Takvîm-i Vekâyi, 1 Kasım 1831'de yayımlanmaya başlanan ve Osmanlı Devleti'nin ilk resmî gazetesi olan yayındır. II. Mahmud'un emriyle çıkarılan gazete, devletin kararlarını, atamaları, kanunları ve önemli olayları halka duyurmak amacıyla kuruldu. Gazetenin ilk başyazarı, dönemin vakanüvisi Sahaflar Şeyhizâde Esad Efendi idi. Takvîm-i Vekâyi, kesintilerle birlikte 1922'ye kadar yayımlandı ve dört binin üzerinde sayı çıkardı. Gazete, Türk basın tarihinin başlangıç noktalarından biri olarak kabul edilir; bugünkü Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazetesi'nin de öncüsüdür. Takvîm-i Vekâyi gazetesinin 1831 tarihli ilk sayısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Official newspaper of the Ottoman Empire. Dosya sayfası
Neden bir resmî gazete?
II. Mahmud döneminde devlet, köklü bir dönüşüm içindeydi. Yeniçeri Ocağı kaldırılmış, yeni kurumlar kuruluyor, yeni düzenlemeler yapılıyordu. Bu değişikliklerin halka doğru biçimde duyurulması ve devletin bakış açısının yayılması gerekiyordu. Avrupa'da resmî gazeteler uzun süredir yayımlanıyordu; İstanbul'da da Fransız elçiliği tarafından yayımlanan Fransızca gazeteler bulunuyordu. Mısır'da ise Mehmed Ali Paşa'nın emriyle 1828'de Vekâyi-i Mısriyye adlı bir gazete çıkmaya başlamıştı. Bu örnekler, İstanbul'da da devletin sesini duyuracak bir gazete çıkarılması fikrini güçlendirdi.
İlk sayı
Takvîm-i Vekâyi'nin ilk sayısı, 1 Kasım 1831'de (25 Cemaziyelevvel 1247) yayımlandı. Gazeteyi basmak için kurulan matbaaya "Takvimhâne-i Âmire" adı verildi. İlk sayıda, gazetenin çıkarılma amacını anlatan bir giriş yazısı yer alıyordu. Bu yazıda, devletin işlerinin ve olayların doğru biçimde halka duyurulmasının önemi vurgulanıyordu. Gazete, haftalık olarak yayımlanması planlanan bir yayın olarak başladı; ancak yayın sıklığı zamanla değişti.
Ek bilgi
Farklı dillerde yayın: Takvîm-i Vekâyi'nin Türkçe baskısının yanında, Fransızca bir baskısı da yayımlandı. Le Moniteur Ottoman adlı bu Fransızca gazete, Fransız gazeteci Alexandre Blacque'ın yönetiminde 1831'den itibaren çıktı ve Avrupalı diplomatlar ile İstanbul'daki yabancılar için hazırlandı. Kısa süreler için Rumca, Ermenice, Arapça ve Farsça baskıların da yapıldığı bilinir. Bu çok dilli yayın girişimi, devletin farklı topluluklara ulaşma çabasının bir göstergesiydi.
İçerik
Takvîm-i Vekâyi'de, padişahınfermanları ve hatt-ı hümâyunları, devlet görevlilerinin atamaları, kanun ve nizamnameler, savaş ve diplomasi haberleri, iç ve dış olaylar yer alıyordu. Gazete, devletin resmî görüşlerini yansıtan bir yayındı; bu nedenle eleştiri ya da tartışma içermiyordu. Ancak bu özelliği, onu bugün tarihçiler için değerli bir kaynak hâline getirir. Gazete, devletin hangi konulara önem verdiğini, olayları nasıl anlattığını ve halka nasıl sunduğunu gösteren eşsiz bir belge dizisidir. Takvîm-i Vekâyi'nin ilk yıllarına ait bir sayıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Official newspaper of the Ottoman Empire. Dosya sayfası
Tanzimat ve sonrası
Takvîm-i Vekâyi, Tanzimat döneminde de önemini korudu. 1839'da ilan edilen Tanzimat Fermanı, gazetede yayımlanarak halka duyuruldu. 1860'larda özel gazetelerin çoğalmasıyla birlikte, Takvîm-i Vekâyi giderek yalnızca resmî kararların yayımlandığı bir gazeteye dönüştü. 1876'da ilan edilen Kanun-ı Esasi de bu gazetede yayımlandı. Gazete, II. Meşrutiyet döneminde yeniden önem kazandı; Meclis-i Mebusan'ın tutanakları ve yeni kanunlar burada yayımlandı.
Dikkat: yanlış bilinen
Bir resmî gazete, tek bir bakış: Takvîm-i Vekâyi'yi okurken, onun devletin resmî bakışını yansıttığını unutmamak gerekir. Gazete, olayları devletin istediği biçimde anlatır; yenilgileri hafifletir, başarıları öne çıkarır. Bu nedenle tarihçiler, Takvîm-i Vekâyi'yi diğer kaynaklarla, özellikle arşiv belgeleri ve yabancı gözlemcilerin raporlarıyla birlikte değerlendirir. Gazetenin değeri, olayların "ne olduğundan" çok, devletin bunları "nasıl anlattığını" göstermesindedir.
Son sayılar ve miras
Takvîm-i Vekâyi'nin son sayısı, Osmanlı Devleti'nin sona erdiği günlerde, Kasım 1922'de yayımlandı. Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükümeti ise 1920'den itibaren kendi resmî yayınını çıkarıyordu. 1921'de Ankara'da çıkan "Ceride-i Resmiye", 1927'de "Resmî Gazete" adını aldı. Bugünkü Resmî Gazete, Takvîm-i Vekâyi ile başlayan resmî yayıncılık geleneğinin devamı olarak görülür.
Gazete bugün nerede?
Takvîm-i Vekâyi'nin eksiksiz koleksiyonları, İstanbul'daki büyük kütüphanelerde, Ankara'daki Milli Kütüphane'de ve devlet arşivlerinde bulunur. Gazetenin birçok sayısı dijitalleştirilmiş ve araştırmacıların kullanımına açılmıştır. Bazı sayıları ise Wikimedia Commons gibi açık arşivlerde görüntü olarak erişilebilir durumdadır. Gazetenin Osmanlı Türkçesiyle yazılmış metinleri, günümüz Türkçesine aktarılmış seçkiler hâlinde de yayımlanmıştır. Takvîm-i Vekâyi'nin 1830'lara ait bir sayısıGörsel: Wikimedia Commons, Public domain, yazar: Official newspaper of the Ottoman Empire. Dosya sayfası
Tarih notu
Kronoloji: 1828: Mısır'da Vekâyi-i Mısriyye yayımlanmaya başlar. 1 Kasım 1831: Takvîm-i Vekâyi'nin ilk sayısı. 1831: Le Moniteur Ottoman yayımlanmaya başlar. 1839: Tanzimat Fermanı gazetede yayımlanır. 1840: İlk özel Türkçe gazete Ceride-i Havadis çıkar. 1876: Kanun-ı Esasi gazetede yayımlanır. 1922: Takvîm-i Vekâyi'nin son sayısı. 1927: Ankara'daki resmî yayın Resmî Gazete adını alır.
Devletin ilk yüksek sesi
Takvîm-i Vekâyi'nin hikâyesi, bize bir devletin kendini nasıl anlatmak istediğini gösteriyor. II. Mahmud, gazeteyi kurarken yalnızca bilgi yaymayı değil, devletin yeni yüzünü halka göstermeyi de amaçlıyordu. Padişahın kararları artık yalnızca saray çevresinde değil, basılı bir gazetede herkesin okuyabileceği biçimde yayımlanıyordu. Bu, Osmanlı Devleti'nin halkla ilişkisinde yeni bir dönemin başlangıcıydı.
Bizim için gazetenin en dikkat çekici yanı, doksan yılı aşan yayın hayatı boyunca Osmanlı Devleti'nin son yüzyılının neredeyse her önemli olayına tanıklık etmesidir. Tanzimat'tan Meşrutiyet'e, savaşlardan antlaşmalara kadar pek çok olayın ilk resmî duyurusu bu sayfalarda yer aldı. Takvîm-i Vekâyi'nin sayfalarını çevirmek, Osmanlı Devleti'nin kendi gözünden yazılmış bir günlüğünü okumak gibidir.