
1 Eylül'de Ankara'ya döndüğünde onu karşılayanların şapkalı olduğu görüldü. 2 Eylül'de 2431 numaralı Bakanlar Kurulu kararnamesi devlet memurlarına şapka giyme zorunluluğu getirdi; aynı gün başka bir kararnameyle din adamları dışındakilerin cübbe ve sarık giymesi yasaklandı.
16 Ekim 1925'te Konya milletvekili Refik Bey ve arkadaşları kanun teklifini Meclis'e sundu; görüşmeler 25 Ekim'de başladı. Bursa milletvekili Nureddin Paşa teklifin anayasaya aykırı olduğunu söyleyip geri çekilmesini istedi ve sert tartışmalar çıktı. Oylamada yalnızca Nureddin Paşa ile Ergani milletvekili İhsan Bey aleyhte oy kullandı.
Tarih notu
Kanunun kapsamıŞapka Kanunu'nun takvimi: 24 Ağustos 1925 Kastamonu'da ilk şapka. 27 Ağustos 1925 İnebolu konuşması. 2 Eylül 1925 memurlar için kararname. 16 Ekim 1925 kanun teklifi. 25 Kasım 1925 kabul (671 sayılı Şapka İktisası Hakkında Kanun). 28 Kasım 1925 Resmî Gazete'de yayım ve yürürlük.
25 Kasım 1925'te kabul edilen 671 sayılı "Şapka İktisası Hakkında Kanun", Türkçe maddeye göre TBMM üyeleri ve memurlar için başlık olarak şapka giyilmesini zorunlu kıldı ve halkın buna aykırı bir alışkanlığı sürdürmesini yasakladı. İngilizce Wikipedia aynı hükmü, halkın fes ya da sarık gibi geleneksel başlıkları giymeye devam etmesinin yasaklanması olarak aktarır. Yani kanunun konusu başlıktı ve hedefinde erkek başlıkları olan fes ve sarık vardı. Metinde çarşaf ya da peçeden söz edildiğine dair kaynaklarımızda bir bilgi yoktur.
Dikkat: yanlış bilinen
Direniş ve cezalarKanunun ne kadar uygulandığı konusunda iki madde farklı tonda konuşur. Türkçe Vikipedi kanunun "genelde tahmin edilenin aksine kolay kabul görmüş" bir değişiklik olduğunu yazar; İngilizce Wikipedia ise kanunun "neredeyse hiç uygulanmadığını" ve halkın çoğunun fese bağlı kaldığını söyler. Aynı iki madde, aşağıda anlatılan direniş olaylarını ve idam cezalarını da kaydeder. Bu farkı uzlaştıracak bir kaynağımız olmadığı için iki görüşü de aktarıyoruz.
Kanun birçok ilde protestolara yol açtı. Kabul edildiği gün Erzurum'da gösteriler oldu ve ilde bir ay sıkıyönetim ilan edildi; tutuklananlardan 13 kişi idama mahkûm edildi. 24-25 Kasım'da Kayseri'de Şeyh Ahmet Efendi ve dört arkadaşının yönlendirdiği bir yürüyüşte 300 kişi tutuklandı; Şeyh Ahmet Efendi ve dört arkadaşı İstiklal Mahkemesi'nde idama mahkûm oldu. Sivas'ta duvarlara şapka aleyhine afişler asılınca şehrin bütün muhtarları tutuklandı; suçsuz bulunanlar beraat etti, İmamzade Mehmet Necati Efendi ile Abdurrahman Efendi idama mahkûm edildi.
Rize'de Güneysu'daki Merkez Camii imamı Hacı Sabit Civelek'in sözleriyle bir isyan başladı. İngilizce maddeye göre isyancılar Rize merkezine yürüyünce Hamidiye kruvazörü şehre gönderildi, çoğu isyancı teslim oldu, yaklaşık on gün süren olaylar sonunda 143 kişi tutuklandı ve 8 kişi idam edildi.
Kadın kıyafeti: kanun yok, yerel kararlar var
Kıyafet Devrimi maddesi bu noktada açıktır. Şapka Kanunu'ndan sonra toplumun bir kesiminde kadın kıyafeti için de bir kanun çıkması beklentisi oluştu, bazı gazeteler hükümeti bu yönde teşvik eden yazılar yayımladı; ama hükümet böyle bir karar almadı. Buna karşılık 1925-1934 arasında pek çok yerel yönetim kadınların çarşaf ve peçeyi bırakması için yasak ve cezalar getirdi. Madde üç örnek verir:
- Tirebolu Belediyesi 7 Ekim 1926'da ilçede peçeyi yasakladı ve peçesini kırk sekiz saat içinde çıkarmayan kadınların cezalandırılacağını ilan etti.
- Trabzon Vilayet Meclisi Aralık 1926'da peçeyi yasakladı, peçe takmaya devam edenlerin karakola götürüleceğini açıkladı.
- 1934 sonunda Bodrum'da kadınların çarşaf ve peçe takmasının yasaklanmasına ve uymayanların belediyece cezalandırılmasına karar verildi.

Görsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Kargopoulo, Basil. Dosya sayfası
1934: Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun
Kıyafetle ilgili ikinci kanun 1934'te geldi. 2596 sayılı "Bazı Kisvelerin Giyilemeyeceğine Dair Kanun" 3 Aralık 1934'te Meclis'te oybirliğiyle kabul edildi. Kıyafet Devrimi maddesine göre bu kanun din adamlarının dinî kıyafetlerini yalnızca ibadet yerlerinde giymesini düzenledi. Bu kanun da kadın kıyafetini konu almıyordu. 1925'teki kararnameye göre din adamı olmayanların cübbe ve sarık giymesi zaten yasaktı ve aykırı davranış bir yıla kadar hapisle cezalandırılıyordu.
Ek bilgi
Sonuç ve bugünkü anlamıŞapka Kanunu ve 2596 sayılı kanun, 1982 Anayasası'nın 174. maddesinin koruduğu "inkılap kanunları" arasındadır; yani anayasaya aykırı oldukları iddia edilerek iptal edilemezler. İngilizce madde, Şapka Kanunu'nun bugün de yürürlükte olduğunu not eder.
Doğru cümle şöyle kurulabilir: Şapka Kanunu erkek başlığını düzenledi; kadın kıyafeti için ülke çapında bir kanun çıkmadı; peçe ve çarşaf yasakları bazı belediye ve il meclislerinin 1926-1934 arasındaki kararlarıydı. Bu ayrım önemlidir, çünkü kadın kıyafetindeki değişimi tek bir kanuna bağlamak hem kanunun metnini hem de dönemin yerel uygulamalarını görünmez kılar. Görsellerden biri 1925 Kastamonu gezisini, diğeri kanundan önceki fesli erkek kıyafetini gösterir.
Kaynaklar
- Vikipedi, Şapka Devrimi maddesi (tr.wikipedia.org)
- İngilizce Wikipedia, Hat Revolution maddesi (en.wikipedia.org)
- Vikipedi, Kıyafet Devrimi maddesi (tr.wikipedia.org)